• BIST 90.040
  • Altın 146,366
  • Dolar 3,6184
  • Euro 3,9314
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 19 °C

Muz Cumhuriyeti

Yılmaz POLAT / Washington

Türkiye'deki gelişmeleri yakından izleyen bir meslekdaşımla sohbet ediyoruz.

Önce şunu belirteyim. Son aylarda siyasi ve hukuk uygulamalarıyla ilgili Türkiye'ye sık sık çeşitli benzetmeler yapılıyor.

Basın hürriyeti ve ifade özgürlüğü konusundaki 'çok zayıf' olan karnemiz artık herkesin dilinde.

Neredeyse sokaktaki sade Amerikalı vatandaş bile biliyor.

Basın brifinglerinin rutin konuları arasına girmiş durumda.

Türkiye'de hukuk ve siyasetin işleyiş biçimi de uzun bir süredir hem Obama Yönetimi hem de basının gündeminde geniş yer tutuyor.

Ahmet Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından azledilmesi, AKP'nin Erdoğan tarafından yönetilmesi, siyasetin 'tek adam' hüviyetindeki görüntüsü Washington'da Türkiye hakkında yapılan benzetmelere ışık tutuyor.

Türkiye'de 'Adalet ve Hukuk' kavramları ABD'de sadece yönetim ve basının ilgi alanıyla sınırlı değil.

Amerikan 'Supreme Court' -  'Yüksek Mahkeme' ve Eyalet yerel hakim ve savcılarının da ilgi alanında.

Yüksek Mahkeme'nin 8 üyesinden 3'ü uluslararası hukukla ilgilidir.

Dış politikadaki gelişmeleri de izlerler.

Reza Zarrab olayı Türkiye'nin 'Adalet ve Hukuk' şöhretini Washington dışına da taşıdı.

New York Güney Bölgesi’ndeki dava Federal Mahkemelerin, hatta hukuk fakültelerinde ders konusu olabilecek kadar akademisyenlerin dikkatini çekiyor.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit Başkanlığı'nda üst düzey bir heyet geçen hafta Washington ve bazı eyaletlerde temasları oldu.

Eminim Türkiye'yle ilgili soru ve eleştirileri cevaplamak zorunda kalmışlardır.

Türkiye'nin 'Uluslararası hukuk karnesi' gerçekten çok kötü.

Balyoz , Ergenekon, Odatv davaları gibi masum insanların yıllarca hapiste yatmasına neden olan kumpaslara  yenileri ekleniyor.

Bir kaç gündür Ankara'dayım.

MHP'nin valilik emriyle engellenen kurultayını yerinde izledim.

Esenboğa yolundaki Büyük Anadolu Oteli'ne ulaşmak için kaç kilometre yürüdüğümü hatırlamıyorum.

Binlerce polis ablukasında toma ve barikatlarla adeta 'açık hava hapishanesine' çevrilen binlerce kişinin tuvalet ihtiyacını giderecek bir yerin olmadığı ortamda yaklaşık 8 saat demokratik siyasi bir hakkın yerine getirilmesi için mücadele eden insanları gözlemledim.

Barikatın üzerine çıkan 'Muhalif Başkan Adayları’nın  barikatların üzerine çıkıp adeta 'bungee jumping' yaparcasına insanları bütün hukuksuzluklara ragmen 'hukuk' dışına çıkmamaları için uyardıklarına şahit oldum.

Türkiye bir 'Banana Republic- Muz Cumhuriyeti' değil.

Yargıtay’ın vereceği karar sadece Türkiye için değil, ‘Uluslararası Hukuk Camiası’ için de büyük önem taşıyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.