• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 17 °C

Nasıl bir sabah?

Cüneyt AYRAL / Paris

Pazartesi sabahı, nasıl bir sabaha uyanacağız?

Yarın sandığa gidenler de, gitmeyecek olanlar da bu soruyu sormak zorundadır. Çünkü bu soruyu şimdi sormazsanız, sonra geç olabilir.

Türkiye pek çok askeri darbe görmüş, bu darbelerde ciddi yaralar almış, gelişmesini ve büyümesini geciktirmiş, aydınlarını, bilim insanlarını yok etmiş, yurdundan kaçırmış bir ülkedir ve bunun acılarını da yıllardır yaşamış ve yaşamaktadır. Şimdi ise sivil bir darbenin hazırlığı ile karşı karşıyadır.

13 yıılık AKP iktidarı döneminde ülkede ne sanat kalmış ne de sanatçıya saygı kalmıştır. Sanat, küfürle karşı karşıyadır.

Bu iktidar şehircilik anlayışı ile, şehirleri yaşanmaz hale getirmiştir.

Köylülünün, köyünden memnun olmamasının, gelirinin düşmesinin, tarımsal üretimin, saman ithalatını gerektirecek durumlara düşmesinin nedeni de bu iktidardır.

Üniversiteler, bilim üretim merkezleri olmaktan çıkartılmış ve AKP ideolojisinin dayatıldığı beyin yıkama merkezleri haline getirilmiştir, bu hale gelmemeye direnen üniversitelerin durumu ise ortadadır, sürekli polis baskısı, iktidar baskısı ile yıldırılmaya çalışılmaktadır.

Hukuk diye bir kavram kalmamış, önce hakimler ve savcılar birbirlerine düşürülmüş, ardından iktidara bağlı olanların emir komuta zincirinde karar almaya başladıkları bir hukuk düzenine geçişmiştir.

Yasa hükmünde olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararalrı bile uygulanmamaktadır. Ülkenin Avrupa Birliği vizyonu tamamen ortadan kalkmıştır.

Polis, doğrudan iktidarın silahlı gücü olmuş, sürekli işlediği suçlar koğuştutulmamış, çocuk, genç ve yaşlı, öldürülen insanların kanları “şimdilik” yerde kalmıştır.

AKP iktidarının bu ülkeye vermiş olduğu ağır zararların listesini uzatmak ve ayrıntılarını çok daha uzun yazmak mümkündür.

Türkiye 7 Haziran’da bir genel seçim yapmış, seçim sonuçları da halkın arzusunu açıkça ortaya koymuştur. AKP’ye karşı bir blok oluşmuş ve blogun Türkiye’yi yönetecek koalisyonu kurması istenmiştir.

***

Milliyetçi Hareket Partisi’nin kilit rolü oynadığı bu durumda MHP, karşı olduğunu meydan meydan açıkladığı AKP’yi desteklemiş ve TBMM başkanlığının onların eline geçmesi için oy kullanmıştır, bu da yetmemiş ve terörün araştırılması için verilen yasa önergesinin red edilmesi için de oy kullanıp Ankara Katliamı’na açık çek yazmıştır. MHP’den Türkiye’ye bir yarar gelmeyeceği artık aşikârdır...

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, ana muhalefet liderine hükümeti kurma görevini vermeden, 1 Kasım seçimleri kararını alabilmiştir. Yani Türkiye artık bir diktatörün iki dudağı arasından çıkan sözlerle yönetilmektedir.

7 Haziran seçimlerinin hemen ardından terör tırmanmaya başlamış, gazeteler üzerindeki baskılar iyiden iyiye arttırılmış ve ülke bir kaosa doğru hızlı adımlarla itilmeye uğraşılmaktadır.

***

Fransa, yıllar önce Jacques Chirac ile faşist Le Pen’in partinin karşı karşıya kaldığı bir seçimi yaşamış ve tüm aklı başında olan insanlar faşizmi kovalamayı başarmıştır. Demokrasi açısından önemli bir örneği oluşturan bu seçim Fransızların her zaman uyanık olmalarının ve seçimleri ciddiye almalarının bir sonucudur. Şimdi ise sıra Türk seçmenlerindedir.

1 Kasım seçimleri ülkenin karanlıkta mı kalacağının, yoksa aydınlığımı özlediğinin yanıtının arandığı bir seçim olacaktır.

Pazartesi sabahı neye uyanacağımıza karar verebilmek için hafızanızı zorlayın ve geçmiş 13 yılda yaşamış olduklarımızı iyi düşünün...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)