• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 12 °C

Neden Atatürkçü Oldular?

Neden Atatürkçü Oldular?
Ortak değerleri ifade eden simgeler ve mitler, siyasal yaşamın kodlarını oluşturur. Siyasi partiler bu simgeleri kullanarak merkeze otururlar ve mitlere atıf yaparak kendi meşruiyetlerini kazanırlar.

Şafak Yüca

MERKEZDE YER ALMAK
Merkezde olmanın anlamı, iktidarda olmaktır. Hâkim söylemi eline alan, gündemi belirleme yetkisine sahiptir.

Merkezi noktada toplumun bütünlüğünü oluşturan değerler bulunur. Bu değerler toplumun ortaklaştığı noktalardır. Eğer siyasi parti ortak değerleri sahipleniyorsa, bu durumda siyaseten ortada bulunuyordur.

Dolayısıyla eğer çevrede yer alıyorsanız azınlıkta kalmışsınızdır.

Fakat ne merkezi olmak, ne de çevrede yer almak sayısal bir veri içermemektedir. Siyaset, matematiksel formüllerle yapılmaz.

Burada geniş bir kitleye hitap etmek, genel olarak kabul edilen ortak noktaları sahiplenmekten geçer. Merkezde oturan hâkim düşüncenin, ortak ( veya merkezi ) değerleri korumasıyla meşruiyet kazandığını söyleyebiliriz.

SİMGELER VE MİTLER
Ortak değerleri ifade eden simgeler ve mitler, siyasal yaşamın kodlarını oluşturur. Siyasi partiler bu simgeleri kullanarak merkeze otururlar ve mitlere atıf yaparak kendi meşruiyetlerini kazanırlar.

Simgeler, aynı zamanda partinin hangi seçmen kitlesine hitap ettiğini de gösterir. Örneğin önümüzdeki yerel seçimlerde Ankara Belediye Başkanı Adaylarından birisinin “fışkiye”den bahsetmesi, büyük olasılıkla Gezi Direnişi’ne atıfta bulunduğunu düşündürecektir.

Mevcut siyasi kültürün bariz zıtlığını ortaya çıkaran bir simge olarak Cumhuriyet Baloları örnek olarak verilebilir. Bireylerin dinlerini veya toplumsal sınıflarını belli etmeyen, şık ve birbirine benzeyen kostümler, modern dünyanın içerisinde yer almanın bir simgesidir. İşte bu simge, Laik Cumhuriyet’in bir yansımasıdır. Siyasi rejiminden, kıyafetine kadar birbirine benzeyen bu çağdaş dünyanın içine adım atan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet Baloları birer siyasal simgedir.

Mitlerse tarihsel açıdan en zengin ve en başarılı dönemi ifade eder. Her şeyin doğru yapıldığı, inşa edilen rejimin temelinin atıldığı, kurucu düşüncenin doğduğu, toplumun bütünlüğünü oluşturan ve dolayısıyla kutsanan bir saadet dönemidir. Dolayısıyla bu döneme dair atıfta bulunmak bir meşruiyet kaynağıdır.

Örneğin Osmanlı Devleti’nin ilk Anayasası’nı (Kanun-i Esasi) meşrulaştırmak için, Jön Türkler, İslami geleneklerin Anayasal monarşiye karşı olmadığını, hatta bilakis İslam dininin meşruiyete sıcak baktığını ifade ediyorlardı (Cemil Oktay, Siyasi Kültür Okumaları, 2017, s.19).

MENDERES, KENAN EVREN VE ERDOĞAN
Siyasetin genel olarak belirli simgelerler ve mitlerle ilerlediğini düşündüğümüzde, simgelerin ve mitlerin siyasal hayatın belli oranda belirleyicisi olduğunu kabullenmemiz gerekiyor. Simgeler ve mitler, siyasal hayatın yapılagelişlerini belirliyorlar.

Bütün sağ partilerin CHP muhalefetine karşı, “Milli Şef” döneminin otoriter uygulamalarını eleştirmeleri de bir simge haline gelmiştir. İnönü muhalefetine karşı, Menderes Hükümeti, Milli Şef döneminin ekonomik sıkıntılarını, özgürlük kısıtlamalarına karşı baskıcı uygulamalarını, yatırım durgunluğunu gündeme getiriyordu (Yakup K. Karaosmanoğlu, Politikada 45 Yıl, 1968, s. 203).

Bugün de anti-demokratik uygulamaların varlığından söz eden CHP muhalefetine karşı, hükümetin Milli Şef dönemini hatırlatması, bunun bir siyasal simge olarak kullanıldığını ve bu simgeyle belli bir seçmen kitlesine hitap edildiği anlaşılıyor.

Bugünkü uygulamalara göz attığımızda, 12 Eylül’ün yarattığı kültürün hâkimiyeti hissediliyor. Özellikle Kenan Evren’in bir Cumhurbaşkanı olarak, 6 Kasım 1983 seçimleri için, 4 Kasım’da yaptığı televizyon konuşmasında Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni destekleyecek sözler sarf etmesi (MDP’nin seçim programını televizyonda okudu), yeni bir geleneği başlatmış oldu.

10 Ağustos 2014’te seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Gönlümde bir parti var. Bir milletin yanında yürüyenler var, işte ben de milletin tarafındayım” diyerek, 7 Haziran 2015 seçimlerinde mevcut hükümeti desteklemişti.

ATATÜRKÇÜ KİMLİĞİNE BÜRÜNMEK
Demokrat Parti döneminde de “Atatürk’ü Koruma Kanunu” çıkarıldı, ancak 1923 devrimlerinin hepsine saldırılıyordu.

12 Eylül’de de tutuklanan siyasilere dayak zoruyla Atatürk’ün kim olduğunu öğretmeye kalkıştılar. İstiklal marşını okumayı bir ceza uygulaması yaptılar. Üstelik bütün bunları da Atatürk’ü yaşatmak adına yaptıklarını savundular.

Böylece meşruiyetlerini Mustafa Kemal Atatürk üzerinden kazanmaya çalıştılar. Kendi düşüncelerini topluma, Atatürk üzerinden kabullendirmeye kalkıştılar.

Zira Mustafa Kemal Atatürk toplumun geniş bir kesiminin ortaklaşa kabullendiği bir liderdir ve O’nun döneminin güçlü ve başarılı bir dönem olduğu noktasında buluşur herkes.

Bugün de hâkim söylem, Atatürkçülüğe doğru kayıyor. Ama şunu biliyoruz: Başı sıkışan Atatürkçü kimliğe bürünüyor. Kendi görüşünün, Atatürkçülüğe yakın olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.

İYİ PARTİ’NİN PAYI
Mevcut hükümetin Atatürkçü seçmene hitap etme gayretine girmesinde İyi Parti’nin payı mı var?

Zira İyi Parti’nin, MHP’ye küskünlerin, kimi CHP seçmeninin ve Atatürkçü seçmenin oyunu alabilecek güçte bir program hazırladığı görülüyor.

Parti programının amaçları arasında yer alan, Cumhuriyetin kuruluş felsefesini ve ulus-devlet yapısını korumak ve parlamenter sistemi yaşatmak (İYİP. Program. Sayfa:5), maddelerinin geniş anlamda Atatürkçü, milliyetçi, sadece mevcut iklimin değişmesini isteyen ve siyasetin kutuplaşmadan ziyade bütünlükçü bir ruha sahip olmasını isteyen seçmen kitlesini hedef aldığını söyleyebiliriz.

Parlamenter sistemin, Ulus-devletin ve Cumhuriyet’in kuruluş değerlerinin korunması birer mit olarak karşımızda durmaktadır. İyi Parti, bu üç kavramı koruyacağını söyleyerek toplumun ortak değerlerini sahiplenmek istediğini anlatmaktadır. Böylece geniş bir kitleye hitap etmenin ötesinde, meşruiyetini kazanmaya çalışmaktadır.

Dolayısıyla mevcut hükümetin Atatürkçü seçmene yönelmesinde İyi Parti’nin de payı olduğu düşünülebilir.


 




Tele1 TV, Türkiye'nin içine itilmek istendiği karanlıkta, halka sadece gerçekleri söylemek için yaklaşık bir yıldır mücadele veriyor. Bu ekranın arkasında sermaye grupları yok, sadece direngen bir halk var...

Değerli okurlar, siz de izleyici sponsoru olmak için detaylı bilgilere aşağıdaki Tele1 logosuna tıklayarak ulaşabilirsiniz:tele1_567.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)