• BIST 105.964
  • Altın 163,597
  • Dolar 3,9427
  • Euro 4,6503
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 11 °C
  • Antalya 14 °C

Nihat Genç'ten Eren Erdem'e sert sözler: Utanmadın mı sen kimsin?

Nihat Genç'ten Eren Erdem'e sert sözler: Utanmadın mı sen kimsin?
'Bu adamı, arkadaşlarına ‘çok güvenilir adam’ ‘çok samimi adam’ diye takdim edip bugün arkadaşlarının canlarını yakmaya başlarını belaya sokmaya hiç utanmadın mı?'

Karşı Gazetesi çalışanı gazetecilerin tutuklanmasının ardından gazetenin kurucu genel yayın yönetmeni, aynı zamadan Cumhuriyet Halk Parti'li milletvekili Eren Erdem'le gazete patronu Turab Ababey arasında yaşanan polemiğe Nihat Genç de dahil oldu. Nihat Genç Oda Tv'deki köşesinde 'Ey Eren Erdem sen kimsin?' diyerek iki ay içerisinde iflas eden Karşı Gazetesi'nde çalışanların mağdur edilmesinden Eren Erdem'i de sorumlu tuttu. 

Nihat Genç'in Eren Erdem'e dönük sert eleştiriler kaleme aldığı yazı şu şekilde; 

Karşı Gazetesi patronu Turan Ababey’le CHP’li vekil Eren Erdem arasında iftiralar suçlamalarla dolu bir savaş gırla gidiyor, Turan Ababey’in iddiaları sonunda mahkeme edilmeye başlandı, Turan Ababey, Karşı Gazetesi’nde bir çok haber ‘cemaatten’ çikolata kutuları arasında geliyordu, cemaatçi işadamları TUSKON’la gazetenin genel yayın yönetmeni Eren Erdem görüşüyordu, gibi ifadeleri dün ekranlardaydı, bugün mahkeme tutanaklarında. Ve bir çok Karşı gazetesi çalışanı gözaltına alındı sorgulandı… Mahkeme, ayrıca, bu gazete hangi para kaynağıyla çıkartıldı, sorusunun peşinde.

Malum Karşı Gazete bir iki ay gibi kısa sürede iflas etmiş çalışanlar hem gazete patronuna hem de Eren Erdem’e karşı isyan bayrağı açıp haklarını aramıştı.

Şimdi tane tane soralım CHP’li vekil Eren Erdem’e…

Karşı Gazetesi patronu Turan Ababey’i nerden buldun getirdin?

Bu adamı, arkadaşlarına ‘çok güvenilir adam’ ‘çok samimi adam’ diye takdim edip bugün arkadaşlarının canlarını yakmaya başlarını belaya sokmaya hiç utanmadın mı?

Bu arkadaşlarından hiç özür diledin mi?

Bu adamla Karşı Gazetesi öncesi ilişkilerin neydi, şöyle bir tane tane anlatıversen.

Bu nerden bulup getirdiğini kimsenin bilmediği bu genç romantik gazetecilik heveslisi adam, üç-beş milyon dolarını kaybettiğini üstüne icralarla yüzlerce yıl ödeyemeyeceği borçların altına girdiğini söylüyor, ayrıca Eren Erdem’i cemaat bağlantısıyla suçluyor.

Olay nedir bir özet geçsen CHP’li vekil Eren Erdem?

Turan Ababey’i dünya şekeri dünya iyisi dünya tatlısı diye kol kanat gerip takdim eden sen değil misin?

Bahar gelmiş Ankara’ya, ilk kırlangıçlar gelmeye başladı bile, ülkede şehir şehir kanlı bir iç savaş veriliyor, cemaatler Singapur Kerhanesine dönmüş, sokaklarda bombalar patlıyor, siz hala neyin kavgasındanız Eren Erdem, bu konuşuldukça rezil olunan, ortaya saçılıp mahkeme edildikçe işin içinden çıkılmayan bu püsküllü belaları, bulup getiren sen değil misin?

İsmin ve şahsiyetin ve geçtiğin yollarda yaptığın işler hakkında şaibesiz konuşan bir insan çıkmayacak mı? 

Bu kaynağı belirsiz haberleri yayınlarken gazetede hukuki sorumluluk taşıyan arkadaşlarını bu haberlerin kaynağıyla ilgili haberdar ettin mi?

Haberleri mi kullandın arkadaşlarını mı kullandın?

TUSKON’LA NE KONUŞTUN

Bir cemaat yapılanması TUSKON’la oturdun konuştun mu, ne konuştun, yoksa Turan Ababey reklam alabilmek için seni o mu teşvik edip yolladı, senin ve gazetenin cemaatle ne ilişkisi olur, niçin kamuoyuna bütün kuşkuları giderecek açıklamalar yapmıyorsun?

Almışsın dokunulmazlığı oturmuşsun papağan gibi Kılıçdaroğlu’nun sağ omzuna, bana iftira atıyorlar bana operasyon düzenliyorlar, yaygarası dışında, hukukun ve herkesin anlayacağı açıklıkta neden konuşmuyorsun, bu adamı nerden buldun kardeşim?

İn midir cin midir kripto mudur ne işdir?

TUSKON’la görüşmek ne iş kardeşim, hem geziciyim diyorsun hem cemaatle görüşmeye gidiyorsun lafları, hayrola?

İflas etmiş gazete patronu Turan Ababey şimdi hem davacı hem kendisi sanık hem kendisi tanık, ve ben varımı yoğumu kaybettim ama sonunda Eren Erdem vekil oldu diyor, bu acayip ucu bulunmayan düğümlü kripto satılmışlık vefasızlık ihanet kokan ilişkiler ne iş?

Karşı Gazetesi de Taraf gibi bir operasyon gazetesi miydi, değilse, bu belgeler haberler ve bu ilişkiler ne iştir, değilse, gazete çalışanları neden sana isyan bayrağı açtı, seni suçladı, niye çalışanları yüzüstü bırakıp kaçtın?

Gezi direnişindeki muhalif havayı cemaat adına fırsat bu fırsat diye kullandın mı yoksa Gezi Direnişi’ndeki muhalif havayı, bir şekilde siyasi ranta çevirmenin yollarını ararken ayağın çarşafa mı bulaştı, ne iş?

Çok saygın muhalif yazar ve sanatçıları bu şaibeli isimlerle yan yana getirip töhmet altında bırakmaktan ve bugün bu temiz gazeteci çocukların ‘zan altında’ ‘sanık’ gibi haberlere konu olmasından, hiç pişman değil misin?

Arkadaşların bugün senin şaibeli ilişkilerin yüzünden mahkeme edilirken cemaat medyası ve Can Dündar’ın mahkemesine koştuğun gibi yanlarına koştun selfiler çektirdin mi? İftiradır operasyondur, bilemeyiz, bu gazeteci arkadaşlara dokunulmaz kimliğinle mahkeme kapısında sahip çıkıp yanında oldun mu?

Hayır!

BİZİ NEREYE ALET ETMEK İSTEDİN

Mesela yalvar yakar telefonlarda ‘ağbi bu adam çok temiz çok güvenilir sen de yazmalısın’ diyerek bizi nereye alet etmek istedin?

Şimdi bu adam ismimizin de içinde olduğu tezviratları iftiraları sıralarken adımızı itibarımızı yazar kimliğimizi kimlere peşkeş çekmek istediğini vicdanına hiç sordun mu?

Bizler, kör cahil kontrolsuz ve popüler muhalifliğin işine gelip vekilliğe kadar önünü açan Halk TV’ye ve şarlatan programcılarına benzemeyiz…

Bizler seni İslamcı filozof diye lanse edip programlarına alayla valayla çıkartan Halk Tv’deki taverna arenalarına hiç benzemeyiz.

Bu sorularla peşindeyiz, mahkeme bitse, biz bitirmeyiz.

Yandaş medyaya bu kadar şaibeli asılsız dedikoduyla konuşma hatta mahkeme etme şansını niye verdin, senin bilinmez kripto kokan maceralarını savunmak zorunda hiç değiliz.

İnsanları kullanmaktan utanmamak ve bir takım insanları kullanamayacağını anlayınca onları suçlamak ya da uzaklaşıp bir daha aramamak, bir kripto şahsiyet karakteridir.

Bilgisiz donanımsız kültürsüz zekasının kurnazlığıyla kahramanlık ve cesaret pozlarıyla öne atılmak kripto şahsiyet karakteridir.

Gazlamak fişfişlemek ve sonra sorumluluk almadan sıyırıp ortadan kaybolmak ‘kripto’ şahsiyet karakteridir.

Ne işsin sen, kimsin sen?

Seni vekil yaptıran delege ilişkileri CHP’de kim düzenledi, seni vekil yaptıran ilişkilerin içinde cemaat operasyonuna yatkınlığıyla malum CHP’li hangi tanınmış simalar vardı?

İslami bilgisi cüruf ve pislikten ibaret bir adamı o partide eller üstünde tahtırevanla kim taşıdı?

Bir de iki laf çakayım sana, Aydınlık Gazetesi’ndeki yazılarından hatırlıyorum, ben anti-kapitalistim kredi kartı kullanmam, diyordun, şimdi vekillik maaşını meclis başkanının elinden direk nakit mi alıyorsun.

Ebu Zer ve Ali Şeriatcılıktan, medyanın en gülünç en acıklı zekasına sahip popülist liberali Hakan Aygün’e, Ebu Zer ve Ali Şeriatçılıktan, Halk Tv tavernacılarının kankalığına, hangi delikler hangi sıralama turlamasıyla geçip nasıl geldin?

HAYATIMIZ 3-4 DEFA KESİŞTİ

Şimdi bu Eren Erdem kalkmış ‘bana operasyon çekiliyor ey geziciler’ diye acı acı bağırıyor.

Ben başkalarını bilemem, en iyi kendi başıma gelenlerden bilirim.

Eren Erdem’le hayatımız üç-dört defa kesişti.

Bir. Odatv’den on arkadaşımız içerde. Odatv’yi ayakta tutacak yazar kadrosunu o zor günlerde bulamıyoruz. Soner Yalçın içerden yazılar gönderiyor. Bir yazısında bir şeyler söylemiş, ne demiş sorun nedir, hala anlayabilmiş değilim… Pat, Eren Erdem isyan bayrağı açtı, ‘biz arkadaşlarla topluca Odatv’den ayrılıyoruz, artık burada yazamayız?’.

 Eeee? Bana telefon açıp, üstelik irademe el koyup hadsize bak, emir verir gibi: ‘sen de bu sitede yazma, yazamazsın, yazarsan sen de bu görüşleri paylaşmış olursun.?’

 Ve kimleri gaza getirmişse hepsi birlikte Odatv’den ayrıldılar, Odatv’yi en zor günlerinde yüz üstü bıraktılar.

 Bir görüşü beğenmezsen, karşı bir yazı yazarsın, niçin beğenmediğini yazıp açıklarsın, ne var bunda topluca Odatv’yi terkedecek kadar. Ki, Odatv’nin o günlerdeki tek kavgası ayakta kalmak bir şekilde yayınını kör topal sürdürmekti.

 İşte bu arkadaşların bizi yolun uçurumlu en zor virajında yalnız bırakması ve bizim de yazmamamızı istemelerine, hayır, dedim, üstelik hangi hakla benim irademe müdahale ediyorsunuz diyerek, bu sitede tek başıma yazmayı sürdürdüm.

 İkinci görüşmemiz. Bir kere beni arayıp ‘ağbi bir yazar heyetiyle İran’a gidiyoruz, ama herkes senin ismini soruyor, önce sen gelmelisin…’.

‘Bana ne İran’dan bize ne İran’dan, İran’a niye gidecekmişiz’,hala anlamış değilim.

Ben olmaz deyince sonra niyeyse gitmekten vazgeçmişler.

Bu tuhaf anlamsız yersiz İran Gezisi’ni hala aklım almış değil, bu davetten bir zaman sonra, cemaat iktidara karşı selam tevhid operasyonu düzenledi ve bu selam tevhid örgütü suçlamaları içinde acem uşakları lafları kol geziyor, bir çok yazarın İran bağlantıları güya yazılıp çiziliyor, hemen aklıma, bu İran daveti geldi, kendime sordum, bu İran davetini kabul etseydim, bu selam tevhid örgütü listesinde benim de adım geçer miydi, bilemeyiz, bizimkisi kuruntu paranoya, ama ne iş, durduk yerde İran’a Eren Erdem başkanlığında yazar heyeti götürmek.

İran’la ne iş, tuhaflığına bakın, yazar Kenan Çamurcu'nun sitesinde okudum, Eren Erdem Kenan Çamurcu'ya telaşla telefon edip hemen görüşmeliyiz ağbi diyor, sonra bir masada oturup görüşüyorlar, Eren Erdem'in Kenan Çamurcu'ya söylediği: 'emniyetten bir tanıdığım söyledi, selefiler İran konsolosluğunu basacak,bizim gidip İran konsolosluğunu korumamız lazım..'.

Kenan Çamurcu aralarında geçen bu konuşmayı yazdı diye bir de üstüne mahkemelik oldu.

Gerçekten İran konsolosluğunu korumak ne alaka, ne iş, sivil insanlar niye gidip İran konsolosluğunu korusun..

Eren Erdem'in bu operasyon ve kripto ve kumpas kokan cümlelerini duymayan bilmeyen yoktur…

SİNAN MEYDAN NASIL KOVULDU

Üçüncüsü. Ekmeleddin mevzuu. Halk TV’de kimsenin konuşamadığı günlerde doksan dakikadan yetmişe otuz dakikadan elliye yakın program yaptım, sonrası malum, Ekmeleddin’in CHP tarafından cumhurbaşkanı yapılmasını eleştirdim diye Halk TV’den kovuldum.

Hatırlayın o günleri, Halk Tv arenacıları “Ekmeleddin ismine karşı gelenler bir daha evlerinde Atatürk posteri asmasınlar” benzeri naralar atmıştı.

Hatırlayın, Eren Erdem ve onu el üstünde tutan Halk TV yönetimi ve programcıları, cemaat medyasına polis baskını olunca hepsi cemaat gazetesinin kapısına koşup, ifade özgürlüğü insan hakları diye cemaatin önüne yattılar önüne atladılar.

Ne bizi arayan var ne neler oluyor diyen var, atılmamızı bir cümlecik dillendiren hiç yok, konuya geçelim, bir zaman sonra yazar Sinan Meydan’ı da canlı yayını keserek kovdular, işte burada da Eren Erdem başrollerde, şöyle:

Halk TV yönetimi Sinan Meydan’ı konuşturmak istemiyor, aralarında anlaşamıyorlar ve TV’nin başındaki Hakan Aygün kendince kurnaz yol buluyor, programda Sinan Meydan’ın karşısına Eren Erdem’i koyalım, Eren Erdem Sinan Meydan’ı hakkından gelir, akıllarınca Sinan Meydan’ı canlı yayında rezil ederiz planı yapıyorlar.

Zekaya bakın, Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla ilgili onlarca kalın kitap yazmış Sinan Meydan’ı ne akılsa bu Eren Erdem canlı yayında haklayacak ve CHP seçmeni önünde rezil edecekmiş.

Tabii ki tam tersi oldu, canlı yayında Sinan Meydan’ı susturamadılar, kendileri rezil oldu.

Ve genel merkezden bir telefon gelip, canlı yayın devam ederken program kesildi ve Sinan Meydan kovuldu.

Şimdi,

İşbu operasyonda başrol oynayan Eren Erdem’e sormak lazım.

Sinan Meydan’ın ya da benim ya da onlarca dürüst şaibesiz tertemiz CHP’li vekile bir dizi ‘operasyon’ çekilmesi yeni CHP tarihinin bir parçası bir gerçeği olarak ortada.

Eren Erdem, söyler misiniz,kim kime operasyon çekiyor ve bu operasyonlar çekilirken sizler kimin kumpasında rol aldınız.

Canlı canlı yaşadığımız gözlerimizin gördüğü canımızın yandığı hapishanelerden kovulmalara kadar operasyonlar üstümüzde birer birer denenirken sizler hangi ‘fırsatlar’ için hangi zuladaydınız.

BAŞROLLERİNDE HANGİ İSİM VAR

Dördüncü karşılaşmamız.

Çok acayip bir macera…

Bir gün Eren Erdem beni aradı, sonra defalarca aradı. ‘Ağbi Karşı Gazetesi’ni çıkartıyoruz, yazar kadrosunda sen varsın…’.

Hoppaaaa… Kimdir nedir bilmeden anlamadan irademe el koymuşlar beni de yazar kadrosuna üstelik iyi maaş vaadi üstelik en baş yazarları olacakmışım.

Ve bir fuar çıkışında beni görüp yanındaki Turan Ababey’le tanıştırdı, sonra Turan Ababey beni aradı, reklamlar başlıyor, resmin lazım, diye.

Tipini tarzını geçmişini konuşma şeklini hiç beğenmediğim bu insanlara karşı mecbur kaldığım telefon bombardımanlarında özetle şunları söyledim:

‘- bu telefonu rica ediyorum teybe kayıt edin, ben beklerim, telefon kayda girsin, öyle görüşelim, yarın çıkıp öyle dedin böyle dedin, olmasın.

‘-Bizler en az yirmi yılını tanımadığımız insanlarla bir telefon muhabbetiyle maceraya çıkmayız.

‘-Hayatımız boyunca sizin gibi üç-beş milyon doları kaşınıp maceraya sürüklenen romantik patron heveslileri çok tanıdım, birkaç aya beklenmedik masraflar çıkar, trajınız oturmaz, iflas eder, sonunda çalışanlarla kanlı bıçaklı olursunuz…

‘-Burda yazmayı bırakacağım orda yazacağım, bunlar kolay işler değildir, bunlar yazarların hayat planlarında önemli kararlar, bu kadar büyük bir kararı kim adına neden vereceğim, ama çok istiyorsanız Odatv’de yazılarımı ayrıca enfes hikayelerim var gazete eklerinde pekala telifsiz kullanabilirsiniz, arkadaş hatırıyla güvenle bu iş olmaz, şöyle siz bir çıkın aradan bir beş-altı ay geçti, anlayalım görelim, düşünürüz…

‘-Bu kadar ısrar ediyorsanız, insan bari, en az iki yıl çalışacağımı varsayıp iki yılın maaş tutarını hukuki olarak ciddiye alan önümüze bir sözleşme getirir, biz de kabul etmesek bile hiç değilse bu sözleşmenin varlığıyla işin ciddiyetini anlarız, bir telefon etmeyle, bir yazarı gazetenize bağlamayı düşünüyorsanız, siz yazarlığı bu mesleği hiç bilmiyorsunuz, demektir.

Konuşma bir yarım saat tuttu galiba, ama bu minvaldeydi özü buydu.

Eren Erdem’in beni Karşı’da yazdırmak için allem kulem edip tanıştırdığı bu adam, ben kulaklarıma duymadım, bir yandaş kanalda, peki Nihat Genç niye yazmadı, diye sorulmuş, o da Nihat Genç, üçyüzbin dolar istedi, diye cevap vermiş.

Adımın itibarımın geçtiği yere geçirildiği şekle ve mevzuya ve konuşanların cinsine bakın…

Bugün ayaktayım çünkü hem öngörülerim çıktı hem bunların tipine bakıp ipiyle kuyuya inmedim.

Gezi muhalefetinin rantına yapışan bu ne idüğünü hala anlayamadığımız insanlar, iki aya kalmadan iflas ettiler, birbirlerine ana avrat cemaat operasyon girdiler, çalışanlarına haklarını ödemediler, genç idealist temiz gazeteciler mahkeme kapılarına düştü, bilin bakalım, hadi çocuklar size bir soru?

Bilin bakalım, bu tuhaf ilişkilerin başrollerinde hangi isim var!

ANNE YÜZÜNDE GÜVEN ARAYAN BEBEK

Biz hayat derslerine devam edelim.

Evcilleştirilmiş ve evcilleştirilmeye yatkın her hayvanın beyni sokakta dışarıda uzakta ormanda kalmış hayvanlara göre daha küçüktür.

Unutmayın, başkalarının tarlalarında çalışanların boyları kısadır ve tek başına avcı-toplayıcı yaşayanlar teke tek savaştıkları için kemikleri sert boyları uzundur.

Tek başına avcı yaşayanların kendilerine statü kazandıran, ağbi, parti, dokunulmazlık, adamı, gibi ‘eşyaları’ ve ilişkileri, yoktur, işleri olmaz, mideleri kaldırmaz.

Paraya tapanlar aynı şekilde servete tapar, servete tapanlar aynı şekilde büyüklere tapar, büyüklere tapanlar, dayılarına ağalarına cemaatlerine liderlerine taparlar.

Büyüklerin ve servetin sonsuz saygı gördüğü yerlerde İtalya gibi Meksika gibi bizim Karadeniz ve Güneydoğu bölgesinde yaşayıp gördüğümüz gibi İstanbul CHP Örgütü gibi, ‘mafyatik’ yapıların cazibesinden kurtulup, tek başına yaşamaları, sıradan düz zekalı kurnaz insanların yapabileceği bir iş değildir.

Ancak irade sahibi kuvvetli yazarlar bu sert geleneğe meydan okuyarak şanslarını deneyebilir, Ebu Zer gibi başladıkları hayatı Ebu Zer gibi yoksul mülksüz bitirirler.

Çocuk arabalarında çocuklar neden, gidilen yolun tersine, araba nereye gitse dahi, çocukların yüzleri annelerine dönüktür?

Çünkü çocuk gidileceği yeri bilmez gidilecek yer umurunda da değildir çocuğun arzusu anne yüzünün rahatlığıdır.

Çocuk için annenin varlığı duygusal rahatlıktır.

Fişfişlediği gazladığı şaibeli maceralara sürüklediği arkadaşları tutuklanmak üzere mahkeme kapısındayken Eren Erdem’in Kılıçdaroğlu’yla duygusal rahatlık içinde selfie pozunu twit atması, anne yüzünde güven arayan, bebek arabasındaki çocukları hatırlattı bana.

Biz küçükken demir telinden araba yapmak marifet işiydi, bir çocuğun annesiz babasız kendi başına demir telini kıvırıp büküp telden bir araba yapabilmesi büyük hünerdi, ben hala üniversite okurken, kendi başına demirtelinden araba yapabilen arkadaşlarımın hepsi istisnasız kimseye muhtaç olmadan iş güç ev bark ve kişilik şahsiyet sahibi oldular.

Oyuncaklarını hep başkaları yapan, oyuncaklarını hep başkalarına yaptıran, ve başkalarının çok oyuncağı var diye başını eğip onlarla işbirliğiyle girenler, hep başkalarının bakımına yardımına işbirliğine muhtaç insanlardır.

Gün gelir başkalarının oyunlarında projelerinde kullanılırlar, gün gelir Ali Şeriati’den Uğur Dündar’a, Ebu Zer’den Hakan Aygün’e savrulurlar, itibarları ve kişilikleriyle bütün mahalleliye rezil olurlar.

Nihat Genç

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)