• BIST 107.244
  • Altın 143,419
  • Dolar 3,5588
  • Euro 4,1591
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 38 °C
  • Adana 36 °C
  • Antalya 34 °C

Niye engellemediler?

Deniz YILDIRIM

Geçmişin mücadele ve fikir birikimini sahiplenerek; ama her yeni başlangıçta önce ABC demeyi bilerek hareket etmek gerek. Yine öyle yapacağız.

Merhaba. Bundan böyle her Salı ve Cuma güncel siyasal analiz ve çıkış yolu yazılarıyla birlikteyiz. Yolumuz açık olsun.

………….

Mutlu değiliz. Ama kararlıyız.

Acımız var. Ama inançlıyız.

10 Ekim’de Ankara’da alçakça bir saldırı sonucunda katledilen 102 canımıza borcumuz var. Berkin’e, Ethem’e, Ali İsmail’e, Abdocan’a, Medeni’ye; Soma’da yerüstünde yakını tekmelenirken yerin 7 kat altından çıkarılan cansız bedeni yerin yeniden altına gömülen işçiye, işçilere; Ermenek’li Recep Amca’ya; Roboski’de kaçağa gitmek dışında geçimi olmayan onlarca insanın göz göre göre öldürülmesinden sonra geride kalanlara. Kardeşliğe. Yeniden başlayan çatışma sürecinde yitirdiğimiz bu ülkenin yoksul, emekçi halk çocuklarına; şehit ailelerine. Yitirdiği kardeşini, Yüzbaşı Ali Alkan’ı uğurlarken dimdik gerçekleri haykıran ve bu yüzden disiplin cezası alan Yarbay Mehmet Alkan’a. Bu ülkenin geçmişten gelen ilerici mücadele birikimine; bugün yitirdiğimiz canlarımıza ve geleceğe bir inşa borcumuz var.

Emekten, barıştan, özgürlüklerden ve laiklikten yana halkçı bir Cumhuriyet için mücadele borcu; saltanat düşkünlerinin karşısına birlikte ve dimdik dikilen bir kararlılık ve bağımsızlık borcu; çürümüşlüğe, yozlaşmışlığa, yalana ve talana karşı gerçek bir halk iktidarı seçeneği yaratma borcu.

Yaparız.

Karşımızda ülke tarihinin en büyük işçi katliamını Soma’da, en büyük terör saldırısını Ankara’da en hafif deyimle önleyememiş; Soma’da işçiye ölmek dışında; muhalife Ankara’da “sokağa çıkılamaz” hissi yaratmak dışında; Van’da, Diyarbakır’da Beyaz Toros dışında önerisi, vaadi kalmamış bir örgütlenme var. Adına ne derseniz deyin; iktidar, devlet, hükümet. Sonuç olarak örgütlüdür; bir örgütlenmedir.

Mesele bizim ne yapacağımızdır; en temel hakkı; yaşam hakkını hedefe koyan bu örgütlenme karşısında yan yana gelip gelmeyeceğimiz; ayrılıklardan çok aynılıkları sahiplenen bir program etrafında birleşip birleşmeyeceğimiz; dünyayı farklı yorumlarken, bugün yapılacaklar konusunda uzlaşıp uzlaşmayacağımızdır. Emekten, özgürlüklerden, laiklikten yana bir Cumhuriyet’in inşası görevinde buluşup buluşmayacağımızdır mesele. Gerisi AKP’dir; teferruattır; bu kararlılıkta birleştiğimiz oranda, sallanmakta olan bir diş; uçurumun kenarında bir güç zehirlenmesidir sadece. Örgütlüdür, ama korkaktır. Örgütlü kötülük karşısında asıl sorun; bizim ne yapacağımızdır.

------

Bu yönde yazacak, tartışacak ve konuşacağız bundan sonra.

Fakat önce bir meseleyi netleştirmeliyiz.

Ankara Katliamı, doğurduğu sorular ve sorunlar bakımından geleceğe dair bir işaret fişeği. Suruç’tan sonra göstere göstere geldi. Nasıl yorumlayacağımız ekseninde geleceğe de öyle uzanacağız.

Yanlış bir soru etrafında kuruldu tartışma: Kim yaptı?

Bu soru Saray merkezli rejimin istediği sulandırma sorusudur.

Soruluyor: “Kim yaptı?”

Yanıtlıyor: “Ortaya çıkarmaya çalışıyoruz”.

Soruluyor: “Kim yaptı?”

Yanıtlıyor: “DEAŞ ve PKK bağı var. Twitter’dan bakıyoruz.”

Soruluyor: “Yeni gelişme var mı?”

Yanıtlıyor: “DEAŞ, PKK, PYD, El Muhaberat birlikte yaptı. Suriye kaynaklı kokteyl bir terör örgütü”.

Sonu yok; böyle gidecek. IŞİD diyemeyip DEAŞ diyecekler. Tek başına DEAŞ diyemeyip “PKK da var” diyecekler. Twitter’dan bomba takibi yapacak; “patlamamış canlı bombaları yakalayamayız” diyerek alay edecekler. Gülecekler, sonra “refleks” diyecekler. İkisi de yetmezse; işin içine Suriye istihbaratını katacaklar. Rüzgar döndü ya. Esad kaldı ya. İçeride ve dışarıda sıkışmanın nedeni haline gelmiş Suriye politikasının “stratejik sefalet” sonuçlarını son bir hamleyle görünmezleştirmeye çalışacaklar. Olmadık örgütleri işin içine katıp; topyekün teröre karşı savaş konsepti altında diktatörlüğe malzeme yapmak isteyecek; failleri bulanıklaştıracak, hedef şaşırtacak ve unutturacaklar. Amaçları budur. Suruç’tan sonra olduğu gibi.

Bu yüzden yanlış soru: “kim yaptı?”

Gelelim doğru soruya.

Bilgileri alt alta koymak ve anlamlı bir bütünlük oluşturmak için kısaca son iki haftaya bakalım:

Muhalif gazeteler, internet siteleri canlı bomba listeleri yayınladılar. Bombacıların bu listeden olduğu kesinleşti mi? Kesinleşti.

Bombacılardan birinin, Suruç Katliamı’nı gerçekleştiren kişinin kardeşi olduğu ilan edildi mi? Edildi. Bu kişinin telefon dinlemelerine takıldığı, veda ettiği, eylem hazırlığında olduğu tapelere ve tapeler üzerinden gazetelere yansıdı mı? Yansıdı.

Ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu; televizyon ekranlarından bu saldırının açık açık gelmekte olduğunu gösteren takip ve istihbarat işlemlerine dair ellerinde bilgi olduğunu açıkladı mı? Açıkladı.

Bir televizyon kanalında verilen haberde terör grubunun Türkiye’de kalabalık miting alanlarında bombalı eylem hazırlığında olduğuna dair devletin emniyet ve istihbarat birimlerinin iç uyarı yazısı olduğu ortaya çıktı mı? Çıktı.

O halde mesele “kim yaptı?” meselesi değil. Takip yapılmış; istihbarat oluşturulmuş; ilgili birimlere sunulmuş ve önlenmemiş; bu kadar basit. Karşımızda; Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanındaki gibi, işleneceğini herkesin bildiği bir cinayet vakası var. Ve ülke tarihinin en kanlı terör saldırısından sonra İçişleri Bakanı o koltuktan alınmıyor; oturuyor. Olguların toplamı bunlardır.

Aslında asıl mesele; üzeri örtülen, Meclis’te AKP ve MHP oylarıyla hakkında Araştırma Komisyonu kurulması önlenen Suruç Katliamı’dır. Asıl mesele; bu katliamın üzerinin neden örtülmek istendiğidir. Asıl mesele; göstere göstere gelen Ankara Katliamı’na ve faillerine dair her türlü istihbarat bilgisinin elde mevcut olduğudur, bu bilgiler çarşaf çarşaf gazete sayfalarına ve televizyon ekranlarına dökülmüşken bu katliamın neden engellenmediği ya da engellenemediğidir.

Soruyu tüm açıklığıyla soralım: “Kim Yaptı?” değil; “Niye Engellemediler?”

“Niye Engellemediler?” sorusuna vereceğimiz yanıt; ülkede yakın geleceğin siyasal ve sosyal gelişmelerini; bu karabasandan kurtulmak için gerekli iradenin yan yana gelişlerini, ittifaklarını, siyasetlerini şekillendirecek ve çıkışlarını örgütleyecek kadar belirleyicidir. “Niye engellemediler?” sorusuna vereceğimiz gerçekçi yanıtlar; ülkeyi yakın gelecekte nelerin beklediğine de ışık tutacaktır. Asıl tartışma buradan kurulmalı. Salı günü tam da buradan devam edeceğiz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)