• BIST 109.404
  • Altın 173,793
  • Dolar 4,0809
  • Euro 4,9792
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 28 °C

Nobelli reklam yıldızımız da oldu

Ender HELVACIOĞLU

Nobel ödüllü bilimci Aziz Sancar’ın nükleer santral reklamında boy göstermesini nasıl açıklamak gerek?

Ün ve şan peşinde koşmakla mı? Ama daha ne kadar ünlü olacak? Bilim Nobel’i alan tek Türk kökenli bilim insanı olmak zaten Türkiye’de yeteri kadar ün kazandırdı Sancar’a. Reklamlarda oynayıp televizyonlara çıkmaya ihtiyacı olmasa gerek.

Alacağı büyük miktarlarda para mı gözünü boyamıştır Aziz Bey’in? Bu paraya ihtiyacı olduğunu da hiç sanmıyorum.

İktidara yakın politik görüşleri dolayısıyla mı kabul etmiştir bu reklamda oynamayı? Politik düzey açısından Türkiye ortalamasının (hatta düşüklüğüyle meşhur ABD ortalamasının da) epey altında olduğunu; hadi söyleyelim, tıntın olduğunu daha önceki bazı gaflarından biliyoruz. Zaman zaman Saray yakınlarında boy gösteren Erdoğan yalakası bazı 'ünlüler' gibi iktidara yakın olmaktan çıkar umduğunu (veya böyle bir ihtiyacı olduğunu) da sanmıyorum Amerikan vatandaşı Sancar’ın...

O halde neden?

Geriye tek bir şık kalıyor: Aptallık! ('Şapşallık' da diyebilirsiniz)

Nobel Ödülü almış bir bilimciye 'aptal' dememi yakışıksız bulanlar olacaktır. Ama duruma en uygun sıfatın bu olduğunu düşünüyorum. Bakın, 'geri zekâlı' demiyorum; üst düzey bilimsel çalışmalar yapmış ve sonuç almış birinin zekâsını tartışmak haddime değil.

Nice üstün zekâlılar vardır ki, bazı konulardaki saflıklarına ve aptallıklarına şaşarsınız. O ana dek hakkında düşünmedikleri, fazla birikimlerinin bulunmadığı konularda (hele bir de öne çıkar/çıkartılırlarsa) şaşkına dönebilirler. Genellikle uzman olup da entelektüel olamayanlarda, bilimci olup da felsefesi bulunmayanlarda, “beyin omurgaları” zayıf olanlarda veya hayat yoksunu olanlarda rastlanır. Nice zekilerin düştükleri bir tuzaktır; herkesin başına gelebilir.

Örneğin anlı şanlı prof. vb olmuşsundur, uyanık bir tüysüz delikanlı seni saadet zincirine ekleyiverir. Bu da böyle bir durum…

Belli ki vatan millet edebiyatıyla kandırmışlar Sancar’ı. Ex-vatanıma hiç olmazsa böyle yararım dokunsun diye de düşünmüş olabilir. ABD hesabına yazılan Nobel’den bir nebze pay çıkarayım eski vatanıma saflığıyla hareket etmiş de olabilir.

Vicdan azabı insanın yumuşak karnıdır, kör noktasını oluşturur. Vicdanından yakaladınız mı bir kişiyi, kedinin fareyle oynadığı gibi oynarsınız.

Belli ki kuyruğu kaptırmıştır Aziz dostumuz… İktidarın oyuncağı olmuştur. Reklam arkadaşı hanımefendi (o da bir bilimci) ise “Aziz Hoca’yla aynı reklâmda oynamaktan onur duymuş”muş… Onunki de katmerli… neyse söylemeyeyim. Hem Bilge Hanım’ın ilk artistliği de değilmiş bu.

İnsan böyle durumlarda yakınlarındaki 'bir bilene' danışmalı. Keşke Aziz Sancar da reklam yıldızı olmadan önce arkadaşı Orhan Bursalı’ya danışsaydı. Eminim Bursalı onu aptal konumuna düşmekten kurtarırdı; en azından uyarırdı.

Neyse, olan oldu. Nur topu gibi Nobelli bir reklam yıldızımız oldu. Aziz Sancar, Orhan Pamuk gibi hin oğlu hin değil ki; yazık oldu, bir çırpıda kendini bitiriverdi.

***

Bilimin toplum üzerinde ciddi bir otoritesi bulunduğu için bilim insanlarına da üstün değerler biçilir. Sanılır ki her şeyi bilirler, her şeyden anlarlar, yüksek etik değerlere sahiptirler. Gerçek böyle değil. Toplumun ortalaması neyse bilimcilerin ortalaması da odur; Türkiye’de de, ABD’de de…

Apolitik, felsefesiz (yani omurgasız) bilimci, ne kadar ünlüyse o kadar oyuncak olur egemenlerin elinde. Nobel’i bile bir metaya dönüştürülüverir. Farkında bile olmadan egemen politikaya eklemlendiriliverir. Onuru, utanca dönüşüverir.

Aziz Sancar’lara kızmamak gerek. Yaşam alanları laboratuarlarından ibaret. Orada yaptıkları için kendilerine teşekkür borçluyuz. Ama oradan çıktıklarında sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Fakat insan kendini bilmeli, dışarı adım atarken biraz düşünmeli, dikkatli olmalı. Bunu beceremezse, “Nobelli reklam yıldızı” ibaresi yapışıverir alnına ömür boyu.

Aziz Sancar’lar için hüzünlenebiliriz ve yazıklanabiliriz ancak…

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)