• BIST 108.489
  • Altın 151,356
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3266
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 24 °C

Noel ve yılbaşı

Noel ve yılbaşı
“Gavur”un her türlü icadından vazgeçemezsin de bir tek yılbaşısından geçersen düzeleceğine inanıyor musun a be güzel kardeşim?

Sami GÜNAL

Konuya, naçizane kitabımızda yer alan bir öykünün içinden küçük bir parça misafir ederek girelim.

“(…) Arz yuvarlığı üzerinde hepimiz Havva Ana’nın çocuklarıyız ama birlik olmamız mümkün değil. Yine bu arz yuvarlağı, deli misali kendi etrafında dönüp geceyi gündüze kattığı gibi deliliğinin yanına divaneliğini de alıp Güneş’in etrafında da dönmüş, tekrar geldiği yere de “yeni sene-i devre” denilmiş. Bu işi, kurulalı beri hep yapıyor. İstikrarlı mı istikrarlı! Yani birlik içindedir. Ama âdemoğulları ve kızları birlik olamazlar. Kendi bedenleri içinde bile.

(…)

Sene bilmem kaç! Ben diyeyim 1946, sen diyesin 1986. Ankara’da bir yılbaşı akşamı… Sofrası kurulmuş üç beş konuklu bir evdeyim. Ben neden hüzünlüyüm ki? Gurbetteyim! Çocukluğumun yılbaşı tavuğundan ve künefesinden uzakta… Ondan olsa gerek. Bir tek dayanağım, moral kaynağım, sıcaklığını şu an bile duyumsayabildiğim, evin büyüğü Hanzey (Nazire) teyzem.

Bizim hane halkının küçük kızları ilerleyen saatlerde çiftetelli döktürmeye başlayınca… Çıkıntılık yapmam gerekiyor ya, allah allah göbek atıp da sevinecek ne var, dedim boş bir bilgiçlikle. Onlar hiç farkında değillerdi ama ben şu gereksiz dörtlüğü zihnimde doğurttum:

‘Ha yılın başı ha yılın sonu / Ne fark eyler dostlar / Yine gelin olup gidecek / Eskisi gibi taze kızlar’

Yani eski tas eski hamam felsefesine saplandım.

(…)

Yeni yıl için ne dilenir?

"Sağlık, mutluluk, başarı…”

Memlekette, aklı olanların susup ağzı olanların konuştuğu bir fikirsizlik iklimi söz konusu olduğu için kavramlar karman çorman. Bilgiden yoksun, herhangi bir aidiyet duygusundan hareketle kavramlar gelişi güzel kullanılarak kör inançlar doğrultusunda gelenek ve görenekler ile ortak hasletler konularında da toplum yarılmaktadır. Kavram kargaşasının yaratıldığı bir toplumda fikir üretilemez. Üretilen fikirler de kabul görmez. Buna kavramsal olarak “fikri çoraklaşma” durumu demek yerinde olacaktır.

Eskilerin yılbaşı günlerinde televizyonda dansöz oynatılıp oynatılmaması krizi yaşanırken şimdilerde -kökeni biraz eski olmakla birlikte- yılbaşı kutlamalarına karşı çıkışlar söz konusudur. Basına yansıyan resmî yazışmalardan anlıyoruz ki yeni yıl kutlamaları geleneğimize, göreneğimize, adetlerimize aykırıdır diye okullarda çocuklar arasında hediye alınıp verilmesi bile yer yer yasaklanmaktadır.

Oysaki hediye alıp vermek de bir eğitim ve eğitilme şeklidir. Hayatın inceltilmiş zevkleri vardır. Hediyeleşmek de inceltilmiş bir zevkin ve nezaketin tezahürüdür. Çocuklar bunları çocukken öğrenmeyip de ne zaman öğrenecekler? Sonra eşleştiklerinde değerbilirliğin ve duyguların tazelenmesine yarayan sunumları beceremeyen büyükler olacaklardır.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, insanı gülünç kılmaktadır. Gülünçlüğün sonu yok! Gülünç olma hâli normalin yerini alınca “ben de gülünç olacağım” yarışı başlıyor. Sonra, folklorik bir sembolün mizansen hâlini gerçek zannedip, “Eğer Noel Baba düzgün bir adam olsaydı eve bacadan değil kapıdan girerdi.” dersiniz. (Bu bir şaka ya da kurgusal bir yazı soyutlaması değildir. Bir yerel bürokratın kamuoyuna yansıyan görüntülü bir beyanatında mevcuttur.) Kendini daha da komik ve bilgisiz duruma düşürmek için de olmadı Noel Baba maketini çarşının orta yerinde sünnet edersin. Daha da olmamış ki Noel Baba’ya silah çekip başına dayamışlar... İş kriminal boyuta eriştirilerek çoluk çocuğun gözü önünde sokak ve AVM ortamı terörize edilmiş. (Evet, bu da iki gün öncenin resimli gazete haberlerindendir.)

Bu yüksek mertebeli bilgisiz, fikir(!) sahiplerinin affına sığınarak can sıkıcı bilgiler de olmuş olsa kavramları yerine oturtmaya çalışalım. 365 günün içinde bir güncük de aklı olanlar konuşsun.

NOEL     

Noel’le yılbaşı gününü gerek içerik, gerekse zamansal bakımdan birbirine karıştıranların olduğunu görüyoruz.  İkisi birbirinden ayrı günler ve ritüellerdir. Noel “doğumla ilgili” bir kavramdır. Evet, 25 Aralık’ta kutlanan bir Hristiyan bayramı/yortusudur. Hz. İsa’nın doğum gününün ve vaftiz edilişinin onuruna kutlanır.

Bağırıp çağırmaya gerek yok, zaten bizde pek kutlayana rastlanmaz. Saygımızı korumak yerine terör estirmek hangi kör duyguları gıdıklamaya ve kimleri küstürmecelere yöneliktir acaba? Tabii ki birlikte yaşadığımız kimi yurttaşlarımızı ve üyesi olduğumuz insanlık âlemindeki diğer komşu ve dostlarımızı…

Kaldı ki dışımızdaki âlemde de birlik yok Noel konusunda. Birlik yok ama hakaret, küfür, tehdit ve kavga da yok. Örneğin, Ermeni Kilisesi hiçbir şeklide Noel’i kabul etmez ve İsa’nın doğumunu 6 Ocak’ta kutlarlar. Bu gün buz gibi denize atlayıp Haç Çıkarma Töreni yapılır. Ülkemizde tören yeri olarak genellikle Haliç ve Yeniköy kıyıları seçilmektedir.

YILBAŞI

Yılbaşı, yine çeşitli şekilleriyle diyelim, kutlamaların ortak adı oluyor. Yaygın anlamıyla; yeni bir yıla giriş dolayısıyla taze bir istek, başlangıç, eski olumsuzluklardan arınma, daha dinamik olmaya kendi kendine söz verme, bu anlamda bir iç hesaplaşma, iç dünyalarda olumsuzluk varsa eskisi gibi olmamalıyım deyip canlanma arzusu uyandıran… Bu nedenle Noel’den farklı, yaygın bir şekilde dünyanın her tarafında törenlerle kutlanan bir gündür.

Bu felsefeden hareketle resmî yaşamın dışında bireyin kendi yılbaşısı da vardır. Bu özel günde yazıyı biraz kişiselleştirmenin kusuru olmaz deyip kendimizden örnek verelim. Okulların eylül ayında açılıyor olması dolayısıyla bendenizin öğrenciliğimden kalma bir alışkanlığı vardır. Benim yeni yıl başlangıcım eylüldür. Eylül ayını kitap, tiyatro, sinema vb. etkinlik ve izlencelerin başlangıcı olarak sayar ona göre sayı ve planlar oluştururum.

“Bir yeni yıla daha / Eylül geldi / Sevgime sevgin geldi / Bana, sen geldin // Günlere eylül geldi / Bir yeni yıla daha / Ömrüme ömrün geldi / Sana, ben geldim”

İçinde bulunduğumuz her türlü hukuki ve sosyo kültürel paktlarımız gereğince ve tabiatıyla kabul edip kullandığımız Gregoryn/Miladi takvim gereği yılsonu/yılbaşı 31 Aralık/1 Ocak’tır.

Ansiklopedilerin bildirdiğine göre ilk yılbaşı kutlamaları ta Babil’den tutun da Asur’dan beri gelmektedir. Yine, Noel’de olduğu gibi yılbaşı konusunda da birlik yoktur. Her toplum ve kültürde farklı farklı dönem ve tarihlerde kutlanırken yılbaşı en son hâliyle İÖ 153’ten sonra resmî olarak 1 Ocak tarihine alınmıştır. Yazıyı tatsızlaştırmasına daha fazla izin vermeden ansiklopedik bilgilerin içinden çıkalım ve kimin neye karşı çıktığının temelinin boş olup olmadığını kendi üslubumuzca görelim. Konunun asıl aradığımız bam teli burasıdır. İşkembeden atmadan tarihi kayıtların rehberliğine başvuralım.

Müslümanlar arasında yeni yıl kutlama geleneği olmamakla birlikte Osmanlılarda kutlama/tebrik etme geleneği vardı. Yüksek devlet görevlileri, padişahı ziyaret ederek yeni yıl nedeniyle tebriklerini bildirirlerdi. Buna karşılık padişah da ziyaretçilerine para ve hediyeler sunardı. Devlet büyükleri de maiyetindeki kişi ve görevlilere hediye vermeyi bir gelenek hâline getirmişlerdir. Dönemin şairleri de yeni yıl nedeniyle “muharremiye” olarak nitelendirilen kasideler yazarak başta padişah olmak üzere sundukları kişilerden para ve hediyeler alırlardı. Tebaadaki kişiler de yeni yılda elde edilen paranın bereket getireceğine inanırlardı.

Doğal olarak ülkemizde Batılılaşma etkisiyle medeni toplumlar ailesinin bir üyesi olarak başlayan yılbaşı kutlamalarının dinsel kaygıları tetikleyen bir yönü yoktur, böyle bir kaygıya yer olmaması gerekir. Olup bitenin hepi topu yemekli eğlenceli umutlu bir başlangıca adım atma arzusudur.

“Gavur”un her türlü icadından vazgeçemezsin de bir tek yılbaşısından geçersen düzeleceğine inanıyor musun a be güzel kardeşim?

Ne demiştik?

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya kalkışmak bizi komikleştiriyor.

Ezcümle, Osmanlı padişahları, yeni nesil İslamcı ya da Osmanlıcı olduğunu sananlardan İslam’a karşı daha mı lakayttı? Onların İslam’ı koruma güdüsü ve bilinci yok muydu?

Haşa!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)