• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 17 °C

O kadına sesleniyorum

O kadına sesleniyorum
"O kadına sesleniyorum mücadele etmek ve onurlu bir yaşamı tercih etmek için asla geç değil. Benimle iletişime geçebilir ve çekinmeden yardım isteyebilirsin. Kötülüğün de kaybedebileceğini birlikte ispat edebiliriz."

Çağdaş Gökbel
“Nasıl bu kadar kibirli olabiliriz? Gezegenimiz her zaman bizden güçlüydü, her zaman da bizden güçlü olacak. Biz onu yok edemeyiz; sınırı aşarsak, gezegen bizi yüzeyinden silip atar ve varlığını sürdürür. Neden hiç gezegenin bizi yok etmesine izin vermekten söz etmiyorlar ki?”*

Televizyon ekranından kadınlarla ilgili açıklanan binlerce istatistiğe kulak kabartıyorum, sayılardan nefret ediyorum. Sayılar insan hayatını değersizleştiriyor. Yok olmakta olan bir düzeni yaşatmaya çalışacak kadar küstah olduğu için kendi yok oluşunun taşlarını döşüyor insan. Gezegene dilediği gibi şekil verebileceğini ya da yeni doğanların zihinlerine çöreklenerek bireyleri rahatlıkla robota dönüştürebileceğine inanıyor.

Bir yerlerde kurtarılması gereken bir ülke varsa rahatlıkla süper kahraman kılığında milyonlarca insanı ölümle tanıştırarak, yaşadıkları yoksulluktan kurtarabiliyor.

Paulo Ceolho’nun "Kazanan Yalnızdır" romanındaki kahramanı İgor'a benziyor bizi kurtaranların hikayesi: ‘Sessiz ol kara kaşlı güzel kız, birazdan sonu gelmez acılarını dindireceğim’

Kadınların hikayesi birileri tarafından programlanırken kulağımda bu tırmalayıcı sesi duyuyorum. Popüler kültürün kuşatması altındaki zihinlerin, yarattığı muhalif hezeyanlarının, çoktan renkli ortamındaki seçeneksizliğe isyan ediyorum. Büyüsü ya da mistik olmayan ifade ile dev illüzyon makinesi işlemektedir sistemin. Milyonlarca seçeneğiniz varmış gibi gösterilir ve size birini seçme özgürlüğü tanınır. Binlerce fraksiyona böler, ‘itiraz hakkınızı kullanın hadi çocuklar, beni eleştirin özgürsünüz!’ der. Siz sistem karşıtı olduğunuzu sanırken, irili ufaklı evrenlerde sisteme entegre olduğunuzun asla farkında olamazsınız.

Basit tüketim alışkanlıklarında da böyledir. Özgür irade, ileri endüstri toplumlarında zihinleri çarpıtmak için oluşturulmuş bir mastürbasyon aracıdır.

marcuse-wayfarers.jpg

Herbert Marcuse ileri endüstri toplumunun kölelerinin bilinçli tercih anlayışını reddeder. Basit bir dille anlatmak gerekirse; siz alışveriş merkezine girdiğinizde çoktan alacağınız ürüne aslında karar vermiş durumdasınızdır. Bu nedenle aldığınız ürünü aslında siz tercih etmiş olmazsınız.

Kadının yolcuğunu tüm bu fenomenlerden bağımsız olarak görmek, çarkı sistemin istediği yönde değiştirmekten öteye gitmeyecektir. İçimizdeki milyonlarca kadın o kurtarıcıyı bekliyor. Neon ışıklarının önünde popüler olma hayaliyle ya da süper sınıfın içerisinde mutlu bir aile kurmanın telaşı ile birbirinin üzerine basıyor. Medya, illüzyonu oluşturmanın pratik bir parçası olarak işlevini yürütüyor ve asla giremeyecekleri o süper sınıfın bir gün üyesi olabileceklerini insanların rüyalarına sokuyor.

Bu kadınların bir çoğunun hikayesi başarıyla sonuçlanmıyor. Ancak siz sadece tepedekini gördüğünüz için hepsinin bu başarıyı yakaladığını sanıyor ve hayale kapılıyorsunuz. Dehşetli sansasyonel haberler ile irkiliyor, sonra tekrar güvenli yaşam alanınıza geri dönüyorsunuz. Gerçi artık pek çok insan tecavüz olaylarına ya da canavarca işlenen cinayetlere öyle büyük tepkiler de vermiyor. İnternetteki milyonlarca şiddet pornosunun içerisinden dilediğinizi seçip rahatlıkla duyarsızlaşabiliyorsunuz.

Frankfurt Okulu düşünürü Marcuse’un katıldığım bazı parlak çözüm önerileri var. Medyayı ele geçirmek bunlardan birisi. Bu zor olan yol olarak görünebilir; üretim araçlarına el koymakla aynı şey (devrim sırasında olabilecek şeyleri kapsıyor).

Diğer seçenek ise sihirbazları örgütlemek; medya profesyonellerini ve popüler isimleri kendi cephemizde çalışmaya razı edebiliriz. Bize doğru dönen namluyu tam tersine çevirebiliriz. Silahın kabzasını ‘Rihanna’ gibi popüler bir isme emanet edebilir ve işlevsel bir silaha sahip olabilirsiniz. Bu sayede Amerikan rüyasının nasıl dev bir yalan olduğunu kitlelerin hafızanıza kazıyabilirsiniz.

Rihanna size iyi bir seçenek olarak gelmiyor ise, Michael Moore’un ‘kapitalizm bir aşk hikayesi’ belgeselini izleyebilirsiniz.

TÜRKİYE’DEKİ İŞLER KARMAŞIKLAŞIYOR

Türkiye’deki işler giderek karmaşıklaşıyor. Erkek ve kadın arasındaki iletişim zayıflıyor. Yaşananlara sığ bakanlar salt erkek düşmanlığından başka bir şey üretemiyor. Garip bir biçimde muhalif karakteri olan bu gruplar yabancılaşma ile mücadele etmek gerekirken, kadın ve erkek antagonizması üzerinden onarılamaz bir yabancılık üretiliyor.

Bugün milyonlarca evde salt muhafazakarlaşma uğruna pek çok erkek çocuğu annesi tarafından öpülmüyor ya da aynı yatağa alınmıyor. Yaratılan ve açığa çıkan şiddeti iktisadi, psikolojik ve ideolojik bağlamından uzaklaştırıp katıksız bir erkek şiddeti olarak yorumluyoruz. Bu yüzden kadın ve erkeği ayıran büyük ötekinin amaçlarına hizmet ediyoruz.

Yaşadığımız acıları dahi kategorize eder hale gelmiş durumdayız. Dilek Doğan evinde kameraların önünde ve ailesinin karşısında öldürülürken sesimiz daha gür çıkmıyor. Tecavüz vakalarında ise sesimiz çıksa dahi kolay unutuyoruz ve daha vahşi bir cinayette görüşmek üzere diyoruz birbirimize. Ölüm şekillerine göre bazı cinayetleri meşru, bazılarını da gayri meşru görmekten çekinmiyoruz. Bu yüzden sınıfsal aklın çalışmadığı her ortamda sistemin ideolojik aygıtları durumu lehine çevirmekte zorlanmaz.

Karma eğitimin dahi tartışıldığı ve çocukların bile ayrı sınıflarda okutulmaya başlandığı bir ülkede kadın yürüyüşüne erkeklerin katılmasına karşı çıkmanın mantıklı bir yanı olamaz. Özetle; bir toplumda kadını ve erkeği birbirinden uzaklaştırırsanız sorunları karmaşıklaştırır ya da katillerin çoğalmasına hizmet edersiniz. Bu yazdıklarımın zengin sınıfla ilgisi yok, onların her türden özgürlüğe sahip olduklarını biliyoruz. Toplumsal ahlak ve kültürel baskı mekanizmaları burjuvazinin aleyhinde işletilmez.   

O KADINA SESLENİYORUM

Yürüyen merdivene doğru yürürken birden yanımda beliren güzel kadının geçen arabalara baktığını görüyor ve hayrete kapılıyorum. İçinde bulunduğu durumu anlamam çok vakit almıyor. Bir gurup adam fuhuş pazarlığı için kadına yanaştığında kalbimin giderek ağırlaştığını hissediyor ve arkamı dönüyorum. Arkamı dönüp, hızlı adımlarla durağa yürüyor olmam vicdanımı rahatlatmıyor.

O kadına sesleniyorum mücadele etmek ve onurlu bir yaşamı tercih etmek için asla geç değil. Benimle iletişime geçebilir ve çekinmeden yardım isteyebilirsin. Kötülüğün de kaybedebileceğini birlikte ispat edebiliriz.

cb5vnguweaasp4x.jpg

*Kazanan Yalnızdır ‘Paulo Coelho’ Can Yayınları

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)