• BIST 106.649
  • Altın 144,151
  • Dolar 3,5252
  • Euro 4,1269
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 31 °C

O KAFA'sızlığa bir tepki daha: Cahillik, saçmalamanın alemi yok!

O KAFA'sızlığa bir tepki daha: Cahillik, saçmalamanın alemi yok!
Nazım Hikmet ile Necip Fazıl karşılaştırmasına bir tepki de BirGün gazetesi yazarı Mustafa Kemal Erdemol'dan geldi.

Kafa dergisinin temmuz sayısında İpek Bozkaya imzasıyla yer alan 'Necip Fazıl ve Nâzım Hikmet' karşılaştırması tepki çekmişti. Bu karşılaştırmaya sosyal medyadan ve edebiyatçılardan ağır eleştiriler gelmiş, ardından sayfayı hazırlayan İpek Bozkaya açıklama yapmak zorunda kalmıştı. 

Nazım Hikmet ile Necip Fazıl karşılaştırmasına bir tepki de BirGün gazetesi yazarı Mustafa Kemal Erdemol'dan geldi. Erdemol bugünkü yazısında, Necip Fazıl'la Nazım Hikmet'i karşılaştıran sayfayı cahillik olarak yorumladı. 

Mustafa Kemal Erdemol'un yazısı şu şekilde; 

"Uzun zamandır böyle aslında. Nazım Hikmet ile Necip Fazıl Kısakürek’i iki karşıt cephenin şairleri sayıp, her ikisini 'Nazım da bizim, Necip Fazıl da' diyerek ortak değerlerimiz (!) içinde gösterme çabaları uzun zamandır mevcut.

"Bu tür bir eşitleme kulağa hoş gelebilir elbette ama ne Nazım ne de Necip Fazıl sadece şair değildiler. Dünyaya ilişkin farklı görüşleri, görüşlerini yaşama geçirmek için farklı yöntemleri vardı ikisinin de. İkisi de bu görüşlerinin biçimlendirdiği bir şiirin sahibiydiler, malum. “Ne savundukları önemli değil, ikisi de bizim” diyenler, her iki ismi, akılları sıra “ulusal uzlaşı”nın simgesi kabul ederler. Bu bir tahammül olgunluğu sayılabilir elbette ama mesele bu kadar basit değil.

"Çünkü her ikisini 'ortak değer' saydığımızda, birbirini reddeden görüşleri de 'değerimiz' saymak durumundayız, haliyle. Başkasını bilmem ama Nazım’ın dünyasından biri olarak, Necip Fazıl benim 'değerlerim' arasında yer almıyor. Tersi de Necip Fazıl’ın dünyasından olanlar için geçerli elbette.  

"Bu nedenle KAFA dergisinin Nazım ile Necip Fazıl’ı eşitleyen o sayfası pek bir tuhaf. Üstelik tam da bir cahillik ürünü. Nazım’ın da Necip Fazıl’ın da adlarının karşısına kimi kavramlar kondurulmuş. Bu dergiye bakarak Nazım’ı da Necip Fazıl’ı da tanıyacaklarını sananlar yanılacaklar bir hayli. Nazım adının karşısındaki kavramlardan biri 'bireysel iyileşme', ne demekse. Hayatı boyunca bireyin kâr yasasını toplumun kâr yasasına dönüştürme mücadelesi vermiş Nazım için söylenen bu. Necip Fazıl adının karşısına konan kavram ise 'toplumsal örgütlenme'.

Kibrinden, egosundan geçilmeyen, insana olan nefretinden (mizantropi) ötürü neredeyse insansız bir İslam peşinde olan Necip Fazıl gibi müthiş bir bireyciye verilen paye de bu. Sayfayı hazırlayanın aklına her şey toplum için diye tüm yaşamını toplumculuğa adamış Nazım deyince 'fert', ömrü boyunca bireyin dini kurtuluşunu savunan Necip Fazıl deyince de “cemiyet” gelmiş bir de. Müridi olduğu Seyyid Arvasi’ye 'ben o kapının köpeğiyim' diyecek kadar biat etmiş biri olduğunu bilmeyenler Necip Fazıl’ı gerçekten cemiyetçi sanabilirler.

"Necip Fazıl’ı tanımak isteyenler ilk önce onun kimi kitaplarına bakmalılar. Engellilerden, kendince çirkin gördüklerine kadar bir dolu insanı nasıl değerlendirdiğini kendi kaleminden okurlar. Ahmet Ağaoğlu’nun 'çirkinliğini' diline doladığını, kadınlardan 'dişi' diye söz ettiğini görebilirler. Necip Fazıl adının karşısında 'dinsel' sözcüğünü ekleyen kişi, zatın literatürünün ne kadar mide bulandırıcı olduğunu bilmiyor belli ki. 'Bir evliyanın evliya olduğunu söylemesi hayzlı bir kadının damda donunu sallamasına benzer' deyişinden haberdar değil. Hayz 'regl' demek bu arada.

"Nazım için Moskova, Necip Fazıl için Paris denmiş malum sayfada. Nazım’ın yaşamını kurtarmak için sığındığı bir kent Moskova. Paris ise Necip Fazıl’ın, devlet parasıyla yollandığı, arkadaşları eğitim görürken kendisinin kumarhanelerde zaman geçirdiği, geceleri kumar oynadığı için 'Paris’i gündüz gözüyle görmedim' dediği bir kent. Bilmeyen Necip Fazıl’ın Paris’te edebi çalışmalar yaptığını, hayatında büyük izler bıraktığını sanır bu sayfaya bakınca.

"Nazım için 'rakı masası', Necip Fazıl için 'poker masası' denmiş. Asla sarhoş olacak kadar içmeyen, rakı masası muhabbetlerine hep uzak durmuş Nazım için nasıl yanıltıcı bir belirleme. O sayfayı hazırlayan talihsiz, Nazım’ın 'en devletlu rakı masası'nı geri çevirdiğini nereden bilsin? Atatürk’ün şiirlerini okuması için polisleri gönderip masasına çağırdığı Nazım’ın verdiği yanıt, 'Ben Denizkızı Eftalya değilim' olur.

"Nazım bir paşa torunu. Dönemin nüfuzluları arasında akrabaları var. Onların aracılığıyla ilgili makama sunulacak, uzun hapisliğini sonlandıracak bir bağışlanma dilekçesi bile imzalamaz. Bağımsızlığına düşkündür, egemenlere uzaktır. DP iktidarı döneminde hükümetten çıkardığı dergi için örtülü ödenek alan Necip Fazıl, yargılandığı mahkemede suçlamayı reddetmek bir yana ödeneği aldığını kabul eder. 'Aldım ama ne sıkıntılarla aldım' diyerek mağdur olduğunu söyleyebilecek kadar düşürür kendini. Necip Fazıl egemenlerin dostu olmuştur her zaman.

“Nazım’dan daha iyi şiir yazsaydı solda olurdu” derler Necip Fazıl için. Nazım karşısında duyduğu kompleks onu sağa itmiştir anlamında. Ruhsuz, 'teknik' bir şairdir sonunda. Sloganlara boğduğu yazdıklarını şiir sayanlar da vardır.

"Farklı değerler sistemine ait bu iki kişinin sözüm ona birbirlerinden farkını ortaya koyma amacıyla bile olsa kıyaslanması, toplumcu olmanın bedelini çok pahalıya ödemiş Nazım’a büyük hakarettir. Saçmalamanın alemi yok."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)