• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 24 °C

O masaya oturmayın

Deniz YILDIRIM

Anayasa müsameresi yarın perdelerini açıyor. Saray’ın yazdığı; Davutoğlu AKP’sinin de yönettiği tiyatro oyununun sahnesi olarak yeni Anayasa Komisyonu, çalışmalarına 4 Şubat Perşembe günü başlıyor.

Muhalefet partileriyse 7 Haziran’dan 1 Kasım’a uzanan süreçten hiç ders almamış gibi, Türkiye’de olağan-işleyen bir anayasal demokratik düzen varmış gibi; hukuk askıya alınmamış gibi Saray’ın Anayasa Masası’na oturuyor. Anayasa dediğimize bakmayın; Saray senaryosunda figüranlık masası.

Saray’ın planı açık: 7 Haziran’dan sonra “istikşafi” görüşmeler adı altında yaptıkları şeyin aynısına hazırlanıyorlar. Tuttuğunu gördüler bir kere. 35 gün süren görüşmeler; her şeye çok istekli bir muhalefet ve sonunda “görüşlerimizi karşılıklı öğrendik, koalisyon kuramadık” diyen bir Başbakan.

Mesaj belli: “bu partiler görüştü, ama koalisyon kurulamıyor, çare açık: 1 Kasım ve tek başına AKP”.

Muhalefet bu oyunu bozacak hiçbir hamle yapmadı; yapamadı. Şimdi ders alınmamış, 7 Haziran’dan 1 Kasım’a geçen süreç hiç yaşanmamış gibi masaya oturmak bir siyasi strateji değil; Saray’ın stratejisinde yine pasifleşme tutumudur. Masa kuramıyor; kurulan masalara da “aman halk bizi MHP gibi uyumsuz görmesin” telaşıyla oturuyorsunuz. Yeni sendrom bu olsa gerek. Dikta yerleşmiş; halk umutsuz, çaresiz, öncü bir çıkış, atılım-kurtuluş arıyor; siz “aman MHP gibi görünmeyelim” çizgisiyle siyaset belirliyorsunuz.

Tekrar edelim: Başkanlık görünümlü Saray Rejimi’ni anayasallaştırma yolunda bir araç, kamuoyu oluşturma vesilesi o masa. Strateji yine aynı:  6 aya sıkıştırılacak görüşmeler; parti temsilcilerinin uzun mesaileri; gelip eninde sonunda başkanlık sistemine dayanıp tıkanacak bir masa ve “uzlaşamadık, komisyon yeni bir anayasa yapmak açısından tarihi fırsat kaçırdı, biz de bu Meclis yapamıyorsa milletimize gideriz” senaryosunun devreye sokulması. O masaya “uzlaşmayan muhalefet” görüntüsü vermemek için oturuyorsunuz; anladık. Fakat masanın sonunda yine “uzlaşmayan, anayasayı engelleyen muhalefet” propagandası var; arkası önce referandum zorlaması; sonrası daha önce yazdığımız gibi bir baskın seçim.

Kaldı ki bu masa geçen dönem kuruldu; daha önce kurulan komisyonun çalışmalarından farklı ne sonuç çıkacak?

Hatırlayalım; Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun 4 partinin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdiği çalışmalar en sonunda “sistem” tartışmasında tıkandı. Yine öyle olacak. Ve medyası, kamuoyu araçları, yalan ve psikolojik savaş mekanizmasıyla dört nala ilerleyen bir senaryoda halka “biz katıldık, AKP engelledi” mesajını anlatabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? O halde 35 günlük “istikşafi” oyalamasından sonra neden anlatamadınız? O halde tek başına iktidarı yitirmiş bir AKP’nin sonuçları tanımamasını, muhalifler sokaklarda bombalarla can verirken yeniden, yüzde 50 ile tek başına iktidara ulaşmasını neden engelleyemediniz?

Kendinizi kandırıyor olabilirsiniz; fakat çare bu değildir. Meclis ve Davutoğlu AKP’si Anayasa Komisyonu ile; Saray’ın Başkanlık için “arama konferansları” eşliğinde kamuoyu oluşturacağı; Saray’ın çevresinde genişlettiği yeni milliyetçi-muhafazakar koalisyonu başkanlık etrafında iyiden iyiye kemikleştireceği ve bu kitleyi başkanlığa doğru hazır hale getireceği bir kampanya döneminin sahne arkasındaki hem oyalama taktiğine, hem de “gördünüz, aylardır çalışıyorlar, millete sorulmasına engel oluyorlar”a uzanacak bir seçim kampanyasına malzeme taşıma görevi üstlendi. Saray kampanya yürütecek; sabahtan akşama kadar aylarca ülkenin tüm temel meseleleri “başkanlık sistemine dayalı bir anayasa”nın olmamasına bağlanacak; “terör-çatışma-şiddet sarmalı” karşısında başkanlık kampanyası yeni milliyetçi cephe siyasetinin harcı olarak iyiden iyiye karılacak. Senaryo budur ve bozmak için tavır göremiyoruz.

O Masaya Oturmayın, Çünkü

O masaya oturmayın; bizi de kendinizi de kandırmayın. Üç nedenle;

Her şeyi geçtik; AKP ile masaya oturmak, yeni bir anayasa yapmak adına kendi öne sürdüğünüz şartların gerçekleşmesi için, “oyun kurmak” için bile çaba göstermiyorsunuz. Yeni bir anayasa yapılması için öne sürdüğünüz şartları hatırlayın: 12 Eylül’den kalma yasaların, mevzuatın ayıklanması; yerine demokratik yasal düzenlemelerin yapılması; “yol temizliği”.  Bunlar yapılmadan, öne sürdüğünüz şartlar gerçekleşmeden o masaya oturuyorsunuz; kendi şartlarınızı da ihlal ediyorsunuz. Kaldı ki bunlar Meclis’in yasama faaliyetleri kapsamındadır; önceliği Meclis’in bu temeldeki yasama faaliyetlerine verin; şart koşun. AKP’nin bu alandaki değişikliklere yanaşmadığını bir kere daha gösterin; meselenin Meclis iradesini tamamen ortadan kaldıracak, Başkanlık görünümlü bir dikta rejimi olduğunu şart koşarak, kendi masanızı kurarak, bunu yaparken de parlamento ötesi toplumsal muhalefet güçleriyle birleşerek gösterin.

Olmaz ya, diyelim ki bu mevzuat değişikliği gerçekleşti; AKP’nin bunları uygulamayacağını halka gösterin, anlatın, yaşayın, yaşatın. Tepesinde “mevzuatı koyun bir kenara” diyen bir kişinin oturduğu fiili bir Saray Rejimi’nde yaşarken; medyaya, akademisyenlere baskılar artarken; düşünce-ifade özgürlüğü ayaklar altındayken, çatışmalar sürer, kan akarken ülke normal-olağan bir demokrasi yaşıyormuş da; eskimiş anayasayı yenisiyle değiştiriyormuş havası yaratmayın.

Asgari şart koşun; düşünce-ifade özgürlüğünün önündeki engeller kalkmadan; gazeteciler serbest bırakılmadan; akademisyenlere dönük baskılar son bulmadan ve her şeyden önemlisi, Anayasa’yı ve hukuku askıya almış Saray anayasal çizgisine çekilmeden bu masaya oturulmayacağını, şartların oluşmayacağını anlatın. Sıkışmış bir siyasete sürekli manevra alanı açmayın; onun sıkışmalarından siyaset kurarak muhalif cepheye nefes alanları açın. Küçük kazanımların büyük toparlanmalar getirebileceği, umutsuzluğu dağıtacağı gerçeğinden uzaklaşmayın.

En önemlisi: “Ben bu anayasayı tanımıyorum” diyen kişinin İçişleri Bakanı; “sistem değişmiştir, siz anayasayı bana uyarlayın” ya da “mevzuatı koyun bir kenara” diyen kişinin Cumhurbaşkanı olduğu; adım adım Saray merkezli bir yürütme darbesinin uygulandığı şartları görünmezleştirmeyin; yüzünüzü halka dönün.

Görelim, bu şartlarda AKP ile anayasa konuşulmaz; AKP’ye karşı, Saray’ın despotik rejimine karşı anayasa konuşulur.

Dünyada anayasacılık hareketlerinin gelişimine bakınız. Anayasacılık, Saray’a; Saray despotizmine karşı, keyfi-kuralsız yönetimlere karşı gelişen devrimci bir harekettir. Fransız Devrimi’ne bakınız; 20. Yüzyılın ilk çeyreğine; 1905-1906-1908-1911 deneyimlerine; Rus, İran, Türkiye ve Çin anayasal devrimlerine bakınız. Hep aynı gerçekle yüzleşeceksiniz: Despotizmle anayasa yapılmaz; anayasa büyük demokratik atılım dönemlerinde despotizme karşı yapılır. Anayasa hareketlerinin devrimci-halkçı gelişimi Saray baskıcılığına ve keyfi-despotik yönetime karşıdır.

Öyleyse netleşelim: Saray’la anayasa yapılmaz; Saray Rejimi’ne karşı demokratik bir anayasa yapılır. Ve bugün asıl yol ayrımı başkanlık ile parlamenter sistem arasında değil; 200 yıllık çağdaşlaşma serüveninin yanında yer alanlar ve bunun karşısında duranlar arasındadır.

Kendinizi kandırmayın; bir anayasa “asker” yapmadı diye sivil olmaz; bir anayasa despotizmin her türlüsüne karşı halkçı-demokratik bir zemin açarsa; yurttaşın ve yurttaşlığın alanını genişletirse; haklarla donatırsa sivil ve demokratik olur. Yurttaşlığı eksiğiyle gediğiyle bitiren; Cumhuriyet yıkıcılığını anayasal güvence altına almak isteyen bir rejimle ise anayasa görüşmesi yapılmaz; bu rejime karşı anayasa cephesi örülür; halk bu temelde örgütlenir; yeni, laik, demokratik ve halkçı bir cumhuriyet kuruculuğu temelinde geniş bir muhalefet cephesi gerçek bir anayasayı fiilen, adım adım inşa eder. Mesele diktayı frenlemekse; 1908 (Meşrutiyet Devrimi), 1920 (Saray’a Karşı Ankara Merkezli bir Meclis Hükümeti), 1923 (Saray’a Karşı Cumhuriyet), 2013 (Aşağıdan, Tabandan Yeni Bir Cumhuriyet olarak Gezi) geleneğiyle birleşin; kaybetmezsiniz. 

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)