• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 29 °C

Okuyan ABC'nin sorularını yanıtladı; 'Erdoğan’ı yapan üç şey var: Yobazlığı, tüccarlığı ve Amerikancılığı'

Okuyan ABC'nin sorularını yanıtladı; 'Erdoğan’ı yapan üç şey var: Yobazlığı, tüccarlığı ve Amerikancılığı'
Komünist Parti Merkez Komite Üyesi, yazar Kemal Okuyan; 'Darbe olur mu sorusuna hayır diyemiyorum. Ancak daha yumuşak bir geçişin hâlâ mümkün olduğunu düşünüyorum. En güçlü olasılık AKP ve bürokraside bir çözülme.. Zarrab bunu hızlandırabilir' diyor.

Söyleşi: Çağdaş Gökbel

Komünist Parti (KP) Merkez Komite Üyesi ve partinin entelektüel liderlerinden Kemal Okuyan ABC Gazetesi'nin sorularını yanıtladı. Okuyan ile Amerika’da yaşanan gelişmeleri ve bunun Türkiye’ye olası yansımalarını konuştuk. Amerikalı Savcı Preet Bharara’nın işadamı Reza Zarrab’ı tutuklamasının ekonomiye, siyasete ve toplumsal yaşantımıza etkilerine ışık tuttuk. Ülkedeki siyasal durumu ve olası gelişmeleri değrelendirdik.

ABD'de yürütülen soruşturmanın ve bu kapsamda açılacak bir davanın sümen altı edilemeyeceğine dikkat çeken Okuyan, iktidarın bu sıkışmadan kurtulabilecek bir akla sahip olmadığının altını çizdi.

Reza Zarrab’ın Amerika da tutuklanmasının ve 75 yıl hapis cezası ile yargılanmasının Türkiye’de ne gibi etkileri olabilir?

Savcının iddianamesine göz attım, bir de elbette ABD basınında çıkanlar var. Spekülasyondan kaçınmak gerek ama bu dava Türkiye ve İran’ın siyasal dengelerine ciddi bir müdahale. ABD yargısına güzelleme yapacak değiliz lakin bu kapsamda bir davanın sümen altı edilmesi zor. AKP’de, Erdoğan’ın bütün baskı ve şantajına rağmen bir çözülme olacağını düşünüyorum. Zarrab'ın yargılanması bunu hızlandırır.

“BENİ KAYGILANDIRAN, AMERİKALI SAVCIDAN ÇÖZÜM BEKLEMESİ”

Çok yönden sıkışmaya başladılar. Bu sıkışmayı savuşturacak bir akıl da kalmadı siyasi iktidarda. Ancak beni kaygılandıran Türkiye’de insanların işi gücü bırakıp Amerikalı savcıdan çözüm beklemesi. ABD’yi kendi diktatörünü savunamaz noktaya getirmek gerekiyor halbuki. Halkın tepkisi olmasa ve Suriye’de duvara toslamasalar çok memnunlardı kendisinden. Kaldı ki, ABD’de açılan dava, esas itibariyle İran’ın ABD ambargosunu delmesine yardımcı olan aktörlerin cezalandırılması amacını taşıyor. Yani emperyalist ABD’nin zorbalıklarından birisinin takibiyle ilgili. Ancak iddianamede konunun diğer boyutuyla ilgili unsurlar da kaçınılmaz olarak var. İşin özeti şu, İran ve Türkiye birlikte ABD ambargosunu delmenin yolunu bulmuş, bu yolu kullanan-kullandırtılan şebeke ciddi paralar kazanmış, bununla yetinmeyip İran yönetimini kazıklamış, Türkiye’de ise iktidara büyük paralar aktarmakla kalmayıp, finans sistemini derinden etkileyen para hareketlerine neden olmuş. Dolayısıyla konuyla ABD’nin hiçbir ilgisi yok. Daha doğrusu ABD’nin uğradığı bir haksızlık yok. Konu bizi ve İran’ı ilgilendiriyor ana ne yazık ki gündeme bir kez daha emperyalist ABD tarafından getiriliyor. Üstelik ülkenin en ciddiye alınan hukukçusu tarafından.

Türkiye, Ortadoğu’daki politikalarından dolayı birçok ülke ile kriz yaşıyor. Amerika’nın bu hamlesi siyasi bir restorasyona ya da askeri bir darbeye yol açar mı?

ABD’de şu anda ciddi bir iç mücadele var. Dahası ülke ciddi bir stratejik yol ayrımını tartışmaya başladı. Trump bir açıdan düşük zekalı bir ırkçı, bir başka açıdansa Amerikan sermayesi için can simidi olabilecek bir programın savunucusu. Üstelik uzun bir süreden sonra ABD’de ilk kez farklı sermaye çevreleri arasında bu kadar derin bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. Bu görüş ayrılığının evrimi bizim coğrafyamızı da doğrudan etkileyecek. Öyle ilginç bir tabloyla karşı karşıyayız ki, Obama bazı açılardan Trump’a Hillary Clinton’dan daha yakın! Obama yönetiminin Savunma ve Dışişleri Bakanları arasındaki görüş ayrılıkları makul sınırların ötesine geçti, hem NATO’yu hem de diğer müttefik ülkeleri etkilemeye başladı. Bir başka ilginçlik, Obama’nın son yıllarını geçiren bir başkan için fazla inisiyatif almaya başlaması. Trump ya da Clinton, sanki bazı şeyleri önceden bağlamak ister gibi. Kerry ile Lavrov diplomasisi ABD’yi yalnızca Ortadoğu’daki karmaşada değil, Rusya ile yaşanan gerilimde de rahatlatmayı ve asıl soruna, Çin’in yükselişine odaklanmayı sağlayabilir.

Zaten sorumuz da biraz bununla ilgili, söz konusu gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkisi nasıl olur?

Erdoğan’ın kendisine biçtiği bölgesel misyonların hemen tamamı boşa çıkar. Adaptasyon yeteneği yüksek bir aktör olarak Erdoğan’ın yeni duruma uygun bir konumlanış içine girmesi mümkündür ama bu sefer iç politikadaki tek silahı olan zorbalığı ve gerilim siyasetini sürdürmek için gerekli dış politika enstrümanlarını yitirir. İşi zor. Bir de unutulmamalı, ABD’de şu anda Suriye’den çok İran ve Türkiye ile ilgili bir tartışma yaşanıyor. Normal koşullarda Erdoğan’la devam edemeyeceklerini görüyorlar.

“ABD TÜRKİYE’DE İLK KEZ ETKİLİ İSİMLERİN KALEMİYLE, AYRINTILI BİR DARBE PROGRAMINI BASINA SERVİS EDİYOR”

Bir kaotik sürecin önü açıldı ve bunun bağlanabileceği yerlerden birisi kuşkusuz askeri darbe. ABD Türkiye’de belki de ilk kez son derece etkili isimlerin kalemiyle bu kadar ayrıntılı bir darbe programı hazırlıyor. Erdoğan’ı indir, içerideki gazeteci, aydın, muhalifleri serbest bırak, Kürtlerle teröre taviz veriyor görüntüsü yaratmadan masaya otur. Bunları yaparsan NATO gıkını çıkarmayacak. Orduya söylenen bu. Bunun büsbütün temelsiz olduğunu kim ileri sürebilir ki? Ha bütün bunların ABD’nin Erdoğan’a olan sınırsız desteğini gizlemek için sahnelenen bir oyun olduğunu düşünebilirsiniz. Ahmaklık parayla değil. Ancak gerçek değişmez, kendilerine büyük hizmetler veren Erdoğan’ı bir kaşık suda boğmak isteyen emperyalist aktörlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu sistem, her şeyi kendisine yontanları affetmez. Tek sorunları kendilerinin de fena halde makineyi dağıtmış olması, çaresizleşmesi. Daha önce de söylemiştim, o zaman dalga geçilmişti, Putin Obama’yı kurtarıyor demiştim. Rusya’nın Suriye hamlesi Obama’ya ilaç gibi geldi. E bunlar Erdoğan’ı elbette etkileyecek. Rusya’yla papazı bulmuş bir Erdoğan’ın Rusya ile ABD arasındaki gerilimin düşmesinden zarar göreceği açık. Bu zararı İran’la ekonomik temelli bir yakınlaşmayla telafi edemez. Zararın asıl kısmı siyasi.

Bütün bunları söyledikten sonra “darbe olur mu” sorusuna hayır diyemiyorum. Ancak daha yumuşak bir geçişin hâlâ mümkün olduğunu düşünüyorum. En güçlü olasılık AKP ve bürokraside bir çözülmenin başlamasıdır, Zarrab meselesi bunu hızlandırabilir.

Ancak tekrar tekrar vurgulayalım ki, ABD, diğer emperyalist ülkeler ve Türkiye’deki büyük sermaye açısından tercih edilebilecek seçeneklerin hiçbiri ülke sorunlarına gerçek çözüm olamaz. Ancak o denli büyük bir kilitlenme yarattı ki Erdoğan, bunun çözülmesi durumunda korkarım toplum her şeye razı gelecek. Bu nedenle halk inisiyatif almalı diyoruz.

Ülkemizde yaşanan terör olaylarını ve yaratılmak istenen korku ortamını değerlendirdiğinizde başkanlık sisteminin gelebileceğine inanıyor musunuz?

Ben başkanlık sisteminin geleceğine, gelse dahi Erdoğan’ın orada tutunabileceğine inanmıyorum. Erdoğan’ın kaos ortamını kullanma yeteneğinin de sonuna geldik. Bir noktadan sonra halk korkuyu atmak zorunda kalır. Ancak iktidarın korkusu yine başladı. Açık bir biçimde hissediliyor bu. Çünkü herkes Erdoğan’ın yaşamak için yukarılara, hep yukarılara tırmanmak zorunda olduğunun farkında. Bunu yapmadığında inisiyatifi anında yitirecek. Bu nedenle Erdoğan’ın sonuna kadar zorlayacağını düşünebiliriz; “kenarda dur” önerisini daha önce reddetti, şimdi işi daha zor, kenarda durduğu anda oyunun dışına itilecek. Ancak bilemeyiz elbette. Bildiğimiz şudur, Türkiye tıpış tıpış Erdoğan’ın başkanlığına gitmez. Bu da kaotik bir sürecin parçası olur ve rahat edemez.

Gerçekleştirilen saldırılara ve sansasyonel olaylara rağmen, ekonomi sanki halen güçlüymüş gibi görünüyor. Dolar 3TL’nin altında seyredebiliyor ya da borsa yükseliyor. Ekonomi, tüm bu yaşanan gelişmelerden bağımsız mı değerlendirilmeli nasıl yorumluyorsunuz?

Ekonomi güçlü filan değil, son derece kırılgan. Yıllardır sürmekte olan istikrar aldatmacasının bir dizi nedeni var. Kamu kaynaklarının özgürce yağmalanması, borç ekonomisi, emekçi haklarının tamamen budanması, kayıt dışı para trafiği… Bu işin çöküşü de gürültülü olacak. Önünü göremeyen Erdoğan’ın Merkez Bankası yönetimine müdahalesi, Zarrab davasında Türk bankacılık sisteminin gündeme gelmesi, bombalı saldırıların sürmesi vs. vs… Güçlü mü zayıf mı o zaman görünecek. Burada şu uyarı yapmak gerek. Örgütsüz bir halk, ekonomik çöküşün bütün yükünü sırtlar, daha doğrusu bu yük altında ezilir. Borçlandırılan Türkiye emekçileri, hatta orta sınıflar elde avuçta ne varsa kaybedecekler, eğer haklarını aramak için örgütlü bir kavga içine girmezlerse.

Komünist Parti bu kaos ortamında Türkiye halkına nasıl bir çıkış yolu öneriyor?

AKP’den, Erdoğan’dan kurtulmak öncelikli bir görev evet; bunu biz de istiyoruz ve elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Ancak Bu görev havada asılı duramaz. 'Erdoğan gitsin Gül gelsin'e, Amerikancı, ılımlı İslamcı çözümlere karşıyız. Dahası, sermayenin egemenliği sürdükçe Türkiye’nin ve halkımızın başı dertten kurtulamayacak. Erdoğan’ı Erdoğan yapan üç şey var: Yobazlığı, tüccarlığı, Amerikancılığı… Bunları birbirinden ayıramazsınız. Bunlarla mücadele etmezseniz, İkinci RTE ile, üçüncüsü ile uğraşırsınız. Evren, Özal, Çiller, Demirel, say say bitmiyor. Komünist Parti insanlarımızı çocuk tecavüzlerine olduğu kadar çocukları açlığa, yoksulluğa mahkum eden düzenle de hesaplaşmaya çağırıyor. Unutmayalım yobazlık da, sapıklık da adaletsizliklerden, eşitsizliklerden nemalanıyor, o bataklıkta ürüyor.

“KOMÜNİST PARTİ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAK KAYNAKLARA SAHİP”

Kuşkusuz bütün bunları sloganlarla, kitabi bir çerçeve içinde kalarak yapmaya niyetimiz yok. Parti, çok ciddi kararlar aldı ve Türkiye’de bugünkü iktidara karşı emekçi halkın etkili bir mücadeleye soyunması için gerek yobazlık karşısında gerek piyasa ekonomisinin terörü karşısında, bütün olanaklarını kullanmaya karar verdi. Risk alarak. Amacımız halkın bu kaotik süreçten mümkün olduğunca örgütlü ve alan kapatarak çıkması. Sınıfız bir toplumun mümkün olduğunu bilince çıkarmak için, bu hamle illa ki gerekiyor. Ve bu hamle için koşullar uygun, Komünist Parti de üzerine düşeni yapacak kaynaklara sahip.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)