• BIST 97.898
  • Altın 145,728
  • Dolar 3,5767
  • Euro 4,0006
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 22 °C

Olmayacak duaya bu kez 'amin' demeyelim!

Necdet SARAÇ

El konulan televizyonlar, gazeteler, şirketler… Hapise atılan gazeteciler… Üzerleri kapatılan dosyalar… Tırmandırılan şiddet ve artan Kürt düşmanlığı… Yasal hiç bir dayanağı olmayan olağanüstü hal uygulamaları, sokağa çıkma yasakları ve bunun sonucunda her gün artan ölüm haberleri…

Cumhurbaşkanı sıfatıyla “işine gelmeyen” herkese karşı açılan davalar…“Yanlarına kar kalmayacak” diye doğrudan yapılan işaretler… Can Dündar ve Erdem Gül örneğinde olduğu gibi tutuklatmalar! Son günlerde olduğu gibi, HDP Eşbaşkanları için verilen “dokunulmazlıkları kalkmalı” mesajları…

HER ŞEY GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE OLUYOR!

Önce tartıştırıyorlar, sonra öne çıkarmak istedikleri konuda toplumu alıştırıyorlar, arkasından da “bunlar her şeye karşı” diye itibarsızlaştırıyorlar…
Ve en sonunda da ele geçiriyorlar, hakimiyet kuruyorlar!

2010’da yapılan Anayasa referandumu süreci böyle işlemedi mi?
Statüko, türban ve darbe tartışmalarını böyle yapmadılar mı?
17-25 Aralık yolsuzluklarında böyle olmadı mı?
7 Haziran’da yaşadıkları siyasi yenilgiyi de şiddeti arttırdıktan sonra “koalisyon ve istikrarı” tartıştırarak aşmadılar mı?

Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor…

Şimdi sırada Türkiye’nin uluslararası standartlardaki en iyi ve en itibarlı üniversitesi ODTÜ var. Namaz ve ibadet yalanı yine önde. Etkilenmeye hazır olanlar için “ideal” örnekler… Tıpkı Dolmabahçe’deki cami yalanı gibi… Tıpkı Kabataş gibi… ODTÜ itibarsızlaştırılarak teslim alınmaya çalışılıyor; Erdoğan YÖK’ü göreve çağırdı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet partisine dönüşen AKP, ülkemizi adım adım felakete sürüklüyor! Devlete dair her şeyi kontrol eden ve yönlendiren Erdoğan’ı Anayasa’ya göre de “resmi başkan” yapmak için her yol deneniyor. İş hızla çığırından çıkıyor!

Erdoğan ve AKP’nin içeride ve bölgede, yaptıkları da, niyeti de ortada. Bunun için çok özel ve derin analizlere ihtiyaç yok! Hitler faşizmi bile, başkanlık ve sekülerlik için örnek gösterilebilir bir noktaya geldi!

AKP İLE DEMOKRATİK ANAYASA OLMAZ!

Şimdi sırada yeniden Anayasa var. Lafı dolaştırmaya gerek yok; Bu AKP ile demokratik anayasa yapılamaz!

CHP son iki seçimde “acaba bu kez olur mu” diye denedi ve gördü. Olmuyor! Bütün sonuçları birlikte yaşadık! Ortalık gerilmesin diye “yumuşak söylemlerde bulunmak, uzlaşmacı görünmek” asla çözüm olmuyor!

AKP ile birlikte demokratik bir anayasa asla yapılamaz!

Başta CHP olmak üzere, demokrasi güçleri bu gerçeği artık görmeli!

Olmayacak duaya “amin” demenin hiç bir getirisi yok, götürüsü var! Kaldı ki, gerçekleşmeyeceği daha işin başında belli olan bir hamle için onay vermenin akılcı bir mantığı da yok!

“Bakın biz görüşmeden kaçmıyoruz, uzlaşmadan yanayız” demek için, ilkesel olarak karşı olduğumuz, uzlaşmanın olmayacağına inandığımız bir konuda görüşme süreci başlatmanın toplumda bir karşılığı olmadığı gibi CHP’ye ciddi irtifa da kaybettiriyor. CHP’nin zaten çok sorunlu olan inandırıcılığını da tümüyle sarsıyor…

Şirin gözükme çabası kazandırmıyor, kaybettiriyor!

Tıpkı, İslam coğrafyasında dinin iktidar isteğinden dolayı kan gövdeyi götürürken, dinin devletin kurumsal yapısı dışına çıkartılmasını ve laikliği ısrarla savunmamız gerekirken, “İmam Hatip” övgüsü yapmak gibi…

Tıpkı, gazeteciliği Türkan Saylan'a, Gezi direnişçilerine, Ali İsmail Korkmaz'a, kadınlara, sol değerlere, Madımak'ta yakılan insanlarımıza,  Kürtlere ve Cumhuriyete hakaret, küfür ve tehditle sınırlı olan Akit yazarına taziye yayınlamak gibi…

OYUNUN PARÇASI OLMAYALIM!

Ülkeyi savaşa sürükleyen, kutuplaşmayı arttıran, mezhepçilik yapan, toplumu etnik ve dini kimliklerine göre bölen parti tereddütsüz AKP’dir!

Siyasal İslamcı kimliğini, Yeni Osmanlıcı zihniyetle bütünleştirerek, laiklik karşıtı, demokrasi karşıtı olan parti de AKP’dir!

Erdoğan ve AKP, “yeni Anayasa teklifini” istediği kadar parlatsın, anayasa kurgusunun asıl niyeti başkanlıktır!  Çok açık ki, “yeni Anayasa” Erdoğan’ın kurguladığı “yeni rejimin” yasal kılıfı olacaktır!

Bundan 5 yıl önce allanıp-pullanan HSYK tartışmalarını hatırlayın. Yargının geldiği yer gerçeği yeterince göstermiyor mu? Bu Anayasa tartışmalarının da bu anlamıyla farklı bir yere evrilmesi mümkün mü?

CHP bunları biliyor ama bunlara uygun davranmıyor!

Yapılması gereken bellidir; CHP bu oyunu tümüyle reddetmeli ve oyunun parçası değil, doğrudan oyun kurucu olmalıdır!

CHP, hiçbir tereddüte girmeden kamuoyuna AKP ile demokratik bir anayasa yapılamayacağını ve görüşmelere katılmayacağını ilan etmeli, dinin bu kadar öne çıkartıldığı ülkemizde ve bölgemizde başkanlık sisteminin faşizan bir diktatörlüğe tekabül edeceğini de bıkmadan usanmadan söylemelidir!

KARŞI OLMAK YETMEZ!

Ancak, yeni Anayasa için AKP’nin bu niyetini ilan etmek ve karşı olmak yetmez. HDP projesinin Türkiyelileşemediği, parlamento dışı demokratik muhalefet hareketinin ve bir bütün olarak emek hareketinin son 55 yılın en etkisiz olduğu bir ortamda CHP’nin siyasi rolü tahmin edilemeyecek kadar artmıştır. CHP bu nedenle mutlaka siyasi bir rol üstlenmelidir!

Elinde, bütün demokrasi güçlerini bir araya getirecek, ne söylediği anlaşılan ve siyasal tarihimizin en önemli belgelerinden biri olan “seçim bildirgesi” varken, CHP toplumsal muhalefeti bir araya getirme ve örgütleme rolünü mutlaka üstlenmelidir! Parlamento içi muhalefet, parlamento dışı muhalefetle birleşmelidir!

GÜÇ VARSA UZLAŞMA VARDIR

Siyasette de, günlük hayatta da uzlaşmanın ön koşulu güçtür! Gücünüz varsa uzlaşma olur, “ortak anlaşılan bir yerde” buluşulur! Gücünüz yoksa “uzlaşma” güçlünün belirlediği yerde olur! Bunun adı da uzlaşma olmaz!

İçerde ve dışarıda savaş varken, ısrarla uzlaşmacı bir görüntü vermenin, şirin gözükmeye çalışmanın hiçbir toplumsal karşılığı yoktur. Savaşı başlatan ve hepimizi teslim almaya çalışan güç şirin gözükmemize aldırmaz!

Diyarbakır’da, Cizre’de, Silvan’da her gün kan dökülürken, sokağa çıkma yasaklarının işkenceye dönüştüğü, yalan-dolanla gazetecilerin tutuklandığı, adaletsizliğin “normalleştiği” bir ortamda gücünü göstermeyen ve kavga etmeyen kazanamaz! Böyle bir ortamda iyi niyetli de olsa uzlaşma çabası asla sonuç vermez. 

16-17 Ocak’ta yapılacak CHP Kurultayı bu konuda yeni bir başlangıcın adımı olmalı, “devrimcilik ve halkçılık” öne çıkartılmalıdır!

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)