• BIST 94.655
  • Altın 144,854
  • Dolar 3,5508
  • Euro 3,8707
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 15 °C

Önce Kendi Sınavınızı Verin ‘Amberin’ Hanım!

Önce Kendi Sınavınızı Verin ‘Amberin’ Hanım!
"Kendisinin kim olduğunu, hangi dönemlerde AKP iktidarı ile hangi dönemlerde Fethullah Gülen Cemaati ile ortaklığa girerek kariyerinde nasıl yükseldiğini elbet çoğu kişi biliyordur."

Çağlar Ezikoğlu*

Amberin Zaman; Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının hız kesmediği dönemde, kumpasçıların gözdesi, gazeteci sıfatıyla suçsuz insanların bir bir hapiste çürümesini organize eden o çetecilerin prensesiydi. Bugün yine bir yazı kaleme almış ve demiş ki; liberaller, Fethullahçı örgüte bağlı hareket eden gazetecileri korumak hususunda yetersizmiş ve liberallerin bu sınavı geçmesi konusunda soru işaretleri varmış Amberin Hanım’ın. Aslında kendisini rahatsız eden husus, Ahmet Şık tutuklanırken isyan eden ‘bazı’ liberallerin, neden bu ilgiyi Mehmet Baransu veya Nazlı Ilıcak’a göstermediği. Hatta Amberin Hanım demiş ki;

"Hadi Baransu’nun el üstünde tutulduğu günlerdeki ergence celallenmeleri, aymazca tehditleri antipati yarattı. Ya Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Ayşenur Parıldak, Ali Bulaç, Hidayet Karaca, Ahmet Turan Alkan ve saymadığım daha niceleri?" [1]

Kendisinin kim olduğunu, hangi dönemlerde AKP iktidarı ile hangi dönemlerde Fethullah Gülen Cemaati ile ortaklığa girerek kariyerinde nasıl yükseldiğini elbet çoğu kişi biliyordur. Bunları tekrarlamayacağım, hatta şu yazıyı yazmanın bile bir zaman kaybı olacağını düşünüyordum. Ta ki Cumhuriyet Gazetesi’nde bir röportaja denk gelene kadar. O röportaja geçmeden önce Amberin Hanım’ın Balyoz ve Ergenekon sürecindeki rolüne bakalım.

Bal gibi Kumpasçısınız!

Şöyle devam ediyor Amberin Zaman;

"Taraf’ı Taraf yapmakta önemli katkısı olan, bir zamanlar AK Partililerin yere göğe sığdıramadıkları Mehmet Baransu, yaptığı haberlerden ötürü hapiste. Şahsi kinlerine yenilen birçok meslektaşımız Baransu’nun yaşadığı mağduriyet karşısında sus pus. Askerî vesayeti sonlandırıyor diye TARAF OLARAK omuz verdiğimiz AK Parti artık Ergenekon ve Balyoz davalarına “paralel yapının kumpası” diyebiliyor. Sanıklar berat ediyor… Oysa hepimiz biliyoruz ki orduda, yargıda, AK Parti’nin iktidara gelişini hazmedemeyen bir güruh, bal gibi de darbe planları yapıyordu. Halkın iradesini hiçe sayıyordu. AK Parti’den önce de sonra da. Yıllarca böyle dönüyordu çark…" [2]

Amberin Hanım’ın Temmuz 2015’de Taraf gazetesinden ayrılmadan evvel yazdığı yazıdan bu satırlar. Amberin Hanım yazı boyunca ‘ufak tefek’ yol kazaları olmuştur, suçsuz yere yatanlar tek tük vardır ama onlar dışında bu davalar gerçektir’ minvalinde konuşarak kumpasların arkasında olduğunu tekrar dile getirmiş. Hatta bugünde her fırsatta bu görüşünü tekrar ediyor. Bugün Diken’de kaleme aldığı yazıda ise ‘bakın Ergenekon-Balyoz’da yapılan hataların benzerini Fethullahçılara yapıyorsunuz’ şeklinde bir algı manipülasyonu ile dönemin tetikçileri Baransu veya Nazlı Ilıcak gibilerini temize çıkarma gayesinde. Lakin unuttuğu en önemli husus, o hataların yaratıcılarının bizatihi bu kumpasçılar olduğu. Her fırsatta öve öve bitiremediği Nazlı Ilıcak’ın kumpas süresince yaptıkları hepimizin hafızalarında! Belki Amberin Hanım’ın hafızası zayıftır; çok geçmişe gitmeyelim. Bu hukuksuzlukların özellikle son zamanlarda toplumun büyük bir kesimince kabul edildiği son yıllara gidelim. 4 Kasım 2015’de Nazlı Ilıcak ne yazmış bakalım. 

"Yukarıda bazı bölümlerini verdiğim iddiaların üstü şimdi toptan kapatılıyor. Vazifelerini yapan bürokratlar suçlu ilân ediliyor. Bu davanın 'FETÖ’nün kumpasından ibaret olduğu' iddia ediliyor. Baskınlarda ele geçirilen bütün belgeleri, dijital kayıtları FETÖ hazırlamış!!! İster inan, ister inanma…Medyası susturulmuş bir Türkiye’de gerçekleri yazıp söyleyecek o kadar az kişi kaldı ki! Zaten, aykırı düşünürseniz, başınız kolayca belâya girebilir. Bu yüzden herkes, her söylenene inanmaya hazır. En kolayı akıntıya kapılıp gitmek. İradesiz bir çöp gibi…" [3]

Bu yazıyı neden alıntıladım derseniz, kumpasçı Ilıcak yazı boyunca hukuksuzluğu mahkemelerce teyit edilmiş uydurma dijital delillerden bahsedip Balyoz ve Ergenekon kumpasının gerçekliğinden bahsediyor. Ve öyle geçmişte ‘kandırıldık’ diyebilecek bir zaman değil, Kasım 2015’den bahsediyoruz. Peki nasıl olmuştu da bu dijital veriler, Balyoz sanıklarının önüne bir idam fermanı gibi gelmişti? 2010 yılındaki bir habere bakalım, Fethullahçı gazete Zaman muhabiri Kadir Kökten tarafından kaleme alınan. [4]

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin DHKP/C davasında dijital verilerden yola çıkarak verdiği mahkûmiyet kararı, Yargıtay tarafından onandı. Sanık Hüseyin Edemir, ofisinde ele geçirilen disketlerde yer alan bilgilere dayanılarak 6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme kararında, “Günümüzde bilgisayar verileriyle ilişkisi olmayan çok az suç kalmıştır. Suç işleyen kişilerin ya da suç örgütlerinin bu teknolojiden faydalanmayacağını düşünmek imkânsızdır.” ifadelerine yer vermişti. 

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dijital delillere dayanarak verdiği ve Yargıtay’ın da onadığı bu mahkumiyet kararı birçok önemli davaya da emsal olacak. Dijital veri tartışmasının yürütüldüğü Balyoz darbe planı davası bu davaların en önemlilerinden biri. Balyoz sanıkları ve avukatları da dijital verilerin karara dayanak olamayacağı üzerinden savunma yapmıştı. 

Bir başka ismi, bir başka suçsuzu görüyoruz; Hüseyin Edemir. Akademisyen olacaktı. ODTÜ ve  Humbold Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisiydi. Nişan günü tutuklandı. DHKP-C üyeliğiyle suçlandı. Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. 1.5 yıl hapis yattı. Aslı bulunmayan, on yıl öncesinin iki bilgisayar çıktısıyla hüküm giydi. 6 yıl 3 ay hapse mahkum edildi. Ve bu mahkumiyet, Fethullahçı örgütün Balyoz-Ergenekon kumpasları için de muazzam bir fırsat haline dönüşecekti. Daha doğrusu FETÖ, bu fırsatı sağlamak için Hüseyin’in hayatını karartmıştı. Hüseyin’in yaşadıkları bu röportajda mevcut. Lütfen aşağıdaki linkte adresini verdiğimiz röportajı okuyun ve okutun;

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/692320/Bir_yargi_rezaleti__Hayatimi_geri_istiyorum.html

Ve Hüseyin Edemir yeniden yargılanma istiyor çünkü o günün hakimleri ve o tetikçi gazetecilerin hepsi FETÖ’den içeride tutuklu. Şimdi Amberin Hanım’a seslenerek bitirelim; Hüseyin’in ve onlarca yüzlerce suçsuz günahsızın vebali hem sizin hem de sizin gibi kumpasçıların üzerinde. O yüzden başkalarından hesap sormadan evvel, kendi hesabınızı verin ki, başkalarına soracak cüreti kendinizde bulabilesiniz!..

* Aberystwyth Üniversitesi, Uluslararası Siyaset Departmanı, Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

Kaynaklar;

[1] http://www.diken.com.tr/liberallerin-feto-sinavi/

[2] http://t24.com.tr/haber/amberin-zaman-2007-ruhu-darmadagin-oldu-tarafa-veda-ediyorum,301693

[3] http://t24.com.tr/yazarlar/nazli-ilicak/uckur-tutanaklari-da-sahte-miymis-ne,13142

[4] http://www.aktifhukuk.net/icerik.asp?id=512

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)