• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 22 °C

Önce savaşın mimarları hesap versin!

Önce savaşın mimarları hesap versin!
Afrin Operasyonuna aykırı çıkan her ses yine bu Ak Trol ordusu tarafından linçe uğratılıyor, ama bu yüzsüz ve haysiyetten yoksun Ak Trol ordusunun suçlamaları karşısında hiçbir AKP temsilcisi geçmişte PYD’ye verdiği destekten ötürü sorguya çekilmiyor...

Çağlar Ezikoğlu

2013’ün Temmuz ayı, İstanbul’a bir uçak varıyor. Uçaktan ise Suriye İç Savaşı esnasında Suriye Devleti’nin egemenlik sahasında olan Kuzey Suriye’deki toprakları işgal etmek suretiyle yeni bir özerk yapılanma girişiminde bulunan ve Türkiye’de PKK terör örgütü ile organik bağa sahip Kürt grubu PYD’nin lideri Salih Müslim iniyor. Salih Müslim’i davet eden ise MİT ile birlikte müstafi Başbakan ve dönemin Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu. Salih, 25 Temmuz'daki İstanbul temaslarından önce Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın bazı sorumluları ile Kahire'de bir araya geldiklerini anlatırken şöyle diyor:

"Rojava (Kuzey Suriye) için geçici bir sivil yönetim kurulması projemiz vardı. Türkiye tarafından yanlış yorumlandı. Davet, Dışişleri Bakanlığı'ndan geldi. 25'inde İstanbul'da görüşmelerimiz oldu. Çok olumluydu. Her şeyi takip etmelerine rağmen, anlatacak çok şeyler olmasına rağmen, geçici yönetimi izah ettik. Oradaki çatışmalardan, halkın ambargo altında olduğunu, yardım yollarından bahsettik. Niyet belirleme konusunda çok iyi oldu. Karşılıklı olarak görüşmelerin sürmesini kararlaştırdık."

Bu görüşmeden 2 hafta sonra ise aynı Salih Müslim bu sefer Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen resmi davet ile Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’ya davet edildi. AKP iktidarı Suriye’de Kürtler ile pazarlık masasına oturmuşken içeride de PKK ile çözüm süreci adı altında başka bir pazarlığa girişmişti o günlerde. Fakat bu iki pazarlığın temel argümanları doğrudan doğruya birbiriyle bağlantılı. Bu bağ AKP lideri Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Başbakanlığa getirilen Ahmet Davutoğlu ile daha da açıklığa kavuşacaktı. Ağustos 2014’de Başbakanlığa getirilen Davutoğlu Türkiye’de PKK terör örgütü ve Suriye’de PYD ile girişilen pazarlıkların aynı düzlemde devam etmesi gerektiğine inanmaktaydı.

Tarih 15 Ağustos 2014, yer İmralı... PKK Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ve İmralı Heyeti görüşmesi gerçekleşiyor ve bu görüşmede Suriye özelinde şu ilginç ifadeler paylaşılıyor;

İdris Baluken: (İmralı Notları-s.359) Davutoğlu’yla yaptığımız iki görüşmede Türkiye’nin IŞİD’e destek konusunu ısrarla gündemleştirdik. Bu konuda Türkiye’nin tavrının değiştiği anlamına gelebilecek bazı bilgiler aktardı. IŞİD’e karşı olduklarını ve IŞİD’le mücadele için PYD ve Özgür Suriye Ordusu üzerinden oluşacak bir ittifaka destek verebileceklerini aktardı. Biz de bu durumu Kandil’deki toplantıda arkadaşlarla paylaştık. Özellikle Cerablus ve Tel Abyad bölgesinde ÖSO ile ittifak temelinde bazı ilişkiler gelişilebileceğini arkadaşlar da aktardılar. Arkadaşlar rejimle PYD arasındaki ilişki konusunda Davutoğlu’nun dile getirdiği bazı hususların çok gerçekçi olmadığını ifade ettiler. Ayrıca Rojava’ya yönelik ambargo ve ablukanın Türkiye tarafında tamamen kaldırılması gerektiğini ilettik. Bu konuda Davutoğlu gerekli adımları atmaya hazır olduklarını ifade etti. Bilmenizde fayda var, bu süreç içinde Başbakanlık- AFAD eliyle Kobani’ye yardım malzemeleri gönderildi. Bazı sıkıntılı konularda da pratik alanda ilerlemeler sağlandığını söyleyebiliriz. Türkiye Kamışlı kapısına PYD’nin denetimi alması durumunda hiçbir sıkıntının kalmayacağın ısrarla ifade ediyor. Bizler de buraya gelmeden önce şu bilgiyi edindik. Kamışlı kapısındaki sıkıntılar giderilmiş, arkadaşlar Kamışlı kapısından serbest geçişlerin olabileceğini ifade etmişler.

Öcalan: Evet, bu konular önemlidir. Özgür Suriye Ordusu ile ittifak temelinde bazı ilişkiler kurulabilir. Ben daha önce de Demokratik Suriye Konseyi’ni önermiştim. Diğer halklarla birlikte ortak bir arayışın olması gerektiğini çok önceden ifade etmiştim. Azzaay- Cerablus-Bap üçgeninde ÖSO ve PYD işbirliği olabilir. Davutoğlu’na böyle olursa o bölgeye Esad da, IŞİD de giremeyecek deyin. Bu başarıldığı zaman Esad Üçüncü Cenevre Toplantısı'na çözümü kabul ederek gelmek zorunda kalacaktır. Davutoğlu’nun ilk düşünceleri böyle değildi, ama yanıldılar. Şimdi doğruyu bulmak istiyorsa desantralizasyon meselesini kabul etmek zorunda. Suriye’nin birliği, bütünlüğü denildiğinde gelinen nokta ortada. Demokratik Suriye Kongresi bundan sonra toplanırsa anlamlı olur. Suriye konusunda Davutoğlu da, Beşir de, Efkan da bana onaylatma şeklinde değil de görüşümü almaları iyi olur ve önemlidir. Çünkü ben olmadan oradaki dengeleri, aşiretleri bilemezler. Ben onları tarihsel çizgileriyle beraber hepsini tek tek biliyorum. Onun için benim görüşümü almalılar. PYD bu konuda işbirliğine açık olmalı, yani ittifaklar ve tutulacak bölgeler konusunda hazırlığını yapmalı. Şahin onlar görüşebilirler, fakat nihai karar ben vereceğim.

Görüldüğü gibi müstafi Başbakan Davutoğlu ile Öcalan arasındaki pazarlık Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesi hedefi noktasında büyük bir ittifaka evrimle noktasına dönüşmüştü. Bu doğrultuda bu görüşmeden 2 ay sonra Ekim 2014’de yine Salih Müslim AKP iktidarı tarafından Türkiye’ye davet edildi. Bu görüşmelerde Salih Müslim IŞİD ile Kobane’deki çatışmalar esnasında, Türkiye’den silah ve diğer ihtiyaç malzemeleri için koridor açması talebinde bulundu ve bu talep AKP iktidarı tarafından kabul edildi. PYD’nin daha sonra kanton ilan ettiği Kobani bölgesine AKP iktidarı tarafından doğrudan silah ve diğer yardımlar gönderildi, peşmergelerin Kobani’ye geçişi doğrudan Türkiye vasıtasıyla sağlandı. Müstafi Başbakan Davutoğlu Ocak 2015’de Diyarbakır’da ‘Kobani’ye buradan selam ediyorum. Kobani’deki her kardeşimin alnından öpüyorum. Kobani bize tarihin emanetidir’ ifadelerini kullandı. Stratejik iflasın temsilcisi Davutoğlu Esad yönetimini devirip bölgede Türkiye’nin hamiliğinde kurulması planlanan Kürt ve cihatçı özerk yönetimlerin hayali ile yanıp tutuşuyordu o günlerde. Ve bu hayaller bölgede PYD’nin her geçen gün güçlenip Kuzey Suriye’de daha kalıcı hale gelmesine yol açmıştı.

Tabi müstafi Başbakan’ın tek hayali bu değildi, oturduğu koltuğa gerçekten sahip olmak ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem parti hem Türkiye’deki gücünü pasifize etmeyi hedefledi. Bu olası durumu fark eden ve gücünü kimseyle paylaşmak istemeyen Erdoğan ise ilk olarak çözüm sürecinde hem Türkiye hem de Suriye’de kurulan bu pazarlık masasını devirmiş daha sonra da müstafi Başbakan Davutoğlu’nu istifa ettirmişti.

Bu tarihsel süreci bir kez daha yazdım zira son günlerde Afrin operasyonu üzerine yapılan analizlerde bile isteye AKP-PKK/PYD/YPG ittifakının gözlerden kaçırıldığını gözlemlemekteyim. Suriye İç Savaşı’nda nasıl ki ABD önderliğinde AKP iktidarı cihatçı çeteleri Esad yönetimine karşı silahlandırdıysa, benzer şekilde ABD ve AKP Esad yönetimine karşı PYD’nin önemli bir güce ulaşmasına doğrudan yardımcı oldular.

Bugün ise Erdoğan’ın kişisel iktidarını koruması adına, iktidarları boyunca büyütüp besledikleri PYD/YPG’ye karşı giriştiği operasyonu izliyoruz günlerdir. Geçmişte yaşananlar hiç olmamış gibi, hiç utanmadan hiç sıkılmadan sırf iç siyasette milliyetçi oyları konsolide etmek adına, hamaset kokan söylemlerle bir politika izleniyor. Ama bugünlere gelinmesini sağlayan bu savaşın mimarlarından olan hiçbir isimden bir kez bile hesap sorulamıyor. Ak Troller ordusu ile sosyal medyada bütün muhalefet partileri terör destekçisi olarak suçlanıyor. Afrin Operasyonuna aykırı çıkan her ses yine bu Ak Trol ordusu tarafından linçe uğratılıyor, ama bu yüzsüz ve haysiyetten yoksun Ak Trol ordusunun suçlamaları karşısında hiçbir AKP temsilcisi geçmişte PKK/PYD’ye verdiği destekten ötürü sorguya çekilmiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Suriye’de bir tarafta cihatçı çeteler ve IŞİD tehlikesi diğer tarafta PKK ve uzantısı konumundaki YPG tehlikesi ile ciddi bir biçimde toprak bütünlüğü tehdit ediliyor. Bu noktada bu terör örgütleri ile mücadele edilmesi gerektiğini yıllardır söylüyorum ve söylemeye devam edeceğim. Lakin bu mücadelenin temel şartları var; 1) Suriye Devleti ve o devletin lideri Beşar Esad ile doğrudan iletişim kanallarının açılması; 2) Rusya ve İran ile koordineli bir şekilde hareket edilmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyulması, 3) ABD öncülüğünde kurulan cihatçı çetelere desteğin tamamen kesilip, bölgedeki bütün cihatçı grupların varlığının sonlandırılmasında aktif rol oynanması, 4) 2011’den bu yana Suriye Devleti’nin egemenliğindeki toprakları işgal eden PYD/YPG ile mücadelede Suriye Devleti ile tam koordinasyon ile çalışıp bu bölgelerin yeniden Suriye Devleti egemenliği altına girmek için çalışılması.

Bu maddeler gerçekleştiği anda zaten Türkiye’nin önünde ne IŞİD ne de PKK/YPG tehlikesi söz konusu olacaktır. Lakin böylesi hamleleri AKP iktidarından beklemiyorum zira bu politika değişikliği sırf Erdoğan’ın kişisel iktidarını koruma gayesinden ötürü ortaya çıktı. AKP iktidarı boyunca Suriye İç Savaşı’nın mimarı olan isimlerden, IŞİD’den PKK’ya terör örgütlerini bu denli güçlü hale getirilen iktidar temsilcilerinden bir bir hesap sorulmadığı sürece bu operasyonların kalıcı bir netice getirmesini beklemek çok güç olacaktır.

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Seçimlerde Kürt denklemi13 Mayıs 2018 Pazar 16:55
  • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
  • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
  • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
  • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
  • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
  • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
  • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
  • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
  • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)