• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

Öncelik sosyal demokrasi değil, cumhuriyetçilik!

İbrahim Kaya

Türkiye’nin içine düştüğü “karanlıktan” nasıl çıkacağına yönelik “çözüm” arayışının CHP çevrelerinde önemli bir gündem maddesini oluşturduğunu söylemek mümkün. Eğer Türkiye bu karanlığı yırtacak ve Aydınlığa çıkacaksa elbette bu sürecin aktörü CHP olacaktır ve bu nedenle CHP çevrelerinde “çözüm” arayışının önemli bir tartışma konusu olması olumlu bir gelişmeyi işaret etmektedir. Karanlıktan kurtuluş; CHP’nin sempatizanlarının, seçmenlerinin sayısının artmasına veya aslında daha doğrusunu söylemek gerekirse CHP etrafında toplanacak seçmenlerin sayısının artışına bağlı olmasından ötürü, partinin toplumla nasıl buluşacağı, daha çok sayıda yurttaşa nasıl sesleneceği önemli bir tartışmayı oluşturmaktadır. Partinin uzun bir zaman önce kendisini ortanın solunda tanımlamış olması, Avrupa’daki sosyal demokrasi ile ilişkisinin kurulmasını sağlamıştı. Yani partinin cumhuriyeti inşa eden bir parti olma özelliğinin yanına sosyal demokrat bir kimlik de eklenmişti. O zamandan buyana sosyal demokrasinin bu ülkede toplumsal karşılığını bulamadığından yakınıldı, partinin sosyal politikalar geliştirmesine karşın, toplumdan yeterli desteği bulamadığı ifade edildi. Şimdilerde yine bazı gruplar partinin gerçek anlamda sosyal demokrasiye yönelmesi gerektiğini ve ancak böylece iktidar için güçlü bir aday olacağını iddia etmeye başladılar.  Yani partinin cumhuriyetçi yönünüden ziyade sosyal demokrat yönünün öne çıkarılması gerektiği tartışmaları yine hız kazanmış durumda. Bu iddiaların karşısına daha gerçekçi, toplumda karşılık bulma şansı çok daha yüksek çözüm önerisinin cumhuriyetçilik olduğunu savunacağım.

YENİ TÜRKİYE SORUNUNA CUMHURİYETÇİ ÇÖZÜM
Yeni Türkiye olarak ifade edilen günümüz Türkiye’sinin en temel niteliklerini anlamaya çalıştığımızda fark ediyoruz ki “Türkiye Cumhuriyeti” siyasası büyük ölçüde yerinden edilmiş ve alternatifi olarak İslamcı otoriter bir siyasa inşa süreci yaşanmakta. Üstelik bu inşa süreci öyle ya da böyle, toplumun önemli bir bölümünden ciddi bir destek almakta. Şimdi böylesine devasa bir sorun karşısında Türkiye’nin karanlıktan Aydınlığa geçiş umudunu sosyal demokrat bir politikaya bağlamak ne denli gerçekçidir? Toplumda karşılık bulma şansı var mıdır? Devasa sorun, Türkiye Cumhuriyeti projesinin tersyüz edilmiş olduğunu gözümüze sokmakta, İslamcı bir ideolojinin tüm yaşam alanlarına nüfuz ettiğini göstermekte ve gericiliğin egemen politik çerçeve olmaya yüz tuttuğunu anlatmaktadır. Mevcut durum bir soruna işaret ediyor ve dolayısıyla bu sorunu çözmek için bir kurtuluş modeline ihtiyaç var. Yani mevcut koşullar “yeniden inşayı” çözüm olarak dayatmaktadır. Bir toplumun yeniden inşası ise ekonomik, politik ve kültürel sorunsallıklara çözümü gerektirmektedir.

İnsanlığın her döneminde ama özellikle modern dönemde yanıt bulunması elzem olan üç sorunsala, yani ekonomik, politik ve kültürel sorunsallıklara, ilişkin çözüm olarak sosyal demokrasi ne söyleyebilir? Giddens’ın ortaya koyduğu anlamıyla bir üçüncü yol olarak sosyal demokrasi, Batı Avrupa’da, güya modernleşmiş ve esasında serbest piyasayı sorunsallaştıran bütün tartışmaları terketmiştir. Sosyal devletin hantal devleti yarattığı, insanların bir nevi “tembelleşmesini” getirdiği şeklindeki “neo-liberal” teze itiraz etmeyen bu güya modernleşmiş sosyal demokrasi, bugün kendi coğrafyasında büyük bunalımını yaşamakta ve liberal veya muhafazakar partilerden farklılığını ortaya koyamamaktadır. Demek ki temel ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız, yaşam standardımızı nasıl yükselteceğiz sorusuna yani ekonomik sorunsala neoliberal kapitalizmle paralel bir cevaba sahip olan sosyal demokrasi, Batı Avrupa’da yaşanan krizlere hatta “gerilemeye” yanıt oluşturamamaktadır. “Modernliği olmayan kapitalizm” olarak tanımlanması gerektiğini tartıştığım Yeni Türkiye’de neoliberal ekonomik politikaya karşı çözüm önerisi kuşkusuz “planı” önemseyen “halkçı” bir ekonomik model önerisidir (Yeni Türkiye-Modernliği Olmayan Kapitalizm, İmge Kitabevi, 2014). Neoliberal ekonomiyi sorunsallaştıran, onu sorgulayan ve yoksulluk gibi toplumsal sorunların aşılması yönünde proje sahibi olan bir model insanların temel ihtiyaçları nasıl karşılanmalı sorusuna kökten ve esaslı bir yanıt oluşturmaktadır. Bu model kuşkusuz cumhuriyetçi modeldir; kamusal sahanın önemini vurgulayan; ortak iyi arayışında olan; toplumsal sorunların çözümünde kamuyu zorunlu olarak sorumlu gören bu cumhuriyetçi anlayış, bir tür, bugüne uygun, karma ekonomi önerisidir. Bir zamanlar başarıya ulaşılmış, kamu yararına sonuçlar elde edilmiş planı önemseyen bu model şeker fabrikalarından demir-çelik işletmelerine kadar Cumhuriyet Türkiye’sinin ekonomik temellerini inşa etmiştir. Elbette bugünün koşulları dikkate alınarak bu planı önemseyen, karma ekonomik model üzerinde durulmalıdır ve toplumda karşılık bulacağı kuvvetle muhtemeldir. Batı Avrupa’da sosyal demokrasi kamucu anlayışa burun kıvıran, serbest piyasayla sorunu olmayan bir ekonomi anlayışına sahiptir.

POLİTİK VE KÜLTÜREL SAHALARDAKİ SORUNLAR
Politik sorunsala yani toplum halinde birlikte yaşamak için hangi politik temellere ihtiyaç duyduğumuz sorusuna sosyal demokrasinin verebileceği yanıt nedir? Çok genel koşullarda ve hükümlerde sosyal demokrasi bir liberal demokrasi anlayışına dayanmaktadır ve birlikte yaşamayı sorunsal bir durum olarak görmemektedir ya da böyle bir sorunsala yanıt verecek bir coğrafyada değildir. Yeni Türkiye birlikte toplum halinde nasıl yaşarız sorunsalına çoğunlukçu-araçsal demokrasi modeliyle yanıt aramaktadır; önemli ölçüde otoriterleşmiş, çoğunluğu millet olarak işaret eden ve dolayısıyla muhalefeti yok sayan bir siyasa Yeni Türkiye’yi karanlık olarak kuran çok temel bir yapılanmadır. Sandığı kutsallaştıran, milli iradeyi araçsallaştıran bu yeni siyasa inşası hukukun üstünlüğü gibi demokrasi için olmazsa olmaz temelleri yok saymaktadır. Cumhuriyetçiliğin çözüm önerisi cumhuriyetçi demokrasidir; yurttaşların erdem sahibi olduğu, ortak meselelere ilişkin yurttaşların tartışmaya katıldığı; ortak iyiyi bulmak için politik sahaya katılımın teşvik edildiği bir demokrasi modeliyle Türkiye düştüğü karanlıktan çıkacaktır. Öncelik, dolayısıyla, demokrasinin  cumhuriyetçi temellerde kurtarılmasıdır.

Sosyal demokrasinin kültürel anlamda bir kuruculuk işlevinin olması mümkün değil. Yani hangi bilgi türü bizim gündelik yaşamımıza ışık tutabilir; eylemlerimizi hangi kültürel modele atıfta bulunarak gerçekleştirebiliriz sorusuna sosyal demokratların kurucu undur veya aktör olarak verdiği ya da vereceği bir yanıt yoktur. Ancak, yeniden inşanın kaçınılmaz olduğu günümüz Türkiye’sinde bu sözünü ettiğimiz soruların sorulması ve yanıtlanması kaçınılmazdır. Cumhuriyetçi yaklaşımın kültürel modernlikle ilgili çözümü kuşkusuz özerklik nosyonuyla işlemektedir: bilimin, sanatın ve genel anlamda bilginin özerkliği bu konudaki cumhuriyetçi esası oluşturmaktadır. Ancak, bu sahaların özerkleşmesi için ön koşul bilgide laikleşme ve bilimselleşmedir. Yani kurtuluş Aydınlanmadır ve bu nedenle Aydınlanmanın savunusu öncelik arz etmektedir; halbuki sosyal demokrasinin böylesi bir önceliği yoktur.

Liberalizm ve sosyal demokrasiyi günümüz koşullarında ayırdetmek artık oldukça güçtür; halbuki liberalizmin alternatifi olarak dayanışmayı, ortak iyiyi, kamusal sahanın üstünlüğünü savunan cumhuriyetçilik bir toplum modeli ve siyaset anlayışı önermektedir; cumhuriyetçilik Philip Pettit’nin analiz ettiği gibi özgürlük açısından da demokrasi açısından da liberalizme karşı daha iyi bir alternatif sunmaktadır (Republicanism, Oxford University Press, 1997). Kısacası, yeniden inşanın gerekli olduğu bugünkü Türkiye’de değişimin aktörü olacak CHP’nin izleyeceği yol sosyal demokrasi yolu değil cumhuriyetçi yoldur. Diğer bir ifadeyle parti sosyal demokrat yönünden ziyade cumhuriyetçi yönünü öncelemek zorundadır. Aksi halde, muhalif güçleri bir arada toplama ve dönüşüm için aktör olma başarısı sağlanamaz.         

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)