• BIST 107.202
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 30 °C

Oray Eğin yazdı: Zulüm tüccarları

Oray Eğin yazdı: Zulüm tüccarları
"Bugün uluslararası medyada en çok sesleri çıkan, o panel senin bu makale benim diye koşturup duran kadro böyle oluştu. "

Sözcü yazarı Oray Eğin, Türk medyasında ve edebiyatında öne çıkan ve dünya medyası tarafından da öne çıkartılan bazı isimlerin neden öne çıktığını yazdı.

İştge Oray Eğin'in yazısındaki o bölüm:

Zulüm tüccarları

Epey bir zaman önce bir İtalyan gazetesinde Türkiye'de zulüm gören yazarlar listesi yayımlanmıştı. Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal'in dışında listeye Elif Şafak ve Murathan Mungan da girince şaşkınlığımı gizleyememiştim. O zaman yargıyla hiçbir şekilde başları belaya girmeyen iki yazarın o listeye nasıl girdiğini biraz deşince karşıma uluslararası PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi'nin Türkiye Temsilcisi Müge Sökmen çıkmıştı.

Sökmen'in bir diğer işi de Beyoğlu'nun butik yayınevi Metis'i yönetmekti. Şafak ve Mungan da yayınevinin en değerli yazarlarıydı ama henüz uluslararası bir başarıları yoktu.

Şafak'ın İngilizce yazdığı ilk roman eleştirmenlerce yerden yere vurulmuş, hatta sözlükle yazıyor eleştirilerine maruz kalmıştı. Mungan ise İngilizceye bile çevrilmemişti. Bu zulüm listesi uluslararası şöhretin kapısını aralamak için olabilir miydi?

Elif Şafak'a piyango, akademisyen olarak gidip bir süre yaşadığı Ann Arbor'da tanıştığı University of Michigan Öğretim Üyesi Müge Göçek'in (başka bir Müge) yönlendirmesiyle geldi. Göçek uzun yıllar Ermeni soykırımı üzerine çalışıyordu ve Elif Şafak'a “ablalık” yaptı. Ermeni soykırımı temalı bir sonraki romanıyla hakkında 301'inci maddeden soruşturma açılan ve soyadını artık Shafak olarak kullanan yazarı artık kimse yolundan döndüremezdi.
Elif Şafak bu taktikleri yurtdışına açılmak için referans mektubu aldığı (nasıl aldığı gizemini koruyor) Orhan Pamuk'tan öğrenmişti. İkisi uzun yıllar 301 mağdurları olarak promosyon yaptı ama bir süre sonra bu mağduriyetin modası geçti.

Aradan geçen 10 yılda aynı yazarları Türkiye'nin demokratikleşmeye başladığını, askerin etkisinin azaldığını, bunların olumlu gelişmeler olduğunu anlatmaya başladılar. 2011'de 100'den fazla gazeteci içerideyken Charlie Rose'a konuşan Orhan Pamuk Türkiye'de ne kadar iyi şeyler olduğunu anlatıyordu.

Önce Ergenekon, sonra Balyoz'la devam eden mağduriyetler daha çok askeri ve milliyetçi kesimi hedef aldığından uluslararası alanda pazarlanacak kadar seksi değildi. Siyasi hayatını, beğenin beğenmeyin fikirleri yüzünden daha çok içeride geçirmiş Doğu Perinçek mesela Ermeni soykırımına açıkça karşıydı. Batı arenasında savunulacak bir tarafı yoktu, o yüzden de o ya da Yalçın Küçük hapse tıkılırken uluslararası yazarlarımız sessiz kaldı. Hatta sanırım Yalçın Küçük'ün içeri atılmasından memnunlardı zira edebi yetersizliklerini yüzlerine vuran bir kuvvetli ses devlet eliyle, kendilerinin de işine gelecek şekilde susturulmuştu.

Mağduriyette de seçicilerdi ne de olsa.

Gezi olayları, Şafak ve Pamuk'un yolundan uluslararası gazino sahnesine çıkmak isteyen diğerlerine mükemmel bir fırsat oldu ve mağduriyet kadrosuna iki yeni karakter katıldı: Her ne kadar yurtdışında olsa da Gezi parkındaymış gibi İngilizce tweet'ler atan Ece Temelkuran ve ilk imzası akrabası Mehmet Barlas sayesinde çalışmaya başladığı Sabah gazetesinde çıkan Kaya Genç.

Bugün uluslararası medyada en çok sesleri çıkan, o panel senin bu makale benim diye koşturup duran kadro böyle oluştu. Bu aralar sık sık birbirlerini övüyorlar. Tabii üçünün gerçekten pazarlayacak bir mağduriyeti olmadığı için Can Dündar'ın tutukluluğunu da kendilerini basın özgürlüğü savaşçısı gibi göstermek için bolca kullanıyorlar.
Hakkında yazı yazan gazetecileri şahsi ilişkilerini kullanıp işten attırmakla sabıkalı Ece Temelkuran, basın özgürlüğü hakkında konuşacak son kişi halbuki. Ama fırsat kollamak konusunda da Elif Şafak kadar profesyonel.
Önce Arap Baharı furyasından faydalanarak yurtdışında kesin tutacağını hesap ettiği “Düğümlere Üfleyen Kadınlar” diye bir kitap yazdı, ancak hevesi kursağında kaldı. Daha sonra şehir şehir gezip yabancıların Tayyip Erdoğan'a yönelik merakını görünce kafasında ampul yandı ve “Tayyip düşmanı” kartını oynamaya başladı. Nitekim zaten Erdoğan düşmanı olan Alman entelijansiyasında hemen kabul gördü. Temelkuran tam da “Tayyip'ten nefret eden, yabancı dil konuşan, oryantalist, kadın” profiline uygundu. İngiliz basınına onu pazarlayansa The Guardian'da düzenli olarak yazan Elif Şafak oldu.

Batı'da epey müşteri bulan “Türkiye'de ne oluyor” sorusunu yanıtlayacak modern kadın Temelkuran'sa, modern erkek figürü olarak da Kaya Genç rol kaptı. İlk romanı okunamayacak derecede kötü, ikinci romanı hâlâ yayınevi bulamayan Genç'in “Modern Türkiye'de Öfke ve Devrim” alt başlıklı “Gölgenin Altında” kitabı kapağında Elif Shafak'ın övgüsüyle (“evocative” ve “charming”miş) İngilizce yayımlandı. Arap Baharı furyasından sıyrılıp sonunda Türkiye kitabı yazan Temelkuran şimdi piri Genç'le birlikte tanıtım turlarına hâlâ devam ediyorlar.

Bu üçlü aynı genetik kodlanmaya sahip oldukları için birbirlerini bulup grup halinde hareket etmeleri de doğal tabiatlarına uygun.

Doğrusu, bir üçüncü dünya ülkesi yazarı olarak uluslararası alanda isim yapmanın türlü yolları var ve Şafak-Genç-Temelkuran üçlüsü da oyunu kuralına göre oynadılar. Sistem böyle kurulmuş, onlar da kendi çıkarları için sonuna kadar kullanıyorlar. Bu apayrı bir yetenek…veya kurnazlık.

Bir başkasının mağduriyeti üzerinden prim yapmanın ahlaki ve vicdani sorumluluğu hakkında ne düşünüyorlar, bilmiyorum.

Bildiğim tek şey ise Aslı Erdoğan'ın hapiste çürüdüğü ve “Ece harika yazmış, Ahmet Altan serbest bırakılsın” diye gürültü koparan Türk entelektüellerinin ona, açık konuşalım, deli muamelesi yapıp pek adını anmadıkları. Necmiye Alpay'ı ise zaten tanıyan yok…

Kaya Genç'in söz ettiği Modern Türkiye'deki ‘devrim' buysa, benimki de ‘öfke' o zaman. Charming.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)