• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 16 °C

Ortaklık zor iştir

Cüneyt AYRAL / Paris

“Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az...”Türk atasözü

Bundan tam yirmi yıl önce Türkiye’de kurmuş olduğum içgiyim sanayi işini kaybedip Fransa’ya yerleşmiştim.

Yaklaşık onbeş yıl süren kadın içgiyimi işimin, oniki - onüç yılını ortaklıklarla geçirmiştim.

Ortağımdan ayrıldıktan sonra geçen iki yıl çok zorlanmış ve sonunda da ortağımın yüzünden işimi kaybetmiştim.

Ortaklığımızın temeli, benim işi biliyor olmam ile, onun parayı tanıyor ve biliyor olmasından kaynaklanıyordu.

Ancak ortaklığın, özellikle son yıllarında aramızdaki uyuşmazlıklar iyiden iyiye su yüzüne çıkmaya başlamıştı.

Ayrıntılarını YOLCULUK kitabımda (Elma Yayınları Haziran 2004, Ankara) anlatmış olduğum bu uyuşmazlıklardan birisi, benim işi biliyor olmamın bende yarattığı “üstünlük” duygusuydu, çünkü işi bilmeyen birisinin, parayı biliyor olması yeterli değil gibime geliyordu. Ortağım ise sessiz kalıyor ve para ile olan ilişkisini iş ortamında dilediği gibi sürdürüyordu.

Sonunda kıyamet koptu ve ayrıldık!...

Ayrılırken benim söylediğim “ya al ya sat” cümlesine hiç tereddüt etmeden “sattım” cevabını vermiş olmasının nedenini o gün anlayamamıştım, ama bugün işin sırrının “para” olduğunu ve para olmadan o işin yürütülemeyeceğini daha iyi anlıyorum.

Sonra ne oldu?

Ben Fransa’ya yerleştim ve ustam İlhan Berk’in yıllarca önce bana öğütlemiş olduğu gibi yaşamımı yazarak sürdürmeye başladım.

Ortağım benden almış olduğu para ile işini büyüttü ve sonunda battı! Çünkü parayı biliyordu ama işi bilmiyordu, yaratıcı değildi...

Türkiye içgiyim işinin ayrıntılarını ve ihracatın nasıl yapılması gerektiğini benden öğrenmişti, o dönemde ihracatçı olanların pek çoğu önce çok para kazandılar, ancak kendilerini dünya piyasaları ile özdeşleştiremedikleri ve yaratıcı olamadıkları için, hep kopyacılıkla işi sürdürmeyi denedikleri için pek çoğu battı !

Sonunda hem iç piyasaya, hem de ihracata soyunmuş yepyeni isimler çıkmaya başladı ve içgiyim işi bambaşka bir iş olup çıktı...

Şimdi Türkiye’de üç otuz paraya sütyen ve don satan büyük dükkânlar açıldı, onun dışında bu işi iyi bilen birkaç marka ise geçmişte kazandıklarını korumanın yollarını arıyorlar ve azalan “iyi ürün isteyen alıcılarını” korumaya uğraşıyorlar, ama iyi ürün isteyenlerin de sayısı günden güne azalıyor...

Ben kendi adıma, yeni bir yaşam biçimini kabul ettim. Eski heveslerimden ve eski arzularımdan arındım, hayli uzun süren ve zorlu bir özeleştiri dönemi geçirdim ve kendimi yeniden belirledim...

“Üstünlük” duygusunun bir işe yaramadığını, insanı daha çok zayıflattığını öğrendim. Ama bilginin önemli olduğunu da ayrımsadım ve içgiyim işindeki bilgimi isteyenlerden değeri kadar para isedim. Fakat kimsenin bilgiye para vermediğini böylece öğrenmiş oldum.

Başarılar da, başarısızlıklar da insanlar içindir... Bunu kabul edebilirsek eğer, hayat çok daha kolay ve yaşanır oluyor.

Kendimizi iyi değerlendirebildiğimiz zaman ve çevremizdeki, bizi pohpohlayanları görmezden gelebilme başarısını gösterdiğimiz zaman gerçeklerle başbaşa kalabiliyor ve doğru yolu bulabiliyoruz...

Annemin bana çok gençken vermiş olduğu bir öğüt vardır : “Akşamleyin yatmadan önce çırılçıplak soyun ve aynanın karşısına geç, kendine, bugün ne yaptığını sor, bunun cevabını verdikten sonra, yarın ne yapacağını sor ve ondan sonra git uyu!”

Bu öğüdü tutmaya başladığımdan beri hep yararlı işler yaptığımı, en azından çevreme zarar vermediğimi fark ettim.

Paris, 08/08/2016

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)