• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 24 °C

Oscar Ödülünü gazetecilik kazanır mı?

Doğan YURDAKUL

İlk Türkçe özel gazete, Şinasi’nin 1862’de çıkardığı Tasviri Efkar’dı. Bizde gazetecilik o zamandan beri bir “bedel ödeme” mesleğidir.

Ondan bir buçuk asır sonra gazeteciliğin bedelini ödeyen Can Dündar ve Erdem Gül, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla özgürlüklerine kavuştular. İkisine de geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Hapisteki diğer gazetecilerin de bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum.

Şimdi “işini doğru yaptığı için” bedel ödeme sırası AYM’nin bazı üyelerine gelebilir, kin ve nefret iktidarının okları onlara çevrilebilir. İlk belirtiler Saray sözcüsünün açıklamalarının satır aralarında var, gazeteciliği “casusluk” faaliyeti olarak gördüklerini gizlemiyorlar. Saray yalakası gazeteler ise karara hemen “yüksek yargı darbesi” damgasını vurdular. AYM’nin Abdullah Gül tarafından seçilen üyelerine “paralelci” demeye başladılar…

***

Bu gece dağıtılacak olan Oscar ödüllerinin adayları arasında bir de gazetecilik filmi var: “Spotlight”. Altı dalda (en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi senaryo, en iyi kurgu) aday olan film 2001 yılında geçmiş olan gerçek bir olaydan kurgulanmış.

The Boston Globe adlı gazetenin içindeki bir araştırma grubu olan “Spotlight” adlı ekibin karanlıkta kalmış bir olaya “ışık tutmasını” anlatıyor. Ekibin gazetecileri, bölgedeki kiliselerde uzun süredir devam eden çocuklara cinsel taciz iddialarıyla ilgili bir araştırmaya girişiyorlar. İşleri çok zor, çünkü Katolik Kilisesi’nin üst düzey yöneticileri ve Kilise’ye yardım eden zengin işadamları olayları bildikleri halde örtbas etmektedirler. 

Küçük bir ipucundan yola çıkan ekip, ölüm tehdidine kadar varan ağır baskılara karşın, kolektif bir çalışmayla, bilgilere, belgelere, mağdurlara, mağdur yakınlarına, suça ortak olmuş emekli rahiplere, tanıklara ulaşırlar. Olayları ve bu olayları kamuoyundan gizleyen ağı ortaya çıkarırlar. Başarılarının zaferle mi, yoksa biz de olduğu gibi bedel ödemeyle mi sonuçlanacağını filmin sonunda göreceksiniz.

Gazetelerimizde filmi öven, gazeteciliğe örnek gösterilmesi gerektiğini belirten yazılar çıktı. Ama hiçbiri, ülkemizde böyle bir araştırma yapılıp yapılamayacağı, sinemaya aktarılıp aktarılamayacağı hakkında bir şey söylemedi.

Çocuklara cinsel tacizin, kadına şiddetin, çocuk yaşta evlendirmelerin üçüncü sayfa haberleri olduğu ülkemizde, böylesine organize bir suçun aydınlatılmasının mümkün olup olmadığını yazmadı. Eleştirmenlerimizin bile konuya ne kadar duyarlı olduğu beğenme oranlarından belli: Amerika’da eleştirmenlerin filmi beğenme oranı on üzerinden 8.8, bizde 7.1!

Akademi jürisinin kararlarını nasıl verdiğini, bu kararlarda Kilise’nin ne kadar etkili olduğunu bilmiyoruz. Birçok kişi ödülün “The Revenant” filmine ve başoyuncusu Leonardo di Caprio’ya, gideceğini söylüyor.

Kazanmayacak olsa bile, Spotlight filminin Oscar’a aday olması, çok ağır yaralar almış olan ülkemizin gazeteciliğine ilaç gibi gelecektir.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)