• BIST 109.103
  • Altın 153,013
  • Dolar 3,8255
  • Euro 4,5036
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 18 °C

Osmanlı'da namaz kılmamanın cezası neydi?

Osmanlı'da namaz kılmamanın cezası neydi?
Araştırmacı Yazar Aydın Tonga, İslam'da namazı ve tarihte 'namazı terk' konusunda uygulanan cezaları yazdı.

TRT'de bir programcının önce "Namaz kılmayan hayvandır" ardından da bir başkasının "Namaz kılmayan idam edilir, çöpe atılır!" sözleri üzerine, Araştırmacı Yazar Aydın Tonga'nın 1 Ocak 2016'da kaleme aldığı yazıyı güncelliğini koruduğu için yeniden okurlarımızla paylaşıyoruz.

İşte o yazı:

Adana’da kimliği belirsiz kişilerin “Namaz” ile ilgili dağıttığı broşürde şu ifadelere yer verilmiş: "Namaz kılmıyormuşsun etme".

Kendilerine “Son Durak” adı veren bu grubun Namaz ile ilgili hassasiyetlerinin olduğu gayet açık. Cümlenin sonundaki “etme” vurgusu ise Mevlana’nın “etme” dizelerine nazire yapar gibi kaleme alınmış. Zira Mevlana Mesnevi’sinde geniş bir biçimde Namaz konusuna yer verir.

Örneğin şu sözler ona aittir: Peygamber bir riyakâra namaz kıldığı halde “Ey yiğit kalk, namaz kıl, çünkü senin kıldığın namaz değil” dedi.

Bu korkular yüzünden her namazda “ -ihdinassırâtal müstakîme- sen bizi doğru yola hidayet et” denir. Yani “Ey Allah! Bu namazımı yolunu azıtmışların, riyakârların namazıyla karıştırma.”[i]      

Yalnız şu var ki, mezhep imamları ve pek çok İslam alimi, Namaz kılmanın gerekliliği ve hatta cezası ile ilgili oldukça otoriter bir külliyat bırakmışlardır. Dolayısı ile Adana’da gerçekleşen ve “bildiri eylemine” konu olan “Namaz” ritüeli İslam inancı açısından başlı başına bir tartışma konusudur diyebiliriz. Tartışmanın odağında ise şüphesiz, hoşgörü, özgürlükçü inanç anlayışı, Ortodoks İslam yorumu gibi önemli konular bulunmaktadır.

Neden mi?

Başlayalım o halde.

MEZHEPLERE GÖRE CEZALAR

Bakın Namaz konusu, gerek hadislerde gerekse de fıkıh kitaplarında üzerinde geniş bir biçimde durulan ve fıkhi olarak ağır cezalara konu olan bir ritüeldir. Üstelik bu cezaları kararlaştıranlar da kendilerine “hak mezhep” sıfatını layık gören mezheplerin imamlarıdır. Örneğin Şafi mezhebine göre “bir kişi tembelliğinden ya da inkar ederek Namaz kılmaz ise öldürülür. Peki tabi olarak bu “suçundan” (!) tövbe etmezse ölüm cezası verilir. Ayrıca bu kişi yıkanmaz, kefenlenmez, namazı kılınmaz ve Müslüman mezarlığına defnedilmez. Çünkü o artık bir mürteddir.”!

Benzer biçimde Maliki ve Hanbeli mezhebine göre de Namaz kılmamanın cezası ölümdür. Lakin Malikiler, öldürülen kişiyi kafir olarak değil fasık olarak görürler. Hanbeli mezhebine göre ise bu kişi aynı zamanda kafirdir. Hanbeli İmamı Ahmed b.Hanbel’in bu noktada şu sözü nakledilmektedir: “Namaz kılmayan kişi kafirdir dinden kesinlikle çıkmıştır. Böyle bir kimsenin cezası sadece ölümdür. Öldürülmeden önce tekrar dine dönmesi istenir, şayet kabul ederse ne ala aksi takdirde boyunu vurulur.”[ii]

Hanefi mezhebine göre ise Namaz kılmayan kimse büyük günah işlemiştir. Öldürülmesi gerekmez fakat hapsedilmelidir. Ayrıca yine bu mezhebe göre namaz kılmayan kimseye dayak başta olmak üzere, dövme, kınama cezaları verilebileceği gibi sadece öğütte verilebilir. [iii]

Yine 14.yüzyıl Arap Tefsir ve fıkıh bilginlerinden İbn Kayyim El-Cevziyye namaz konusunda şu satırları kaleme almıştır: “Müslümanlar farz namazı kasten terk etmenin en büyük günahlardan birisi olduğunda, onun günahının Allah katında adam öldürmek ve hırsızlık yapmak günahından, zina ve alkollü içki günahından daha büyük olduğunda ve onu terk edenin dünyada ve ahirette Allah’ın cezasına, gazabına ve rezil rüsvay etmesine maruz kalacağında görüş birliği içindedirler. Fakat müslümanlar namazı kasten terk edenin öldürülüp öldürülmeyeceğinde, nasıl öldürüleceğinde ve kâfir olup olmadığında ihtilafa düşmüşlerdir.”[iv]

CÜBBELİ'NİN KİTABINDA NAMAZ

 Son olarak kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü tarafından kaleme alınan “Namaz Kılmayanların İki Cihanda Başlarına Gelecek Belalar” isimli kitabında yazıları aktaralım. Bu kitaba göre namaz kılmayan kimse iyi bir kimse olamayacağı gibi yaptığı işlerin bereketi olmaz, hiçbir hayrı ve duası kabul edilmez. Ayrıca bu kişi susuz olarak ölür ve can çekişir, ani bir ölümle öleceği için tövbeye de fırsatı olmaz. Yine bu kişinin kabri o kadar darlaştırılır ki, kemikleri bile birbirine geçer. Ruhlar aleminde ölülerle konuşmasına izin verilmez. Özetle bu kitaba göre Namaz kılmayan kimse gerek dünyada gerekse ahrette huzura eremeyecek dahası büyük acılar yaşayacaktır.

OSMANLI'DA CEZA: DAYAK VE HAPİS

Görüldüğü üzere Namaz hakkındaki hükümler bu derecede ağır şartlar içermektedir. Peki, Osmanlı namaz kılmama konusunda nasıl bir yol izlemiştir. Bu anlamda elimizdeki kaynaklar namaz ile ilgili farklı dönemlerde farklı hükümlerin uygulandığını göstermektedir.[v]

Örneğin Fatih Sultan Mehmet tarafından “namazı terk edenler” için dayak ve para cezası öngörmüştür. Konu ile ilgili fermanda şunlar yazmaktadır: “Namaz dinin direğidir, onu terk eden şüphesiz dini yıkmış olur hadisiyle amel olunmadığı, namazı terk edenler yüzünden mescidlerin harabe haline geldiği belirtildikten sonra namazcı olarak tayin edilen yasakçıya, terk-i salat olanlara dayak ( taziri bi’d-darb) ve para cezası ( taziri bil-mâl ) verilmesinin meşru obuası nedeniyle bütün sancak beyleri, kadılar ve subaşıların yardımcı olunması emredilmiştir”[vi]

II.Bayezid ise namaz kılmayanlarla ilgili şu hükmü buyurmuştur: “Ve dahi bi-namazı mahalle mahalle, köy be köy, teftiş idüb muhkem tazir ideler. İki ağaca bir akça cürm alına.”[vii]

Bunun dışında Osmanlı döneminde Cuma namazını terk edenler ve ramazan orucunu kasten bozanlarda para cezası ile cezalandırılmıştır.[viii]

Adana’da araçların üzerine bırakılmak suretiyle dağıtılan bildirilerin arkasında işte böyle bir tarih yatmaktadır. Sevindirici olan şu ki bu külliyat kendine çok fazla yaşam alanı bulamamıştır. Fakat gözden kaçırılmaması gereken husus şudur ki, Namaz kılmamak kimi dönemlerde ve bugün hala cezalandırılması gereken suç gibi görülmüşse, bu ritüeli yerine getirmeyenler için ölüm cezası öngörülmüşse, dini söylemler her an için bu dönemleri yeniden yaşatabilir. Nitekim IŞİD bu durumun en canlı örneğidir.

Aydın Tonga
Araştırmacı Yazar       

 

[i] http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_1.cilt.pdf

[ii] Aydın Tonga Derin İslam, Doğu Kitabevi.

[iii] A.g.e

[iv] http://d1.islamhouse.com/data/tr/ih_books/single/tk_Namaz_ve_onu_terk_edenin_durumu.pdf

[v] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=d070480

[vi] Aydoğan Demir, Kanunui Sultan Süleyman’ın Terki Salat edenlerle İlgili Fermanı. Tarih incelemeleri Dergisi II, İzmir 1984. Hammer; Agy, sf. 258

[vii] A.g.e

[viii] Doç. Dr. Mustafa Avcı , Osmanlı Hukukunda Para Cezaları.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
    • Tarih Erdoğan'ı hep yalanlıyor!14 Kasım 2017 Salı 15:12
    • Erdoğan ve Atatürkçülük12 Kasım 2017 Pazar 16:47
    • Ahmet Bey’in Atatürk Düşmanı Öğrencileri11 Kasım 2017 Cumartesi 16:31
    • Utanmazlık!10 Kasım 2017 Cuma 18:20
    • Atatürk’e Hakaret Eden Fethullahçıları Korumayı Bırakın!09 Kasım 2017 Perşembe 19:59
    • Haddini Bil Fethullahçı Şaklaban Engin Ardıç Efendi!08 Kasım 2017 Çarşamba 13:51
    • Nazlıgül Üsteğmen kendini neden vurdu?06 Kasım 2017 Pazartesi 18:21
    • İyi Parti’nin İşlevi: Tarihi Tekerrür Ettirmek03 Kasım 2017 Cuma 17:19
    • İyi Parti alternatif mi?31 Ekim 2017 Salı 12:55
    • Cumhuriyet'e sol lazım!29 Ekim 2017 Pazar 12:51
    • 123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)