• BIST 94.655
  • Altın 144,812
  • Dolar 3,5508
  • Euro 3,8707
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 15 °C

Oy da bizim, yurt da bizim: Sahip çıkacağız, kazanacağız!

Gaffar Yakınca

Kafamızda şöyle acı bir soru: Çalınan ülkemizi geri alabilecek miyiz? Dikkat ederseniz çalınan seçimi ya da çalınan atımızı geri almak demiyorum, çalınan ülkemizden söz ediyorum. Çünkü biliyoruz, 16 Nisan tarihli referandum sıradan bir seçim değildi. İki yüzyıllık aydınlanma ve demokrasi birikimimize kast eden kötülüğün vardığı zirve noktasıydı. Sayısız usulsüzlük ve üç kağıtla bizden çalmaya kalktıkları ise ana gibi kutsal bellediğimiz yurdumuz ve ona dair gelecek ümidimizdi.

İslamcılar iktidara geldiğinden beri şaibesiz tek seçim yaşamadık. On beş yıldır türlü dümenlerle, baskıyla, hileyle, rüşvet vererek, ulufe dağıtarak, adam alıp adam satarak iktidara çökenler bu sefer çok daha fazlasını, “namus” bildiğimiz yurdumuzu iç etmeye kalkıyorlar.

Bugün, bizden çalınanı geri almayı başaramazsak bu ülkede yaşayan yetmiş beş milyon insanın önünde vatansızlığın kapıları açılıyor olacak. Abartılı mı geliyor size? Bir zamanlar hile hurda seçimlerle tek adam sultası altında yönetilen Ortadoğu ülkelerine bakın. Bu memleketlerin başındaki başkan babalar ne kadar da güçlü, ne kadar da mağrurlardı. Ülkelerinin tüm değerlerini kirli anlaşmalarla emperyalistlere rüşvet olarak veriyor, karşılığında onlardan bolca ara gazı, bolca ünvan ve boş iltifat alıyorlardı. Sonunda kendileri ile beraber milletlerini de felakete sürüklediler. Uyduruk pozlarla güya karşı durdukları Sorosçulara ülkelerini altın tepsi içinde sundular. 

Hak hiç bir millete böyle bir aşağılanma, böyle bir acı vermesin. Bütün Avrupa’yı baştan başa gezdim, tren istasyonlarında birbirine sokularak ısınmaya çalışan insanlar, bir zamanlar ülkelerinde üç aşağı beş yukarı bizler gibi bir hayatı yaşıyorlardı. Şimdi mülteci kamplarında ceplerinde pasaport niyetine taşıdıkları eprimiş bir kabul kağıdı ile bir lokma ekmek için Avrupalı stajyer çocukların eline bakanlar, bir zamanlar onurlu bir milletin başı dik üyeleriydi. 

Gözünü hırs bürümüş diktatörlerin eline düşen vatanları şimdi düşman çizmeleri altında çul olmuş, kardeş kardeşi boğazlıyor, bir yudum su bir kurşun fiyatına çıkmış, bir lokma ekmek kurt pençesine hapsolmuş. Namus, haysiyet, aile, gelecek ümidi, sevgiliyle bir yürüyüş, bir göz kırpışı, bir küçük flört, bir güzel şarkı söylemek, bir düğünde kalkıp omuz omuza oynamak, camide cemde yanyana saf tutmak, bir cenazede yurdun toprağına kapanarak ağlamak… Bunların hepsi yıldızlar kadar uzak hayallere dönüşmüş.

Vah bu insanlara, vah bu masumlara, vah bu kimsesizlere….

Eyvah, eyvah, eyvah bizlere..! 
Eyvah Türkiye’nin namuslu, onurlu, başı dik insanlarına..!

Eyvah ki gelip karanlık uçurumlara açılan o en korkunç kapının eşiğine dayandık.

Batılılar doğunun hırstan başka sermayesi olmayan çapsız diktatörlerini yönetmeyi çok iyi bilirler. Üç yüz yıldır bu işin uzmanı olmuşlardır. Kah döverek, kah severek, kah kavga edip kah iltifatlara boğarak, ince ince ayarlarını yapıp sonunda her zaman istediklerini alırlar. Coğrafyamızda emperyalistlerle birlik olup ülkesini soyup soğana çevirmeyen tek bir diktatör örneği yoktur. Tek adamın mutluluğu istisnasız her zaman halkın cehennemi olmuştur. İşte önümüzde açılan böylesi bir cehennemin kapılarıdır. 

16 Nisan günü halkın büyük çoğunluğu o kapıdan geçmeyi reddetti. Şimdi sonuna kadar kanunsuz bir hamle ile oylarımızı çalarak, bizi zorla o cehenneme itmeye çalışıyorlar, son büyük değerimizi, yurdumuzu çalmak istiyorlar. 

Buna direneceğiz. Bu referandum gayrımeşrudur. Bunu her gün yüzlerce binlerce kez tekrar edeceğiz. Sadece hırsızlara karşı değil, hakkımıza sahip çıkması gerekenlerin yüzüne de haykıracağız. 

Hırsızlar bu ganimetin üstüne yatabileceklerini sanıyorlarsa aldanıyorlar. 
Bizi temsil etme iddiasında olan siyasetçiler, eyyamcılıkla, işi zamana bırakarak günü kurtaracaklarını sanıyorlarsa onlar da aldanıyorlar. 

Bugün altlarında sımsıkı tutundukları tahtları, meclis sandalyeleri, makam koltukları.. hiç biri halkın haklı öfkesine dayanamaz, bir anda ters dönüverir. Çünkü bu sefer sadece haklı değiliz, aynı zamanda güçlüyüz de. 

Oyumuzu verdiğimiz gibi ona sahip çıkmayı da biliriz. Oy da bizim, yurt da bizim; hukuk da, hak da, yetmezse sokak da bizim. İnanıyoum ki biz kazanacağız!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)