• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 8 °C
  • Antalya 13 °C

Oyuna dönüşen demokrasi tükenir

Nahit DURU

CHP yazmak istemiyorum, ancak yazmadan da olmuyor. 

CHP'li Umut Oran, "Salı atışmaları, AKP'yi besliyor, son verilmeli" demiş. Kanımca, Oran çok haklı... 

Geçenlerde yakın tarihten ders alınmadığını, siyasetin tıkandığını, muhalefetin de üzerine düşeni yapmadığını yazmıştım.

Şimdi sizi 36 yıl önceye götürmek istiyorum.

6 Eylül 1980 tarihinde, yani darbeden 6 gün önce; CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit Petrol İş Sendikası'nın genel kurulununda şöyle konuşmuştu:

“ Türkiye'de sanki bir maç oynanıyor. Bu maçta sahada siyasal partiler ve siyaset adamları var. Toplumun büyük kesimi ise, tribünlerde seyirci...Sahada oynanan kavgalı, dövüşlü, tatsız, sıkıcı ve sabır taşırıcı bir maçtır. Bu maçı izlemekten usananlar, kendi takımlarına kızar olmuştur. "

Uzun süredir günümüzde sahaya inen yalnızca bir kişi var, o da Cumhurbaşkanı... Bir de O'nun izin verdiği oranda miting yapan, şimdilerde boşlukta dolaşan AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu... 

Muhalefet ise ortalarda görünmüyor.

Ecevit, Petrol-İş'te konuşmasını şöyle sürdürmüştü:

"...İşçiler genellikle tribündeki seyirciler arasında yer alıyor... Orada bir yanlışlık var. 

Ama bence asıl yanlışlık, demokratik siyasal mücadelenin bir tür seyirlik maç sanılmasıdır. Öyle bir maç ki, seyirciler tribünlerde pasif durumda. Sahada oynayan takımlar aynı.."

Şimdi siyasiler, sahada olmasa bile grup toplantılarında salıdan salıya konuşuyorlar, izleyenler ise yalnızca parti militanları. 

İşçiler, halk ne yazık ki bu toplantılarda yok. Özellikle işçiler, siyasetten kopmuş, sendikasızlaştırılmış, ellerine geçen asgari ücret veya onun da altında bir para ile yaşam derdine düşmüşler.

Bülent bey o konuşmasında demokrasilerde olması gerekeni de anlatmıştı:

"...Toplum tribünde seyirci, partiler de sahada oyuncu durumunda olursa, yalnızca partilerle politikacılar soyunup sahaya çıkar...Halk da tribünde seyirci gibi kalırsa demokrasi gerçeklik kazanmaz. Demokrasinin böyle sanıldığı, böyle uygulandığı bir ülkede siyaset, giderek çirkin ve anlamsız bir oyuna dönüşür. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi..

Sonunda korkarım ki, biri çıkar düdüğü çalar 'Oyun bitti, herkes evine' der ve bir anlamsız oyuna dönüşen demokrasi de böylece sona erer. "

Bülent Ecevit, sanki bugünü anlatmış tam 36 yıl önce... "oyuna dönüşen demokrasi de böylece sona erer " diyerek de son noktayı koymuş.

Ecevit, o gün "düdük" diyerek bir askeri darbeyi işaret etmişti kuşkusuz.

Günümüzde, ana muhalefet CHP ve muhalefet  "oyun bitti" diyen, "tek yetkili olduğunu" söyleyen bir kişi yokmuş gibi davranıyor... Her halde düdüğü çalmasını bekliyor. "Düdük çalınca iş işten geçmiş olmayacak mı ?" sorusunu bile sormadan...

Burada bizim düdükten kastımız, askeri bir darbe kesinlikle değildir, muktedir olan sivillerin demokrasiyi rafa kaldırma ihtimalidir. 

Ecevit,  tarihi diye nitelenebilecek konuşmasında işçileri sahaya inmeye şöyle çağırmıştı:

"Tribünden sahaya ininiz. İşçi hareketinin ortak politikasını ve stratejisini Anayasa ve yasalar çerçevesinde saptayınız. Yalnız işçileri değil, tüm çalışanlarınızı köylüsüyle memuruyla hayatını çalışarak kazanmış olanları düşünerek, gözeterek bir strateji saptayınız... O zaman siz de kurtulursunuz, demokrasi de kurtulur. Demokrasimiz, o zaman gerçek işleyen ve halka mutluluk getiren bir demokrasi olur ve sahada kavga biter."

Ülkemizde kavga her gün özellikle tırmandırılırken demokrasi bitmek, bitirilmek üzere ama CHP hala farkında değil.

Atatürk'ün, İnönü'nün, Ecevit'in yani CHP genel başkanlığı yapmış bu önderlerin koltuğunda bugün oturanın kılı kıpırdamıyor, yalnızca seyrediyor. 

Yani, Ecevit'in sahaya inmesini istediği işçileri, halkı, çalışanları harekete geçirmesi gerekenler, seyirci gibi davranıyor. 

Ve siyasetçiler; bizleri, "dövüşlü, tatsız, sabır taşırıcı" Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinden her gün uzaklaşan, demokrasiden, sosyal devlet ilkelerinden yoksun bir politikanın parçası yapmaya çalışıyorlar. 

Aziz Nesin'in bir sözü var, günümüze "cuk" oturan.

"Bir gün bu memleketin yanağına öpücük, başucuna da bir not bırakıp gideceğim:
'Öyle güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım' diyerek."

Bu sözü ana muhalefet partisine uyarlayın, olsun bitsin....

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.