• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 15 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 17 °C

Özgürlükçü Laiklik değil, Laik Özgürlük

Deniz YILDIRIM

Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın hafta başında yaptığı “yeni anayasada laiklik olmasın, dindar anayasa olsun” vurgulu konuşmayla birlikte birçok kesimin unuttuğu, “aman laiklik dersek” kaygılarıyla geri plana ittiği laiklik daha genel bir tartışma ve mücadele gündeminin parçası haline geldi yeniden. Tepkiler yükseldi, Kahraman geri adım attı.

Ama belirtelim: Kahraman hiç değilse açık sözlü. Laikliğin tasfiye edildiğine de, yeni düzenin karakterine de açık açık vurgu yaptı. Kahraman’a AKP kadrolarının kızmaları da bundan. Öyle ya. Bütün memleket tektipleştirilecek, çocukluk-gençlik “dindar-kindar” formatına devlet eliyle sokulacak, “imam hatiplerin insanlığın kurtuluşu için seçilmiş olduğu”na vurgu yapılacak. Ama “anayasada laiklik kalsın, İslam vurgusuna gerek yok” denerek tepkiler yumuşatılacak. Kahraman’ın hatası, İslamcı pragmatizmi unutması. “İçeriği boşalttıktan sonra, biçim bırak kalsın”, niye uyandırıyorsun milleti?

Gelelim bu tartışmanın gündeme getirdiği tepkilere. Başbakan Davutoğlu “laiklik olacak, ama özgürlükçü laiklik” dedi. “Özgürlükçü laiklik” bir kavram seti olarak bir başka kavram seti karşısında yer alıyor bu bakışa göre. Bu ise “otoriter laiklik”. Burada kastettikleri, İslamcı siyasetin önünün açılmasını önleyen bir laiklik anlayışı mıdır, yoksa laiklik aracılığıyla otoriter rejimin özellikle 12 Eylül sonrasında kendisini yeniden üretmeye çalışması mıdır? Elbette birincisidir; AKP kadrolarının “otoriter laiklik”ten anladığı, İslamcılığın siyasal ve toplumsal örgütlenme kanallarının ortadan kaldırılmasıdır. Bu nedenle otoriter bir İslamcı siyasetin önünün açılması, meşrulaştırılması ve toplumsal yaşamın her düzeyde adım adım dincileştirilmesi için “özgürlükçü laiklik”tir önerilen.

Neye mi özgürlükçü laiklik? Diyanet’e trilyonluk Mercedes’e özgürlükçü laiklik. “Fazla tedbir Allah’ın gücüne gider” hutbesiyle iş cinayetlerine karşı sermayenin yanında yer almaya özgürlükçü laiklik. Soma’da katledilen 301 işçinin ölümünden sonra “kader” fetvaları verilmesine özgürlükçü laiklik. Mezhepçiliğe, komşuya savaş ihracına özgürlükçü laiklik.

Siyasal İslamcı olmayan, böyle düşünmeyen herkese, kendisi gibi olmayan tüm topluma hakarete, iftiraya, yalana, yargısız infaza özgürlükçü laiklik.

“Emri ben verdim”e, çocuğunu mezara koyduğu gün bir anayı meydanlarda yuhalatmaya, çocukluğun, gençliğin, kadınların esaretine, “o saatte orada ne işi varmış?”a özgürlükçü laiklik.

Sana, bana, düşünene, eleştirene, görene, gösterene düşman; ama Ensar’a özgürlükçü laiklik.

Ve her şeyin ötesinde, milyar dolarlık saraylara özgürlükçü laiklik.

Laik Özgürlük Mücadelesi

Yanlış bir zeminde doğru tartışma yürütemezsiniz. Ülke dinsel temelde bir diktatörlük olarak yeniden yapılanıyor. Bu yeni rejim anayasal olarak güvence altına alınmak isteniyor. Memleketin her alanında temel hak ve özgürlükler kısıtlanıyor, şu ortamda özgürlükler alanı, demokrasi zemini tamammış gibi edilecek her “özgürlükçü laiklik” lakırdısı, diktayı görünmezleştirmeye, gerçekle yüzleşmeyi ertelemeye yol açıyor. Mevcut rejimde “özgürlükçü laiklik” olmaz. İslamcılığın önünü açan her şey “özgürlükçü”dür bu siyasete göre. Sen ürkme, o ürkmesin, biz ürkmeyelim diye araya atılmış sostur orada “özgürlükçü”den sonra gelen “laiklik” ifadesi.

Laikliğin içeriğini, nasıl olacağını, toplumu nasıl kuşatacağını dikta sonrası yeni toplumsal mutabakatta tartışırız. İnananın da, inanmayanın da haklarını garanti altına alacak bir laiklik harcını hep birlikte kararız. Buna bu toplumun dinin her türlü kötülüğü, sömürüyü aklamak için siyasete, ticarete alet edilmesinden rahatsız olan kesimlerini de katarız. Hiç endişeniz olmasın. Ama önce zemini kuralım. Açalım.

Bugünün tartışması laikliğin içeriği değil; özgürlüklerin niteliği tartışmasıdır. Yani özgürlük, giderek İslamcı zeminde sadece din ve inanç temelinde tanımlanmaya ve İslamcı diktatörlüğün önünün açılmasına mı sıkıştırılacak, yoksa her alanda laik bir özgürlük/özgürleşme hareketi mi yaratılacak? Asıl sorun budur. Karar verilmesi gereken nokta, çatallanan düğüm burasıdır.

Yanıt da bellidir. Dikta ve dinselleşme koşullarına karşı laik özgürlük zemini zorunlu. Özgürlükler mücadelesinin laiklik zemininde kurulması zorunlu.

Nedir laik özgürlük mücadelesinin içeriği?

Örneğin hayırseverlik ya da yardım adı altında emekçiyi, yoksul halkı İslamcı gündeme bağlayan tüm pratiklere karşı sosyal hakları savunmak; sadakaya karşı hak mücadelesi yükseltmek laik özgürlük yolunda adımdır.

Örneğin bilginin tüm düzeylerde giderek dinselleştirildiği, eğitimin tüm düzeylerde imam-hatipleştirilmeye başlandığı ortamda; yoksul, emekçi halk çocuklarının eğitim yoluyla daha iyi koşullara ulaşmasının engellenmesine karşı eğitim hakkı mücadelesidir laik özgürlük mücadelesi.

Aydınlanma düşüncesinin ortaya çıktığı dönemde başta Kant olmak üzere tüm filozofların üzerinde durduğu en önemli özgürlükler; düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü için mücadele etmektir laik özgürlük mücadelesi.

Laik özgürlük; toplumun inanç, mezhep, tarikat, vakıf temelinde adım adım parçalandığı bir ortamda, yeniden yurttaş olma, gerçek anlamda yurttaşlık ve yurttaş hakları mücadelesini yükseltmektir.

İçeride ve dışarıda giderek yükselen şiddet dalgasının arkasındaki İslamcı dinamiklere karşı, barışı savunmakta, birlik içinde demokratik birarada yaşam koşullarını yurttaşlığa göre yeniden tarif etmekte ısrarla olur laik özgürlük mücadelesi. Din kardeşliği ile değil, yurttaş haklarıyla, laik özgürlükle.

Bu ülkede herkesin ortak yaşam koşullarının hak ve özgürlükler temelinde, yurttaşlık ekseninde yeniden tarif edilmesinin, güvence altına alınmasının yoludur laik özgürlük mücadelesi.

Laik özgürlük, emekçi haklarıyla yurttaş haklarının birlikte, eşzamanlı kazanımı için mücadelenin yükseltilmesiyle kurulur.

Daha da somutu; 1 Mayıs’ta emekçi hakları ve yurttaş hakları çizgisinin yükseltilmesiyle, bu yönde bir kitlesellikle, doğru araçlarla, doğru slogan ve taleplerle kurulur laik özgürlük mücadelesi.

Laiklik, insanın “bitti bu iş” diyerek yaşadığı koşulları kader olarak görmeye başladığı anda, “biz kazanacağız” umudunu yaratmak ve yeni bir kurtuluş dalgasında birinci sıraya “milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır” çizgisi çekmektir. Durumu kabullenmemek ve kurtuluşu başka yerlerden beklememek; bizzat kurtuluş için seferber olmaktır. Laik özgürleşme dalgası; “kaderime razıyım”a karşı “bu gidişi kabullenmiyoruz” itirazının canlandırılmasıdır. Laikleşme, kurtuluşun insanda aranmasıdır.

Özgürlükler için mücadelenin içeriğinin ancak laik karakterde olabileceği; laikliğin ancak özgürlükler için mücadeleyle kurulabileceği bir diyalektik var önümüzde.

Karşımızda “özgürlükçü laiklik” gündemi yok; laik bir özgürleşme gündemi var. Çocuğuyla, genciyle, kadınıyla, Türk ve Kürdüyle, emekçisiyle. Her hak mücadelesinin bizi kaynaştıracağı, her hak ve özgürlük kazanımının laiklik zeminine yeni bir taş döşeyeceği günlerdeyiz. Laik bir özgürleşme gündemi için safları sıklaştırma zamanıdır.

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)