• BIST 103.929
  • Altın 147,321
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 23 °C

Özkök'ün 'fabrika ayarlarına' döndükten sonra ilk yazısı

AKP'nin yüzde 49 oyla yeniden iktidar olmasının ardından 'fabrika ayarlarına' döneceğini açıklayan Ertuğrul Özkök, nugünkü yazısında AKP'ye övgüler düzdü.

AKP'nin 1 Kasım'da yeniden tek başına iktidar olmasının ardından yapacağı ilk icraatlardan birinin 'medyaya daha fazla baskı' uygulamak olacağı seçim öncesinden beri tartışılıyordu. Hatta, seçimden tek başına galip çıkmasının ardından, 1 Kasım'ın hemen öncesinde İpek Koza Medyası'na el koyan AKP iktidarının, seçimlerden güçlenerek çıkması halinde Doğan Grubu'na da el koyacağı dile getiriliyordu. Hatta AKP'nin kimi milletvekilleri, televizyon ekranlarından bunu açıkça dile getirmeye başlamıştı.

AKP'nin 1 Kasım'da yeniden iktidar olmasının ilk etkisi kendini göstermekte gecikmedi. Daha önce AKP hakkında yaptığı haber nedeniyle toplatılan Nokta Dergisi, bir kez daha toplatıldı ve bu kez derginin genel yayın yönetmeni ve yazı işleri müdürü de tutuklandı. 

Nokta yayın yönetmeni ve yazı işleri müdürü tutuklandı

İşte tam da böyle bir ortamda Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, dünkü yazısında 'fabrika ayarlarına' döneceğini açıklayarak AKP'yi eleştirmek konusunda 'temkinli' davranacağını yazdı.

Bugünkü yazısında AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in önceki gün yaptığı açıklamaya övgüler düzen Özkök, seçimden henüz çıkmış ve daha hükümeti kurmamış bir partinin iktidarında iki meslektaşının tutuklanmış olmasını hiç dikkate almadan, Çelik'in konuşmasından 'umut devşirmeye' çalıştı.

Özkök'ün bu cümleleri gerçekten samimi düşünceleri mi, yoksa patronu Aydın Doğan'ın AKP'nin gazabından korumak için stratejik bir adım mı buna ilk önce Hürriyet okurları karar verecek.

Ancak biz şunu hatırlatmadan geçmeyelim; 'Çömelirsem ısırmaz' mantığı ile AKP'nin önünde diz çöken her kesim, sonunda o mekanizma tarafından iç edildi. Eğer Özkök de grubunu kurtarmak için bu taktiği seçtiyse, Doğan Grubu'nun 'iç edimesi' de an meselesi demektir. 

İşte Ertuğrul Özkök'ün 'fabrika ayarlarına' döndükten sonra yazdığı ilk yazısı:

Samimi ol, sen de sevmedin mi

Seçimin üzerinden henüz 24 saat geçmiş...Dışarıda klaksonlar çalmaya, flamalı insanlar gezmeye devam ediyor. Ortada kimsenin inkâr edemeyeceği bir başarı var.Ve kazanan partinin sözcüsü Ömer Çelik konuşuyor.

* * *

Her şeyden önce, sesinde “zafer sarhoşluğunun” zerresi yok...Kendine oy verene konuşuyor, ama ondan çok oy vermeyene sesleniyor.“Bu seçimin kazananı var ama kaybedeni yok...”

* * *

İlk intibaım şu: AKP, seçim başarısının psikolojisini çok iyi kullanıyor.

* * *

Şimdi Ömer Çelik’in konuşmasının bazı yerlerini aynen tekrarlayarak, biraz vaktinizi alacağım. Bunu yapıyorum, çünkü bu sözlerde yeni bir anayasanın ilk niyet mektubunu okumak istiyorum.

* * *

Ey benim gibi düşünen, hisseden, yenilmişlik duygusunun ağırlığını üzerinden atamayan insanlar, gelin bu satırları birlikte çok dikkatli okuyalım.

* * *

Emin olun bu iyimserliğe hepimizin ihtiyacı var.Bundan sonra bu sözlerin samimiyetinin ispatlanmadığını, yerine getirilmediğini görürsek, çok haklı bir eleştiri hakkımız doğar.

* * *

Ama sen de samimi ol. Yenilmişlik duygusunu bir türlü üzerinden atamadığın şu günlerde, bu sözler sana da iyi gelmedi mi?

* * *

Ve bir de şunu unutmayın: Ömer Çelik, sadece AKP’nin sözcüsü değil.Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da çok yakın bir insan.Ve bu başarı, Cumhurbaşkanı ve onun kurduğu partinin başarısı.Sözlerini böyle geniş bir çerçevede okuyun.

Seçimin galibi bile özeleştiri yapıyorsa biz yapmayacak mıyız?

ÖMER Çelik diyor ki:“7 Haziran’da aldığımız sonuçlardan sonra bazı yanlışlarımızın olduğunu tespit ettik. Söylem yanlışlarımızın olduğunu, vatandaşlarımız tarafından onaylanmayan söylemlerimiz olduğunu tespit ettik.”Bana kızan, kıvırtıyorsun diye yorum yapan bizim mahalledeki öfkeli arkadaş, şimdi otur sen de düşün.

 Seçimde yüzde 50 oy alan partinin sözcüsü bile özeleştiri yapıyorsa, sen bu yenilginin özeleştirisini hiç yapmayacak mısın?

Seçimde yüzde 50 oy alan partinin sözcüsü bile söylemlerimizde yanlış vardı derken, sen kendi tarafındaki partinin, sana keyif veren trolün nefret söylemini hâlâ görmezden gelmeye devam edebilecek misin? Bak kardeşim, iyi düşün.

Bıkmadan usanmadan şunu söylemeye devam edeceğim

YANDAŞ bir trol alkışının dimağımızda bırakacağı hazdan vazgeçerek...

KARŞI VE ÖFKELİ bir trol yuhalamasından hiç korkmadan...

SESİNİ DUYMADIĞIMIZ, ortalıkta görmediğimiz, ama varlığını hissettiğimiz...

VARLIĞINA ihtiyacımız olan, görünmez ve sessiz bir makul çoğunluğa seslenmeyi öğrenmemiz lazım. Sesimiz bir gaibe gidiyor duygusuna kapılsak bile, bunu yapmalıyız.

Gerçekten biz de toplumun birinci sınıf vatandaşı mıyız? 

AKP Sözcüsü Ömer Çelik diyor ki: “Açık ve tartışmasız biçimde AK Parti, Türkiye’de en güçlü merkez partisidir. Sadece siyasi merkezi temsil etmemektedir. Aynı zamanda toplumsal merkezi de temsil eden yegâne partidir”

Bu cümlede sadece iki kelimeye itirazım var:“Yegâne parti” kelimeleri.Bana göre CHP de bu ülkenin sağduyulu merkezinin partisidir.Ve iki parti, Türkiye’nin yüzde 75 gibi ezici bir çoğunluğunu ifade etmektedir.Bu da Türkiye’nin en büyük şansıdır.

* * *

AKP sözcüsü Ömer Çelik diyor ki:  “Açık ve net şekilde söylüyoruz. Hiçbir vatandaşımız mahzun olmasın... AK Parti’nin zaferi onların da zaferidir. m “Bize oy vermeyen vatandaşlarımızın toplumsal taleplerine de bize oy veren vatandaşlarımız kadar duyarlı olacağız. Türkiye partisi olduğumuzun farkındayız. Bundan sonra omuzlarımıza yüklenen ağır yükün farkındayız.”

* * *

AKP Sözcüsü Ömer Çelik diyor ki:  “Türkiye’de siyasi olarak, ideolojik olarak hayat tarzı bakımından bütün farklı kesimlerin hiçbiri Türkiye’de kiracı değildir. Bütün hayat tarzları, bütün kimlikler, bütün toplum kesimleri, bütün ideolojik kesimler, diğer partilere oy veren herkes bu ülkede ev sahibidir. Bu ülkede birinci sınıf vatandaştır.”

* * *

Bu cümlelerde, toplumun öteki yüzde 50’sinin gönlünü almaya yönelik çok pozitif ve samimi bir gayret hissediyorum.m İlerde samimiyetinin ispatlanması halinde, bu cümlelerde hepimiz açısından huzurlu bir geleceğin teminatını okuyorum. 

Özkök'ün yazısının tamamı için

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)