• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 29 °C

Özlem Gürses'in sorusuna yanıt: Değer mi?

Haluk ŞAHİN

Tahir Elçi’nin öldürülmesinden sonra en sık dile getirilen temalardan birisi “birlikte yaşama iradesine” ağır bir darbe vurulmuş olduğuydu. Hrant Dink gibi o da “seçilmiş” bir hedefti. 

Çünkü, ayrılık yanlısı değildi,  aramızdaki sorunların aramızda konuşup görüşerek çözülebileceğini savunuyordu.  

Kürtlerle Türkler arasındaki ilişkiler açısından bu türden yorumları gittikçe daha sık duyuyoruz: Suruç’tan sonra, Diyarbakır’daki patlamadan sonra, Ankara bombalarından sonra… Hep buna benzer şeyler söyleniyor. 

Sanki hedefler biraz da böyle şeyler söyletmek için seçiliyor.

Ancak, bu toplumda birarada yaşama bağlarının zayıfladığı iddiası sadece Kürtlerden gelmiyor.  Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan pek çok insan bu ülkeye artık kendi vatanları olarak bakmakta zorluk çektiklerini, adeta sürgünde hissettiklerini, söylüyor, yolunu bulsalar hemen başka yere kaçacaklarını itiraf ediyorlar.

1 Kasım seçimlerinden sonra daha da ağırlaşan bu “lanet olsun” psikolojisini bir çeşit mızıkçılık ya da züppelik olarak bir kenara itenler kendilerini aldatmış olurlar.  Çünkü, belli ki,  çok daha vahim bir yabancılaşma söz konusu ve gittikçe derinleşiyor.

Can Dündar ile Erdem Gül’ün yaptıkları haberler nedeniyle “casusluk” suçlaması ile tutuklanmaları üzerine Özlem Gürses Sözcü gazetesi’nin Pazar ekinde yazdığı yazıda bu ülkenin bir bireyi olarak içine sürüklendiği korkunç bunalımı anlatıyor:  Hayır, diyor, yenilgiye isyan değil benimkisi “çok daha derin, çok daha acı bir şey.” 

Anlıyorum ki, onun gönlünü en çok acıtan şey toplumun iyi şeylere kayıtsızlığı ve kötülükler karşısındaki vurdumduymazlığı.  

“Değer mi?” sorusunu soruyor.  Kimsenin umrunda değilken bir takım idealler uğruna bu kadar acı çekmeye değer mi?

                                                                  *   *   * 

Değer mi değmez mi konusuna girmeden önce, öteki anlamda değerler sorununa değinmek zorundayız. Uzun yıllardır Türkiye toplumunun değerlerindeki değişimi inceleyen Prof. Dr. Yılmaz Esmer ülkemizin en önemli sorununun “ortak değerlerin yitirilmiş olması” olduğunu belirtiyor: “Anlaşma zeminimiz kayboluyor,” diyor.  ‘Benim ölüm, senin ölün’ diye ayırdığımızda  artık bir anlaşma zeminimiz kalmıyor. O zaman bazı insanlar “en değerli şeyini, insanlara olan güvenini” yitirmiş oluyor.

Sanırım Özlem Gürses’in söylediği de bu.  Haksız sayılabilir mi?  Tabii ki hayır.  

Özlem Gürses, iletişim dünyasını iyi bilen biri olarak söyleyeyim, olağanüstü bir televizyon ustasıdır; örneğin Amerika’da olsa, mesleki anlamda baş tacı edilirdi. Ama Türkiye’de, liyakati hiçe sayan o “yeni medya dünyası”nda en iyi yaptığı şeyi yapamıyor. Mesleğini icra edemiyor. Böyle yüzlerce, binlerce insan var...  

Onun yerine ekranlara sürülen başörtülü başörtüsüz vasat altı kalabalığa bakınca “Bu ne haksızlık!” dememek mükün mü?  

Ve tabii bu ne israf!

Bunu milyonla çarpın. Türkiye’nin bugün tel tel çözülmekte olan bir ülke olmasının bir nedeni de bu israftır, yani yetersizlerin müdür, vasatların memur, en iyilerin ise devre dışı olmasıdır.

                                                            *    *    *

Özlem’in “Değer mi?"  sorusuna gelince… O zaten değer olduğunu biliyor ki, bu yazıyı yazdı, başka yazılar da yazacak.  Belki günün birinde asıl alanında neyin nasıl yapılacağını başkalarına gösterecek.

Yılmaz Esmer’in de uyardığı gibi, ortak değerlerin olmadığı bir ortamda bu kolay olmayacak. Belki, “Tarih” felaketle cezalandıracak nankörlüğümüzü, belki başka şeylerle.  

Ama,  borcumuzu ödeyeceğiz ve bu bu anormalliği  mutlaka aşacağız!

Cehaletle sarılmış olduğunu hissetmek bu ülke aydının yabancısı olduğu bir duygu değil. Yeni olanı, kötülükle kuşatılmış olduğunu hissetmek.  Gerçekten kabullenmesi zor bir durum.  

Aşılacaktır sevgili Özlem:  Henüz sayılarımız yeterli olmayabilir. Ama  sandığımız kadar yalnız da değiliz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)