• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 23 °C

Palmira'dan Ankara Augustus Tapınağı'na tarih kırıcı ve kıyımcılar

Palmira'dan Ankara Augustus Tapınağı'na tarih kırıcı ve kıyımcılar
Sanat eserinin ucube görüldüğü, 'böyle sanatın' içine sık sık tükürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Sanat eserleri, tarihi eser ve mimari yapılar için saygı beklemek fazla iyimserlik oluyor.

Haydar Ali Albayrak

Suriye yıkımının başrol oyuncusu IŞİD güçleri Palmyra Antik kentine iştahla girdiklerinde mimari yapıları tahrip edip önlerine ne çıktıysa yakıp yıkmıştı. Yine 'Müslüman Kardeşler' taraftarları Mısır'da çıkan İsyan sırasında Kahire Müzesi'ni yağmalamış, tarihi eser ve heykelleri titizce kırmışlardı. Tüm bu yaşananları üzüntüyle izledik. 
Tarihi eser bir kesimce sanıldığı ve iddia edildiği üzere 'yeniden inşa edilen' bir şey değildir. Bunu tarih ile eser arasındaki ilişkiden yola çıkarak da değerlendirebiliriz. İnşa (yapı-yapım işi) akıp giden tarih (geçip giden zaman) ile doğrudan ilintilidir, tarih geriye akmadığına göre tarihi eserin inşası da (yeniden) mümkün sayılamaz. Eğer rekonstrüksiyon (yapının tekrarlanması/değerlendirilmesi) kastediliyorsa bunun kuralları bellidir, bazı işler kafaya göre, kafaya estikçe yapılmaz. "Oraya o tarihi eseri yapacağız" demek malum ego savaşının intikam hırsına düşmüş gölgesinden ibarettir ve gerici bir mabet ruhunun yeniden ortaya çıkışında ikonografik rol oynayacağı düşünülen bir mimarinin canlandırılması arzusu taşır. Tarihi eser durduk yere inşa edilmez, korunur. Bu koruma çabasının birçok alt disiplini vardır. Taşınabilir buluntu yapılar için müzecilik, konservasyon (figür bütünselliğinin korunması), bilgi belge yönetimi vb. taşınamaz yapıtlar için ise restorasyon (aslına uygun onarımı), restitüsyon (yapının ilk halinin çizimi), röleve (yapının mevcut halinin çizimi) vb. alanları sayabiliriz. 

Ülkemizde bunlara biçilen değer ve açılan çalışma sahaları, imkânları zaten ortada... Sanat eserinin ucube görüldüğü, 'böyle sanatın' içine sık sık tükürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Sanat eserleri, tarihi eser ve mimari yapılar için saygı beklemek fazla iyimserlik oluyor. Buralar onlar için rant alanlarıdır. Marmaray inşaatını geciktiren 'üç beş çanak çömlek vakası' (İstanbul tarihini 8 bin yıl geriye götüren buluntular ve Bizans Limanı kalıntıları, pek az derecede bozulmuş gemi iskeletleri) rantı ve siyasi propagandayı aksattığı oranda suçlu ilan edilmişti. Marmaray kullanıma açıldığında Yenikapı istasyonuna konulan bilgi panolarında kazı çalışmaları sırasında çıkartılan eserlerden siyah renk ve küçük puntolarla bahsedilmiş, bu kazıların açılışı geciktirdiği ise kırmızı renkle ve daha belirgin not düşülmüştü. 

Taksim Gezi Parkı'na tarihi eser yerleştirmek isteyenlerin derdi ne tarihtir ne eser ne de koruma anlayışı. Bunu biz söylemiyoruz, pratikleri gerici akıllarına bizzat ayna tutuyor, görüyoruz.

İş makineleri Gezi Parkı'nda olduğu gibi, tam da Gezi Parkı'nın yeniden tarumar edileceği dillendirilip kamuoyu mevzuya ısındırılırken, bir gece vakti Ankara Augustus Tapınağına giriyor ve duvarını yıkıyor. Ne korkunç, ne zalim bir eylem!

Palmyra yıkımının ikizi; tarih düşmanı, tarihi, "bizim ve diğerlerinin tarihi" olarak ikiye bölüp bir elde balyoz diğerinde hamaset kaydedilmiş prompter ile gezen bir anlayışın rezaleti. Bu rezalete imza atanlar, put diye, açık saçık diye heykel parçalarken diğer yandan bir putun, Topçu Kışlası'nın hayaletini yeniden dikmek için yanıp tutuşuyorlar. Çünkü Topçu Kışlası tarihsel niteliğinden dolayı önem taşımıyor, ideolojik yaklaşımlarında apayrı bir yer tutuyor, dahası bir put haline geliyor.

'Halka zarar gelmesin' diye tarih yıkmak

Augustos Tapınağı'na giren iş makinelerini açıklamakta gecikmiyorlar. "Yoldan geçenlerin başına taş düşüyormuş." Çok duyarlılar! Peşkeş çektikleri arazilere yükselen gökdelenlerde halatı kopan asansörlerde paramparça bir biçimde ölen işçileri de işte böyle düşünüyorlardı. Hassas düşünceli insanlar!

Bunun, bu 'tarihi eser taş düşürüyordu' geyiğinin önlemini almak öyle basittir ki, bir ağ/file gerersin olur biter. Tarihi bir duvarı yıkarak halkın sağlığını korumak ancak popüler sağlık dergilerine dosya konusu olarak girer! Zira tarihi eserler böbrek taşı düşürmez, evvela bu biline!

Ayrıca "tıraşladık" diyeceklerdir, yapı sapasağlam duruyor diyeceklerdir, 'mihrap yerinde' diyeceklerdir, daha pişkin bir ifadeyle 'inanmıyorsanız gidin gezin' diyeceklerdir. Tıraşlamak konusunda ve tarih bilinci noktasında öyle ileri gitmiş bir iktidar var ki karşımızda eleştirecek açık bulamıyoruz!

Mesela tarihi yarımadaya dikilen gökdelenler, bir ara onlar da tıraşlanacaktı. Fakat bugün hâlâ Yarımada'da bir ucube sıfatında yükselmeye, Eski İstanbul Silueti'ni kesmeye, kırmaya; estetiği olanca şiddetiyle sarsmaya devam ediyorlar. Belki estetiğe sarsıcı bir darbe vurarak yeni bir sanat akımı doğurmak maksadıyla orada dikilmeyi sürdürüyorlardır. Para kazanmak işin bahanesidir! Bizim içimiz fesat galiba!

Tarihi (hassasiyeti) AVM ile bozdurmak: Mesele üç beş kışla meselesi değil!

Siyasi iktidarımız tarihi eserler konusunda gösterdikleri hassasiyeti tek bir istisna ile bozabiliyorlar: AVM karşılığında. Ecdat diyerek, "Osmanlı'yı diriltiyoruz" diyerek oy toplayanlar Kasımpaşa'da bulunan Osmanlı dönemine ait ilk modern kışlayı (Kalyoncular Kışlası) restorasyon projeleri hazırken yıkıma koyuldular. Bu yapı 1782 tarihinde inşa edilmişti ve Modern Osmanlı mimarisinin önemli bir öğesi olarak dikkat çekiyordu.

Bulunduğu konumdan dolayı Kalyoncular Kışlası adı alması şaşırtıcı sayılmaz. Haliç üzerinden gemi indirmekle övünen iktidar gemilerin kışlasını sermayeye devretmek için yerle yeksan etmekten çekince duymadı. Mesele kışlaysa Kalyoncular Kışlası da gayet kışlaydı; hatta hali hazırda TSK tarafından kullanılıyordu. Haliç'in Kasımpaşa kıyısı Osmanlı'dan günümüze tersanecilik ve bahriye geleneğini sürdürmüştür. Fakat bu izlerin tamamen silinmek üzere harekete geçildiğini görüyoruz.

Ankara Anıtı'na yönelik yıkım girişimi neleri anımsatıyor?

Ankara Augustus Tapınağı, Galatlar tarafından Roma hükümdarı Augustus'a ithafen yapılmıştır ve giriş duvarlarında onun başardığı işleri anlatan yazıtın günümüze kadar gelen orijinaline en uygun ve görece eksiksiz parçasını bulundurur. "Res Gestae Divi Augusti" olarak bilinen bu yazıt "Ankara Anıtı/Monumentum Ancyranum" diye de bilinmektedir. Augustus'un ölümünden kısa bir süre önce siyasal anlamda dolaşıma çıkmıştır ve propaganda içermektedir, bazı bölümlerini Augustus dışında resmi tarih yazıcılarının yazdığı anlaşılmaktadır. Günümüz tabiriyle çok iyi bir 'piar' örneği sayılabilir. Augustus icraatlarını abartmakta, Anadolu halkına yaptığı sayısız iyilik ve yardımdan bahsetmektedir. 

Augustus, Roma tarihi için çok parlak bir hükümdar olarak şanını sürdürürken başka bir gelenekten daha söz etmek yerinde olacaktır, "Damnatio Memoriae" geleneğinden...

Günümüz İngilizce'sinde aynen kullanılan bu iki sözcük damned (lanet) ile memory (hafıza) Latince kökenlidir ve uygulama Roma Senatosu'nun görevleri arasındadır. Halka ve devlete zarar verdiği düşünülen devlet adamlarının tarihten silinmesi amacı taşır. Geçmişin(in) lanetlenmesi, unutturulması anlamındadır. Bugün her yeri dilediğince yakıp yıkan, yağmalayan hükümdarların bu gelenekten öğrenecekleri çok şey vardır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Diplomasi dili ve anti emperyalizm29 Ekim 2017 Pazar 12:26
  • Erdebil’de Muharrem Belgeseli Üzerine (1)16 Ekim 2017 Pazartesi 12:32
  • Türkiye solunun kısa tarihi bu kitap içinde13 Ekim 2017 Cuma 22:40
  • Ben Hıristiyan değilim ama ilahi olan herşeye ibadet ediyorum07 Ekim 2017 Cumartesi 13:52
  • TEOG bahane, oyun şahane (2)07 Ekim 2017 Cumartesi 13:03
  • Dindarlık mı cehalet mi?04 Ekim 2017 Çarşamba 12:40
  • O tartışmayı bir de böyle okuyun: Semih mi, Meltem mi?04 Ekim 2017 Çarşamba 12:29
  • TEOG bahane oyun şahane! (1)28 Eylül 2017 Perşembe 13:36
  • Orhan Kemal (4)28 Eylül 2017 Perşembe 10:03
  • Irak Kürdistanı: Halkın iradesi mi? Aşiret sultası mı?27 Eylül 2017 Çarşamba 22:01
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)