• BIST 106.960
  • Altın 151,340
  • Dolar 3,6749
  • Euro 4,3248
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 28 °C

PFFY: Sosyolojik bir diktatör var karşımızda

PFFY:  Sosyolojik bir diktatör var karşımızda
Sosyal medyanın 'liberalsavar' fenomenlerinden 'pffy' islamcılarla uzlaşarak ülkeyi demokratikleşmeyi hayal edenlere sesleniyor: "İslamcıyla uzlaşılmaz, islamcılığı (İslamı değil, islamcılığı) yok edeceksin"

Röportaj: Çağdaş Gökbel

Gezi Parkı isyanında ve sonrasında siyasi mesajlar paylaşmaya başladığını ve ondan öncesi için siyasetten uzak bir sosyal medya hesabı olduğunu açık bir yüreklilikle itiraf ediyor. Onu bazen T24 bazen de DikenCom haber sitesi olarak gördüğünüzde uyanık olmak zorundasınız. İnsanların liberalizme olan öfkelerini mizahi bir dille bize yansıtan bu twitter fenomeni ile Ensar Vakfında yaşanan olayları ve Türkiye’nin geleceğini konuştuk.

Arkasında halk desteği olan bir tür diktatörle karşı kaşıya olduğumuzu ifade eden Pffy, kurtuluşu askeri darbede görenleri uyararak bu düşünceye sahip kişilerin, "yetmez ama evet"çilerle aynı duruma düşeceklerinin altını çizdi.

Twitter’da siyasi görüşlerini esprili bir dille ifade ediyorsun. Sosyalist düşüncelere sahip olduğuna inanıyor çoğu insan. Peki, neden Doğan Tarkan’la ve DSİP’le uğraşıyorsun?

Örgütlü bir Sosyalistim tabii ki, daha buna inanmayan kim var acaba çok merak ettim. Ya esprili ve bilinçli olarak biraz da küfürlü olarak dile getiriyorum sanırım. Aklıma ne gelirse yazıyorum. Benim bu hesap ilk başlarda siyasetle hiç alakasız sadece kendi kendime müzik, edebiyat yazıları yazdığım bir hesaptı. Gezi’yle beraber siyasete evrildi. Eski bir ekşici muzip profili bu "Pffy". Orda da aynıydı. Sanal bir karakter.

Doğan Tarkan ve DSİP’e gelince, Tarkan ölmeden 1 saat önce beni blokladı. Ciddiyim. Çok ayıp etti. DSİP için biri demişti, "solun içindeki habis ur" diye. Mevzu oradan. Midemi bulandırıyorlar. Aklı başında Troçkist arkadaşlarımı tenzih ederim de, Troçkist Troçkisttir işte. Uğraşacağım tabii ki.

Ensar Vakfında yaşanan çirkin olay sonrası Ahmet Hakan vakfı sorumlu tutmamamız gerektiğini yazdı. Bu konu hakkındaki düşüncelerin nelerdir?

Eski bir İslamcıdır Ahmet Hakan. O da oralardan geliyor ve bu tarz bir refleks gösteriyor. Sanki kendisi şahit olmamış gibi bunlara. Senden benden iyi biliyordur bakmayın siz. Sadece Ahmet Hakan da değil, şu piyasadaki popüler; Avangard İslamcı diyebileceğimiz Levent Gültekin'ler vs. de dâhil herkesin tutumu aynı. Bunların görevi de bu; İslamcılığı meşrulaştırma aparatıdır bunlar. Bu kişilerin içindeki en tehlikeli isim Ahmet Hakan. Kendi programı var, Hürriyet’te köşesi var... Nişantaşı’da iki kadeh şarap içince, adamın düşünce sistematiğini otuz sene şekillendiren şeyin etkisi geçiyor mu sanıyorsunuz? İslamcı İslamcıdır. İyi Nazi kötü Nazi diye bir şey mi var yahu. Hayır, bunlar bir de ben gazeteciyim diyor. Ne gazetecisiyse, patronlarının izin verdiği kadar gazeteciler. İki dayak yedi, basın kahramanı oldu adam. Uğur Mumcuların kemikleri sızlıyordur. Bir de Doğan Grubunu millet muhalif vs falan sanıyordu herhalde. Ana akım medyayı iktidardan ayrı düşünmek gafletine düşüyor millet. Doğan, AKP’nin sol, laik, okumuş etmiş şehirli kesime sızma aracıdır. Yetmez ama evetçiler de aynı.

Ensar Vakfında yaşananlara ve son süreçte Kemal Kılıçdaroğlu'nun da içerisinde yer aldığı tartışmayı nasıl yorumluyorsun?

Ensar Vakfındaki 45 çocuğa tecavüz ilk değil, son da olmayacak. Ülkenin dört bir yanından kadınlara, çocuklara tecavüz haberleri geliyor. Son 4-5 senedir daha da arttı. İşte Laikliğin gevşemesinden o. Anadolu’da tecavüz dayanışması yeni bir şey değil. Ahmet Hakan’ın falan yaptığı da bir nevi tecavüz dayanışması. İşin Ensar’da patlaması ve bunların bu kadar panik olmasının sebebi, Ensar ve benzeri vakıfların AKP’nin en büyük projesi olan kendi dindar neslini yetiştiren kurumlar ve cemaatin organizasyonuna karşı bir proje olmaları. Hani diyorlar ya dindar nesil. Bu şekilde yetiştiriyorlar herhalde… Bir de tabii bu vakıfların hepsi AKP’yle ilişkili. Sosyal Medya olmasaydı kim nerden duyacaktı bunları? Sosyal medya afişe ediyor ve etmeye de devam edecek.

Bir de şunu söyleyeyim bu vakıflar yurtlar çürütüyor ülkeyi. Ağır din soslu, inanılmaz bir askeri disiplinle leş gibi bir insan türü yetiştiriyorlar. Anadolu’nun her yeri bunların yurtlarıyla dolu.  Paramiliter güçleri yetiştirme merkezi. Geldi işte bir kısmı. Fakir ailelerin çocuklarını alıp işliyorlar. Kendilerine biat eden düşünmeyen ve sorgulamayan insanlarla dolacak ülke ki doldu. Ulul emr denen şey var islamda, oradan yürüyorlar. Çok kötü ya sinirlerim bozuluyor.

“ENSAR OLAYI SANILDIĞINDAN DAHA ÇOK ZARAR VERDİ AKP’YE”

Haluk Koç’un açıklamaları da var. İyi yapıyorlar, geri durmuyorlar. Başından beri izlenmesi gereken yol da buydu. Ya bunlarla uzlaşamazsın, bu çomarları ikna etmeye çalışarak hiçbir şey elde edemezsin. Kılıçdaroğlu Hasan Karakaya için falan gitti Akit’i aradı. Bunlar komik şeyler. Nasıl hemen organize oldular görüyorsun. Bence AKP’ye sanıldığından daha fazla zarar verdi bu Ensar olayı. Mağduriyet çıkarmak istiyorlar ama ellerine yüzlerine bulaştıracaklar bunu. AKP’nin geçmişi defolarla dolu. Cumhurbaşkanı "siyasi sapık" demiş. Desin, sen de çıkar geçmişteki sözlerini. CHP’nin bunu iyi kullanması lazım. Hatta daha da üstüne gitmeli daha fazla gündeme getirmeli. Haluk Koç’un dozu iyi. Bir ara CHP’liler, “aman laiklik demeyelim oy vermiyorlar” kafasındalardı saçma sapan. Artık kavga zamanı. Çatır çatır kavga edecekler, gerekirse de edepsizleşecekler. İslamcıyla uzlaşılmaz, İslamcılığı yok edeceksin, tepeden bineceksin. Zaten olamıyorsun iktidar; o zaman sana oy veren sekülerlerin onurunu koru, hakkını savun.

Neden hep bu tür haberler sıklıkla Anadolu’dan geliyor?

Taşra işte. Sadece senin ülkenin taşrasının sorunu değil bu, dünyanın her yerinde taşra böyle. Bizdeki en iğrenç olanı. Örf, adet falan islamla marine edilmiş bir taşra yobazı var karşımızda. Bildiğin yaratık. Hatırla bak geçen sene Elazığ’da 8 yaşından itibaren 20 sene boyunca köyün erkekleri tarafından tecavüze uğrayan kız vardı. Ne oldu o kız? Daha geçen gün Çorum’da 7 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden baba, ağabey, amca… Şimdi gitsen bunlara sorsan LGBT'ler, Ateistler, komünistler en büyük sapık. Yolda ele ele dolaşan çift görseler anında linç ederler. Geneli "vurun kahpeye" insancıkları. Sensin kardeşim sapık.  

AKP özelinde buna sağ, sağ liberal partilerin iktidar olduğu, kadının mal gibi görüldüğü bütün düzenlerde bu insanlardan var. Bizdekiler daha değişik bir tür. Ya biliyorsun işte kimi zaman esnaf, kimi zaman köylü, kimi zaman muhtardır, ev sahibidir taşralı. Bu insanlar yedi gün yirmi dört saat başkalarının namuslarından, kendi cevvalliklerinden bahsederler. Kızlarının, eşlerinin ve gelinlerinin başlarını kaldırmadan, erkeklerinin arkasında yürümesiyle övünürler. Kızlarının, gelinlerinin ve eşlerinin erkeklerine "gık" bile etmemesi ile şişinirler. Namus her şeydir onlar için ve din elden gitmektedir, namus pazara çıkmıştır bu insanlara göre ama onlar direnen çınarlardır tabii. Bu yüzden birbirlerini galeyana getiriyorlar. Köhne karanlıklara tutunmanın yoludur bu onlar için. Taşra muhafazakârlığı, ataerkillik besler onu. Karakteri olan, itiraz edebilen ve kendi ayakları üstüne duran kadın onun için ‘Kahpe'dir. Onun düzenini, iktidarını ve saltanatını sarstığı için "vurulmalıdır". Küçük kentlerde ahlak bekçiliği yaparlar. Ev sahibiyse üniversite öğrencisine, bekâra ev vermez, verenden laflarını esirgemez. Girip çıkana bakar, kontrol eder. "ah keşke ben de yapabilsem" halet-i ruhiyesindedir o şarlatan içten içe. İşte geçen gün emlakçı kiraya verdiği kadının evini basıp tecavüz etti, kadın intihar etti. Gözünün önünde yaşanıyor.

“BOĞAZİÇİ SOSYOLOJİYİ HEMEN KAPATMAMIZ GEREK”

Korumasız bir kadını gördüğünde ilk uçkurunu çözen de odur. Bu anlayışa göre; kadın dışarıda dolaşıyorsa ve onun egemenlik alanına giriyorsa, laf yemeyi de, tecavüz edilmeyi de hak ediyor demektir. Her yerde var. Kazancakis'in "Zorba"sı'nda da var, Lars von Trier'in "Dogville"inde de. Bu işin sonunda; dönüp dolaşıp laikliğe geliyoruz. Demin de bahsettiğim gibi laiklik en çok o 45 çocuk, o Elazığ’daki, Çorum’daki kız çocuklarına tüm çocuklara, kadınlara hatta hayvanlara lazım. Bu ülkede hayvan olmak da zor. Eşek ile cinsel ilişkiye girmeyi normal karşılayan bir toplum var, bununla ancak aydınlanmayla baş edebilirsin. Bu geri zekâlı liberallerin, “olduğu gibi kabul edelim” diyenleri inşallah ölürler. Geçen manyağın bir tanesi, “kara çarşafla da gezerim, mini etekle de bu benim kararım” diye sözüm ona feministlik yaptı. Şunlarla uğraşıyoruz bir de. Etilerde seküler seküler yaşayıp, kara çarşaf üzerinden özgürlük ve eşitlik diyorlar ya inanılmaz aptal bir güruhla karşı karşıyayız. Zaten her zaman söylerim, bu yobazlarla, radikal islamla mücadeleye Nilüfer Gölelerle başlamak lazım. Sonra hallolur radikal İslam, İŞİD vs. problemler ciddiyim. Boğaziçi Sosyolojiyi de hemen kapatmamız gerekiyor.

Türkiye’deki sorunların iki şekilde çözülebileceğini düşünüyor insanlar; başkanlık ya da darbe. Özellikle sosyal medyada darbe olacağı yönünde yoğun bir algı yaratıldı. Peki, sizce süreç kritik mi?

Süreç kritik, darbe olabilir! Murat Belge’nin de Allah belasını versin. Ya şu an ülke o kadar berbat bir durumda ki, benim de dâhil olduğum ülkenin %25-30’una tekabül eden bir kitle bakıyor şimdi, biz bunlardan nasıl kurtulacağız. Suriye var, cihatçılar var, bombalar patlıyor, faşist bir İslamcı baskı var, yolsuzluk ve rüşvet almış başını gidiyor. Seçimle de gönderemiyorsun, zaten devrim ihtimali yok… Duverger’in tanımıdır; “Sosyolojik bir diktatör” var karşında. Arkasında halk desteği olan diktatöre deniyor. Şimdi adam hemen askere sarılıyor. Seçenekler içerisinde bunlardan en mantıklısı askerin gelip bunlardan kendilerini kurtarması en olası. Sanıyorlar ki asker gelecek imam hatipleri kapatacak, vakıfları lağvedecek, bunları Beyazıt meydanında sallandıracak, seküler bir restorasyon olacak. Yok, öyle bir şey, hayal kuruyorlar. Öyle bir ordu yok. Laiklik umurunda değil askerin. 27 Mayıs diyenlere gülüyorum sadece.

“DARBE EMPERYALİST BİR MÜDAHALEDİR, BİR MARKSİST DARBE İSTEYEMEZ”

Suriye'de Alevi ciğeri yiyenleri eğitip silahlandıran TSK’dan darbe bekliyorlar yahu inanılmaz bir durum bu. Ordu ‘NATO’ ordusu ayrıca İslam Ordusu’yla tatbikat yapıp Suud Krallarının resimlerinin altında şov yapıyorlar.

Bu ülke zaten 2010 referandumunda neo liberal darbenin bir kısmını gördü. Başkanlıkla bunu tamamlamak istiyorlar. Asker de gelse bu neo liberal darbeyi tamamlamak için gelecek. O yüzden tüm yaşananlara rağmen darbe gerçekleşmedi. İkisinin arasında küçük bir nüans var. Bu benim düşüncem tabii.

Darbe dediğin şey emperyalist müdahaledir, bir Marksist darbe isteyemez. Darbe olur pozisyon alırsın o başka bir şey. Asker gelsin diyenler neden Selahattin Demirtaş NATO’ya seslendiğinde kızıyorlar? Aynı şey. Öyle bir şey yok. Bakın ben buradan uyarıyorum, "yetmez ama evet"çilerin durumuna düşerler. Asker geldiğinde ilk önce beni ve bizim görüşümüzde insanları alacaklardır. Olan yine emekçilere ve ezilen Kürtlere olacak. Buradan biz sosyalistler için pragmatizm çıkmaz. Köh’ün bölgede yaptıklarını pragmatizm uğruna ses etmeyeceksiniz o zaman. İlerici, seküler bir darbe hayali kuranlar çok büyük hata yapıyorlar. En kötü asker bu İslamcılardan iyidir diyenler ciddi sağ sapma yaşıyorlar. "Askerde darbeyi Fetocular yapacak" diyenleri gördüm, istiyor ciddi ciddi. Şu an Feto gelsin bizi kurtarsın kafasında olan insanlar var. Onu da geçtim ‘Zaman’ gazetesine el koyulduğunda ağlayan lümpenler vardı, "şimdi sahip çıkmazsak bunlar hepimizi yok edecek" diye. Tam kara komedi. Nakşilerle, Fetocular iktidar savaşı veriyorlar bana da diyorlar ki "içlerinden birisini seç". Ortaya iki kap pislik koymuşlar "bir tanesini ye" diyorlar. Örgütlenin arkadaş örgütsüz hiçbir şeysin sen. "İlerici Türklerle İlerici Kürtler bir araya gelmeli" diyeceklerine darbe olsun diyorlar. Neo liberal saldırı altındayız; buna asker de dahil. Luis Bonaparte döneminin Fransa’sını yaşıyoruz.

Nasıl bir benzerlik var?

Aynısı. Marx’ın bu Bonaparte'in 18 Brumaire'nde de var. Bu İmparatorluk hayallariyle büyüyen Napolyon’un işgüzar yeğeni Luis Bonaparte da imparatorluk hayalleriyle büyüyor. O zamanlar Fransız çomarı hala Napolyon etkisinde. Köylüler Napolyon'u bir baba bir "reis" olarak anıyorlar. Niye? Çünkü Napolyon onları sefillikten kurtarmış, onları adam yerine koymuş, mal mülk sahibi olmalarının yolunu açmış. O öldükten sonra bir finans burjuvazisi dönemi var. Bunların anasını ağlatıyor Louis Philippe. Bankalar, tefeciler, borç batağında hepsi. Luis Bonaparte da bunu kullanıp, üstüne Napolyon mitiyle de beraber seçimlere girip %75’le cumbaba oluyor.

Ama memnun değil Bonaparte. Ortada bir anayasaya var, tam hâkimiyete engel. Sürekli savaşması gerekiyor.  Meclisi feshetme yetkisi yok mesela o dönem ama meclis cumhurbaşkanını yargılama ve yüce divana gönderme yetkisi var. Üstüne üstlük anayasaya göre sadece bir kez cumhurbaşkanı seçilebiliyor ve anayasayı değiştirmek için de 4/3 çoğunluğu sağlamak gerekiyor.

Peki, sonrasında istediğini alıyor ama dimi?

Alıyor tabii. Bizimkinin uyguladığı taktiklere başvuruyor. Laikler en büyük problem ama bu işi çomarlarla da bir yere kadar gidebileceğinin farkında. Hemen satın alınması en kolay o zamanın liberali diyebileceğimiz entelektüelleri cebine atıyor. Muhalefeti susturmak için de (buna basın da dahil) ne kadar çete, dolandırıcı, hırsız, mafya kılıklı şeyler varsa etrafında toplayıp 10 Aralık Derneği diye bir dernek kurduruyor. Bunlar anasını ağlatıyor muhalefetin. İnanılmaz bir vahşet. Var ya bizde de dernekler, çeteler. Yalnız bu biraz ters tepiyor ve insafa gelip kapattırıyor derneği. Bizimki gibi değil yani. Neyse askeriyeye, yüksek rütbeli subaylara nüfuz ediyor. Tehditle, şantajla çoğunu ele geçirip rüşvetle, talanla son darbeyi vurup İmparatorluğunu ilan ediyor. Bizimki de işte muhtarları ağırlıyor, kendi ordusunu kuruyor, havuz medyası, pro AKP’li liberaller vs derken tepemize geliyor.

Ama enseyi karartmamak lazım, sonu baya acılı Bonaparte’ın. Savaşlar vs derken güç zehirlenmesi sebebiyle en son esir düşüp yalnız başına geberiyor. Ama aynı süreçleri yaşıyoruz.

Hesabındaki profil fotoğrafını değiştirerek bazen t24, bazen de diken.com gibi internette yayın yapan gazetelerin haberlerini kurguluyorsun. Özellikle liberal isimlerin mizahi haberlerini yapıyorsun. Bu yüzden pek çok kişi yaptığın haberleri gerçek sanıp tepki gösteriyor. Bu durumla ilgili olarak ne yorum yapmak istersin?

Ya acayip eğleniyorum ben. Fatih Yaşlı bile alıntı yapıp ayar çekti. Geçen bunlardan bir tanesi benim linki alıp, “ben böyle bir şey söylemedim yalan!” bu diye twit attı. Ben de iki sene önce yazdığı köşe yazısının linkini verdim beyinsize. Komediler. Hepsi kendinden mizahi. Kendilerinin geçmişte söyledikleri şeyi ya da söyleyebilecekleri şeyleri yazıp atıyorum ben. Şimdi herkes bu siteler bir şey yayınladığında, "pffy sandım" diye twit atıyorlar.

ceaqpsfuyaajzgs.jpgceaqpsgviaapilb.jpgceiqh5jxeaaoi98.jpgceiqih0waaas9ho.jpg
Pffy'nin sosyal medyada yaptığı 'fake' paylaşımlardan bazı örnekler...

Bu t24, diken, pro AKP’li liberal haber siteleri. Millet itiraz ediyor da ne itiraz ediyorsun, bunu göremeyecek kadar algın sınırlıysa ben ne yapayım? Kuruldukları günden bu yana sosyal medyada hem nalına hem mıhana vuruyorlar. Ne kadar yetmez ama evetçi akademisyen saçma sapan insan varsa hepsi sistematik bir şekilde yazılar yazıp yukarıda bahsettiğim laik, solcu, okumuş etmiş kentli kitleye usul usul propaganda yapıyorlar. Yemezler, Bu AKP faşizmini, ortamını ki buna HDP de dâhil hep beraber inşa ettiler. İslamcıyla, köylüyle çözüm, barış, demokrasi mi olur saçma sapan konuşuyorlar. Bunları ne kadar çok dejenere edersen o kadar iyi.  Ama içlerinden en iyisi Cengiz Çandarlı olandı onu tek geçerim.

ceiqijvwiaagqh4.jpg

Son olarak ne söylemek istersin?

 İmam hatipler kapatılsın ve Tim Burton’un…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)