• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 27 °C

PKK'dan 'darbe girişimi' açıklaması

PKK'dan 'darbe girişimi' açıklaması
PKK Yürütme Komitesi, 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin açıklama yaptı.

PKK'nin her türlü darbe girişimine ve OHAL uygulamasına karşı olduğu belirtilen açıklamada "tüm demokrasi güçlerini ortak bir program etrafından demokrasi bloku oluşturma ve adım atma" ifadeleri kullanıldı.

Öte yandan, 'Darbelerin demokratik olmayan ülkelerde gerçekleştiği de diğer bir gerçekliktir' ifadelerini kullanan PKK, 'Türkiye’de demokratikleşmenin gerçekleşmemesi ve sorunları çözecek demokratik siyasi zihniyet ve tarzın ortaya çıkmamasının nedeni, Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür' açıklamasında bulundu.

Jiyan'da yer alan habere göre yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Kuşkusuz darbeler, demokratik olmayan oligarşik yapılar tarafından gerçekleştirilmektedir. Darbelerin demokratik olmayan ülkelerde gerçekleştiği de diğer bir gerçekliktir. Siyasal, diplomatik, sosyal ve ekonomik sorunlar demokrasi içinde çözülmediğinden bazı örgütlenmiş zümreler bu sorunları gerekçe yaparak darbeler yapmaya yönelmektedir.

Türkiye’de demokratikleşmenin gerçekleşmemesi ve sorunları çözecek demokratik siyasi zihniyet ve tarzın ortaya çıkmamasının nedeni, Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. Türkiye’de Kürtler üzerinde soykırımcı sömürgeci politikalar uygulandığından, siyasi partiler oligarşisi, Kürtlerin yararlanmaması için demokratikleşme yönünde adımlar atmamaktadır. Bu nedenle Türkiye demokratikleşmemekte, bu da sürekli darbelerin gerçekleştiği bir siyasi zeminin var olmasını sağlamaktadır.

Önder Apo, Kürt sorununun çözümü konusunda en makul yaklaşımlar göstererek Türkiye’nin demokratikleşmesini hedeflemiş; bu temelde darbelerin gerçekleşmediği bir Türkiye yaratmayı hedeflemiştir. İmralı’da görüşmelerin yapıldığı süreçte, hem devlet heyetine hem de HDP heyetine bu görüşmelerle Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde Kürt sorununun çözümü gerçekleşmezse darbe mekaniğinin devreye gireceğini vurgulamıştır.

Kürt sorununda adımlar atılmayınca, darbe mekaniği işlemiş darbeler arka arkaya gelmiştir. Dolmabahçe mutabakatının reddedilmesi, 7 Haziran seçim sonuçlarının kabul edilmemesi temelinde, Tayyip Erdoğan, saray gladyosu ve müttefikleri tarafından Önder Apo’nun uzun yıllar süren çabaları ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle ortaya çıkardığı Türkiye’nin demokratikleşmesi yönündeki yürüyüşüne bir siyasi darbe yapılmıştır. Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin, MHP, Ergenekoncu olarak tanımlanan ulusalcılar ve diğer Kürt düşmanlarıyla yaptığı ittifak temelinde özgürlük hareketi ve demokrasi güçlerini ezmek için yürüttüğü savaş yeni bir darbe mekaniğini harekete geçirmiştir. Kürt halkının yürüttüğü özgürlük mücadelesine karşı savaşta kullanılan ordu içindeki bir kesim bu savaşla birlikte diğer iktidar bloklarına karşı konumunun güçlendiğini görünce 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunmuştur.

Bu darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Başka etkenler bulunsa da bu darbeyi sonuçsuz kılan, Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin on yıllardır darbe karşıtlığı mücadelesi yaparak bu tutum ve mücadele temelinde darbelerin demokrasi ve halk karşıtlığı olduğu konusunda bir toplumsal zihniyet ve algı ortaya çıkarmasıdır. Özellikle 12 Eylül askeri faşist darbesinin topluma büyük acılar yaşatması ve çok yönlü tahribatları sonucunda yürütülen mücadele, darbe karşıtlığının gelişmesinde çok önemli etken olmuştur.”

Ancak darbecilere yönelik tutumu tüm muhalefet ve toplumsal kesimlere yayacak biçimde Erdoğan diktatörlüğü ve AKP hükümeti tarafından olağanüstü halin ilan edilmesi, darbeye karşı bir tutum olmamaktadır. Aksine darbelerin zeminini sürdüren ve güçlendiren siyasal anlayış ve sistemin sürdürülmesi anlamına gelmektedir. AKP ve faşist müttefiklerinin ilan ettiği bu olağanüstü hal ile Kürdistan’da şehirlerin yakılıp yıkılması ve Kürt halkı üzerinde kurulan baskı politikası ve uygulamaların daha da arttırılması hedeflenmektedir.

Bu darbenin başarısızlıkla sonuçlanmasıyla birlikte ortaya çıkan daha fazla demokratikleşme ve bu temelde başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların çözümünü sağlayan zemin ve fırsatı kullanmak bir yana AKP iktidarı kendi tekçi, hegemonik, otoriter sistemini tüm devlet kurumlarına, siyasal ve toplumsal yapılara hakim kılmak istemektedir.

Türkiye’de hiçbir zaman gerçek bir demokrasi olmamıştır. Aksine baskı zulüm ve Kürt soykırımının örtüsü olacak, toplumu ve dünyayı aldatmaya yönelik adı demokrasi olan bir özel savaş sistemi oluşturulmuştur. Bu temelde Kürt soykırımının daha rahat yapılması ve baskı düzeninin daha kolay sürdürülmesi hedeflenmiştir. Bu darbeyle birlikte gerçek demokrasi yönünde adım atma yerine teşhir olmuş özel savaş sistemi ve tekçi hegemonik AKP iktidarını gerçek demokrasi ve demokratik yönetim olarak gösterip hegemonik sistem önündeki engelleri kaldırmak ve Kürt soykırımını demokrasi maskeli özel savaş ortamında derinleştirmek hedeflenmektedir.

Bu durum tüm demokrasi güçlerine ve darbe karşıtı olduğunu söyleyen herkese tarihi sorumluluklar yüklemektedir. Artık darbenin olmadığı ve tüm sorunların demokratik siyasal yollarla çözüldüğü bir demokratik Türkiye yaratma mücadelesi acil hale gelmiştir. Mevcut sistem sorunları çözümsüz bıraktığından Türkiye’nin tüm sorunlarını çözecek toplumcu radikal bir demokratik hamleye ihtiyaç vardır. Türkiye’nin bir daha darbelerle, sıkıyönetimlerle ve olağanüstü hallerle yönetilmesine gerek duyulmayacak demokratik bir sisteme ihtiyaç vardır.

7 Haziran’da demokratikleşme zemini olacak bir siyasi ortam ve umudu ortaya çıkmıştı. Ancak hem demokratik siyasi güçlerin ortaya çıkan bu ruhu ve zemini iyi değerlendirememeleri, hem de Kürt ve demokrasi karşıtı olarak kurulan faşist ittifakın 24 Temmuz 2015 tarihinde başlattıkları topyekun savaş, bu tarihi gelişmenin akamete uğratılmasını beraberinde getirmiştir. Tayyip Erdoğan, saray gladyosu ve ittifaklarının yaptığı siyasi darbe, çöktürme planı ve 15 Temmuz darbesi, Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanan baskı, zulüm ve soykırım savaşının sonucu gerçekleşmiştir. Olağanüstü hal ilanı bu sürecin durdurulması değil, bu sürecin derinleştirilmesidir.

Türkiye’deki mevcut siyasi parti oligarşilerinden demokratikleşme ve sorunların çözümünü beklemek, Türkiye’nin sürekli siyasi, sosyal, ekonomik krizler ve darbeler içinde tutulmasını seyretmek ve bu sorunlarla, baskı ve zulüm altında yaşamak anlamına gelecektir.

Bu açıdan derhal tüm demokrasi güçleri, demokrasi isteyen toplumsal kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri, aydınlar, yazarlar ve sanatçıların bir araya gelerek bir demokrasi bloku kurması gerekmektedir. Türkiye’nin gerçek demokratikleşmesi için çözülmesi zorunlu konuların demokratik temelde çözümünü de içeren asgari bir programla oluşturulan demokrasi bloku etrafında Türkiye’nin demokratikleşmesini hedefleyen eylemlerin örgütlendirilmesi ve toplumun harekete geçirilmesi gerekmektedir.

Kürt halkı son bir yıl içinde çok ağır saldırılarla karşılaşmıştır. Tüm halkımız bu yıkımları onaracak bir örgütlenme ve dayanışma içine girmeli ve Kürdistan’da bir daha bu saldırıların olmayacağı, yerel demokrasinin gerçekleştiği, gerçek demokratik Türkiye’nin yaratılması için Türkiye’nin tüm demokrasi güçleriyle birlikte mücadeleyi geliştirmelidir.

Mevcut siyasi iktidar Türkiye’de istikrar ve barışı sağlamak yerine, iç ve dış politikalarıyla, bu yönlü uygulamalarıyla ve bugünkü olağanüstü hal ile bugüne kadar içte ve dışta sorunları ağırlaştıran 20. yüzyıl devlet ve yönetim anlayışında ısrar etmektedir. Bu gerçeklik sorunları ağırlaştıran bu devlet ve yönetim anlayışının aştırılarak Ortadoğu’da istikrar ve barışa hizmet edecek demokratik Türkiye yaratma sorumluluğunu tüm demokrasi güçlerine yüklemiş bulunmaktadır.

Kürt özgürlük hareketi olarak tüm sorunların çözümünü ve darbelerin önünün alınmasını Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleşmesinde görüyoruz. PKK olarak dün olduğu gibi bugün de Türkiye halklarının özgür ve demokratik yaşamı ve kişilikli dış politika izlenmesi için üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Her türlü darbeye karşı tutum alıp mücadele ettiğimiz gibi olağanüstü hal ile baskı ve zulmü artıran ve darbe zeminini süreklileştiren politika ve uygulamalara karşı da mücadele edeceğimizi bir daha vurguluyoruz.

Önder Apo, Türkiye’nin demokratikleşmesi için de Kürt sorunu başta olmak üzere tüm sorunların çözümünü sağlayıp darbe mekaniğinin tümden kökünü kazımayı hedeflemiştir. Türkiye’nin demokratik temelde güçlenmesi ve Ortadoğu sorunlarında çözüm gücü olma rolünü oynaması için büyük çaba sarf etmiştir.

Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve darbe mekaniğinin tümden ortadan kaldırılması yönündeki mücadelesi, Önder Apo’yu tüm Türkiye halklarının önemli bir siyasal değeri konumuna getirmiştir. Önder Apo, her zaman Türkiye’nin demokratikleşmesi ve her türlü darbeye karşı çözüm gücü olacaktır. Önder Apo’nun sağlığı ve güvenliği hem Kürt halkı açısından, hem de Türkiye demokrasi güçleri açısından son derece önemlidir. Bu açıdan tüm Türkiye halkları ve demokrasi güçleri de Önder Apo’nun özgürlük, sağlık ve güvenliğini Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinin bir parçası olarak görmeli, bu konuda duyarlılığını, tutumu ve eylemiyle ortaya koymalıdır.

Demokrasi güçlerinin bir blok etrafında yürüteceği mücadelenin Türkiye’yi demokratikleştireceğine inanıyor, bu temelde demokrasi mücadelesinde tüm güçlere başarılar diliyoruz.”

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)