• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 20 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 21 °C

Portakal Çiçeği Karnavalı ve ülkenin politik panaroması

Torun Ahmet TÜRKMEN

AKP’nin iktidara getirildiği süreçte çeşitli yerlerde yaptığım konuşmalarda ve yazılarımda şöyle bir değerlendirme yapmıştım. Kurgucuların AKP’yi iktidara getirirken iki temel amaçları vardı.  

Birincisi, Sermayenin ve üretimin yapısının el değiştirmesini ya da dönüşümünü sağlamak. Paranın kontrolünü kendilerine her zaman destek olacak yeşil sermaye ağırlıklı bir yapıya vermek.

İkinci olarak, bunun gerçekleşebilmesi için de toplumun öyle bir şekilde dönüştürülmesi gerekiyordu ki karşılarına çıkacak tüm direnç noktaları ortadan kalksın.

Sormayan, sorgulamayan, toplumsal süreçlere uzak bir toplum hedeflendi. Hatta öylesine ki yüz yıllardır savunageldikleri birtakım geleneksel değerlerin bile yok sayılmasına bile göz yumdular.

Tüm bunları gerçekleştirmek için vatandaşlarımıza, ülkeye vatandaşlık bağı ile değil ümmet dürtüsüyle bağlı, İslam’ın gerçek özüyle bağdaşmayan, din soslu bir programı dayattılar. Bu program hak aramayı değil biat etmeyi, önüne konanı kabullenmeyi, itaat etmeyenleri din düşmanlığıyla yaftalamayı öngörüyordu. Kendi içine kapanmış, kendi yaşam biçimi dışında her türlü kültürel değerleri düşman gören bir anlayıştı bu.

Biliyorlardı ki, eğer bunlarda başarı sağlarlarsa diğer hedeflerine ulaşmada zorluk yaşamayacaklar.

Onlarca yıllık cumhuriyet deneyimi yaşamış (kimi yanlışlıklar yapılmış olsa da) bir topluma bunu kabul ettirmek elbette çok zorluklar içeriyordu. Direnç noktaları vardı. Kısmi olarak oturmuş değerler sistemi vardı. Ülkede olmasa da genel anlamda tarihsel süreç aleyhlerineydi.

Bu nedenle kontrol mekanizmasını hep gündemde tuttular. Baskı, şiddet ve dayatmaları hep uyguladılar. Ve çok kirlendiler ve toplumu kirlettiler. Kendilerini hiçbir zaman kontrol edilemez, denetlenemez noktada gördüler ve görmeye devam ediyorlar. Müthiş bir güç zehirlenmesi hali yaşıyorlar. Yolsuzluk hırsızlık diz boyu. Sapkınlıklar, yarattıkları erkek egemen kültür nedeniyle kadın cinayetleri günlük olgular haline geldi.  

Kısacası, Siyasal İslam iktidar oldu. Otoriter yapı muhalefetin zayıflığından aldığı güçle kurumlaştı. Bu günlerde bir adım daha ileri giderek muhalefeti tümden yok sayan bir tutum içine girmeye başladılar( Bu konuyu sonraki yazıda ele alacağız) Bu yeni bir durum.

Tüm bu gelişmelere rağmen, istedikleri oranda oy almalarına rağmen, toplumsal yapıyı şu an için kontrol etseler de hedeflerine ulaşamadıklarını görüyorlar. Tümden kurumlaşamadılar. Toplumu istedikleri anlamda henüz dönüştüremediler. Olguların her zaman tersine dönebileceğini, bugün kendilerini destekleyen yığınlardan, en azından bir kesiminin desteklerini kaybedebileceklerini biliyorlar.

İşte bu nokta tutulacak ana halkalardan biri. Özgürlükçü, demokratik muhalefet bu kesimi yanına çekmeyi başarabilir. Bu kesimin iktidarın kirliliklerini görmediğini düşünmemeliyiz. Her şey ayan beyan ortada. Hızlı bir şekilde bu kesime dönük bakış açıları geliştirilmeli. Bu kesimin muhalefetin bir parçası olabileceğini öngörmeliyiz.

Sinmiş bir toplum yaratma hedefinde olanlar asla sokak aktivitelerini sevmezler. İnsanların evlerine kapanmasını isterler. Sokak aktivitelerini potansiyel tehlike olarak görme eğilimindedirler.

Adana’da yapılan belki de kapsamı itibari ile Türkiye’nin en büyüğü olan “Portakal Çiçeği Karnavalı"na on binlerce insanın coşku içinde katılması, Adana’nın gelecekteki turizm potansiyelinin arttırılmasının yanı sıra iki önemli toplumsal ve politik yanının ortaya çıkmasına yol açtı.

Karnavalın siyasal iktidarın “suskun toplum yaratma” özlemleriyle örtüşmüyor olması toplumsal olarak dikkate alınması gereken bir olgu. İnsanlar sokağa çıktı.

Diğeri ise daha önce “Rakı festivalinin” yasaklanmasına rağmen başka adla, daha yığınsal bir adla yapılmasından sonra, karnavalın tüm terör uyarılara rağmen, kitlesel, çok coşkulu ve toplumun nefes aldığı bir organizasyona dönüşmesi, tam anlamıyla bir kardeşleşmenin sağlanarak yapılması takdire şayan bir durum olsa gerekir.

Bilindiği gibi Adana’nın çok kültürü ve çok etnisiteli bir kent. Karnavalın tüm bu kesimlere hitap etmesi, kent kültürünü güçlendiren, geleceğin birlikte şekilleneceğinin güvencesini veren bir anlam ifade ettiğini düşünmemiz için çok nedenimiz olduğunu söyleyebiliriz.

Aydınlık bir gelecek oluşturacaksak, bunun yolunun buralardan geçtiğini görmemiz gerekiyor.

                

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)