• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 17 °C
  • Antalya 19 °C

Portreyi indirenleri açıklıyorum

Deniz YILDIRIM

Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongre sonrasında yeni bir tartışma konusu var: Portreyi kim indirdi?

CHP'li bir milletvekilinin Meclis'teki çalışma odasının duvarından Mustafa Kemal Atatürk portresini indirdiği iddiasıyla başlayan bu tartışmaya son noktayı koyalım.

Yöntemi değiştirerek: tartışmayı gerçek zeminine çekelim; fotoğrafı netleştirmek için 3 temel soruya yanıt vererek ilerleyelim: birincisi, portre nedir?; ikincisi, portre indirilmiş midir?; üçüncüsü portre indirildiyse kim ya da kimler indirmiştir?

Portre Nedir ya da Portreden Ne Anlamalı?

Siz şimdi portre dediğimde Mustafa Kemal'in resmini anlıyorsunuz. Çakır gözlerini, sarı saçlarını ya da kalpağını. Böyleyse mesele; görüntünün esiri oldunuz. Saray'da da var; Davutoğlu çeşitli mecralarda konuşurken arkasındaki duvarda asılı halde de görebilirsiniz bu portreyi. Yanılıyorsunuz. Portreyi böyle tartışarak gerçekle yüzleşmekten kaçıyorsunuz. Portre bu değildir.

Mustafa Kemal Atatürk bir Cumhuriyet Devrimi'nin öncüsü, önderiydi. Eşzamanlı olarak bağımsızlık savaşına ve Türkiye'nin 200 yıllık çağdaşlaşma sürecinin izinde siyasal ve toplumsal alanda önemli atılımlara, devrimlere öncülük etti. Kurtuluşla kuruluşu harmanladı; birlikte ilerletti. “Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir” sözüyle bağımsızlık, laiklik, çağdaşlık alanındaki siyasal-sosyal dönüşümlerin toplamını ifade etti; öne aldı. Bu kazanımlar ekseninde “eser”in ilkelerini açıkladı: devrimci, cumhuriyetçi, laik, devletçi, halkçı, bağımsızlık temelinde milliyetçi bir yeni düzen. Portre budur; Cumhuriyet devrimciliğinin aynaya baktığında gördüğü şey sarı saç, mavi göz değil; devrimle Ortaçağ'dan kurtulma programıdır; örgütlü, kongreli kurtuluştur; emperyalizmden medet ummamaktır. Portre'yi böyle anlamazsanız; Saray'daki Atatürk portresinden; Davutoğlu'nun arkasında asılı resimden mutlu olur; gerisini boşverirsiniz.

Portre İndirilmiş midir?

Gelelim ikinci soruya: Cumhuriyet, Çankaya düşmüş; rejim değişmiş; Atatürk Orman Çiftliği'nin ortasına kaçak bir Saray kurulmuş; siyasal-sosyal düzen dinle meşrulaştırılan bir Saray otoriterliği temelinde yapılanmış;  “100 yıllık parantezi kapatıyoruz”, “90 yıllık reklam arasına son veriyoruz”, “geçmişi restore ediyoruz” sözleri havada uçuşuyor, “portre indi mi inmedi mi?”. Portre inmiştir; çoktan inmiştir. Yeni mi fark ettiniz?

Sabahtan akşama Cumhuriyet'e, laikliğe, 200 yıllık çağdaşlaşma sürecine hakaretle siyaset düzeneği devletleşmiş; bir tarikatlar koalisyonu ülkeyi, zihinleri, çocukluğu, geleceği parsel parsel paylaşır hale gelmiş; “portre indi mi inmedi mi?”. Çoktan indirilmiştir.

Dedik ya; portre görüntü değil içerikti; eksiğiyle gediğiyle kurtuluş ve kuruluş diyalektiğini harmanlamış bir çıkış programıydı. Ve eksiği gediği değil; yapamadıkları hiç değil; yaptıklarıdır indirilen. Portre indirilmiştir. Şu sorularla ilerleyelim:

- Ülkenin tepesine bir Saray rejimi yerleşmiştir; rejim bir Cumhuriyet midir?

- Eğitimden sağlığa; gündelik yaşamdan siyasal süreçlerin haklılaştırılmasına, çocukların geleceğinden dış politikaya her alanda dincilik hakim hale gelmiş; rejim laik midir?

- Kamu talan edilmiş; yerli tarım bitirilmiş; ekonomide dışa bağımlılık artmış; fabrikalar, santraller, kamuya ait ne varsa haraç mezat yandaşa, candaşa, Koç'a, Sabancı'ya devredilmiş, rejim devletçi midir?

- Emekçi perişan; yoksulluk artıyor; üretici ürettiğinden kazanamayıp şehirlerin yolunu tutuyor; tütünden, şekerpancarından tekellerin dayatmalarıyla koparılan köylü Soma'da, Ermenek'te madene, ölüme indiriliyor; emekçiler sadakayla, tevekkülle bu duruma mahkum ediliyor. Rejim halkçı mıdır?

- Halk çaresiz, umutsuz, çatışmalar, içeride ve dışarıda savaş ortamı; ölümler, gözyaşları sürüyor; “bütün bu ahval ve şerait içinde” bir çıkış, bir yön, bir kurtuluş ve yeniden kuruluş arıyor. Günün şartlarına göre yapılanmış; saldırıyı geldiği yerde göğüsleyen, Türk'ü ve Kürdüyle yeni bir demokratik, cumhuriyetçi ve birleştirici atılım bekliyor. Bütün bu ortamda devrimle Cumhuriyet kuran muhalefet partisi Altı Ok'ta ifade edildiği şekliyle devrimci midir?

- Ülke Amerikan üslerinden, NATO siyasetinden geçilmiyor. Bağımsızlık çizgisi çökmüş, dış politika yerlerde; bağımsızlıkçı temelde bir milliyetçilik siyaseti hakim midir? Değildir. AKP'ye de, bugün onunla ittifak dizilişi içine giren güçlere de kalan, “Kürde karşıtlık”  temelinde yapılanmış bir milliyetçilik siyasetinde birleşmektir; gerisini tartışmanız bile istenmemektedir. Tuzaktır. Portreyi bulandırmadır.

İşin özeti; ikinci soruyu da yanıtlayalım: evet, Altı ok olarak portre inmiştir, indirilmiştir. Siz Cumhuriyet atılımının programı olarak Altı Ok'u indirenleri değil, Altıok'u tartışıyor; hedefe oturtuyorsunuz, kutlarım.

Gelelim son soruya; kim ya da kimler indirmiştir Cumhuriyet portresini?

Portreyi İndirenleri Açıklıyorum

Evet portre indirilmiştir; AKP ve Saray Rejimi zaten indirilmiş bir portreyi yok etmektedir şimdi. Öyleyse portreyi kimler indirmiştir?

- Cumhuriyet portresini NATO ittifakı indirmiştir; Türkiye'nin Sovyetler'e karşı Atlantik ittifakı içine yönelen tercihleriyle adım adım dinselleşme siyaseti bir panzehir olarak devreye sokulmuş; emekçinin, köylünün, yoksulun aydınlanmasına, bilinçlenmesine karşı bir sınıf siyaseti olarak dincilik devreye sokulmuş; laiklik sermaye ve NATO-ABD ittifakı için “sınıfsal bir tehdit”e dönüşmüştür. Portreyi Türkiye burjuvazisi, onun tercihleri ve ittifakları indirmiştir.

- Köylü aydınlanmasına son verenler, köy enstitülerini kapatarak teslim olanlar portreyi indirmiştir.

- Yükselen aydın, öğretmen, köylü, işçi, öğrenci-gençlik hareketlerini ezmek; halkın hak arama, örgütlenme, sorgulama zeminlerini kendilerine tehdit görüp halka karşı tarikat, askeri darbe, yasak, baskı, işkence siyaseti güdenler; hak arama, örgütlenme, sorgulama zeminlerini işyerinde, okulda, hayatın içinde adım adım yok edenler indirmiştir.

- 12 Eylül'de emekçi aydınlanmasına karşı “gereği yapılsın, anarşinin kökü kazınsın” mektupları yazan Koç sınıfsallığı; “gülme sırası bizde” diyen sermaye tavrı; “sol çok güçlüydü, İslam'ı buna karşı güçlendirmeliydik” diye itirafta bulunan dönemin CIA Ortadoğu İstasyon Şefi, sonranın Ilımlı İslamcı AKP teorisyeni Graham Fuller çizgisi indirmiştir portreyi.

- Tarikatı, Siyasal İslamcılığı, sadaka siyasetini sendikalı, dernekli, partili, kısaca örgütlü ve hak temelli bir toplumsal uyanış karşısında tercih edenler indirmiştir.

- KİT'ler haraç mezat satılırken; tütün üreticisine üretim yasaklanırken, emekçilerin bile bile, zorla Soma düzenine, madende ölüm düzeneğine indirileceği; inşaatta ölüm düzeneğine kat kat çıkarılacağı bilinirken bu programa “çağdaş sosyal demokrasi” diyenler; Derviş'e akil rolü verenler, yakasına rozet takanlar; neoliberalizmi, yağmacılığı “terbiye eder, aşırılıklarını tırpanlarız” diyenler indirmiştir portreyi.

- Portreyi “AKP ile AKP'ye benzeyerek mücadele ederiz”; “Ekmek için Ekmeleddin”, “ABD'den gelecek kurtuluş” çizgisi indirmiştir.

- 2001'den sonra Ilımlı İslamcılık siyasetiyle tabuta son çiviyi vurmaya karar veren ABD; “bu çocuğa da bir şans vermek gerek” diye bekleyen Sabancı çizgisi karar vermiştir portrenin indirilmesine. Portre AKP'ye kadar adım adım indirilmiştir; AKP'ye verilen görev, bir program olarak indirilen bu portreyi yok etmektir.

O halde toparlayalım: portre bir kişi değil; bir içerik, bir programdı. Portreyi indirenler de bir kişi değil; bir içerik, bir programdır. Cumhuriyet tarihine bakınız: emperyalizme ve sermaye çıkarlarına yaklaşan kim varsa; portreyi indirme çizgisine, programına da yaklaşmıştır. Şimdi indirilen portre; yeni rejimin ayakları altında ve buna direnmeyen, sessiz kalan, halka çıkış; kurtuluş çizgisi sunmayan; bugün emekçiden yana, halkçı, laik, yeni demokratik bir cumhuriyet devrimciliği çizgisini sahiplenmeyen kim varsa; portrenin üstündeki parmak izlerine bakınız; onlardan bir parça da göreceksiniz.

Tablo budur; gerçek tartışmaların üstünü örten; portreyi bugün tam da AKP'nin istediği “milliyetçi cephe” siyaseti ekseninde malzeme eden tutumlardan kaçarak değil, bu tutumlarla da tartışarak, bu tutumları da çürüterek anlaşılır.

“Meleklerin cinsiyeti”ni değil, Türk'ü ve Kürdüyle halkçı bir programla, sultanlığa karşı yeni bir çıkışı, yeni bir cumhuriyet kuruculuğunu tartışalım. Asıl işimize bakalım. Görüntüyle değil, gerçekle; biçimle değil, içerikle uğraşalım.

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)