• BIST 89.953
  • Altın 145,342
  • Dolar 3,6209
  • Euro 3,9098
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 22 °C

Post-11 Eylül'de Fransa'da gelecek korkusu

İrfan TAŞTEMUR / Londra

Paris'in sokaklarına yeniden korku egemen oldu. Caddelerde yatan ölüler sayılıyor. Dostları, aileleri feryat ediyorlar. Bu travmayı ve şoku sadece Fransızlar değil, bütün dünya yaşıyor. Charlie Hebdo trajedisi ile başlayan trajedi daha büyük ve dramatik bir katliamla devam ediyor.

Henüz üzerindeki esrar perdesi kaldırılamayan ve 150'den fazla yurttaşı öldürüp çoğu ağır bir o kadar insanı da ağır yaralayan bu saldırılar ve patlamalar açıkça Fransa cumhuriyetinin politik ve sosyal uyumuna büyük ve onarılması kuşaklar alacak ağır bir saldırı oldu.

Başkan François Hollande, 2005 yılında çoğu Müslüman ve ikinci kuşak göçmenlerle polis arasında yaşanan şiddet olaylarından sonra yeniden Olağanüstü Hal ilan edip ülkesinin kapılarını kapatmak zorunda kaldı. 1960'larda Cezayir'le savaşta ve askeri darbe girşiminde kullanılan “Olağanüstü Hal” terimi yeniden tedavüle sokuldu.

Paris'teki savaş hali görüntüleri her zaman hatırlarda kalacaktır. Fransız halkı, “Bütün bunlar neden başımıza geldi? Güvenlik güçleri neredeydi? Böyle büyük bir saldırı hazırlanırken istihbarat birimleri nasıl uyudu? Suriye'de, Libya'da, Irak'ta, Yemen'de uçan kuştan haberdar olan NATO müttefiklerimiz neredeydiler?” sorularını soracaktır. Hepsinden daha önemli soru ise bu radikal İslamcı terör karşısında aşırı sağ Ulusal Cephe güçlenerek mi çıkacaktır?

Charlie Hebdo saldırısının ardından parlamentoda konuşan Fransa Başbakanı Manuel Valls, “savaşta” olduklarını söylemişti. Avrupa'nın en büyük Müslüman topluluğunu barındıran Fransa Başbakanı, “Fransa İslamla savaşta değil” diye eklemişti. Fakat Başbakanın bu sözleri toplumlar arasındaki gerilimi yatıştırmaya yetmemişti.

Gazete haberlerine göre saldırganlardan birinin, “Eylemi Suriye için yapıyoruz” diyerek ateş açmasına rağmen gerçekte ne olduğunu anlamak ve söylemek için henüz erken. Başkan Hollande da konuşmasında “teröristlerden” söz etmiştir ve “Onların kim olduklarını biliyoruz” demiştir.

Bir gecede farklı bölgelerde toplanan insanları hedef alan saldırıların son derece ayrıntılı hazırlandığı aşikar. Bataclan konser salonu Cuma gecesi hınca hınç doluydu. Hollande'ın da izlediği Fransa ve Almanya maçının oynandığı Stade de France'ın yakınındaki restoranın hedef alınması çok güçlü bir mesajdı. Hedefler iyi düşünülmüş, saldırı bütün istihbarat birimlerini atlatarak son derece profesyonelce planlanmıştı. Saldırının psikolojik etkisi, sokaklara yayılan dehşet ve korku, herşeyden önemlisi Paris'te konsere ve maça giden, restoranda arkadaşıyla yemeğini yiyen, günlük hayatlarını yaşayan sıradan insanların öldürülmesi ve yaralanması uzun dönemli bir etki ve trajedi yaratacak.

Güvenlik uzmanları ve istihbarat birimleri Charlie Hebdo'nun ardından İslam Devleti bağlantılı Cihatçı grupların eylem hazırlığı içinde olduğunu söylemişlerdi. Fakat hiçbiri Fransa'nın kalbinden vurulacağı bu çapta bir eylemi öngörememişlerdi.

Esasında Fransa, Cihatçı terörizmle mücadelede 2013 yılının Ocak ayından itibaren aktif rol aldı. Binlerce askerden oluşan Fransız birlikleri hava bombardımanları eşliğinde Mali'ye operasyon düzenledi. Yine Fransa 2014 yılında IŞİD ile mücadele eden koalisyonda yer aldı ve sınırlı da olsa Suriye'deki bombalamalara katıldı.

Fransa'daki her 100 Müslümandan sadece 1'i radikal olsa bu sadece Fransa'nın en az 50 bin Cihatçıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Fransa, ülkesinde doğmuş, eğitilmiş, din değiştirip İslamı seçmiş, Suriye'ye İslam Devleti saflarında savaşmak üzere gitmiş büyük bir nüfusa ve potansiyele sahip. Mezhep farkı gözetmeksizin IŞİD'e online katılımlar giderek artıyor. Buna genç nüfusun işsizliği, özellikle varoşlarda Arap ve Afrika kökenlilere karşı gelişen ırkçılığın etkilerini de eklemek gerekiyor.

Fransız Müslümanlar ise adlarının fanatiklik ve terörle anılmasından son derece rahatsızlar. Aşırı sağ Fransız gruplar göçmenlere ve özellikle Müslümanlara karşı bütün ülkede nefret kampanyaları düzenliyorlar. Charlie Hebdo saldırısının ardından binlerce Fransız askeri bu nefretin göçmenlere karşı bir şiddete yol açmasını önlemek için ülke çapında çeşitli kurumlarda, okullarda, tren istasyonlarında nöbet tutmaya başladılar.

Ocak ayında gazetecilere, Yahudilere, polis memurlarına yönelik radikal İslamcıların saldırılarının ardından ülkede Paris'in kurtarıldığı 1944 yılından sonra gördüğü en büyük gösteri yapılmış ve “Hepimiz Charlie'yiz” sloganları atılmıştı.

Fransız hükümetinin ve basınının daha ilk günden saldırının toplumlar arası gerginliği düşürücü ve yatıştırıcı bir dil kullandıklarını, kışkırtmaya asla taviz vermediklerini görüyoruz.

Paris olayları Batı medeniyetlerinde Post-Modernizm çağının Post-11 Eylül ile sürdüğünü göstermiştir.

İngiltere'ye gelince...

İngiliz hükümeti ve basını, Suriye'de kelleler kesen IŞİD militanı İngiliz vatandaşı Cihadi John'un öldürülmesini kutlamakla meşguller.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.