• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 7 °C
  • Antalya 9 °C

Putin, Türkiye’yi seçim sandığına sürüklerken

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin tek başına hükümet kurabilecek parlamenter çoğunluğu yitirmesinin ardından geçmişe nazaran çok daha kanlı ve zor bir sürecin içerisine girdi.

Çağlar Tekin / Haber Analiz
ABC Gazetesi / ÖZEL

Öncelikle merhaba demek istiyorum, Yurt’la bağların kopmasının ardından Merdan Yanardağ yönetiminde yola çıkan ABC Haber’de kaleme aldığım ilk yazımda. Dünyada yaşanan gelişmelere dair haberler haber ve analizlerimle ben de bu süreçten itibaren ABC’de olacağım.

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin tek başına hükümet kurabilecek parlamenter çoğunluğu yitirmesinin ardından geçmişe nazaran çok daha kanlı ve zor bir sürecin içerisine girdi. Bu sürecin temel dinamiklerini geçmişte Yurt’ta defaatle kaleme almıştık. Erdoğan’ın Kaçak Saray’da “tek adam” olarak yasal süreci işletemeyeceği bir ülke tablosunu kabullenmeyerek, halkı daha fazla kan ve acıyla korkutmaya çalışacağını Fuat Avni isimli karakter falan duyurmadan okurlarımıza ulaştırmaya ve bu yolla sürece hazırlıklı olmaya çağırmaya çalışmıştık. Süreç ne yazık ki bizleri yanıltmadı. Bu korku yaratma sürecinin AKP’yi tek başına iktidara taşıyacağına Erdoğan’ın kanaat getirmediği bir durumda ise ülkenin seçimlere yönelmek yerine, istediği zeminin doğması için sürecin uzatılacağı da iddialarımız arasındaydı. Seçime birkaç gün kala bu tezimizin mevcut durumuna değinmeye çalışacağım bu yazıda. Ülkede seçimlerin ertelenmesinin ve böylece 2016 yılı ortalarına değin Erdoğan’ın zaman kazanmasının en gerçekçi yolu ise yıllardır talep edilen Suriye içerisinde “güvenli alan”ın yaratılmasıydı.

Suriye’de başlatılan kriz ve ardından bunun tamamen ABD-AKP-Suudi Arabistan ve Katar öncülüğünde, en kuvvetli olduğu zamanda toplamda 115 ülkenin desteğini alan bir vekalet savaşına dönüşmesinde AKP çok kritik bir rol oynadı. AKP yönetimi bu süreçte hem ülke sınırlarını dünyanın hemen her yerinden gelen cihatçılara açarak, hem de bu cihatçılara her türlü lojistik-askeri-finansal desteği sunarak komşumuzda yüzbinlerce insanın ölmesinde ve göçmen hale gelmesinde en kritik rolü üstlendi. Bunları gün gün ve tüm detaylarıyla kaleme aldığımız için uzatmıyorum.

Ancak bu sürecin bugün geldiği noktada tüm dengeleri değiştiren bir müdahale gerçekleşti. İşte Pazar günü sandığa da bu değişim sebebiyle gidiyoruz.

İşgal planı zora girdi

Erdoğan, Suriye’yi işgal etmeye yönelik hevesini savaşın başından beri hiç gizlemedi. Bu sadece bir iç politika unsuru olarak değil, Erdoğan’ın hayallerini de süsleyen ana fenomen haline dönmüştü. Dönmüştü diyorum, çünkü bugün bu hayale en uzak olduğu konuma düşmüş durumda. ABD’nin Türkiye’nin fiili işgaline kapı açması için her yolu deneyen Erdoğan ve kliği, 7 Haziran’ın ardından Washington yönetimine karşı müttefikler elde etmek için yaptığı en büyük hamleyi ülke kapılarını göçmenlere açıp Avrupa’ya akın etmelerini seyretmeye başlayarak yaptı. Bu hamle, hemen karşılık bulurken AB ülkeleri ile dışişleri bürokratları Ankara’nın sınırları kapatmaya yönelik şartlarını pazarlık masasına yatırdılar.

Erdoğan kliğinin AB’den en büyük talebi, Suriyelileri “güvenli” yaşatabilmek için Suriye içinde, Azez-Cerablus hattında bir bölge işgali için Türkiye’ye destek vermeleriydi. Bu olursa Ankara bölgeye TOKİ aracığıyla inşa edeceği yeni şehirlerde yerleşim sağlayarak Avrupa’yı göçmen dalgasından kurtaracaktı. Bunun için askeri bir destek de istenilmiyor, sadece ABD’nin ikna edilmesi sürecine destek bekleniliyordu. Ne de olsa “büyük abi” ABD buna izin verirse kararlı ama temkinli adımlarla Suriye’de terörle mücadele için hazırlanan Rusya, “okyanus ötesi”nce dizginlenebilecekti.

Ankara bu hayallere dalmışken Erdoğan Moskova’nın da nabzını almak ve belki de zaman kazanmak istiyordu. En kuvvetli hamle, göçmenler, mutlaka işe yarayacaktı, en azından bu hayal ediliyordu. Ancak durumun ve Ortadoğu’nun bir diktatörün hayallerine teslim edilmeyeceğinin Erdoğan tarafından da fark edilmiş olduğunu bir bayram sabahı “Esad’lı da geçiş olabilir” cümlesini Kaçak Saray’ın sultanından duyunca anladık.

Emevi Camii’nde kılınacak namazla Müslüman Kardeşler adına hilafete yükseldiğini ilan etmeyi planlayan Erdoğan’a son darbe Moskova’da inmişti. Mursi’nin Mısır halkınca indirilmesinin, Tunus’un İhvan’a teslim olmamasının ardından, ki tüm bunlarda Suriye direnişinin payı oldukça büyük, Moskova Erdoğan’ın cenaze namazının kılındığı yer oldu ve diktator bunu bizzat izleme şerefine nail oldu.

Rusya’nın 30 Eylül itibariyle bu harekatı başlatmasında, yani bu kadar hızlı ve keskin olmasında Erdoğan’ın bir oldu-bitti denemesine hazırlandığını sezmiş olması da kuvvetle muhtemel.

Erdoğan’ın hem göçmen argumanı hem de PYD-YPG’nin Azez-Cerablus hattına girişine izin vermeyeceğine yönelik tehditleri Rus savaş jetlerinin Türkiye sınırına yönelik “taciz”leri ve Rusya’nın “Türkiye sınırlarının güvenliğini de sağlıyoruz” açıklamasıyla suya düştü. Rusya açıkça bilineni tekrar ediyordu, “sınırlarınız, desteklediğiniz teröristlerin serbestliği sebebiyle tehlike altında, ey AKP, istemeseniz de halkınızın güvenliği için faydalı olanı yapıyoruz”.

Rusya’nın Suriye’yi Türkiye işgali için ulaşılamaz hale getirmesi Erdoğan’ın fiili başkanlık dönemini uzatacak bir seçim ertelemesinin önüne ciddi bir set çekti, işte bu sebeple ki AKP-Erdoğan diktası her fırsatta Putin’e saldırmak için alan kolluyor.

Peki bu denklem kapandı mı, ikinci bir raundu yok mu? Var. AKP yönetiminin bunun için gönülsüz olduğunu söyleyebilirim, askerin de. YPG’nin, “TSK bize saldırdı” açıklamasının ardından her iki yerin de uzun sure sessiz kalmasını ve sonunda Erdoğan’ın “YPG’yi vurduk” açıklamasını buradan okuyabiliriz. Bunu da bir sonraki yazıda ele alacağım. Hem ikinci raundu, hem de Suriye’de yaşanan gelişmeler ve geleceğe yönelik kimi işaretleri.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Çimento devi Lafarge IŞİD’e milyonlarca avro haraç ödemiş13 Aralık 2017 Çarşamba 16:32
  • AB'den 'döner' kararı13 Aralık 2017 Çarşamba 15:57
  • Trump'tan flaş hamle: Asker sayısı artıyor!13 Aralık 2017 Çarşamba 15:54
  • Avusturya'da ikinci facia: Onlarca yaralı var13 Aralık 2017 Çarşamba 15:48
  • Trump'ın danışmanından Türkiye'ye 'cihat' suçlaması!13 Aralık 2017 Çarşamba 15:07
  • Mahmut Abbas İstanbul'da böyle konuştu: Meydan okuyorum!13 Aralık 2017 Çarşamba 14:00
  • Skandal fetvaya gözaltı!13 Aralık 2017 Çarşamba 13:03
  • İşgalci Suudiler Yemen'i vurdu: Onlarca ölü var!13 Aralık 2017 Çarşamba 12:57
  • Merkel’den Kudüs protestolarına sert uyarı13 Aralık 2017 Çarşamba 10:56
  • Rusya’dan ABD’ye SSCB hatırlatmalı Suriye yanıtı13 Aralık 2017 Çarşamba 10:49
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)