• BIST 104.918
  • Altın 147,061
  • Dolar 3,4842
  • Euro 4,1810
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 25 °C

Referandumu kaybederse AKP iktidarının çöküş süreci başlar

Torun Ahmet TÜRKMEN

AKP ve Devlet Bahçeli’nin MHP’si başkanlık sistemi için Parlamentodaki çoğunluklarına dayanarak kendileri için “Psikolojik eşik” olarak düşündükleri barajı aşarak tasarıyı “halk oylamasına” götürebilme olanağına kavuştular.

Şimdi bu hakkı kullanıp kullanmama olanağını ellerinde tutuyorlar. Son dönemdeki çok farklı çevrelerin yaptırdığı anket sonuçlarının kendi aleyhlerine çıkmasına rağmen oylamaya gideceklerini düşünebiliriz. Bunun en önemli nedeni olarak ülkedeki koşulların her anlamda siyasi iktidarın aleyhine gelişmesi ve Tayyip Erdoğan’ın karakterinde aramak gerekiyor.

Kendisine çok güvenmesi nedeni ile tıpkı 1 Kasım 2015 seçimlerinde olduğu gibi referandumda da başarılı olacağına inanması. Karşıtları üzerindeki sindirme politikasını arttırarak başarılı olacağına güvenmesi. Yaratmaya çalıştıkları algıda 14 yıldan bu yana olduğu gibi bundan sonra da başarılı olacaklarını düşünmeleri.

Peki, 1 Kasım seçimlerinden bu yana koşullar ve toplumsal algının aynı olduğunu söyleyebilir miyiz? Sanmıyorum.

AKP hükümetinin, OHAL’in yarattığı her türlü olanaktan faydalanmasına, devlet olanakları ve mekanizmalarını sınırsız ölçüde kullanmasına rağmen hareket alanının oldukça daraldığını söyleyebiliriz. Ülke ekonomisinin de son derece kötüye gitmesi bu görüşü destekleyen ana etkenlerden önemli biri olsa gerekir. Toplumsal muhalefetin de aynı noktada olmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu konuda ciddi sayılabilecek bir değişim yaşanmakta. Bu değişim sürecini irdeleyelim.

-Baskı ve terörün artma eğiliminde olmasına rağmen yaratılmak istenen “korku duvarının” en azından belirli çevrelerde kırılıyor olması.

-Toplumsal muhalefet açısından en önemli faktörlerden biri olması gereken “özgüven” sorununun belirli ölçüde oluşmaya başlaması ve güçlenme eğiliminde olması.

-Konumu gereği “muhalefetin amiral gemisi olması gereken” ana muhalefet partisi CHP’nin bir toparlanma sürecine girmeye başlaması. Özellikle son 1 aydaki parlamentoda CHP vekillerinin gösterdiği pozitif performansın toplumda güven duygusu yaratması. Bugüne kadar parti içi sorunları “halının altına süpürme, sorunları öteleme” anlayışı yerine “hep beraber bir şeyler yapma” çabası içine girmeye başlama görüntüsünün tüm muhalefet güçlerince olumlu karşılanması gibi faktörlerin etkisi ile yeni toplumsal dinamiklerin ortaya çıkması, var olanların harekete geçebilmesi için olumlu bir etkinin ortaya çıkmaya başlaması.

Bu verilerin ortaya çıkmasının başarıyı kendiliğinden getirmeyeceği açıktır. Ülkede yeni bir durumun oluştuğunu görmemiz gerekiyor. Parlamento oylaması ile birlikte yeni ve zorlu bir sürece girmiş bulunuyoruz. Belki de bu süreç “yumuşak dönüşü olmayan” bir süreç olacaktır.

Bu halk oylaması sonucunda ya ülkemiz Türkiye ile birlikte 80 milyon insanımız dinsel motifli bir diktatörlük rejiminin karanlık dehlizlerine doğru sürüklenerek tıpkı Suudi rejiminde olduğu gibi her türlü haktan yoksun, şeri hukukun egemen olduğu bir toplumda yaşamaya zorlanacağız ya da net bir dönüş ile “aydınlık bir Türkiye’nin” kapısını aralamış olacağız.

Bu süreç aynı zamanda AKP iktidarının çöküş sürecinin de başlangıcı olacaktır. 

Eğer referandum sürecinden başarılı olmak istiyorsak, bir takım koşulları yerine getirilmesini de bilmemiz gerekiyor. Bunun için iyi planlanmış, neyin, nasıl yapılacağının iyi kavranması gerekiyor. Tanımlamalar net ve amaca uygun yapılmalıdır.

Bu amaçla;

-İktidar bloğunun karşısında yer alabilecek tüm kişi ve güçlerin, partilerin eşit haklı bu sürece katılımını güvence altına alan bir anlayışla yola çıkmak gerekiyor. Çünkü burada söz konusu Türkiye’nin geleceğidir. Bu noktada Atatürk’ün “Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır” sözü şiar edinilebilir.

-Ezber bozan bir söylem oluşturmak gerekiyor. Halkın somut sorunlarından yola çıkan, özellikle bugüne vurgu yapan ve somut kazanılabilir hedefleri olan bir söylem olmalıdır bu. Bu noktada iki temek konuya vurgu yapılabilir. Halkın can yakan ekonomik beklentilerine cevap veren, cumhuriyetin kazanımları ile birlikte nelerin kaybedileceğini karşılaştırmalı olarak anlatılması. Parti vurgusu yerine ülke vurgusunun öne çıkartılması.

-Çalışma alanlarının iyi saptanması. Her farklı çevreye, nasıl ve hangi söylemle gidileceğinin net bir şekilde belirlenmesi. Özellikle gidişattan hoşnut olmayan, hükümetin gidişatı karşısında tereddütleri olan AKP ve özellikle MHP seçmenine karşı nasıl yaklaşılacağı iyi belirlenmelidir.

Kırıcı, öteleyici söylemden kaçınılarak, kucaklayıcı bir söylemin oturtulması gerekiyor. Tüm bunlar ve buna benzer önlemler alındığında referandumdan başarıyla çıkmamızın önünde hiçbir engelimiz yoktur.

AKP iktidarı aşılabilir. Bu mümkündür. Yeter ki “kendimiz kendimize” engel oluşturmayalım.  
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)