• BIST 109.666
  • Altın 156,625
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 11 °C

Sabri Uzun: 3 bakan öldürülecekti, yurtdışına çıkardık

Sabri Uzun: 3 bakan öldürülecekti, yurtdışına çıkardık
Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun, Hrant Dink davası sanığı polislerin yargılandığı davada verdiği ifadede, kendisini görevli olduğu dönemde, suikast düzenleneceği bilgisini aldıkları 3 bakanı koruma amaçlı yurtdışına çıkarttıklarını söyledi.

Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun, Hrant Dink davası sanığı polislerin yargılandığı davada verdiği ifadede, kendisini görevli olduğu dönemde, 3 bakana suikast düzenleneceği bilgisini aldıklarını belirterek, "O bakanlara söylendi 'Öldürüleceksiniz' diye. Koruma amaçlı yurtdışına çıkarttık" dedi. Uzun, Dink'in öldürüleceği bilgisinin ise dönemin C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer tarafından kendilerinden saklandığını da söyledi. Sanık polisleri ise Uzun ile ilgili çarpıcı bir ithamda bulundu.

Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, Hrant Dink ’in öldürülmesine ilişkin 26 kamu görevlisi hakkında açılan davanın sanıklarından olan eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı (İDB) Sabri Uzun ’un talimatla ifadesi alındı. Uzun, Dink’in ölümünden önce Trabzon Emniyeti'nin ihbar notunun, o dönemin C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer tarafından kendisinden saklandığını ve bu nedenle koruma işleminin başlatılmadığını iddia etti. Bunun üzerine diğer sanık polislerin avukatları, Uzun’a, Yılmazer başta olmak üzere, cemaatçi olmakla suçladığı müvekkillerinin onun döneminde işe alındığını hatırlattı. Uzun, “Yargılamayla konunun alakası yok” demekle yetindi.


'ALARM VERİLMESİ GEREKİRDİ'

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 14 Mart’taki sorgusunda Uzun, Dink’in öldürüleceğine ilişkin Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nce gönderilen 17 Şubat 2006 tarihli F4 raporundan hiç haberinin olmadığını ve bu raporun Yılmazer tarafından kendisine aktarılmadığını savundu. Eski İDB başkanlarından Ramazan Akyürek’in avukatı Aygün Ergan, Uzun’a, kendi İDB döneminde yargılanıp tehdit edilen Dink’in neden koruma altına alınmadığını sordu. Uzun, “Bu öldürülecek’ denildiği anda emniyet istihbarat alarma geçmesi lazım. Cinayet olacağını duyan adamın savsaklama diye bir görevi yoktur. Alarm görevine geçilmesi lazımdı, hemen tedbir alınması lazımdı. Sosyal olaylara dayalı olarak şu olmaz, bu olacak gibi soruların muhatabı olmak istemiyorum” dedi.

'HEDEF ŞAHISLAR PROGRAMI'

2002 yılında ‘Hedef Şahıslar Programı’ adlı bir yönetmelik çıkararak, bir kişi hakkında istihbarat alındığında derhal İDB’ye bildirilmesinin şarta bağlandığını ifade eden Uzun, F4 raporunun C Şubesi tarafından bu merkeze havale edilerek, koruma işleminin başlatılması gerekirken, bu yola başvurulmadığını savundu.

Uzun şöyle dedi: “C Şubesi’nin hemen daire başkanı veya başkan yardımcısının imzasıyla Koruma Daire Başkanlığı’na yazması gerekir. ‘Hayati tehlikesi var, koruma kararı alın’ diye. İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Merkez Koruma Kurulu tarafından koruma kararı alınır. Koruma kararının yerine getirilmesi için İstanbul’a bildirilir. Öyle olması lazım. Ama rapordan kimsenin haberi yok, böyle bir rapordan. Dolayısıyla o yüzden koruma kararı alınamamıştır. Esasında alınması gerekirdi.”

'ÜÇ BAKAN ÖLDÜRÜLECEKTİ'

Ancak Uzun, avukatların sorusu üzerine daha önce bu mekanizmanın hiç işletilmediğini kabul etti. Hatta geçmişte, aralarında Necdet Menzir’in de bulunduğu üç bakan için suikast ihbarı geldiğini, üç bakanının koruma amaçlı yurt dışına çıkarıldığını anlattı ve çok çarpıcı şu ifadeyi verdi:

“O bakana söylendi, ‘Sen öldürüleceksin’ dendi, o bakan yurtdışına çıkarıldı. Yine, Necdet Menzir öldürülecekti. Biz Necdet beyi yurtdışına çıkarttık o tarihte. Yazı yazmadık, karar almadık ama yurtdışına çıkardık. Bizim böyle pratik uygulamalarımız da oldu. Başka bir bakan daha var, ismini yıpratmak istemiyorum, kullanmak istemiyorum.”

Bunun üzerinde avukatlar, “O zaman programa kimseyi kaydetmediyseniz, koruma kuruluna yazı yazmadıysanız, neden başkalarının bu şekilde davranması gerektiği yönünde suçluyorsunuz?” diye sordu. Uzun, “Yapsaydı canım, o niye yapmadı, niye yazdı, itham etmede bir şey yok, burda rica ederim” diye karşılık verdi.

'YILMAZER'İ NEDEN GÖREVLENDİRDİN?' SORUSU

Avukatlar, Uzun’a kitabında 1990’lı yıllardan beri Emniyet içinde cemaat yapılanmasının varlığından söz ettiğini hatırlatarak, “Peki bu dönemde bu yapılanma grubuna tabii olduğunu söylediğiniz Yılmazer’i niçin C şube müdürlüğüne getirdiniz?” diye sordu. Uzun, “Yargılamayla konunun alakası yok” dedi. Sanık diğer altı emniyet müdürünün de kendi döneminde görevlendirildiğini belirtmesi üzerine Uzun, “Benim dönemimde görevlendirilen var, ama yüzde doksanı benden önce de görevlendirilen adamlar. Ama Dink cinayetiyle şu sorunun hiç ilgisi yok” şeklinde konuştu.

Uzun, İstanbul İstihbarat Şubesi aleyhine de konuşmayacağını söyledi.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • TÜRSAB'tan 500 bin lira teminat istendi14 Aralık 2017 Perşembe 19:12
  • Farketmez14 Aralık 2017 Perşembe 19:08
  • Münevver Karabulut cinayetinde FETÖ iddiası14 Aralık 2017 Perşembe 19:05
  • Sarraf'tan sonra Atilla da tanık14 Aralık 2017 Perşembe 19:00
  • Dışişleri'nden Kudüs adımı14 Aralık 2017 Perşembe 18:58
  • Reina Katliamı sanığından Tayyip Erdoğan’lı savunma!14 Aralık 2017 Perşembe 18:49
  • Sınır karakolunda öldüresiye dayak iddiası: 'Bırakın gebersin'14 Aralık 2017 Perşembe 18:33
  • Melih Gökçek’e tazminat darbesi!14 Aralık 2017 Perşembe 17:39
  • Athena Gökhan’dan Erdal Eren paylaşımı14 Aralık 2017 Perşembe 17:36
  • Pınar Altuğ’dan ailesinin yaptığı kaza için ilk açıklama14 Aralık 2017 Perşembe 17:01
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)