• BIST 106.634
  • Altın 145,486
  • Dolar 3,5178
  • Euro 4,1217
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 35 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 32 °C

'Sağlık Bakanlığı satışa çıkartılmıştır'

'Sağlık Bakanlığı satışa çıkartılmıştır'
CHP’li Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer, Sağlık Baknalığı'nın bütçesi hakkında yaptığı konuşmada AKP'nin sağlık politikalarını eleştirdi.

CHP’li Manisa Milletvekili Dr. Tur Yıldız Biçer, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Hakkında TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı.

Biçer Kamu Özle Ortaklığı ile yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı;

“Her şeyin başı para!” diyen; bugün doğan çocuğu, 25 yaşına kadar , 30 milyar lira hastane borcu altına sokan Kamu Özel ortaklığı yani şehir hastanelerinin gerçek yüzüyle sizleri tanıştıracağım.

Recep Erdoğan’ın “kişisel projem” diye nitelediği, 14 yıllık hayali olduğunu söylediği “şehir hastaneleri” gerçeğini anlatacağım. Bazılarının hayalinin hepimize nasıl kâbus olduğunu göreceksiniz. 

Kamu Özel Ortaklığı ne demek? Özelleştirme ya da imtiyaz kelimelerinin olumsuz etkisinin yarattığı politik ve psikolojik karşı duruşu engellemek için bulunmuş bir kelime oyunudur. Bir çeşit illüzyon(!) yani.

Kamu özel ortaklığında, yandaş olduğunu söylememe gerek yok özel bir  şirket hazine arazisi üzerinde bir  hastane binasını yapıyor;  49 yıla kadar devlete  kiralıyor ve temel hizmet dışındaki hizmetlerin işletmecisi oluyor.

  Özü itibariyle yap-işlet-devret modeline benziyor. Ama onun bir adım ötesi; yap, hem kirala, hem işlet hem devret modelinde; devlet hem bu hastanenin kiracısı hem de hizmetin satın alıcısı oluyor. Yani binasında kiracı, hizmetinde taşeron Sağlık Bakanlığı’nın “devlet hastanesini” şirket yönetiyor. 

 

Alışmış olan yandaşın, para katlaması için bu saydığım imtiyazlar kendilerine yetiyor mu? Tabi ki yetmiyor!

Siz kimsiniz? -Yandaş!

Ne istiyorsunuz_ -Daha çok para!

Şirket, hastane içinde; odasından morguna kadar her alanı ve hastane dışında taksi durağından kreşe kadar tüm ticari alanları da işleterek gelir elde ediyor.

Yeter mi? Yetmez tabi daha yeni başlıyoruz!

Bu şirketler; KDV’den, damga vergisinden ve harçlardan da muaf tutuluyor. Aldıkları uluslararası kredilere tam hazine garantisi sağlanıyor. ÇED raporu almadan orman alanına inşaat yapabiliyorlar. Devlet, hastanelerin yüzde 70 doluluk oranıyla çalışacağını, yani vatandaşı hastalandıracağını da garanti ediyor.

Yani şirket en iyisini bekliyor, devlet vatandaşının sağlığını yandaşına peşkeş çekiyor.

Hiç kimse avucunda para elinde banka defteri ile ile doğmuyor ama bunlar bir avucunda para diğer elinde banka defteri, sırtlarında vatandaşın vebali ile ölecekler.

Hastalandırılması konusunda yandaş şirketlere garanti verilmiş vatandaş ise konudan habersiz! Şehir hastanelerinin sahibinin Sağlık Bakanlığı, kiracısının şirketler olduğunu sanılıyor. Sağlık Bakanlığı kendi hastanelerinin kiracısı olacağını, bu binalara kira ödeyeceğini açıklamıyor. 2011 yılından bu yana yürüyen süreç gerçekten vahimdir.

-İhaleleri alan şirketlere, kapatılacak hastanelerin arazilerinin otel, rezidans, AVM yapmak üzere verileceği ihale şartnamesine nasıl yazılmıştır? Buna kim/kimler karar vermiştir?

1) Sağlık Bakanlığı, şehir hastanelerine verdiği kur farkı garantisini "doları bozdur" kampanyası kapsamında kaldıracak mı?

2) Hazinenin borç üstleniminde kur yerine Türk Lirası hesabı olacak mı?

3)İhale alan şirketler Dünya Bankası'nın yatırım sigortası birimine "siyasi risk sigortası" yaptırıyorlar. Bunun nedeni nedir?

Sayın Milletvekilleri

Kayseri,Etlik,Bilkent,İkitelli,Elazığ,Yozgat,Manisa,Adana,Mersin,Gaziantep, Isparta,İzmir ,Kocaeli,Konya ve Bursa olmak üzere 17 şehir hastanesi için şirketlerin cebinden  9 milyar dolar çıkacak. Buna karşılık, devlet şirketlere yaklaşık 27 milyar dolar ödeyecek.

Sayılar söze gerek bırakmıyor, bir koyup üç almak bu olsa gerek!

Hepsi bu kadar da değil! Hastanelerin yıllık kira bedelleri 3 milyar lirayı aşıyor. Peki, Sağlık Bakanlığının döner sermaye gelirlerinde böyle bir tutar var mı? Yok. O halde bu hastanelerin yedi gün yirmi dört saat esasına göre, hastaları doldur boşalt yöntemiyle, sağlık çalışanlarının da  2-3 vardiya çalışarak “para kazanması” dışında bir seçenek yok. Yani daha çok hasta gelmesi, çalışanların daha az kazanıp daha çok çalışması lazım ki kiralar denkleştirilsin.

Sonuçta ne olacak; hastaneleri işleten şirketler, doktorların daha uzun çalışmasını, daha fazla hasta bakmasını, daha fazla tetkik yapmasını, “para getirmeyecek” hastaları başka yerlere sevk etmesini ve tabii giderek daha az ücret almalarını isteyecekler.

Kulağa tanıdık geliyor değil mi?

Türkiye Sağlık Bakanlığı satışa çıkarılmıştır. Geçmiş olsun!

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)