• BIST 89.603
  • Altın 146,133
  • Dolar 3,6103
  • Euro 3,9292
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 18 °C

Şahsiyetsiz şahsiyetler

Haluk ŞAHİN

Geçen yılın son yazılarından birinde 2015’in hayal kırıklıklarından ve mutsuzluklarından söz etmiştim. 

2016 yılnın ilk yazısında da aynı makamdan çalmaya devam edeceğim, ama bu kez siyasal kurum ve süreçlere değil, kişilere değineceğim. Özellikle medyadan tanıdığımız kişilere.

Okur sayısını dörtte bir düzeyine indirmeyi göze alarak, bunu isim vermeden yapmaya çalışacağım.

İsim versem “polemik” yazısı olur ve çok okunur.  Son 25 yılın en çok okunan gazete yazarları, şahıslar üzerinden polemik yapanlardır. Birine lafı geçirmek, ona haddini bildirmek, yerin dibine sokmak en takdir ettiğimiz yazarlık becerileri arasındadır. “Helal olsun!” deriz.  Kendimiz küfretmişcesine rahatlar, göneniriz.

Ne kadar ağır yazarsannız o kadar ağırlığınız olduğuna inanılır.

Ben, mizacım ve yetişme tarzım gereği, çok çok mecbur kalmadıkça şahıslar üzerinden polemik yapmayı sevmem. Biraz fazla kibirli bir laf gibi gelecek ama, kendime yakıştıramam..Uzun yıllara yayılan köşe yazarlığı geçmişimde, olsa olsa birkaç kez kişisel polemik yaptığım olmuştur. 

Buna karşılık fikir polemiklerine ilgi duyarım,  onları yararlı bulurum. Fikirler tarışıla tartışıla geliştirilir. Geçmişte, özellikle fikir gazeteciliği döneminde, başarılı örnekleri vardır. Günümüzde de tartışılması ve irdelenmesi gereken o kadar çok fikir var ki. 

Ancak, bu türden polemiklere son zamanlarda pek rastlanmıyor, çünkü köşeler bir fikrin açıklanmasına yetmeyecek kadar parçalı hale dönüştü. 

Ayrıca, o kadar derinden kutuplaştık ki, insanlar “öteki”lerle fikir polemiği yapmayı bile beyhude buluyor. “Hain” ya da “sapık” deyip işin içinden çıkıyor.

                                                                        ***

2015’te içimizi karartan “şahsiyetsiz şahsiyetler”in  başında “megalomanlar” geliyor:

Bunlardan bazıları kişilik bozukluğu olarak doğuştan megaloman, bazıları ise şımartıla şımartıla megaloman haline getirilmiş. Çook büyük şahsiyetler oldukları için, siyasal ya da ekonomik konjonktüre göre değişmekte bir sakınca görmüyorlar ama, eskiden söylediklerinin tam tersini söyledikleri halde, kesin inançlı üsluplarında bir değişiklik olmuyor. 

O zaman da haklıydılar, şimdi de hakılar. Ve tabii yarın da  haklı olacaklar!

İkinci olarak,  akılları sıra kurnaz şahsiyetsizler var. Bunlar, aslında çıkar için yaptıkları şeyleri yüksek idealler uğruna yaptıklarına başkalarını ikna etmeye uğraşıyorlar. İşin ilginci, zamanla buna kendileri inanıyorlar. Ama tam olarak değil: İçlerinden gelen küçük bir ses aslında yaptıklarının şahsiyetsizlik olduğunu kulaklarına sürekli olarak fısıldadığından, çok para kazansalar da  bir türlü mutlu olamıyorlar.

Bir de profesyonel şahsiyetsizler var. Bunlar rüzgara göre farklı yöne eğilmeyi yolun kenarındaki sazlar kadar doğal olarak yapıyorlar. Aslında bunlara şahsiyetsiz demek doğru olur mu bilmem, çünkü bunların şahsiyetleri böyle… Hayatlarından memnunlar…

Kategorileri arttırabilirsiniz…

                                                      *     *    *

Neredeyse yarım yüzyıla yakın bir süredir medya aleminin içindeyim. Meslek mensubu ve hoca olarak “İyi bir gazeteci olmak için gerekli vasıflar nelerdir?” sorusuyla yüzlerce kez karşılaştım. Merak ve dil becerisi gibi özelliklerin yanısıra, “şahsiyet” hep andıklarım arasında vardı. Sağlam bir şahsiyet!

İyi gazeteci, kişilikli biri olmalıydı; yani, bir misyon olarak gördüğü mesleğini her türlü pazarlığın üzerinde tutan ve böyle olduğunu muhataplarına hissettiren bir kişi. Maddi ya da manevi rüşvet teklif, hatta ima, edilmekten çekinilen, bunların üzerinde olduğu düşünülen ve hissedilen kişi. Bunu eylemleriyle – hayatıyla -- kanıtlayan bir kişi…

“Aman sizi kandırmalarına izin vermeyin!  Nasıl olsa kimse farkına varmaz demeyin. Yoksa,  kendisini özgür sanan bir pervane gibi her parlak ampüle doğru uçarken,  kanatlarınızin yanması kaçınılmazdır” diye uyarmışımdır onları.        

2015 bu uyarıya doğrulayan bir yıl oldu. Yanık kokusu yaygındı.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.