• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -9 °C
  • İzmir 3 °C
  • Adana 5 °C
  • Antalya 6 °C

Saray ve ittifaklar dizilişi

Deniz YILDIRIM

AKP ve İttifaklar Dizilişi başlıklı son yazıda 13 yıllık AKP iktidarını iki dönemde incelemenin mümkün olduğunu belirtmiştik: Tasfiye devri ve inşa devri.

Tasfiye; yani eski rejimin tasfiyesi devri. İnşa, yani Saray merkezli, dinci-otoriter bir siyasal-toplumsal düzenin inşası devri.

Hiçbir tasfiye ve hiçbir inşa faaliyeti ittifaksız olmaz; yürümez. Hiçbir tasfiye ve inşa; farklı siyasal-sosyal kesimlerin tasfiye için yıkıcı, inşa için “kurucu” ittifaklarının enerjisini kendisine katmadan ilerleyemez. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Bu yüzden AKP’yi zaman çizelgesinde tasfiye ve inşa başlıkları altında iki dönemde incelemek birinci adımsa; ikinci adım bu dönemleri ittifakları temelinde incelemek. Geçen yazıdan bu yana çabamız budur.

AKP 13 yıldır ittifaklarını değiştiriyor; bu ittifaklar tasfiye ve inşa devirlerinin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor; anlatmıştık. Değişmeyen tek ölçü ise; ittifakların AKP’nin eskiyi tasfiye ve yeniyi inşa sürecinde önünde engel olarak gördüğü unsurları düşmanlaştırması ve bu düşmana karşı Siyasal İslamcı gündeminin önünü açacak taktik ittifakları başka bir ideolojik düzlemde; başka bir ideolojik mühimmatın katkısıyla öne çıkarması. Tasfiye döneminde liberalizm; inşa döneminde milliyetçilik eliyle.

Ancak “tasfiye bitti, inşa başladı”; bu hemen mümkün değildir. Tasfiye ile İnşa arası; fetret devridir; geçiş sürecidir. Tasfiye devri biterken İnşa’yı engelleyen, Fetret’e kapıyı açansa Gezi-Haziran Ayaklanması’dır. Fetret Devri böyle başlamış; ara geçiş sürecindeki kırılmalar, taktik yer değiştirmeler, ittifaklar siyasetindeki yeniden dizilişler buradan belirlenmiştir. Bugün Haziran 2013’ten Haziran 2015’e; Fetret Devri’ne; yani tasfiyeden inşaya geçiş sürecine ittifaklar dizilişi gözlüğüyle bakacağız.

Tasfiye Biterken; İnşa Öncesi Fetret Başlarken

Tasfiye devrinin ve ittifaklarının bitişinin ilk sinyalini şimdi AKP İstanbul milletvekili olan; dönemin İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu ilan etmişti. Önce Mart 2013’teki sözlerini hatırlayalım:

“10 yıllık iktidar dönemimizde şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Çünkü bu geçtiğimiz 10 yıl içinde, bir tasfiye süreci ve bir tanımlama; özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımıza paydaşlar vardı. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular, ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak.”

Bu vurgu önemlidir. Tasfiye devrinde Siyasal İslamcı gündeme harç taşıyan liberallerin iddia ettiği gibi ittifakın liberaller tarafından ve özel olarak Haziran 2013, yani Gezi sonrasında bitirildiği tezi çürümekte; çökmektedir. İttifakı bitiren liberaller değil; tasfiye devrinin ihtiyaç ve ittifaklarını tamamlayan, kullanıp atan, Gezi’den önce AKP’dir. İttifakların taktik düzlemde tasfiye devrinin ihtiyaçlarına göre geliştirildiği; liberallerin “özgürlük, hukuk, adalet” tezleri etrafında eski rejime karşı Siyasal İslam’a alan-mevzi açtığı ve artık inşa dönemine geçildiği için bu ittifaka gerek kalmadığı saptaması işin özetidir, gerçeğidir. Yeni hedef inşa dönemidir. Bu yüzden ittifaklarda AKP belirlenen değil, kendi gündemi için belirleyendir. Şu aralar pek sık işittiğimiz “kullanıldık” sözlerinin altında bu gerçek yatıyor.

Dolayısıyla Tasfiye devri biterken AKP’nin ittifaklar ve ihtiyaçlar düzleminde bağlarını ilk kopardığı kesim liberallerdir. Yani tasfiye devri biterken ittifaklar düzlemindeki ilk kopuş ideolojik düzlemde, ikna-rıza aygıtları ve onların argümanları çerçevesindedir. Bu açıdan özellikle Haziran 2013’te başlayan ve 7 Haziran 2015’e kadar süren devir; ideolojik ittifaklar düzleminden bakıldığında AKP’nin inşa devri ittifaklarına geçiş açısından fetret devridir. 7 Haziran ve sonrasında ise bu boşluk radikal sağ (milliyetçi, faşizan ve dinci) ideolojik-siyasal ittifaklarla tamamen doldurulacaktır. Tasfiye dönemindeki ikna-rıza-hegemonya kurma merkezli ittifakların yerini ise giderek sopa; yani zor aygıtları temelinde ittifaklar alacaktır.

İkinci kopuş: Tasfiye devrinin ilk kopuşu liberallerle ideolojik ittifaklar düzleminde; ikinci kopuş ise Cemaat’le zor-baskı aygıtları içinde/zemininde yaşanmıştır. Cemaat’in önce Şubat’ta MİT’e operasyon girişimi; 17-25 Aralık 2013’te ise doğrudan AKP’ye “tasfiye bitti; kumpas davalarla önünü açtım; sopa, yani polis ve yargı gücü tamamen benim denetimimde olmalı” resti; devlet içinde AKP-Cemaat ittifakını, özel olarak da baskı aygıtları içindeki ittifakı çatlatmıştır. İnşa devrine geçerken sopanın, toplumsal-siyasal muhaliflerin üzerindeki baskı gücünün kimin elinde kalacağı kavgası; bu çatlağın asıl belirleyenidir. Yolsuzluk görüntüsü ise; kavganın asıl karakterinin gizlenmesi ve geniş toplumsal kesimlerin bu kavgaya eklenmesi için verilmiştir.

Sonrasını biliyoruz; “paralel yapı” ile, FETÖ ile mücadele konseptiyle devreye sokulan operasyonların sıklaşması. O halde tasfiye devrinin zor aygıtları içindeki temel ittifakı da dağılmıştır. Bu boşluk; Cemaat ve Kürt Hareketi’ne karşı “milli güvenlik” temelinde zor aygıtlarının Saray gündemiyle uyumlulaştırılması sürecinde yeni ittifaklarla doldurulacaktır.

Artık AKP açısından tasfiye devrinin hem ideolojik aygıtlar hem de baskı aygıtları etrafındaki ittifakları bitmiştir. Yeniye geçiş öncesi; fetret devri başlamıştır. Fetret devrinin özelliği; aynı anda hem tasfiye hem de inşa döneminin ittifaklarının bir arada yaşaması; tasfiye devrinden kalan son ittifak inişe geçerken (Kürt Hareketi), inşa devrinin yeni ittifaklarının devlet içinde güvenlik-milliyetçilik temelinde gelişmeye başlamasıdır. Ancak Fetret’te ne birinin bittiği, ne de diğerinin başladığı açıklıkla ilan edilebilmiştir. Netleşme 7 Haziran’dan sonradır. Açalım:

Tasfiye devri biterken inşa devrine geçişte AKP’nin bir diğer taktik ittifakı özel olarak Kürt Hareketi ile gelişti. Öcalan, zor aygıtları içindeki çatlağın derinleşmesi ve MİT’e/AKP’ye Cemaat eliyle operasyon yapılması sürecinde, KCK tutuklamalarındaki Cemaat parmağının da bilincinde olarak, AKP ile Cemaat arasındaki çelişmeyi Kürt Hareketi’nin zeminini genişletecek bir taktik hamle ile yarmak istedi. Özel olarak “çözüm süreci” görüşmelerinin Öcalan’ın Erdoğan’a yazdığı iddia edilen mektuptan sonra yeniden başlaması ve görüşmelerin AKP ile Cemaat arasındaki sopa-zor aygıtları kavgasında AKP’nin doğrudan MİT’i ayrıcalıklı aygıta dönüştürmesiyle birlikte MİT aracılığıyla yürütülmesi; ittifaklar düzleminde tasfiye devrinin sonlarında ve fetret devrinde taktik bir AKP-Kürt Hareketi ittifakı yarattı. Öcalan basına yansıyan ve yalanlanmayan tutanaklarda bu durumu “süreci esastan bozan güç kim diye baktım. Savcının... 7 Şubat MİT’e darbesi... Ben bir darbeyi sezdim. Cezaevi müdürüne ‘Hakan Bey’i (MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı kastediyor) yalnız bırakmamak gerekir’ dedim. Sözlü, yazılı iletişime geçtim, 5 ay önce tekrar kanal açıldı, diyalog başladı” sözleriyle ifade etmekteydi.

Tasfiyeden İnşaya Fetretin Belirleyeni: Kürt Meselesi

Özetleyelim. Tasfiye devri sona ererken önce liberallerle ideolojik aygıtlar temelindeki ittifak; ardından Cemaat’le baskı aygıtları içindeki ittifak sona erdi. Fakat tasfiye ile inşa devri arasındaki yeni ittifaklar dizilişini geciktiren, boşa düşüren asıl mesele; Kürt Hareketi ile geliştirilen “çözüm süreci” merkezli taktik ittifaktı. Dolayısıyla liberallerle ve Cemaat’le ittifak bitse bile, AKP’nin devletçi-güvenlikçi-milliyetçi zeminde kuracağı inşa ittifaklarını bocalatan, geciktiren etmen Kürt Hareketi’yle tasfiye devrinden gelen ittifakın sürüyor olmasıydı. Temel neden; AKP’nin Ortadoğu’da Yeni Osmanlıcılık, içeride de din kardeşliği temelinde, inşa sürecinde de bu ittifakın sürdürülebileceğini düşünmesi, planlamasıydı. Bu durumu milliyetçi bir siyasal dil içinden, “genişleme” perspektifinden yeni ittifaklarına kabul ettirmesi de mümkün olacaktı. Diğer neden; AKP karşıtı isyanlar ve itirazlar giderek mayalanırken, karşı cepheyi eksiltmek, Kürt Hareketi’nin karşı cepheye geçişini engellemekti.

Diğer yandan Fetret Devri; AKP ile Kürt Hareketi arasındaki taktik ittifakın düz bir çizgide ilerlemesine değil; inişli çıkışlı ama giderek de inen bir çizgide olduğuna işaret eden bir ara dönemdir. İniş-çıkış açısından dönüm noktası; Erdoğan’ın “Kobane düştü düşecek” sözüdür. Kobane Direnişi ve direnişin AKP’nin Suriye hesaplarını bozmasıyla birlikte, doğrudan AKP’nin Suriye hesaplarına bağlanmış olan Yeni Osmanlıcı “çözüm süreci” de fiilen ölüm sürecine girmiştir. İttifak burada sona ermiş; fakat ilan edilmemiştir de diyebiliriz.

Sonrası; AKP’nin geçiş sürecinde Kürt Hareketi’ne karşı ittifaklarını genişletme ve yeniden kurma taktiğiyle ele alınabilir.

Tasfiye ile İnşa Arasında Ekim 2014: İttifaklar Dizilişinde Geçiş Süreci

Nitekim 2 Ekim 2014’te Meclis’te Suriye ve Irak’a Savaş için Yetki Tezkeresi’nin MHP oylarıyla birlikte, MHP ittifakıyla geçirilmesi (savaş koalisyonu); ardından 6-8 Ekim Kobane olaylarının Türkiye’ye sıçraması ve “kamu düzeni-güvenliği” söylemi etrafında aygıtların seferber edilmeye başlanması; 12 Ekim’de HSYK seçimlerinde “ortak düşman” Cemaat’e karşı Yargıda Birlik Platformu etrafında yeni bir ittifak inşa edilmesi ve böylece HSYK’da Cemaat’e karşı AKP merkezli ittifakın yargıda da çoğunluğu ele geçirmesi ve sonunda 30 Ekim’de; Erdoğan’ın da ilk kez Cumhurbaşkanı sıfatıyla başkanlık ettiği tarihin en uzun MGK toplantısında Saray ile askeri aygıtın F Tipi Cemaat ve PKK karşısında ortak güvenlik pozisyonunda yeni bir uyumlulaşma içine girmesi. Saray, inşa devrine geçerken tasfiye devrinden kalan son ittifakını bitirecek yeni ittifaklar geliştirmeye ve devlet aygıtlarını kendi gündemi etrafında seferber etmeye artık başlamıştır.

Gezi, devletin güvenlik tehdidi sıralamasında yerini zaten almıştı. Devlet içi yeni ittifaklar dizilişinde önemli gelişmeyse; MGK toplantısında Saray’ın içe dönük savaş konsepti çerçevesinde zor aygıtlarını ortak bir güvenlik tehdidi, benzer “iç düşman öncelikleri” temelinde kendi gündemi ve ihtiyaçları etrafında birleştirmesidir. Yeniden düşman tanımlaması yapılmış ve ittifaklar yeni düşmanlar karşısında Saray’ın gündemiyle uyumlu biçimde kurulmaya başlanmıştır. Tasfiye döneminde de, inşa döneminde de aynı olansa; AKP’nin her iki dönemde de karşıtlarını “terör” konsepti içinde bir güvenlik sorunu olarak yansıtabilmesi ve buna uygun ittifaklar geliştirebilmesidir.

Artık Saray ile yeni rejimin askeri aygıtının temel iç ve dış tehditler algılaması; öncelikleri bu yeni durum ekseninde ortaklaşmıştır. Meclis’te MHP ile Suriye ve Irak’a savaş operasyonu yetki tezkeresinde; MGK’da Ordu ile; Cemaat’ten boşalan alanda, özellikle Emniyet’te milliyetçi kadrolarla kurulan devletiçi güvenlik koalisyonu; AKP’nin çizdiği hat temelinde, “milli” bir zeminde, Cemaat’e ve Kürt Hareketi’ne karşı kaynaşmaya başlamıştır. Fetret devri; Saray’ın inşa devri ittifaklarının devlet içinde, yukarıdan uç vermeye başladığının da kanıtıdır.

En son aşamada 28 Şubat 2015’te Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki mutabakatı tanımadığını ilan etmesiyle birlikte; eski ittifaklar fiilen değil, sözle de bitiyor; yeni ittifaklar dizilişinin siyasal-ideolojik içeriği de Saray tarafından ilan ediliyordu. Geçiş, 7 Haziran’dan 1 Kasım’a doğru tamamlanacaktır.

AKP’nin Değil, Saray’ın İttifakları

Dikkat edelim: Artık AKP ve İttifaklar Dizilişi’nden söz edemeyiz. Özne ve ağırlık merkezi değişmiştir. Fetret Devri’nin; yani tasfiyeden inşaya geçiş sürecinin özelliği; Erdoğan’ın Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçilmesi ve ardından Saray’a taşınması; siyasetin ve devletin ağırlık merkezinin Saray’a doğru kayması; aygıtların Saray etrafında toplanmaya başlaması ve bu fiili durumun “Başkanlık” adı altında inşa döneminin anayasası yapılana kadar devam edecek olmasıdır. Fetret devrinin belirleyici faktörü de budur. İttifaklar siyaseti; bu kurumsallaşma ve güvence etrafında belirlenmektedir. Erdoğan’ı kim başkan yaptıracaksa, ittifaklar artık oradadır, onlarladır. Nitekim bunu Erdoğan da ilan etmiştir. Bu nedenle Erdoğan’ın Saray’a taşınmasından sonra AKP ve ittifakları yoktur; inşa devri Saray merkezlidir. Geçiş süreci de öyle. Artık belirleyici olan Saray’dır; Saray ve ittifakları vardır.

28 Şubat 2015’te AKP Hükümeti’nin Dolmabahçe’de Kürt Hareketi’nin siyasal temsilcileriyle kamuoyuna açıkladığı 10 maddelik mutabakat metnini Erdoğan’ın/Saray’ın tanımadığını ilan etmesi, “yok hükmündedir” demesi bunun kanıtıdır. İttifakları ve yeni dizilişi belirleyen AKP değil, Saray’dır. Saray’ın inşa devri ihtiyaçlarıdır.

Tasfiye devrinden kalan son ittifak; Ekim 2014’teki gelişmeler, 28 Şubat Mutabakatı’nın Saray tarafından reddi; ardından HDP’nin 7 Haziran kampanyasını “Seni Başkan Yaptırmayacağız” üzerinden kurmasıyla birlikte sona ermiş; sonuç 7 Haziran’da AKP’nin tek başına iktidarını yitirmesi olmuştur. Saray, tasfiye devrinin üçlü ittifakının tamamen sona ermesinin ardından girdiği ilk seçimden AKP’nin tek başına iktidarını yitirmesi sonucuyla çıkmıştır. Tasfiye ittifaklarının topyekün bitişi, 7 Haziran’da AKP’nin de bitişi ihtimaline kapı açmış ve fetret derinleşmiştir.

Fetret devrinin ittifaklar düzlemindeki özelliği; Kürt Hareketi’yle ittifakın bitişinin de, radikal sağ-faşist güçlerle ittifakın başlangıcının da ilan edilmemesi; adının konulamamasıdır. Oysa 7 Haziran bu tabloyu netleştirmiş ve ittifaklar biten ve başlayan hatlarıyla görünürleşmiştir. Kürt Hareketi’nin Saray’ın başkanlığını ve AKP’nin tek parti iktidarını engellemesi; buna karşın AKP’siz bir iktidar seçeneği oluşmuşken MHP’nin Saray’a yeniden kuvvet aktararak AKP’yi seçimden galip çıkartması; Saray’ın 7 Haziran’dan sonra milliyetçi-faşizan kadrolar, siyasetler, taktikler eliyle ördüğü ittifaklar; HDP’nin ise bu oyun karşısında PKK ağırlığı altında daha da zayıflatılması: fetret sürecinin bulanık ittifaklar siyasetinden netleşmeye doğru geçişin işaretleri olmuştur.

7 Haziran-1 Kasım arası süreç; Saray’ın fetret devrini bitirmek; kaybedilen iktidarı her ne araçla olursa olsun geri almak, inşa devrine geçiş sürecinin yeni ittifaklarını devlet içinde ve dışında oluşturmak için her türlü araçtan faydalanmak arayışlarla öne çıkmıştır. Cuma, ittifaklar dizilişinde İnşa Devri’ne Geçiş açısından 7 Haziran’dan 1 Kasım’a analiziyle diziyi tamamlayacağız.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.