• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 18 °C

Sayın Cumhurbaşkanına Hatırlatma

Tayfun TALİPOĞLU

"dandini dandini dastana / danalar girmiş ............ ya / kov bostancı danayı...." diye devam edeceğim etmesine ama Sayın Cumhurbaşkanı, siz kovamazsınız, biliyorum. İşte  kovamadığınız için dün size sövdükleri halde bugün yanınıza alıp egonuzu tatmin ettiğiniz danışmanlarınızla bu kadar cılız bir politika üretir ve yürütürsünüz.

Sizin hafızanız çoğumuzdan daha sağlamdır. Hatırlar mısınız bilmem, partinizin kuruluşunda bana teklif getirdiğinizde demiştim ki, "Başka mahallede bizim çocuk olmaz. Benim yaşam biçimim, geçmişim ortada. Sizinle birlikte olursam hem kendime hem size zarar veririm" ve siz de bunu anlayışla karşılamıştınız. Aradan yıllar geçti, sizi çok eleştirdim ama hakaret etmedim. Eleştirmeye de devam edeceğim. Çünkü sizin yol arkadaşlarınızı terk edip size daha önce kim sövüyorsa yanınıza aldığınız günden bu yana ülke felakete sürüklenmekte.

Yine hatırlar mısınız bilmem, bir sohbetimizde size İslam düşünürü İbn-i Haldun'dan örnek vererek, "Bütün iktidarların liderleri, üzerlerinde otorite kuramayacağı eski arkadaşlarını harcayıp onların yerine bulundukları yeri hak etmedikleri halde lidere kulluk yaptığı için lütufla gelen kişileri getirdiğinde yıkım başlar" demiştim.

Şimdi bu yazı size ulaşırsa bir an olsun egonuzu bir yana bırakarak düşünmenizi isterim. "One minute!" dediniz ve İsrail’e kafa tuttunuz. Sonrasında, gizlediğinizi sandığınız ama bütün dünyanın bildiği ilişkilerinizi sürdürmek zorunda kaldınız.

Suriye ile iyi ilişkilerimizi hâlâ anlayamadığımız nedenlerle bozup Suriye Devlet Başkanı Esad'la kan davası güderek işi terör örgütlerine sıcak bakmaya kadar vardırdınız ve kendi topraklarımızı füzelere maruz bırakacak noktaya kadar geldiniz.

Size geçmişte "köylü", "içime sindiremiyorum" diyenleri yanınıza alarak nasıl bir tatmin sağladınız bilemiyorum ama ekonomide geldiğimiz noktayı nihayet kendiniz de dile getirdiniz. Siz de biliyorsunuz ki var olan kriz tedbir alınmazsa eylül ayında geri dönülmez noktaya gelecek.

Rus uçağı düşürüldüğünde size danışmanlarınızdan hangisi akıl verdi bilmiyorum ama garip şekilde efelendiniz ve kendi kurduğunuz güzel ilişkileri yok ettiniz. Hem ihracatta hem turizmde çuvalladınız. Şimdi barışma yolları arıyor, "Biz ettik siz etmeyin" demeye getirir sözlerle barışmak istiyorsunuz. Ancak ülkemizi bir kez daha aşağılatıyor, Rusya’nın "Özür dileyin!" talebi ile karşılaşıyorsunuz.

İç politikada bütün bu davranışlarınız pirim yapsa ve üst üste seçimler kazansanız bile dünyada itibarımızın kalmadığını siz de görüyor ama söyleyemiyorsunuz. Gerçeği kabullenmek zor geliyor. Ülkenin gençlerine, lise öğrencilerine bile "birileri"ve "çapulcular" diyerek gündemi saptırma çabasına girerek "nefret" topluyorsunuz. Oysa 2002’deki RTE, "Çağırın bakalım şu gençler ne istiyor?" soralım diyordu.

Bu ülkeyi gerdiniz Sayın Cumhurbaşkanı! 12 Eylül öncesinde bile bu kadar keskin değildi ayrılıklarımız. Siz, gençler arasındaki kavgayı tüm topluma yaydınız. O, çok özlemini çektiğiniz Osmanlı Padişahları gibi yanınıza beslemelerinizi almadan bir gün tebdil-i kıyafet yaparak sokağa çıkarsanız bu sevecen halkın sayenizde birbirine nasıl nefretle baktığını göreceksiniz.

Siz Sayın Cumhurbaşkanı "Eyyy!" diye başladığınız her konuşmanızla belki kahvede oturan ve size oy veren insanlara hoş geliyorsunuz ama dünya bizi yalnız bırakıyor. Bakın, bir tek Almanya kalmıştı, onu da küstürdünüz. Ne acıdır ki soy kırım konusunda en son konuşacak ülke bile bize tarih dersi verebiliyor. Arkasından söylenenler ise daha acı, "Biz, Ermeni tasarısını değil, Tayyip Erdoğan'ı oyladık." 

Yanınızda size gerçeği söyleyecek kimse bırakmadığınız için dünyayı Beştepe'deki sarayınızdan görüyor, giderek Kuzey Kore Devlet Başkanı’na benziyorsunuz.

Aslında biraz empati yaparsak size de hak verebiliyorum. Bazı yalakalar size dokunmayı "ibadet" sayarken bazıları da"Allah’ın tüm vasıflarının" sizde olduğunu söylüyor. İnsanın bu kadar yalaka olduğu bir ortamda sağlıklı karar vermesi zordur.

Siz ne ilksiniz ne de son. Dünya kurulduğundan bu yana tüm hükümdarlar, iktidara beraber yürüdüğü yol arkadaşları ile yola devam etmemiştir. Çünkü onlar hükümdarın gerçek kişiliğini bildikleri için yeterince itaatkar olmazlar.

Ve yine hükümdar "Kandırılmışız" mazeretini sürekli kullanamaz. Bazen hesap verir, bazen ona bile vakit bulamazlar.

Hayran olduğunuz Osmanlı Padişahları bu yalakaların şişirmesinden kendilerini kurtarmak amacıyla "Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var" diye bağırmaları için parayla adam tutarlarmış. Bence bu, fena bir yöntem sayılmaz.


Ne dersiniz?

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)