• BIST 102.410
  • Altın 186,636
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

'Sevgili Emekçi İlyas’ım'

'Sevgili Emekçi İlyas’ım'
"Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı. Sınıf bilinci olanlara kutlu olsun! Gerisini zaten ilgilendirmez."

Sami Günal
Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı. Sınıf bilinci olanlara kutlu olsun! Gerisini zaten ilgilendirmez.

“Kahrolsun Fa…”

Toplum, bir okuldur. Okulun sınıfsız olması şimdilik ütopik ama kavgası hakikattir. Sınıfsız okul olur mu? Olmaz! Okullarda sınıf kavgası var… Kavga, sınıf dizaynına dairdir.

Emekçi İlyas’ım, benden slogan atmamı bekleme. Hoşuna gidecek di mi? “Kahrolsun Faşizm, kahrolsun sermaye diktatörlüğü.” desem…Sloganik “mastürbasyonlara” karnım tok benim.

Şehirler ölmüş durumda. Meydanlar hepten öksüz kaldı. Alaca malaca karanlık yok, ülke büsbütün kap karanlık. Kim derdi ki emekle, sermayenin kaderi ortak olacak, dayanışması gelecek! Can telaşında emek-sermaye çelişkisini düşünecek hal mi kaldı?Kantarın topuzu “var olma/yaşama” kefesini aşağıya basmış durumda…

Bunu da gördük!.. Dünyada örneği yok ki, şehirlerin sokaklarına-meydanlarına çelikten seyyar duvarlar-bariyerler çekilsin.

Ey şehirlerin “bihaber” nazlı çocuğu,

*“Sen,

Ilık bir sahilde doğmuşsun / Beyaz bir eviniz varmış / Ananla, babanla yaşarmışsın / Kanlı canlıymışsın / Sedef yüklü / Kadın yüklü gemiler varmış rüyalarında / Ölüm hiç aklına gelmemiş / Fakat bir şafak vakti hastanede / Her şey birden bitivermiş…”

İlyas’ım, İdeolojik yapılanışım, temellerini, Anadolu Devrimi ve Aydınlanmasından almıştır. Buna bağlı olarak keşke takvimsel yaşım ve aklım yetseydi de 68 kuşağının bir neferi olabilseydim. Ama insanlık idealim, ruhum orda beslenmektedir.

“Ne ezilen ne ezen; insanca hakça bir düzen.”Ve “Toprak işleyenin, su kullananın.”sloganik projesi çocukluğumda yolumu çizdi. Ortak paydaları; eşitlik-adalet, özgürlük ve emek sahipliğidir.

Bunlar lafzi ve özü itibariyle soyuttur. Şimdi soyut kavramlardan hoşlanmıyorum; pas ve pirim vermiyorum. Ağzında soyut kavramları geveleyenlere de İsmet Paşa’nın o meşhur sözüyle “Hadi canım sen de!” diyorum.

Soyutun, somut halini seviyorum. Bir kadına kuru kuruya “seni seviyorum” demektense, öncelikle farklı sevdiğini edimlerinle göstermeyi yeğlemelisin. Ondan sonra vakit kalırsa, eh “Seni seviyorum!” demek artık hakkın olmuştur.

Köylü Kardeşim,

“Sen,

Adını bilmediğim bir köyde doğmuşsun / Kucak kucağa büyümüşsün toprakla / Yorulmuşsun, sevmişsin / Harman yapmışsın, çocuk yapmışsın, / -Topraktan korkum yok ki zaten- / Diyebilmişsin ölürken...”

Ey Emekçim, “Yeter karanlıkta sevda çektiğin.” dön artık yüzünü aydınlığa! Ülken giderse ekmeğin de gider. Kimin neyi kaybedeceği belli olmaz. Ekmek davasına, “Berkin çocuk” misali giden “masum çocuklar tarlasına” döner bu topraklar! Bir bakmışsın ki,

“Sen,

Bir orospu çocuğuymuşsun / Belki hapishanede / Belki kaldırımda doğmuşsun / Ananla beraber kucaklarda sabahlamışsın / O bile bilmezmiş kimden olmuşsun / Lânetlenmiş, kovulmuşsun / Vatan sevmeye değecek kadar güzeldir amma / Yaşamak için fırsat vermemiş talihin sana…”

Vah sana ki makarnacı olmuşsun, mercimekçi olmuşsun... Geçtik elektriklisinden, süs niyetine prizi dahi olmayan evine, rüşvet için çamaşır makinasını alarak reyini (oy) sattın.

Görüyorum ki “dilenciliğe” şükrediyorsun ey emekçim! Sor hele bir kendine, ben neden şükredecek duruma düşürüldüm, diye. Farkında mısın sermaye ve onun temsilcisi yobaz senden akıllı. Nerede hani sendeki o sınıf bilinci? Bu sadakayla sendeki sınıf bilinci köreltilip yok ediliyor, farkında değilsin ey emekçim!

Sınıf bilinci, hep mücadeleyle geçer yoksa söner, pelteleşir. Sen almışsın rüşvetini, emektaşlarının teker teker haklarının gasp edilmesine karşı artık kişisel kâr güdüsüyle tepkisizleşip cılızlaşıyorsun ve sınıfının gücünü kırıyorsun. Sınıfsız bir okul olur mu? Olmaz! “Kışla” olur.

“Seni böyle kimler yıktı devirdi / Gel uyan emmim, gel yanıma”

Kitapların toplatılması aşamasından, basılmadan toplatılması aşamasına geçtik. Sendikal mücadeleden, kamyonların üstünden atılan ekmekleri çamura belenerek kapma mücadelesine eriştik. Ne mutlu size(!) Daha neler neler, hayırlı olsun!

650 bin üyesi olan sendikanın-DİSK- 52 yürekli lider ve yöneticisi, 12 Eylül Faşizminin darağaçlarına gönderilmek istendi, gıkını çıkarmadın. Batsın senin örgütlü gücün. Sen Osmanlı’nın torunusun; arkadan vurulmaya ve vurmaya alışkınsın. Abdullah Baştürk kim, desem önce artist sanır, sonra Google bakarsın ey işçi kardeşim!

Sen adam olamayınca, senin sınıfsal yamağın olması gereken beyaz ve mavi yakalılar da yalakalık yarışına girdiler. Ya “ileri demokrasici” olup en gerici softanın kuyruk altını koklamaya başladılar ya da insanlık adına dramatik nokta olan “globalizm… globalimiz” diye adını, anlamın bilmedikleri sınıfsal ihanetin şakşakçılığına yeltenip mikro milliyetçiliklerin payandası oldular. O nedenle kırgınım sana işçi gardaşım.

Sen, sınıf bilincinin yılmaz savunucusu olabilseydin aha bu “entel-ketler” de “kişiliksizler sınıfının” mevcudunu arttırıp kaliteyi düşüremezlerdi... Aslında onlar iyi olsaydı, sen bu payandalıklara kolay razı olmazdın/düşmezdin/düşürülemezdin. Numaracı aydınların ideolojik bombardımanlarına kanarak sınıf bilincine ihanet ettin.

Ey Hakkâri’deki köylüm, “Et ve Balık Kurumu” peşkeş çekildi, sen onu alkışladın; içi yanan ben oldum. Şimdi ağlıyor musun? O namusa erişebildin mi?

Ey, Adalarda oturan nezih semt sakini emekçim-orta burjuvam… Emek düşmanı ve ideolojik ilkelliklerine tavan yaptırarak gerçek burjuvazinin de düşmanı olan “entel-ketlerin” ada vapurunun satılması gerektiği propagandalarının peşine takılarak sınıfsal çıkarına çomak sokan da sensin.

Üç komşunla, kışın seni hangi özel “yandan çarklı ada vapuru” İstanbul’a taşıyacaktı? Sermayenin treni-vapuru, kârsız kalkar mı? Ya… Sen ve üç komşundan vapuru dolduran yolcu sayısı kadar para toplayacak ya da kalkmayacak; mecbur olup vereceksin, vapur dolusu adamın, boş hayali koltuk parasını ki ada vapur düdüğünü öttürsün.

Hey yavrum hey, uyanın artık! O “entel-ket” soytarılar bilmezler ki “Edebiyat yapıp diller döktükleri işte bu emekçimiz, halen çırak be yahu!”

Uyanın be! Doymazların etiketlediği, onun bunun payandalığına gönüllü teşne olan:

“Sen, şehir çocuğu / Sen, orospu çocuğu, hepiniz / Toprağın nemli bekâretindesiniz / Kitaplarda, türkülerdesiniz / Hatıralarınız ıssız kasabalarda kaybolmuş / Kiminizin kızı hizmetçi / Kiminizin karısı metres tutulmuş / Dünya nimetlerinden kırıntılar dişlerinizde…”

Akşam, ajanslardan göreceğiz:

“AB-D erkânı, hükümetin 1 Mayıs faşizmini kınadı… Derin kaygılarını bildirdiler.”

Emekçi gardaşımın da yüreği yağ bağlayacak öyle mi? Ey Emekçim, o kınamanın şiddetini, yalanını dolanını kavraman için sana ders:

Doğu-Güney Doğu, Akdeniz-Kıbrıs, Eğe, Karadeniz… Ha şu “darbe” teranesini de sakın ihmal etme… Darbe sadece apoletle mi olur? Kravatlılar konusuna da kafa yor… Çalış ki, senin için parça parça yazılan “şiirin” sonunu hak edesin. O zaman,çocuklarınızın ekmeği güvende olacaktır. Şair son ses olarak yurtseverlik yolundaki emekçi şehitlere seslenecektir:

“Şimdi en sakin uykulardasınız / Vatan selâmetle, hürriyetle dolmuş / Bayramlar, eğlenceler, şenlikler / Siz uyuyun siz uyuyun şehitler / Yattığınız yer artık hakkınız olmuş.”*

“Kahrolsun Fa…”

Gerek yok yahu! Sloganın içini zaten doldurduk. Söyleyeceklerimizi imkân dâhilinde söyledik. Tatlı-sert ama şirin oldu. Olsun yine de latifeye ihtiyaç var; İlyas’ımın hatırı kalmasın:

“Kahrolsun Fa… sulyelerin pilavlar üzerindeki baskısı ve onun işbirlikçileri aşçılar!”

Emekçi Gardaşım, İlyas’ım, popülist davranacağımı, kuru kuruya bir takvim gününü kutsayacağımı düşünmüştün di mi? Ben, böyle kutlarım arkadaş! İçini dolduramadıysam o zaman söyle.

*Şehitler, Turgut Uyar

 

Etiketler: ,
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
  • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
  • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
  • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
  • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
  • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
  • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
  • Skripal suikastı...06 Nisan 2018 Cuma 13:00
  • Ulusal maçlar sonrası30 Mart 2018 Cuma 15:45
  • Atatürk düşmanlığı gaflet ve dalalettir28 Mart 2018 Çarşamba 16:18
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)