• BIST 115.147
  • Altın 163,118
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 16 °C
» »

Sezgin Tanrıkulu: Faili meçhul değildir

Sezgin Tanrıkulu: Faili meçhul değildir
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Roboski katliamı bizim için faili meçhul değildir. Roboski katliamdır, insanlığa karşı suçtur. Bu suçlarda zamanaşımı yoktur. Sorumlular mutlaka yargılanacaktır” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Şırnak Uludere’de 6 yıl önce 34 kişinin TSK bombardımanı sonucu hayatını kaybetmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Partisinin İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Sezgin Tanrıkulu, “Roboski katliamı bizim için faili meçhul değildir. Roboski katliamdır, insanlığa karşı suçtur. Bu suçlarda zamanaşımı yoktur. Sorumlular mutlaka yargılanacaktır” dedi.

Tanrıkulu'nun açıklaması şöyle:

AKP iktidarının en büyük suçlarından biri olan Roboski katliamının üzerinden 6 yıl geçti. Roboski katliamı, adalet sağlanmadığı sürece kapanmayacak bir yaradır. Fakat bu yara açık kaldığı sürece de adalet mücadelesi devam edecektir. Sadece Roboskili aileler değil, tüm Türkiye halkı bu yara kapanmadığı sürece huzura kavuşmayacaktır.

 Roboski katliamının failleri meçhul değildir. Katliamın emrini verenler de, sözde istihbaratı sağlayanlar da, katliam emrini uygulayanlar da Ankara’nın bilgisi dahilindedir. Sorumluları, devletin en üst yönetim kademesinde yer alanlardır. Ve Türkiye’de gerçek bir adalet sistemi inşa edildiğinde, bu sorumların teker teker, insanlık suçu işlemekten yargılanacaklardır. Katliamı gerçekleştirenler, yargılanmamak için yargının kendisini ele geçirmişlerdir. Ama bir toplum, ele geçirilmiş bir yargı sistemiyle yol alamaz.

 Tekrar ediyorum, Roboski katliamının failleri ortadadır. Bağımsız bir yargı sisteminde bu katliamın sorumlularının ortaya çıkarılması bir haftadan uzun sürmez. Ancak Türkiye’de yargı, suçluların kontrolü altındadır. Bu da hem onlara sınırsız suç işleme alanı yaratıyor hem de suçların “aklanması” olanağını sağlıyor.

 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ya ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucunda katledilen 34 köylüden 19’u çocuktur.

 Dolayısıyla Roboski katliamı her şeyden önce bir çocuk katliamıdır! Bu katliamın emrini verenler ve bu emri uygulayanlar, çocuk katilidir.

 Katliamdan sonra oluşan yoğun tepki sonucu Şırnak Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma dosyası yetkisizlik gerekçesiyle Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’na gönderilmiş, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca önce kısıtlama (gizlilik) kararı konulmuş, ardından görevsizlik kararı verilerek soruşturma dosyası Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderilmiştir. Davaya ışık tutabilecek önemli belgeler devlet sırrı kapsamına alınmış, bu sebeple bu belgelere erişilmesi imkânsız kılınmıştır. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı 8 aylık soruşturma sonrasında ‘Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı’ gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiş, takipsizlik kararına karşı yapılan itirazlar ise reddedilmiştir.

 Aileler, 18 Temmuz 2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yapmışlardır. AYM, 34 defa yaşam hakkı ihlalinin söz konusu olduğu bu başvuruyu 19 ay beklettikten sonra 24 Şubat 2016 tarihinde sonuçlandırmış ve esasa girmeksizin eksik belgelerin süresinde AYM’ye sunulmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. AYM’nin işaret ettiği eksik belgeler, 40 başvurucudan 11’inin vekâletnamesi ve Askeri Mahkeme kararının onaylı suretleridir.

 Roboski davası, ilk gününden itibaren Avrupa Komisyonu tarafından yakından takip edilmiştir. 2012 Türkiye İlerleme Raporu’ndan başlayarak Avrupa Komisyonu, Roboskî Davası’nı Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerine uyumu bağlamında bir turnusol testi olarak değerlendirmiş ve her yıl bu davayı özel olarak ele almıştır. Avrupa Komisyonu, özellikle etkili ve hızlı bir soruşturmanın sağlanmadığına, gizlilik kararı alınarak kamuoyu önünde şeffaf bir araştırmanın yürütülmediğine, operasyonda askeri hiyerarşi tarafından hatalar yapıldığının kabul edilmesine rağmen askeri ve sivil soruşturmaların sonuçsuz kaldığına ve hiçbir görevlinin cezalandırılması için idari tedbir alınmadığına, askeri veya sivil yetkililer tarafından doğrudan özür dilenmediğine dikkat çekmiştir.

 Demokrasinin güçlendirilmesi, insan haklarına saygının sağlanması ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet için cezasızlıkla mücadele, en temel koşuldur. Bir ihlalin failinin cezalandırılmasına ilişkin olanaksızlık halini ifade eden cezasızlık, hukukun üstünlüğünün sağlanmasının önündeki tehlikedir. Bu bağlamda Roboski davası Türkiye yargısı için bir sınav mahiyetindedir. Türkiye yargısı bu sınavı tüm dünyanın gözü önünde verememiştir!

 Devletin Roboski ile ilgili yürüttüğü özel politika devam etmektedir. En son 29.05.2016 tarihinde Şırnak İline bağlı Uludere İlçesi Ortasu Köyü’nde sınır ticareti için Irak topraklarına geçen yaklaşık 70 kişilik bir grup geri dönüşleri esnasında ağır silahlar ile saldırıya uğramıştır. Saat 21.30 sıralarında gerçekleşen olayda Roboski katliamının yaşandığı Afra yaylası 15 nolu sınır taşının çok yakınındaki bir mevkide Gülyazı Alay Komutanlığı’ndan obüsler ile ve Beyaz Tepe Sınır Karakolundan tank ve ağır silahlar ile bombalamalanmıştır.

 Bombalama sırasında 16 yaşındaki Vedat Encü yaşamını yitirmiş, Suvar Encu (20), İbrahim Encu (15), Özgür Encu (18), ve Yılmaz Encu (17) ise yaralanmıştır. Yılmaz Encu Şırnak Devlet Hastanesinin yoğun bakım servisinde tedavisi devam ederken yaşamını yitirmiştir.

 Köylülerin kullandığı güzergahın Beyaz Tepe ve Karaçalı sınır karakollarının arasında olması, köy korucuları tarafından gidenlerin kim oldukları, ne getirdikleri, hangi saatlerde gidip geldiklerine dair bilgilerin karakollara bildiriliyor olması olayın kasıtlı bir katliam olduğu sonucunu doğuruyor.

 Roboski katliamının akabinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, savaş uçaklarınca gerçekleştirilmiş bu katliamın sorumlularının Ankara’nın dehlizlerinde kaybolmayacağını, ne pahasına olursa olsun aydınlatılacağını söylemişti. Aradan geçen 6 yıla karşın, ölümlerin sorumlularının açığa çıkarılmasına ilişkin herhangi bir ilerleme kaydedilmedi. Tam aksine katliamın üstü örtülmeye çalışıldı. Daha sonra 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Roboskî katliamını darbecilerin yaptığı yönündeki imaları, Roboski katliamını 2011 yılından bu yana devam eden siyasi ittifaklar çerçevesinde değerlendirme zemini yaratmıştır.

 Roboski’de yaşananlar ile evrensel bir hukuk anlayışı temel alınarak yüzleşilmesi ve Türkiye’nin bir an önce taraf olması gereken Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) göre olayın çok yönlü bir şekilde soruşturulması gerekmektedir.

 Roboski katliamının sorumlularının kaçabileceği bir yer yoktur! Olsa olsa cezalarını ödemememek için zaman kazanabilirler. Ama insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmayacağı için bu katliamın cezası, sorumluları sonsuza dek takip edecektir.

 Roboski katliamı, dünya yeni bir yıla girmeye hazırlanırken, 2011 yılının son ayında, 28 Aralık gecesi yaşandı. İki gün sonra da yeni yıla girildi. Ne yazık ki bu ağır katliamın yası olması gereken düzeyde tutulamadı. Bir toplumu toplum olmaktan çıkaran temel şey, ortak acı ve ortak sevinç duygusunun kaybıdır. Roboski katliamının sorumlularının bu ülke toplumuna vurduğu en büyük darbelerden biri de ortak acı duygusunda heyelan yaratmış olmalarıdır.

 Altı yılın sonunda, geç de olsa bu ortak acıyı paylaşma ve bu acılar üzerinden dayanışma duygusunu geliştirme şansımız var.

 Bizler yatıp kalkıp Roboski demeden, bu katliamın hesabının verilmesini sağlamadan, gerçek bir toplum olarak yeni yıllara asla giremeyeceğiz!


 

İzlenme: 1690
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu videoya henüz yorum eklenmemiştir.
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)