• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 27 °C

Şiddetin pornografisi ve medya

Şiddetin pornografisi ve medya
"Özgürlükler dünyasında yaşıyoruz! Hür teşebbüs özgürlüğü, tecavüz etme, işkence ederek öldürme, bomba bağlayarak bir insan bedenini paramparça edebilmenin özgürlüğünü yaşıyoruz..."

Çağdaş Gökbel
Karanlık bir çağ olarak adlandırılacak bir dönemin kapılarını artık sonuna dek araladık. Hep birlikte yaptık bunu, global köyün sakinleri olan bizlerin sorumluluğunda neo faşizmin şiddet sarmalının içinde akıp gidiyoruz.

İnsanlığın deneyimleri ve bilgi birikimi vahşi kapitalizm çağında değersiz birer meta haline geldi. İnsan hayatı da dahil olmak üzere her şey paketlendi ve raflardaki yerini aldı. Artık dünya dev bir alışveriş merkezi, manevi dünyaların yıkıldığı, yüce değerlerin alaşağı edildiği ve neo liberal praksisin diktatörlüğünü ilan ettiği bir dünya.

Sokaklar, meydanlar, kısacası kamusal alan güvenliğinin kalmadığı bir cinnet ortamının içerisinde nefes almaya çalışıyoruz. Paris de dahil olmak üzere pek çok kentin güvenliği irademizi teslim ettiğimiz yöneticiler tarafından suiistimal ediliyor. Özgürlükler askıya alınırken başkentlerin güvenliği orduların yetki alanına dahil edilirken, insanlık liberal zehirlenmenin etkisi ile tatlı uykusuna devam ediyor.

Ayaklanma çıkarmasından şüphelenilen toplumun üretim dışındaki bireyleri toplanarak Ortadoğu’ya yığılıyor. Katil ve tecavüzcü mangaları oluşturuluyor sırf burjuva diktatörlüğünün ömrünü uzatmak ve daha fazla sömürebilmek için milyonlarca insan öldürülüyor. Ahir zamanlarda yaşarken basit tüketim robotları haline getirilen bizler önümüze yığılan insan cesetlerine bakarak kendimize en uygun şiddet sahnesini seçerek satın alıyoruz.

İnternet ortamında dolaşan şiddet pornografisi diye nitelendirdiğim hatırı sayılır bütçelerle çekilen kanlı filmleri kanıksıyoruz. İki gün önce Bir grup İŞİD militanının zırhlı araçlarına binerek çektikleri görüntüleri izlerken dehşete düşüyorum, çünkü;bilgisayar oyunlarının zihin dünyamda yarattığı açık kanallardan sinsice ilerlediğini hissediyordum. Ateş eden, roket fırlatan insanların görüntülerini normal buluyordum. Yapılan montaj ve neredeyse Hollywood filmlerini aratmayacak tarzdaki kurgu medya ve sinemanın çöküşünün habercisi.

Deregülasyon: Kuralların kaldırılması, kamusal denetimin paramparça edilmesi ve tüm insanlığın kaderinin kanlı bir sınıfın eline teslim edilmesi meselesidir esasında. Kavramsal olarak deregülasyonu iktisadi sınırlar içerisinde tutmanın doğru bir yaklaşım biçimi olduğuna inanmıyorum. Gazeteler, sinema ve televizyonlar yakın zamanda yok oluş sürecine kaçınılmaz olarak girecekler. Kuralsız bir dünyada artık bireyleri tatmin etmenin zorluğu giderek artacak.

ÖZGÜRLÜKLER DÜNYASI!

Özgürlükler dünyasında yaşıyoruz! Hür teşebbüs özgürlüğü, tecavüz etme, işkence ederek öldürme, bomba bağlayarak bir insan bedenini paramparça edebilmenin özgürlüğünü yaşıyoruz. Medya insanlığı yok edecek dev bir silah artık. Durdurabilecek tek sınıf ise uzun derin bir rüyada. Geçmişte kanla kazandığı tüm yüce değerleri tek tek parçalanırken ya canavarlaşıyor ya evine kendi güvenli küçük dünyasına çekiliyor ya da tüm bu vahşeti zevkle tüketen biri haline getiriliyor.

Türkiye’deki laiklik tartışmaları kesin bir sınır çiziyor, Anadolu’da yaşayan halklara. Ölüm ve yaşam sınırı olarak da ifade edebiliriz bunu. Sembolik olarak gösterilmeye çalışılsa da Toplum Sözleşmemizde olan bir maddenin kaldırıldığı anda yaratacağı etki sarsıcı ve yıkıcı olacaktır.

Artık ülkemizde Anayasal bir Cumhuriyet sistemi yoktur. Anayasal mücadeleyi yurttaşlar olarak bizler vermek durumundayız. Aksi takdirde evrensel burjuva imparatorluğunun liberal monarşisi altında tek tek yok edileceğiz. İnsanlığın yarattığı tüm devrimci değerleri sorgulamaya davet eden Nuray Mert gibi sözde gazeteci ve muhalif görünümlü liberal demagogların köktendinci ideolojileri meşrulaştırma çabalarını cesurca göğüslemeli ve paramparça etmeliyiz.

nry.jpg

Örgütlenemediğimiz ve karşı duramadığımız durumda ise; iktidarın oluşturduğu Lazzaroni* ordusunun lümpen paryaları değerlerimizi paramparça ettiği gibi bizleri de paramparça edeceklerdir.

Lazzaroni: İtalya’da işçi sınıfının dışına düşmüş kişiler için kullanılan aşağılayıcı lakap

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Lübnan ve Irak seçimleri; Kahrolsun federalizm!14 Mayıs 2018 Pazartesi 12:54
    • Seçimlerde Kürt denklemi13 Mayıs 2018 Pazar 16:55
    • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
    • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
    • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
    • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
    • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
    • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
    • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
    • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
    • 1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)