• BIST 103.200
  • Altın 196,867
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 21 °C

Sığınmacı kamplarında salgın: Et yiyen virüs!

Sığınmacı kamplarında salgın: Et yiyen virüs!
Suriyeli sığınmacıların kaldığı Avrupa’daki bazı kamplarda ‘et yiyen virüs’ olarak bilinen bir salgının başladığı belirtildi. IŞİD kontrolündeki bölgelerden kaçan sığınmacılarda çıkan virüsün, Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşındığı düşünülüyor.

IŞİD kontrolündeki Rakka ve Deyr ez Zor gibi kentlerde sokaklardan kaldırılmayan cesetlerden türediği düşünülen virüs, kum sineği adlı bir tür sivrisinek aracağılığıyla salgına dönüştü.

Britanya basınının gündeme getirdiği ve Diken'den Tunca Öğreten'in aktardığı habere göre virüsü taşıyan sineklerin ısırdığı sığınmacıların önce Türkiye’ye geldi, buradan da Avrupa’ya geçti. Kamplarda da virüs her geçen gün yayılıyor.

‘Avrupa’nın Ebolası olabilir, tedavisi yok’

Giderek ciddi bir tehlike haline gelen hastalığın, Avrupa’nın ‘Ebolası’olmasından ve önlenemez bir salgına dönüşmesinden korkulduğu belirtiliyor.

Uzmanlar virüsün, insan eti yemeğe başladığı ana dek fark edilmediğini, ‘şu an için bir tedavi yönteminin de bulunmadığını’ aktardı.

Avrupa’daki bazı kaynaklar virüsün Gaziantep’teki Nizip sığınmacı kampında da görüldüğünü öne sürdü. Buna göre kampta, halihazırda et yiyen virüsten mustarip yüzlerce Suriyeli bulunuyor.

Virüsün, sivrisinekten daha küçük bir tür olan kum sineği tarafından insana bulaştırılmasının artından hastalığın iki ila altı ay arasında baş göstermeye başladığı kaydedildi. Bu da Türkiye’ye son altı ay içerisinde Suriye’den giriş yapmış binlerce sığınmacıda virüs olabileceği anlamına geliyor.

Avrupalı uzmanlara göre hastalığın önüne geçilebilmesi için erken teşhis çok önemli. Bunun için de doktorları virüsle ilgili eğitmek ve sığınmacı kamplarından koşulların geliştirilmesi gerekiyor.

‘Hastane ortamında bulaşabilir’

Diken’e konuşan ve adını vermek istemeyen bir enfeksiyon uzmanı bu virüsün çok tehlikeli olduğunu ve Türkiye’de, Avrupa’daki gibi kurumsal sağlık altyapısı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Virüsün kuluçka süreci aylar alabilir. Bu süreçte hastada virüs olduğunu anlamak mümkün olamıyor. Bu da sığınmacıların devlet hastanelerine farklı rahatsızlıklarla gittiği sırada hastalığı bulaştırabileceği anlamına geliyor. Biz bu tip vakaları ‘antibiyotik direnci yüksek’ hastalıklar olarak tanımlıyoruz. Herhangi bir semptom görülmediği için de hasta, acılı bir şekilde ölüme gidiyor.”

Nizip’teki sığınmacı kampına dair iddiaları sormak için AFAD’ı aradık. Ancak telefonlarımıza cevap veren olmadı.

Virüs salgınına dair ellerinde herhangi bir bilgi olup olmadığını sorduğumuz Gaziantep Tabip Odası yetkilileriyse bu tür bir vakadan haberdar olmadıklarını söyledi: “AFAD kapalı bir kurum, kolaylıkla iletişim kuramıyoruz. Dolayısıyla duymadığımız, hastalığın yaşanmadığı anlamına gelmiyor.”

Konuyu danıştığımız İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç de bölgeden kendilerine bu yönde bir vakaya dair bilgi gelmediğini söyledi. Kampların AFAD’ın yönetiminde olduğuna dikkat çeken Mengüç, “Zaten bu tür vakalar yaşansa da bizimle paylaşılmıyor. Genelde kendi kontrollerinde süreci yürütüyorlar”dedi.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)