• BIST 106.707
  • Altın 162,106
  • Dolar 3,9074
  • Euro 4,6284
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 15 °C

Şimdi Esad’ın intikam zamanı!

Şimdi Esad’ın intikam zamanı!
Suriye’nin kadim kenti Halep'te, 2012’den beri devam eden cihatçı işgali son buldu. Suriye, sayıları 160’a ulaşan devletten destek gören Halep'teki cihatçıları ülkedeki diğerlerine yaptığı gibi Türkiye sınırına taşıyor.

Çağlar Tekin / Haber Analiz

Suriye’nin ismine dair çok sayıda köken iddiası var. Süryanilerin toprağı olduğu gerekçesiyle Suriye diyenlerden, Asur medeniyetinden kaynaklı, “Asurya”dan türediğini söyleyenlere dek. Ancak her toprak ismini yeniden inşa eder. Ve belli coğrafyalarda tarih sık sık tekerrür eder. Aramilerden Ermenilere, Türkmenlere, Kürtlere, Araplara, Süryanilere dek dünyanın anası sayılır Suriye. Unutulan dillerin unutulmadığı yer, yok sayılan insanların varlıklarını her seferinde yeniden ortaya koydukları topraktır Suriye. 

Unutulan ve henüz unutulmamış dinlerin de anasıdır. Toprak ana gibidir Suriye, herkesi basmıştır göğsüne. Bakmayın siz televizyonlarda, gazetelerde ahkam keserek “mezhep savaşı var” diyenlere. Suriye’de hala kimse mezhebini öne sürmez. Alevi iktidarı dedikleri Suriye hükümetinin hala ordusunun da bakanlar kurulunun da yüzde 80’i Sünnidir. 

Çok acılar çekildi bu 6 senede, kolay değil yüzlerce, binlerce yılda pişti bu hamur; dökülen kanı kısa sürede yok eder. Arap tarihinin ilk laik devleti Hamadaniler de bu coğrafyanın, Halep’in insanlarıdır. 

Tıpkı bugün bir büyük kan düğümünü çözdüğü gibi o gün de hep gözdesidir insanlığın. İslam peygamberi Muhammed'in geleceği de Şam’da söylendi, Hristiyan peygamberi İsa’nın dini de Şam’dan yayıldı. İpek Yolu da buradan başladı. 

Misal, Hristiyan Azizi Pavlus, Şam’a Hristiyanları “yok etmeye” yola çıkar, Yahudidir aslen, yolda değişir denklem, Suriye başkadır, bilinen ezberi bozar.

Ve bir ezberi daha bozdu Halep. Sayıları 160’a varan dünya devletini, “küçücük” bir ülke olan Suriye bu kadim toprakta dize getirdi. 

HALEP’TE SAVAŞIN HİKAYESİ

2011 yılında Deraa’da başlayan küçük çaplı eylemler, Suriye’de de bir iktidar değişikliği talebi olduğu haberleri ile beraber Batı basınında yer almaya başlarken Halep'te hükümete destek eylemleri hakimdi. Aynı yıl içerisinde önce Deraa’daki cihatçı katliamları, sonra ve savaşın başlaması için dönüm noktası olan Cisl el Şuğur’da cihatçıların katlettiği 120 Suriye devlet görevlisinin Asi Nehrine atılan bedenleri...   

2012 yılına kadar büyük çatışmaların yaşanmadığı Halep, o yıldan itibaren büyük bir savaşa tanık oldu. 2012 yılında Gaziantep'te cihatçıların aldıkları kararın ardından Türkiye sınırından şehre doğru giren ÖSO ve beraberindeki çeteler, 2013 yılına sarkan savaşta Halep'in çok büyük bölümünü kontrol altına almayı başardı.

2013 yılı, başlarda Suriye Ordusu'na büyük bir hezimet, sona doğru ise büyük bir zafer getirdi. Yılın ilk yarısında şehir merkezinin büyük kısmı ve kırsalı cihatçı grupların kontrolündeyken Halep'in batı mahalleleri ve hava alanı çevresi ordu kontrolündeydi.

15355976_10154777449428622_703498364_n.jpg

(Ortadoğu'nun en büyük kanser araştırma merkezi olan El Kındi Hastanesi'ni savunan Suriye askerleri, uzun süre direnmelerinin ardından ÖSO çetelerine teslim olmuş, ardından cihatçılar tarafından infaz edilmişlerdi. Fotoğraf, ÖSO tarafından gerçekleşen infaz videosundan alınmıştır!)

İlerleyen günlerde savaşın sembollerinden olan el Kindi hastanesi de cihatçı grupların kontrolüne geçti. Halep'te yer alan ve Suriye'nin ihtiyacını büyük oranda karşılayan Şeyh Neccar sanayi bölgesindeki bütün fabrikaların makineleri sökülerek Türkiye'ye götürüldü ve satıldı. Buradan elde edilen gelirim önemli kısmı "yeni tip" cihatçı zenginler yaratırken bir kısmı da Suriye halkına ölüm kusmak için silaha tahvil olundu. Elbet bir diğer niyet de ekonomik olarak Suriye'yi sıkıştırarak halkın hükümete olan inancını öfkeye çevirmekti.

NEFES BOŞLUĞU

Halep'te kuşatılan ordu kontrolündeki bölgeleri kurtarma operasyonu ancak 2013 yılının son aylarında başlayabildi. Halep'te kuşatma altında binlerce asker ve yüz binlerce sivil bulunuyordu. Ekim ayının ilk günlerinde Süheyl Hassan ve Mahmut Ramazan binlerce askerle birlikte Henasir-Safira ekseninde bir operasyona başladı. Ki Albay Süheyl Hasan Suriye savaşının en önemli isimlerinden ve Suriye halkının en büyük kahramanlarından biri haline geleceği yolun taşlarını döşemeye başladı.

Suriye Ordusu'nun taarruz planına göre Henasir  ve Safira alınarak Hama'dan Halep'e ikmal yolu açılacaktı. Üç haftalık çetin bir savaşın ardından Suriye Ordusu planlanan yolu açmayı ve Halep'e nefes alacak bir boşluk yaratmayı başardı.

TAARRUZ BAŞLADI

2014 yılına hızlı giriş yaparak şehirde ilerleyen Suriye Ordusu, Mayıs ayında Halep merkezi hapishanesindeki kuşatmayı kırdı ve hemen ardından Şeyh Neccar sanayi bölgesini tamamen kontrol altına aldı.

Kuşatılmış bölgeleri 2014 yılında birbirine bağlayıp şehirde büyük bir kazanım elde eden Suriye Ordusu, daha sonra şehrin kuzeyinde ve batısında ilerleyerek kentin merkezini büyük oranda çevreledi.Halep kırsalının doğusunda IŞİD ile savaşan diğer cihatçı gruplar ise Bab ilçesinin düşmesiyle birlikte şehrin kuzey kırsalına doğru hızlı bir şekilde çekilmeye başladı. IŞİD, şehrin doğusunda ordu kontrolündeki bölgelere de büyük saldırılar düzenleyerek Kuveyris üssündeki kuşatmayı iyice daralttı.

2013 yılının son çeyreğinden itibaren Halep'te ilerlemeye başlayan ve 2014'ün sonunda üstünlüğü ele geçiren ordu ve müttefikleri 2015 yılında şehir merkezinde ve Handarat bölgesinde büyük bir ilerleme gösterdi.  

Rus savaş uçaklarının Suriye'ye girmesi, Hizbullah ve diğer müttefiklerin desteğini artırmasıyla Halep çevresinde operasyonlar yeniden başlatıldı. Süheyl Hassan ve beraberindeki birlikler, şehrin doğusundaki Kuveyris havaüssü kuşatmasını kırdı ve doğu Halep'i büyük oranda güvene aldı.Şehrin güney kırsalında kısa zamanda büyük bir ilerleme gösteren müttefikler, İdlib sınırına kadar ulaştı.

Kuzeyden de başlatılan devasa bir taarruzla kuşatma altındaki Nubbul ve Zehraa beldelerine ulaşıldı. Suriye Ordusu ve müttefikleri Nubbul ve Zehraa kuşatmasını kırınca Kuzey Halep'teki el-Nusra ve diğer cihatçı çetelerin Halep ile bağlantısı kesildi.

Kuzey Halep'te yalnız kalan cihatçı çeteler, YPG ve IŞİD saldırılarına karşı koyamadı ve birkaç köy ve belde dışında bölgede kontrolü kaybetti. Suriye Ordusu'nun koridoru kapatmasını fırsat bilen YPG, Afrin'den doğuya doğru ilerleyerek birçok önemli noktayı kontrol altına aldı.

ATEŞKESİ FIRSAT BİLDİLER

Kent ve çevresinde ardarda yaşanan büyük savaşların ardından Cenevre'den çıkan ateşkes kararıyla birlikte Halep ve çevresinde çatışmalar durdu. Ateşkes öncesi savunma hatları dağılan çeteler, yeniden toparlanma imkanı buldu ve Güney Halep kırsalında saldırı başlattı. Yılın başında kaybettikleri bölgelerin bir kısmını tekrar ele geçirdiler.

Ateşkes sırasında IŞİD işgali altındaki kadim kent, 'Çölün Kraliçesi' Palmira'yı kurtaran birlikler ise çatışmalar tekrar başlayınca Kuzey Halep'e konuşlandı. Uzun bir süre orada konuşlanan birlikler, bu yılın ortalarında Mellah çiftliklerine taarruz başlattı. Mellah çiftliklerini, Beni Zeyd ve Leyramun bölgelerini kontrol altına alan birlikler, kuşatmayı tamamladı.

Kuşatmanın tamamlanmasından kısa bir süre sonra Halep'in güneybatısına yaklaşık 10.000 militanla saldıran Fetih Ordusu adı altında toplanan Nusra Cephesi ve Ahrar'uş Şam öncülüğündeki ÖSO gibi çetelerin de desteklediği cihatçı gruplar, 1070 konutları, Ramuse ve Topçu Akademisi'ni ele geçirerek kuşatmayı kırmayı başardı. Kuşatmayı kırarken 1000'den fazla kayıp veren Fetih Ordusu unsurları, koridoru genişletemeden Suriye Ordusu ve müttefikleri karşı taarruz başlattı. Yaklaşık 1 ay süren savaşın sonunda Suriye Ordusu, Topçu Akademisi, Ramuse'nin tamamı ve 1070 konutlarının büyük kısmını tekrar kontrol altına alıp kuşatmayı tekrar tamamladı.

 Kuşatmanın tekrar tamamlanması ardından Filistinli mültecilerin cihatçılarca sürüldüğü Handarat Kampı, Farafira Mahallesi gibi çok sayıda bölge kurtarılarak kentin kuzey girişini büyük oranda kontrol altına alındı. Özellikle Şam kırsalı ve diğer bölgelerdeki çok sayıda cepheyi zaferle kapatan Suriye Ordusu, seçkin birliklerini kaydırdığı Halep'te güçlü bir saldırıya geçerek çemberi hızla daralttı. 

Son 10 gündür ilerleyişini hızlandıran Suriye Ordusu ve müttefikleri, dün de 5 mahalleyi ele geçirmeyi başardı. Halep'in bir metre genişliğe dek inen sokaklarında devam eden kanlı çatışmaların ardından kentteki cihatçıların bir kısmı Ankara'da Rusya ve Türkiye'nin yaptığı görüşmelerde alınan karar ardından orduya teslim olarak Halep'i terk etmeyi kabul etti ve gece yarısı ünlü yeşil otobüslerle Türkiye sınırına doğru taşınmaya başladılar. İlk bilgilere göre bu taşınma işlemi 48 saati bulacak. 

TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK TEHDİT YA DA ESAD'IN İNTİKAMI

Suriye, uzun zamandır Türkiye'ye en uzak noktalarından, Deraa'da, Şam'da, Hama'da, Humus'da ve şimdi Halep'te teslim olan on binlerce cihatçıyı ülkenin kuzeyinde yer alan İdlip'e taşıyor. Teslim olan cihatçılara ve ailelerine iki alternatif sunuluyor, (Bu durum sadece Suriyeli teröristler için geçerli, yabancılar doğrudan İdlip'e getiriliyor) eski yaşantılarına bir daha silahlı eyleme katılmayacakları garantisiyle beraber dönmeleri, ya da savaşmak istiyorlarsa Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye sınırında yer alan İdlip'e gitmeleri. İdlip'e geçmek isteyen cihatçılar aylardır, devlet garantisi altında yeşil otobüslerle naklediliyor. Ürdün sınırından, Lübnan sınırından alınan cihatçılar buralardan ülke dışına çıkartılmak yerine yüzlerce kilometre taşınarak Türkiye sınırındaki İdlip getiriliyor. 

Rusya'nın Pravda gazetesine konuşan Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, cihatçıları geldikleri yere, Türkiye'ye iade ettiklerini ifade etti. Esad, Türkiye sınırına sürülen cihatçıların tekrar ülke içine girmelerine izin vermeyeceklerini belirtiyor. Esad cihatçıların daha sonra Türkiye'ye doğru sürüleceklerini söylüyor. 

İdlip, ağırlıklı olarak Türkiye'nin Hatay sınırında. Buraya sürülen cihatçıların önünde iki alternatif bulunuyor. Ya Suriye Ordusu ve müttefikleri ile savaşarak ölmek, ya da Türkiye sınırından içeriye kaçmak. Bölgeden kaçan siviller, İdlip'in şu an IŞİD'in elindeki Rakka'dan farksız olduğunu açık açık korkulu gözlerle söylüyorlar. Ahrar, Nusra, ÖSO gibi çetelerin bölgede çok sayıda eğitim kampı bulunuyor ve kentin yönetimi de bu çetelerin elinde. Çetelerden kaçamamış küçük bir Suriyeli grup da burada yaşamını sürdürmeye çalışırken, nüfusun büyük çoğunluğu dünyanın dört bir tarafından gelerek Türkiye üzerinden Suriye'ye girmiş cihatçılardan oluşuyor. Bu rakamın 200 bini aştığı iddia edilse de kesin bir ölçüm yapılma şansı ne yazık ki yok. Bu durumda zaten teslim olarak İdlip'e gelen cihatçıların ölmek yerine Türkiye'ye çekileceklerini ön görmek zor olmasa gerek. 

Önümüzdeki büyük tehlikelerden birisi de bu. Yıllarca Türkiye üzerinden bölgeye gelerek komşumuzu kana bulayan, Türkiye'den silah, mühimmat ve eğitim alarak ülkemizi "ana yurt"ları belleyen katiller, şimdi "ev"lerine dönmek isteyecekler. Bir yandan cihatçılardan arındırılan kentlerine, evlerine dönecek olan Suiryeliler, yani komşudaki dış destekli savaşın mağdurları, diğer yanda da katiller... 

Ve Esad'ın 2012'den beri, "O teröristler size dönecek" dediği gibi... Evet dönüyorlar ve döndüklerinde Suriye'de katliam yaparken alkışlayanlar ne yazık ki burada da binlerin katilleri olacaklar...

Yeni Osmanlı heveslilerinin ülkeyi attıkları ateş önümüzdeki dönemde daha da harlanacak...    

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)