• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 21 °C

Sinema tek ses, tek yürek direniyor!

Sinema tek ses, tek yürek direniyor!
Ali Rıza Özkan yazdı...

Ali Rıza Özkan

Farkında mısınız, bilmiyorum. Sinema direniyor! Elbette, sokaklarda nümayiş görmüyorsunuz. Açlık grevleri yok. Galatasaray meydanında “bir kısım ünlü sinemacı”nın katılımıyla yapılan basın açıklaması yok. Hatta, büyük gazetelerin magazin avcılarının sansasyonel söyleşileri de yok! Ama, sinema direniyor!

Sinemanın nasıl direndiğini merak mı ettiniz? Anlatayım. Ama, önce durumu ortaya koyalım.

Biliyorsunuz, Antalya BB Başkanı Menderes Türel, bu yıldan itibaren Antalya’da 54 yıldır düzenlenen film festivalinde yer alan “ulusal yarışma” bölümünü kaldırdıklarını açıklamıştı. Türel itirazlara cevap olarak, Antalya’nın artık dünyada bilinen bir “marka” olduğunu, şimdi “daha güçlü bir marka haline getirmek için” bu değişimi yaptıklarını belirterek “Biz festivalin uluslararası kategorisini çok güçlü yapmak istiyoruz. Ama bütçemizin ve eforumuzun önemli bir kısmını ulusal kategori alıyordu. Şimdi ikisini birleştirerek gücümüzü tek odağa yönlendiriyoruz.” demişti.

Menderes Türel’in tüm konuşmalarından ve gerekçelerinden anlaşılıyordu ki, kendisi ve ulusal yarışmayı kaldırma kararında kendisi ile birlikte davranan ekibi, kentte düzenlenen film festivalini “turistik bir atraksiyon” olarak değerlendirmekteydiler. 

Dünyada herhangi bir film festivalinin o ülkenin ve/veya şehrin turizmine aynî veya nakdî olarak anlamlı bir değer kattığını kim iddia ediyordu? Berlin, Cannes, Venedig, Tokyo, Yeni Delhi, Londra, Selanik, Moskova vs. vs. düzenlenen film festivalleri nedeniyle turizmin güçlendiğini kim tespit etmiş? Bu kentlerin turistik destinasyonlar olarak markalaşmasına film festivallerinin katkısı olmuş mudur, olmuşsa bunun maddi ve manevi karşılığı nedir? Bu konuda, Sayın Türel’in iddiasını destekleyecek tek bir çalışma olduğunu sanmıyorum. Ama, uzun yıllardır pek çok ülkede festivalleri takip eden birisi olarak, hiçbir festivalin turist kazanıma yönelik bir konsepti olmadığını rahatlıkla iddia edebilirim.

Ama, bu bizi, yani ulusal sinema diye kaygısı olan sinema sektörünü ve sinemaseverleri ilgilendirmiyor. Bu konu, Menderes Türel ve kendisini ikna eden “uluslararası turizm lobisi”nin sorunu.

Antalya’da düzenlenen film festivali ülkemizin en eski film festivalidir. 1964 yılından önce de çeşitli film günleri vs düzenlendiği oluyordu. Ancak, Antalya Film Festivali ulusal sinemanın kendisini sektör olarak ifade ettiği, film yapımına heyecan ve değer kattığı ilk festival olmuştur. Bu nedenle, Antalya Film Festivali’nin Türk Sineması için özel anlamı vardır. Antalya Film Festivali ile Türk Sineması kimliksel bir bütünlük ifade eder. İşte, Menderes Türel’in “markalaşma” adına feda ettiği bu “aidiyet”tir.

Sinema tek ses, tek yürek!
Basında çıkan birkaç aykırı ses dışında, kısa zamanda anlaşıldı ki, Türk Sineması tüm gövdesiyle Antalya’da ulusal yarışmanın kaldırılması kararına karşıdır. Hatta, karşı olmaktan öte, öfke duymaktadır. Bugün, Türel’in festival kapsamında sağladığı imkânlardan yararlanan birkaç kişi dışında, bu karara tepki göstermeyen tek bir sinemacı yoktur, diyebiliriz.

Peki, bu nasıl oldu?

Öyle ya, bir trafik ihlalinde dahi, on kafadan on ses çıkmasına alışkın bizlerin, üstelik “rantiye vizyonu” nedeniyle, bir kısım girişimcinin ağzını sulandırma ihtimali de yüksek bir konuda tam ittifak halinde anlaşması nasıl mümkün oldu?

Ülkücüden komüniste, mütedeyyinden ateiste, avangarddan gelenekçiye, kapitalistten idealiste Türk Sineması nasıl oldu da, Antalya BB Başkanı Menderes Türel’in kararına tek ses, tek yürek halinde tepki verdi?

Bence, bu soru ve cevabı Sayın Türel’in kararını gözden geçirip geçirmeyeceği sorusu ve cevabından daha anlamlıdır. Çünkü, Sayın Türel’in bu aşamadan sonra hatasını anlayıp, kararından dönmesinin sinema sektörü adına bir anlamı kalmamıştır. Türk Sineması ile Menderes Türel arasında derin ve aşılması bence neredeyse imkânsız bir güven bunalımı oluşmuştur. İlk yerel seçimde bunu kendisi de anlayacaktır.

Ama, ülkede var olan tüm renkleri, tüm farklılıkları barındıran sinema sektörünün tek ses, tek yürek olarak Türel’in kararını protesto edişi, ülke olarak önemli bir değişim geçirdiğimizin işareti sayılmalıdır, bence. Artık, hepimizi etkileyen ulusal ölçekli sorunlarda ulusal tepkiler verebiliyoruz.

Kimi bunu Gezi Direnişi ile ilişkilendirebilir, kimi ise 15 Temmuz Direnişi ile; bence her ikisinin de katkısı olmuştur, önemlidir ve anlamlıdır. Burada kritik soru, ulusal yarışmanın sinema sektörünüm beslediği gerçeğini bilâ-istisna tüm sektörün ıskalamayışı ve ulusal sinemaya yönelik bu olumsuzluğa ortak tepki vermenin geleceğe aktarımıdır.

Türker İnanoğlu ile Arif Keskiner’i, Nazif Tunç ile Reis Çelik’i, Hülya Koçyiğit ile Fatma Girik’i, Osman Şahin ile Cahit Berkay’ı, Türkan Şoray ile Selda Alkor’u, Filiz Akın ile Ediz Hun’u, Şevket Çoruh ile Halil Ergün’ü ve daha yüzlerce sinemaya emek veren insanımızı tek bir ortak noktada, ulusal sinemanın savunulmasında birleşmiş ve kenetlenmiş olarak görmek, bence başta Menderes Türel olmak üzere, bu ülkede siyaset yapmaya soyunan herkesin önemsemesi gereken, ciddiye alması gereken bir değişimdir.

Türkiye artık, ortak çıkarlarını ortak ülkülerle birleştiren bir insan topluluğu olmaya yöneliyor. Sinema gibi çok parçalı bir alanda dahi bu gerçekleşiyorsa, emin olun, diğer alanlarda bu çok daha kolay olacaktır. Açıkça söylemek gerekirse, beni de sevindiren, hayata ve geleceğe umutla bakmamı sağlayan budur. Gelecekte daha başarılı bir “ulusal sinema” beklemeye hakkımız olduğunu kanıtlayan gerçek de budur.

Etiketler:
      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Kızılırmak - Karakoyun / Lütfi Akad, Yılmaz Güney'i ve Sinemasını anlatıyor-211 Eylül 2017 Pazartesi 12:36
    • Lütfi Akad, Yılmaz Güney'i ve Sinemasını anlatıyor-110 Eylül 2017 Pazar 19:15
    • Kütüphane sorunu08 Eylül 2017 Cuma 17:38
    • Batmayan güneşe yazılan tarih: Suriye08 Eylül 2017 Cuma 15:13
    • Sinema tek ses, tek yürek direniyor!07 Eylül 2017 Perşembe 17:50
    • Deyrezzor: Direniş05 Eylül 2017 Salı 15:03
    • Hama gerçeği ve General Velid Abaza03 Eylül 2017 Pazar 19:36
    • Zennupya: Direnişin kadını31 Ağustos 2017 Perşembe 22:23
    • Artvin'e sadakat25 Ağustos 2017 Cuma 11:30
    • Helâlci sendika Konfederasyonu...24 Ağustos 2017 Perşembe 19:22
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)