• BIST 116.511
  • Altın 162,254
  • Dolar 3,7374
  • Euro 4,6518
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 13 °C

Söylenmeyen Gerçekler

Söylenmeyen Gerçekler
Seçimle gelen hiçbir iktidar, Atatürk'ün o aydınlık yolunu izlemedi.

Prof.Dr.Coşkun Özdemir

Bizim kuşak İstiklal Savaşımızla şehrimizin Kurtuluş Savaşı ile doyasıya övünürdük. 1923'de Cumhuriyet kurulmuştu. Modern, çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti vücut buluyordu. Her alanda eğitimde, sanatta, kültürde sanayide büyük gelişmeler gerçekleşiyordu.

Atatürk çalış, öğün, güven diyordu. Türk milleti çalışkandır, zekidir, güzel sanatlara düşkündür diyordu. Asıl düşman memleketimin üstünü örten orta çağ karanlığıdır, aklımızın süngüleri ile yurdumun üzerinden kaldırılacaktır diyordu. Türkiye şeyhler müritler meczuplar memleketi olamaz diyordu. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir diyordu. Yaşadığı 15 yıl içinde Türkiye dev adımlar attı. Çağdaş bir bilim toplumu  olmak yolunda idik. Gelişmiş, refaha ulaşmış, laik, özgür, sosyal bir hukuk devleti olacağımıza inanıyorduk...

Aradan 80 yıl geçti. Umutlarımız gerçekleşmedi. Büyük düş kırıklığı yaşadık. Demokrasiyi başaramadık 40'lardan başlayarak bu millete ağır darbeler vuruldu. Ateşi ve ihaneti gördük. Halkımız iyi bir eğitimden, yurdunu sevmesini bilen bilinçli yurttaşlar olmaktan yoksun bırakıldı. Nasıl bir 80 yıl? Seçimle gelen hiçbir iktidar, Atatürk'ün o aydınlık yolunu izlemedi. Yineliyorum. Halkın çağdaş  laik eğitim hakkı, halkın aydınlanması ve bilinçlenmesi açıkca engellendi.

Bugünkü iktidarın cumhuriyet ve laiklik  karşıtı iki lideri birbiri ardından Türkiye'nin Cumhurbaşkanı oldular. Onlar kendileri için kutsal bir misyonla siyasete girdiklerini ve iktidara gelerek bu misyonu gerçekleştireceklerini övünerek iftaharla ifade ediyorlar. Bakınız önceki Cumhurbaşkanı ne diyor. "Cumhuriyet miadını doldurmuştur. Artık islami esaslar getirilecek islama aykırı yasalar değiştirilecektir" Samimi, içtenlikli düşünceleridir bunlar Cumhurbaşkanı'nın. Öyle yetişmiş. Necip Fazıl'ın müridi olmuştur. Bugünkü Cumhurbaşkanı görüşleri şöyle; aramıza kanı bozuk sütü bozuk insanlar girdi. 650 yıllık muhteşem bir imparatorluğa darbe vuruldu. Onun yerine küçük itibarsız bir devlet kurdular. Biliniz ki, biz nasıl üç kıta, 7 iklime hükmetti isek Allah'ın izniyle yine 3 kıtaya hükmedeceğiz. Şimdi fetih zamanıdır. Dindar ve kindar gençler yetiştireceğiz. Onlar bizim kutsal misyonumuza hizmet edecekler.

Böyle büyük hayalleri, büyük  hedefleri ve  kendine büyük güveni var Cumhurbaşkanı'nın. Atatürk engelini kaldırmayı gözüne kestiriyordu. Şimdilik bunda yanıldığını anladı. Ama o yılmayan, yorulmayan ve vizyonundan vazgeçmeyecek inançlarında tutarlı bir  liderdir. İhanete uğramış dogmaları, hurafeleri geride bırakamamış halktan gördüğü ilgi ve sevgi kuşkusuz ona güç veriyor. Başta '90 yıllık enkaz kaldırıyoruz' diyen eşi olmak üzere onu yücelten amacını hedefini paylaşan, şeriattan bir islam ülkesi yaratmaktan vazgeçmemiş, Onu aşkla destekleyen çok sayıda  insan var. Bu şeriat özlemi yer yer öylesine kuvvetli ki sarayında yer alan bir tarihçi, "Keşke Yunan kazansaydı saltanat hilafet devam ederdi. 10 Kasım'larda Anıtkabir'e gideceğinize kenefe gidin" diyebiliyor. Ona dokunmayı sevap sayan, onu üzmek Allah'ı üzmektir diyen, Allahın vasıflarını taşıyor diyen yurttaşlarımız var.

Şunu anlatmak istiyorum. Türkiye'nin aydınları, cumhuriyetçileri, laikleri, solcuları, Atatürkçüler, Kemalistleri ile hiçbir ortak tarafı yok Erdoğan'ın. Bu gerçeği iyi görmeli. Onlarla uzlaşması hiçbir şekilde olası değil. Onun islam ve inanç ağırlıklı bambaşka bir dünyası var ve şu anda Türkiye'nin en güçlü insanı. Şu 16 yıl içinde yaşadıkları ile bunlardan vazgeçebilirdi. Ama öyle olmadı. Atatürk'ü ve onun yolundan, onun öngördüğü modern dünyadan nefret ediyor. Heykel bizim değerlerimiz arasında yok diyor. Bugünlerde sanırım Lozan'ın bir başarı olmadığını savunmak için dosya hazırlatıyor. Allah'ın yolunda olduğuna ve en doğru tek yolun o olduğuna inanıyor. Şimdi Türkiye'nin en güçlü adamının dünyasını görmezden gelemezsiniz. Üstelik halktan bu kadar destek bulurken. Tüm tartışma ve sorunlarımızda televizyondaki konuşma ve çözüm arayışlarında, bugün bu AKP iktidarının kayıtsız şartsız itaat ettiği BAŞYÜCE’nin niyet ve düşünce ve hedefi  ele alınacak önde gelen faktör olacaktır. Yandaş ve muhalif konuşmacılar bu gerçeği ortaya koyarak tartışmalıdırlar. Bence bu ihmal ediliyor. O gücünü korudukça başka fikirlerin alternatif görüşlerin yeri olmayacaktır. Büyük bir mücadeledir bu. Ne sonuç vereceğini, Türkiye'ye neye mal olacağını yaşayanlar hep birlikte görecektir.

Benim bu yaşımda beklentim, teknolojinin çok ileri giderek, öteki dünyadan bu dünyada olup bitenler izleme olanağı yaratılacağı fantezisi olabilir.
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)