• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

Süpertitiz: Uyanın artık devlet AKP oldu!

Süpertitiz: Uyanın artık devlet AKP oldu!
Twitter fenomeni 'Süpertitiz' AKP'nin devlet için Kürtlerle savaştığını düşünenler varsa artık uyansın' diyor.

Çağdaş Gökbel / ABC Gazetesi
Adını "Tabutta Röveşata" filminden aldığını söyleyen ve eğitim alanındaki duyarlılığıyla dikkat çeken bir twitter hesabı 'Süpertitiz'. Bir süreliğine siyasetten uzak kalmayı denese de bunu başaramadığını dürüst biçimde ifade ediyor.

Muhalefetin görevini yerine getiremediğinin ifade eden Süpertitiz, Kürt sorunun yok sayılamayacağının ve ülkenin doğusunda yaşananların diktatörlük düzenine geçişi hızlandırdığının altını çizdi.

Böyle bir twitter hesabı açmaya ne zaman karar verdiniz ve neden "Süpertitiz" gibi bir adı tercih ettiniz?
Aslında ben bu twitter hesabını zorunlu hizmetimi yaparken açtım. Vaktim çoktu ve canım sıkılıyordu doğrusu. Ankara’da geçen üniversite yıllarımın hemen sonrasında Anadolu’nun uzak ve soğuk bir kentinde -ki Anadolu’nun en güzel kentidir- çok da yapacak şey bulamıyordum. Bundan da ziyade metropolün hızlı akan politik hayatından uzak kalıyordum. Forum ve sözlüklerin kısmen popülerliğini yitirmeye başladığı bir dönemde sosyal mecrada kendimce kişisel bir alan olarak bu hesabı yarattım. Esasında pek siyasi içerikli de yazmazdım. Gündelik hayattan, kardan, kıştan, soğuktan... Kendimce kullanırdım hesabı. Bu durum 4+4+4 yasasının gündeme geldiği dönem biraz değişmeye başladı. 4+4+4 yasasının ne denli büyük bir gericileşme hamlesi olduğunu kavramıştık. O dönem ben de kendimce twitter’da bir hashtag çalışması başlatmış, KESK’in iki gün sürecek grevi ve Ankara eylemlerini duyurmaya girişmiştim. Türkiye’nin dört bir tarafından 4+4+4 yasasına karşı Ankara’ya gelme çabamız öylesine komik gerekçelerle, aynı zamanda saldırganlıkla engelleniyordu ki ben de bunları twitter üzerinden duyurmaya başladım.

Türkiye’nin her tarafından KESK’lilere yönelik engellemeleri twitter üzerinden duyuruyor, durdurulduğumuz noktalarda fotoğraflar çekip paylaşıyordum. Gezi öncesidir bu durum ve hemen hemen iki gün boyunca kamuoyunun gündeminde kalmayı başarmıştır. Yasayı engelleyebildik mi peki? Elbette hayır. Epey bir dayak yedik, yasa da geçti ve o yasanın doğal sonucu olarak bu yıl 36 bin kız çocuğu okula kayıt yaptırmadı, her taraf imam hatip okullarıyla doldu taştı. 

ekran-resmi-2016-01-24-14.17.29.png

Süpertitiz kullanıcı adına gelirsek… Tabutta Rövaşata filmindeki "Mahsun Süpertitiz" karakterinden “yürüttüm”. Hiçbir özel anlamı yoktur. Pek titiz birisi de sayılmam zaten. 

Sosyal medyada attığınız twitler pek çok insana ulaşıyor ve belki de insanlar sizi kanaat önderi olarak kabul ediyor. Bu durum sizce ne kadar sağlıklı? 
Estağfurullah. Kanaat önderliği gibi bir iddiam yok, öyle bir gerçekliğim de yok zaten. Bunlar bizim yarı gerçek kimliklerimiz gibi. Bana kalırsa bu anonim hesaplar üzerinde yazmak çok da sağlıklı değil ama faşizm koşullarında mesleğimizden kaynaklı kısmi güvenlik önlemi gibi düşünelim diyeyim. Bunun dışında Korkut Boratav Hoca’nın da belirttiği üzere sosyal medya da artık önemli bir alan. Tabi burada dengeler çok önemli. Sadece oturduğumuz koltuktan tweet atarak hiçbir şey elde edemeyiz. Hayatın içinde olmak gerek. Okulda, işyerinde, sokakta, hayatın kendisini politize etmek gerek. Bunun araçlarıyla buluşmak, beraberinde insanlarla yan yana gelmek gerek. Geniş kitlelerin dağınık halde kendi kendine harekete geçeceğini düşünmek gerçekçi değil. Memleket için, yarınlar için derdimiz varsa eğer mutlaka örgütlenmeliyiz, ayrıca sokağı örgütlemeliyiz. Aksi taktirde suya yazmış oluyoruz. Uçup gidiyor tarihin derinliklerine sosyal medya paylaşımlarımız. Dediğim gibi mutlak bir denge olmak zorunda. Kendi kanallarımızı oluşturmalıyız bu mecralarda ama beraberinde de sokağı, hayatı örgütlemeliyiz. Biraz da okumalıyız tabi. 140 karakterden ileri floodlarla kimse kimseye politik bilinç taşıyamaz. 

Türkiye’deki siyasi atmosferi dikkate aldığınızda muhalefetin yaptıklarını yeterli buluyor musunuz?
Yeterli bulmadığımız için bu durumdayız zaten. Oyları yüzde 52’lere dayanmış bir AKP, karşısında baraj altına doğru hızla giden AKP bastonu bir MHP, ne kitlesini ne de kadrolarını hem politize hem de mobilize edebilen bir CHP, tek başına hiçbir anlamı kalmamış bir HDP var. Sendikal hareket dibe çökmüş, daha da çöküyor. Kamu sendikacılığı siyasi partilerin kendi gündemlerine göre konum alan bir hale bürünmüş, emek cephesinin gündemiyle uzaktan yakından alakası kalmamış durumda. 

“YENİ BİR REJİM, DİKTATÖRLÜK İNŞA EDİLİYOR”
Toplumun önemli bir bölümü ve maalesef muhalefetin de önemli bir bölümü hala gidişatın farkında değil. Hala devlet mekanizmasının geleneksel devlet mekanizması olduğunu, AKP’nin de tıpkı diğerleri gibi gelip geçici bir siyasal iktidar olduklarını düşünüyorlar. Hatta bazıları çok daha saf; devlet mekanizmasının cemaat ve Kürtler’le savaşmak için AKP ile anlaştığını iddia ediyorlar. Kesinlikle böyle değil. Sizin de yazarınız olan ve yine bu sitede yayımlanan yazısında Deniz Yıldırım hocamız çok güzel özetledi gidişatı; yeni bir rejim, diktatörlük inşa ediliyor. Birileri cemaat ve Kürtlerle savaş için AKP’yi kullandığını falan düşünüyorsa fena halde yanılıyor. AKP bu grupları merkezine milliyetçiliği alarak yuttu. AKP kendi kurumlarını inşa etti, kendi ideolojisini yeniden üretiyor. Bunun en net göstergesi eğitimdir. Esas olan toplumsal dönüşümdür. Sermayenin el değiştirmesi süreci basit olanıdır. Yeni bir kültür inşa etmek zor olanıdır. Elindeki bütün ideolojik aygıtları bu yeni duruma göre güncellemen gerekir. Yeni kadrolar yetiştirmen, devlet mekanizmasının kritik noktalarına bu kadroları yerleştirmen gerekir. AKP şu an bunu yapıyor. Üstelik gözümüzün içine baka baka yapıyor. 30 yıl sonra 40 yıl sonra AKP kadroları olacak bu devlette. Devlet esas olandır, devlet baki olandır ve artık devlet AKP’dir. 

Twitter'da sizinkine benzer pek çok hesap var. Bundan önceki söyleşimizi de "Paracomandante" ile yapmıştık. Bir araya gelip siyasi bir harekete öncülük etmeyi hiç düşündünüz mü?
Twitter bir örgütlenme mecrası olarak ne kadar sağlıklı kullanılır emin değilim doğrusu. Fakat zaman zaman heyecan uyandıran gündemlere veya kurumlara hızlı ulaşmak anlamında pozitif etkileri var. Birleşik Haziran Hareketi’nin geçen yıl örgütlediği laiklik eylemleri, aynı şekilde ilk çıkışı sosyal medya kullanıcıları üzerinde de önemli bir etki oluşturmuştu. Bunu kendim gözlemlemiştim, bir çok örgütsüz olduğunu bildiğim kullanıcı profil fotoğraflarına Haziran Hareketi etiketlerini eklemişti ve o süreçteki Haziran eylem ve etkinliklerine katılmıştı. Bunun dışında zaman zaman hükümet düzeyinde açıklama yaptırmak durumunda bırakan gündemler de oluşturulabiliyor. Bu anlamda elbette twitter’da da yan yana gelmeyi önemsiyorum. 

ekran-resmi-2016-01-24-14.19.34-(1).png“MUHALEFET KENDİSİNİ TOPARLAYABİLİRSE BİZ ÇALIŞMAYA HAZIRIZ”
Eğer kendi mücadele hattımızda kendi kanallarımızı inşa edecek ve hegemonya kurmaya çalışacaksak, elbette twitter’da önemli bir kanal inşa alanıdır. Paracomandante de adı üstünde kumandandır. Twitter hesabını çok etkili kullanır, son derece de donanımlıdır. Bir çok insanı olumlu etkilediğini görüyoruz. Ama örgütlenme, örgüt bilinci, örgütlü yaşam, bunlar bambaşka şeyler. Daha somut, daha dokunarak, daha hayatın içinde yan yana gelmeye çalışmak gerekir. Dolayısıyla siyasi bir harekete öncülük etmek gibi iddialar uzak iddialar. Mevcut muhalefet odakları toparlansın, gerçekten öncü gibi hareket etsin biz de gidelim çalışalım, özne olalım. Bu daha gerçekçi bana göre. 

Yaşadığımız siyasi gerginlikleri ve ülkenin doğusunda yaşananları dikkate aldığınızda bizi nasıl bir gelecek bekliyor? 
Felakete doğru adım adım sürükleniyoruz. Ortak geçmiş ve gelecek duygumuz yok ediliyor. Yoğun bir İslamcı - milliyetçi kuşatma altında toplumun fay hatlarına müdahale ediliyor. Kürt sorunu diye bir sorun var. Biz yok desek de var, var desek de var. Yıl oldu 2016, artık biraz da gerçeğin gözleriyle.

“KÜRTLERLE SAVAŞARAK KÜRT SORUNUNU ÇÖZEMEZSİNİZ”
Bakalım ülkeye ve dünyaya. Kürtlerle savaşarak Kürt sorununu çözemezsiniz, Kürtler’i komple imha edemezsiniz, burası okyanus ortasında bir ada ülkesi mi etrafını tel örgülerle sarıp herkesi kılıçtan geçiresiniz? Böyle bir mantıksızlık olabilir mi? Önünde sonunda o masaya oturulacak. Sağlıklı olan toplumsal barışa hizmet edecek ve en geniş mutabakatı sağlayacak bir diyalog sürecidir. Türk ve Kürt halkının kaderi ortaktır. Bu ortaklığa darbe vuran, telafisi güç toplumsal travmalar yaratıp insanlar arasındaki mesafeyi açan herkes dönüp Ortadoğu’daki islamcı karanlığa, emperyal barbarlığa bir daha baksın lütfen. Saray ve AKP kendi rejimi inşa ederken milliyetçiliği toplumu konsolide etme aracı olarak kullanıyor. İki sene önce kendi söylediklerini bugün başkaları söylediği an linç başlıyor. Herkesi de duvarın bu tarafında kendi saflarına gelmeye zorluyor. Yakında referandumda evet vermeyen PKK’lıdır diyecekler. İnsan canı bu denli tehlikeli ve sorumsuz bir biçimde siyaset malzemesi yapılamazdı, yapıldı. 12 Eylül Diyarbakır Cezaevi PKK’yi yarattı.

Bugün Cizre, Silopi, Sur daha fazla PKK yaratacak. Kendi rejimleri ve istikballeri uğruna toplumu karanlığa mahkum ettiler. Bugün değilse bile yarın Cizre’de, Sur’da, Silopi’de yaşanan travmanın etkileriyle yüzleşeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Fakat görünen o ki; ilk erken seçime veya referanduma kadar Türkiye bu çatışmalı atmosferi yaşamaya devam edecek. Beyefendi hazretleri başkan olsun, yeni rejim sağlıklı bir biçimde inşa olsun diye insanlar ölüyor. Tipik diktatörlük inşası işte. 

Son olarak takipçilerinize nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?
Laiklik bu topraklarda barbarlığın panzehiridir. Laikliğe daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Cumhuriyet’in asgari kazanımlarının yok edilmesine seyirci kalamayız, zira biz seyirci kaldıkça AKP kendi rejimini inşa ediyor. AKP’li olmayıp da devletin hala kendi geleneksel devleti olduğunu sananlar varsa lütfen uyansın artık. Devlet AKP oldu. Dolayısıyla devlet ile devletin çizdiği sınırlar içerisinde mücadele edemeyiz. O geleneksel kalıplarımızdan sıyrılıp cepheden devleti sorgulamamız gerekiyor. Ancak o zaman bu iç içe geçmişliği görür ve daha sağlıklı bir mücadele zemininde daha geniş kitlelerle buluşuruz. Asgari müştereklerde buluşup yükselen bu diktatörlük rejimine karşı en geniş cepheyi örmekten başka çaremiz yok. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)