• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 23 °C

Suriye politikasında yeni durum; kazananlar-kaybedenler

Torun Ahmet TÜRKMEN

Türk ordusu beklendiği gibi Suriye’ye girdi. Gelişmeler, Türkiye’nin bir bölgesel aktör olarak, Esat’lı bir Suriye’nin devamı konusunda Rusya, Amerika ve İran arasında varılan mutabakatın yan aktörü olarak devreye sokulduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin gerekçe olarak ortaya koyduğu olgulara baktığımızda Amerika ve Kürt’leri dışında bırakırsak, Suriye dahil diğer tüm tarafları pek rahatsız eden gerekçeler olmadığı gözüküyor. Amerika, 15 Temmuz ‘darbe girişiminin’ ortaya çıkardığı olgular konusunda “suçüstü” yakalanmış bir devlet duygusunun da etkisiyle, var olan duruma “onay” verdiği duygusunu veriyor.

Gerçek olan bir şey varsa o da, Rusya’nın bu süreçte büyük oranda etkili olduğu ve bundan sonraki süreçte etkili olmaya devam edeceğidir. Amerika’nın Dünyada ve özellikle bölgemizde on yıllardır izlediği yıkıcı sonuçlara yol açan başarısız politikası karşısında mevcut bu durumu kabul etmek zorunda bırakılması gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu yanıyla Ortadoğu’da ve Dünya’da artık yeni güç dengeleriyle birlikte çıkar alanları oluştuğu dikkat çekiyor.

Bölgede kaybeden Amerika ve onun atına binerek, kontrol edemeyeceği bir bölgeye giren, bu çizgiyi devam ettirmeye çalışan YPG’nin olduğu da aşikar. Unutmayalım ki Cerablus - Mare hattı zaten Kürt’lerin yaşadığı bölge bile değil.

Tüm tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğü” konusunda mutabakat beyanıyla ortaya çıkmaları son derece olumlu bir durumdur. Bu arada tam 5 yıldır “Esat’sız bir Suriye’’ söylemi ile yola çıkan, IŞİD teröristleri için “bir kaç öfkeli genç” diyen bir AKP iktidarının bu örgüte karşı en azından tavır alır pozisyonuna girmesi olumludur. Yalnız, dün IŞİD’le olduğu gibi bugün de çoğunluğu terörist örgütlerden devşirme kadrolardan oluşan ÖSO’yu desteklemesi son derece endişe vericidir. Unutmamalıyız ki, gelecekte bu örgütün nerelere dönüşeceği bilinmezliğini korumaktadır.

Dikkat çeken bir nokta daha var. Kuzey Irak Kürt Yönetimi, bölgede PKK- YPG olgusundan son derece rahatsız. Rahatsızlığını da her fırsatta dile getiriyor. Başkan Barzani’nin Amerikancı bir kökten gelmesine ve yakın zamana kadar bağımsızlık fikrini dile getirmesine rağmen en azından şimdilik bu talebi geri çektiği hissediliyor. Yakın gelecekte bölgede bir “Ulus Devlet” düşüncesinin gerçekçi olmadığı noktasına gelmiş olduğunu düşünebiliriz. Hatta Türkiye ile birlikte bir oluşuma gitme fikrini düşünüyor da olabilir. Hangi koşullarda bilinmez ama kim bilir belki de konuşuluyordur.

Sonuç olarak bölge yeniden tanımlanıyor ve şekillendiriliyor. Yeni aktörler devrede. Suriye’de Esat yönetimi emperyalist güçlerin beklentilerinin aksine oldukça dirençli çıktı. Ülkesi tam bir yıkım yaşamasına rağmen, ordusundan yüz bin asker kaybetmesine, çok etnikli ve uluslu yapısına rağmen birliğini korudu. Bu durum Suriye’nin gücünün temelini oluşturuyor.

Türkiye’nin ve hiç bir ülkenin başka bir egemen devletin sınırlarına girmesini kabul etmek mümkün değil. Ayrıca Suriye’de tablo her an değişebilir. Türk ordusunun bir an önce Suriye topraklarından geri çekilmesi, uluslar arası kurallara uyması gerekmektedir. Aksi durumda işin içinden zor çıkılır bir tablonun ortaya çıkması mümkün gözüküyor.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)