• BIST 106.825
  • Altın 145,250
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1286
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 30 °C

Suriye'de “Alevi iktidar” yalanı

Suriye'de “Alevi iktidar” yalanı
Suriye'de Alevi diktatörlüğü vardır, Esad farklı inançları kapsamıyor, ötekileştiriyor" söylemi gerçeği asla yansıtmamaktadır.

Ömer ÖDEMİŞ - Haber Analiz

AKP iktidarı kirli Suriye politikasından çark ederken bile eski yalanlarına tutunarak kendisini aklamaya çalışıyor. “Alevi Esad’ın iktidarda olduğu, ülkeyi diktatör gibi yönettiği ve çoğunlukta olan Sünni kesimi baskı altında tutuğu, katlettiği, yaşam hakkı tanımadığı”  gibi artık ağızlarında klişe haline gelen yalanları kullanarak, Suriye de işlediği suçu örtmeye çalışıyor.

Uluslararası hukuku çiğneyerek sayısı yüz binleri aşan cihatçı teröristleriin bu ülkeye sokulmasını sağlayan AKP iktidarı, katillere her türden lojistik desteği vererek, Suriye devletinin ve laik rejimin ykılması için dolaşıma soktuğu sahte gerekçeyi gündemde tutmak istiyor.

“Suriye’de mezhep çatışması vardır” yalanı bu güne kadar sıklıkla söylendi. Bu yalanla AKP Hükümeti Türkiye’deki mezhepsel farklılıkları kaşıyarak, iflas eden Suriye politikasına Sünni kesimden destek bulma ümidini sürdürüyor. Öyle ki, “Suriye’de bir Alevi diktatörlüğü vardır” yalanı bu amaçla sürekli yandaş medya üzerinden servis ediyor. Emperyalizmin ve bölge gericiliğinin yıkmaya çalıştığı BAAS rejimini, bir "Alevi diktatörlüğü" gibi göstermeye çalışan AKP yönetimi, böylece gerçek siyasal amacını gizlemeye yöneliyor.

Suriye, Alevilerin ve diğer azınlık kesimlerin on yıllardır rahatça yaşadıkları, devlet olanaklarından eşit olarak yararlandıkları, herkesin kendi kimliği ile var olabildiği istisnai ülkelerden biridir. Araplar, Kürtler, Ermeniler, Dürziler, Yahudiler, Türkmenler, Çerkesler ve değişik inanç ve mezhepsel gruplar bu ülkede özgürce kendi kimlikleri ile yaşama olanağına sahiptir. Kiliseler camilerle yan yanadır, her iki kesime inanan halk kitleleri ortak vatan bileşkesinde, eşit yurttaşlar olarak yaşamaktadır.

s2-002.jpg

Suriye’de Aleviler, diğer inanç grupları gibi kendi inançlarını özgürce yaşayabilme olanaklarına sahip olmakla birlikte, her hangi bir ayrıcalığa sahip değildir. Aleviler, devletin hemen her kademesinde, diğer inanç gruplarıyla birlikte yer almaktadır. Suriye ordusunda Aleviler de general olabilmekte, Sünniler, Türkmenler, Hıristiyanlar ve Ermeniler de.. Orduda rütbe alabilmek için belirleyici kıstas, herhangi bir etnik kökene ya da inanç grubuna bağlı olmak değil askeri olarak o rütbeyi taşıyacak yetenekte olmaktır, liyakattır. Yasal olarak tüm halklar, devletin bütün organlarında, bürokrside, orduda eşit haklara sahiptir.

Türkiye’de gayri Müslimlerin orduya alınmadığını, Alevilerin orduda çok uzun süre üst rütbelere çıkarılmadığını, güvenlikle ilgili diğer birimlerde fişlenerek alt düzeylerde ancak çalıştırıldığını düşündüğümüzde, Suriye’deki eşitliğin önemi çok daha iyi anlaşılır. Suriye’de demokrasi dersi vermeye kalkan AKP iktidarı, dönüp aynaya bakmalı ve toplumdan neredeyse dışlanmış Alevi ve Gayrımüslim halkların sosyal-siyasal durumlarını görmelidir.

Türkiye'de Sünni egemen anlayış diğer inançları adeta yok saymış, her fırsatta farlılıkları kaşıyarak, düşmanlıklar yeşertmiştir. AKP iktidarı bu ayrışmadan sürekli nemalanmış, siyasal yandaş kazanmıştır. Ötekileştirilmiş azınlık halkları ve egemen olmayan mezhepleri sürekli baskı altında tutarak eritmeye, sindirmeye ve yaşamdan uzaklaştırmaya çalışmıştır.

Alevi diktatörlüğü söylemi AKP yalanıdır

Suriye’de iç savaş çıkarma senaryolarına mezhep farklılıklarının kullanılması için çok uğraşıldı. Ancak tüm çabalara, yalanlara ve yanlışlara karşın mezhepler arası bir çatışma çıkartılamadı. Bu amaca dönük provokasyonların halkta karşılığı olmadığı çok açıkça görüldü. Özellikle Türkiye ve Arap gerici rejimleri tarafından ısrarla seslendirilen “Suriye’de Alevi azınlık iktidarının olduğu ve Sünni çoğunluğu şiddete dayalı olarak yok etmeye çalıştığı” propagandasının tam bir aldatmaca olduğu ortaya çıktı.

Suriye devleti laiktir, ancak hâkim ve egemen mezhep sanılanın aksine Alevilik değil, Sünniliktir. Sünni kökenli insanların devlette yer alma oranı % 75’tir. Aleviler sadece, diğer azınlıklar gibi laiklikliğin dönemini ve eğerini somut olarak yaşadıkları için, bu zeminin sunduğu güvence nedeniyle rejimin arkasında sağlam durmaktadırlar. Suriye’ye yönelik silahlı şiddete karşı yönetimi savunan temel güç de Sünni kökenli halk ve askerlerdir. Laikliği savunan Sünni halk kesimleri ile Hıristiyanlar, Aleviler, Dürziler, Süryaniler ve Kürtlerdir.

Devletin din işleri Vakıflar Bakanlığınca (Vizaret el Avkaf) yönetiliyor. Ve bu kurum Türkiye’de olduğu gibi tamamen Sünnilerden oluşuyor. Hıristiyanların ise yarı resmi din işleri var. Ancak Alevilik adına resmi hiçbir kurum yok. Sünnilik aslında nesnel olarak resmi mezhep konumunda.

Suriye yönetimine, bir mezhep yakıştırması yapılmak isteniyorsa eğer, doğru niteleme, “Suriye Sünni bir devlettir” şeklinde olur. Bunun için, devleti oluşturan tüm idari merkezlerin yönetimini oluşturan yetkililerin mezheplerine bakmak yeterlidir. Suriye’de başbakan, genelkurmay başkanı ve savunma bakanı dahil 29 bakan Sünni mezhebindendir. Yalnızca 3 bakan Alevidir. 

Suriye’nin laik bir ülke olduğu ve atamalarda mezhepsel ölçülere asla bakılmadığı her fırsatta ifade ediliyor. Sünni halkın yoğun olarak yaşadığı 11 ilde görevli olarak atanmış bir Alevi varsa bile, çevresi olduğu gibi yerli Sünni danışman ve yetkililerle örülerek bir denge sağlanmaya çalışılmış. Örneğin Lazkiye’de müdürlük düzeyinde Alevi sayısı inanılmayacak kadar azdır ve özellikle olaylar döneminde tüm genel müdürlüklere Sünni, Hıristiyan görevliler atanmıştır. Silahlı kuvvetlerdeki üst komuta kademelerinde de durum aynıdır.

Altını çizerek bir kez daha belirtmek gerek; Suriye’de Alevilik resmi olarak yoktur. Buna karşın, Sünnilik Suriye devletinin resmi mezhebidir.

Dolaysıyla, Suriye’yi “Alevi azınlık hükmü altında olan bir ülke” gibi göstermenin tek amacının, bölgede Suriye üzerine oynanmak istenen oyunlara mezhep çatışması imajını verebilmek olduğu anlaşılıyor. 1980’li yıllarda da benzer bir oyun oynanmak istenmiş, Müslüman Kardeşler örgütü silahlandırılarak, ayaklanmaya teşvik edilmiştir. Ancak o dönemde de Müslüman Kardeşler ayaklanmasına karşı savaşanlar ilk adımda laik Sünni ilerici güçler olmuştur.

Aleviler, en kutsal bayramlarından olan "Gadir Gecesi" bile Suriye’de resmi gün, bayram ya da tatil olmadığından, ibadetlerini gizlilik içinde yapıyorlar. Hatta Sünni vakıflar bakanlığı bir açıklama ile Aleviler için önemli olan bu bayramı kutlamazken, Sünni bayramların, kutsal gece ve kandillerin tümü resmi tatil günü olarak kutlanmakta ve kutlamaları için devlet bütçesinden ödemeler yapılmaktadır.

Resmi olarak yasak olan bir mezhebin, resmi olarak var olan ve egemen olan mezhep üzerinde nasıl baskı yapabileceğini düşünebilmek için bilincimizi ciddi olarak zorlamamız gerek. Çoğunluğun Sünni olduğu, resmin din işleri kurumunun Sünni olduğu, mevcut yöneticilerin çoğunluğunun Sünni olduğu bir ülkede, Alevi azınlığın diktatörlüğünden bahsetmek, amaçlı ve provokatif bir tutumdur.

Bu konuda önemli bir gösterge eğitim kurumlarındaki din derslerinde ortaya çıkıyor. Suriye’de ilkokuldan lise sona kadar “din terbiyesi” adı altında bir ders okutulduğu, bu derse Hıristiyan çocukları girmezken, Alevi çocukların, Müslüman oldukları için girdikleri biliniyor. Derslerde ise sadece Sünni eğitimi veriliyor, Alevi çocukları bunu öğrenmeye mecbur kalıyor. Bu konuda Suriye’nin Türkiye’yi aratmadığını da açıkça görmekteyiz.

Sonuç olarak, "Suriye'de Alevi diktatörlüğü vardır, Esad farklı inançları kapsamıyor, ötekileştiriyor" söylemi gerçeği asla yansıtmamaktadır. Suriye bu vahşi savaşı kendi insanlarını ötekileştirmeyip, farklılıklarını benimsediği için kazandı. Ulus olmak böyle bir zorunluluğu her topluma kaçınılmaz olarak dayatır. Bundan kaçanlar asla ulus olamazlar ve özgürlüklerine ve bağımsızlıklarına dönük saldırılar karşısında başarılı olamayarak, darmadağın olur, silinirler.

Suriye farklılıklarını ulus çatısı altında birleştirerek direnmeyi başardığı için, emperyalist ve gerici saldırıları püskürterek, özgürlüğünü ve bağımsızlığını koruyabildi.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
    • "Çin ile ekonomik savaş halindeyiz"17 Ağustos 2017 Perşembe 13:47
    • İslamcı militana 3.2 milyon dolarlık ceza17 Ağustos 2017 Perşembe 13:08
    • Radyo istasyonunda rehine krizi17 Ağustos 2017 Perşembe 12:12
    • Almanya’dan AKP’ye karşı kritik girişim17 Ağustos 2017 Perşembe 10:10
    • ABD Başkanı Trump istifalar sonrasında danışmanlar konseyini feshetti16 Ağustos 2017 Çarşamba 23:47
    • İspanya açıklarında 339 sığınmacı kurtarıldı16 Ağustos 2017 Çarşamba 21:59
    • "Türkiye sadece Erdoğan'dan ve hükümetinden oluşmuyor"16 Ağustos 2017 Çarşamba 21:23
    • Hamaney'den sert çıkış16 Ağustos 2017 Çarşamba 20:30
    • ABD'nin Dini Özgürlükler Raporu'na tepki16 Ağustos 2017 Çarşamba 20:08
    • Ege'de deprem!16 Ağustos 2017 Çarşamba 19:10
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)