• BIST 109.605
  • Altın 156,690
  • Dolar 3,8779
  • Euro 4,5897
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 19 °C
  • Antalya 19 °C

Suriyeli mülteci kadın: Hemen her erkek kötüdür

Avrupa'ya göç etmek zorunda bırakılan mülteci kadınlar, ülkelerini geride bırakmanın yanında yoksulluk, istismar ve şiddetle cezalandırılıyor. Suriyeli bir mülteci kadın, Samar, Türkiye'de yaşadıklarından sonra şöyle diyor; 'Hemen her erkek kötüdür.'

Almanya’ya göç dalgasına katılan Suriyeli kadınlardan biri kocasının kaçakçılara borcunu ödemek için yol üstünde cinsel ilişkiye zorlanmış, bir diğeri Macar bir gardiyanın asılmasına yanıt vermeyince bayılıncaya kadar dövülmüştü.

Bir üçüncüsü ise, eski makyaj sanatçısı, dahil olduğu göçmen gruptaki erkekleri uzaklaştırmak için yıkanmayı bırakıp erkek gibi giyinmeye başlamıştı. Şimdi Berlin’de bir acil durum sığınağında hala elbiseleriyle uyuyor ve buradaki diğer kadınlar gibi geceleri kapısının arkasına bir dolap sürüklüyor.

sol'da yer alan habere göre New York Times'dan Katrin Bennhold'a konuşan ve ismini vermekten korkmayan nadir kadınlardan olan bu makyaj sanatçısı Esra el-Horani, “Ne kilit var ne anahtar” diyor ve kendini şanslı bulduğunu belirtiyor: “Yalnızca soyuldum ve dayak yedim.”

AVRUPA POLİSİ DE ŞİDDETİN ÖZNESİ

Evlerinde savaş ve şiddet, yolda sömürücü soyguncular, yabancı topraklarda ise belirsiz bir gelecek. Bunlar Orta Doğu’dan Avrupa’ya ve daha ötesine göçen on binlerce göçmenin karşılaştığı riskler. Tehlike ise kadınlar için çok daha fazla.

Almanya’da düzinelerce göçmen, sosyal hizmet görevlisi ve travmaya uğrayan göçmenlerle ilgilenen psikologlarla yapılan görüşmeler, şu anki toplu göçlere kadınlara yönelik şiddet dalgasının eşlik ettiğin gösteriyor. Zoraki evlilik ve kadın ticaretinden hane içi şiddete, kadınlar diğer göçmenlerden, ailedeki erkeklerden ve hatta Avrupalı polislerden şiddet şikayetlerinde bulunuyorlar. Göçmen kadınlar için taciz ve diğer istismarlar konusunda güvenilir istatistikler yok.

Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre son bir yılda Orta Doğu’dan savaş ve yoksulluk sebebiyle Avrupa’ya gelen bir milyondan fazla göçmenden erkeklerin sayısı kadınlarınkinin üçte biri kadar fazla. Almanya İnsan Hakları Enstitüsü cinsiyet araştırmaları uzmanı Heike Rabe, “Erkekler hem sayıca hem de diğer açılardan daha baskın” diyor.

Berlin’in doğusunda, travmaya uğrayan göçmen kadınların tedavisini üstlenen psikoterapist Susanne Höhne, tedavi gören kimi yetişkin, kimi ise 60 yaşın üstünde toplam 44 kadının cinsel istismara uğradığını belirtiyor. 18 iş arkadaşı ve kendisi için ise “Duyduklarımızla başa çıkabilmek için ayda iki kez biz terapiye gidiyoruz” diyor. Höhne ve ekibi, kadınların Almanya’da yaşama alışmaları için birlikte her kadına haftada iki terapi seansı düzenliyor ve ev ziyaretleri dahil olmak üzere toplam 7 saat toplumsal hizmet sağlıyorlar.

'FUHUŞA ZORLADIĞI EŞİNİ, ŞİMDİ ONURUNU LEKELEMEKLE SUÇLUYOR'

30 yaşında dört çocuklu Suriyeli bir anne geçtiğimiz sene ailesiyle birlikte savaştan kaçmış. Eşi parasız kaldığında Bulgaristan’daki kaçakçılara borcunu ödeyemeyince ödeme olarak kadını önermiş. Kadın, yolculuğun geri kalanını kazanabilmek için üç ay boyunca hemen her gün tecavüze uğramış. Sonunda kocası da istismara başlamış. Höhne bunu “çarpık zihniyet” olarak adlandırıyor ve şöyle diyor; “Kocası kadını neye zorladıysa dönüp dolaşıp kendi onurunu lekelemeye başlıyor. Böylece suçlu taraf kadın oluyor.”

Kadın şu anda ilticada, Berlin’de çocuklarıyla yaşıyor. Almanya’da başka bir yerde yaşayan kocası bir kez Berlin’de sokakta kadını takip etmiş, hakkında yasaklama emri verilmiş. Ancak kadın, kocası ya da “aile onurunu zedelediğini” düşünen bir akraba tarafından öldürülme korkusuyla ismini vermeye bile korkuyor.

Höhne’ye göre kadın, geriye dönüşler, uykusuzluk ve dikkat bozukluğu dahil olmak üzere tüm travma sonrası stres bozukluğu semptomlarını gösteriyor. “Bazen tamamen sağlıklı görünüyor, sonra bir bakıyorsunuz karşınızda bir sandalyeye oturmuş, hareketleriyle Şam’da kurşunlardan kaçınıyor, ya da Bulgaristan’da istismar edilişini yeniden yaşıyor.

Birleşmiş Milletler Göçmen Ajansı’ndan William Spindler’a göre, Göçmenler için Avrupa’ya ana giriş yerlerinden olan Yunanistan’da karşılama noktaları genelde fazla kalabalık, yeterli ışık ya da yalnız kadınlar için ayrı yerler yok. “Erkekler, kadınlar ve çocuklar aynı yerde uyuyorlar… Tüm Avrupa’da cinsel şiddet ve hane içi şiddet şikayetleri ekibimize sürekli iletiliyor.”

KONU KADINLARIN GÜVENLİĞİ OLDUĞUNDA UCUZA KAÇILIYOR

2015 yılında yaklaşık bir milyon göçmene barınma ve lojistik destek sağlayan iltica sistemiyle görece güvenli sayılabilecek Almanya bile, konu kadınlar için yatak odası kapı kilidi gibi basit koruma yöntemlerine gelince ucuza kaçıyor.

Alman cinsiyet temelli şiddet uzmanı Bayan Rabe, “önceliğin evsizliği önlemeye verildiğini” belirtiyor. “Ancak şiddete sehven taban oluşturan bir çevre risk faktörü. Standartların değer kaybetmesine izin veremeyiz.”

Berlin’in doğusunda göçmenler için iki ev sağlayan Jan Schebaum’a göre bunu söylemek yapmaktan daha kolay. Her katta iki banyo var ve odalar dolu.

İşlettiği evlerden bir tanesi de makyaj sanatçısı Horani’nin kaldığı acil durum sığınağı. Buradaki 120 yetişkinden çoğu Suriyeli ve Afgan, 80’i ise erkek.

Schebaum “Kadınlar, erkeklerin gölgesinde. Sesleri kısılıyor, bu bir sorun" diyor.

Gönüllülerin sıcak çorba ve taze meyve dağıttığı yemek tezgahında, kadınlar en arka sırada duruyor. Odalarında çok fazla kalıyorlar ve panolarda duyurulan müze gezisi ya da konser gibi  etkinliklere nadiren katılıyorlar. Suriyeli kadınlardan biri, henüz Almanya’ya gelmeyen kocası izin vermediği için iki ay önce geldiği binadan ayrılmamış.

Çamaşırhanede ise aile içi şiddet öyküleri kadınlar arasında fısıltı halinde konuşuluyor. Dördüncü katta eşini döven kıskanç bir koca var. Çocukları olmadığı için kocasından dayak yiyen bir kadın var. Barınaktaki gönüllülerden birinin söylediğine göre birkaç ay önce, iki Afgan erkek, bir Afgan kızı müstehcen sözlerle taciz ederek bisikletinden ittirdi, sonrasında diğerleri olaya dahil oldu. Yine de şiddet olayları az sayıda rapor ediliyor.

Rabe, barınağın evli çiftlerin birbirine bağlı olduklarını iddia ettiğini söylüyor. Bu şekilde kadınlar kocalarına daha fazla bağımlı ve onlardan ayrılmaya daha isteksiz oluyorlar. Rabe’ye göre teoride Alman yasaları aile içi şiddetle başa çıkabilecek nitelikte. Ancak pratiğe gelindiğinde çiftin birbirinden ayrı yaşaması gibi ölçütler barınak içinde gerçekleştirilemiyor.

'KAÇAKÇILARA ÖDEMENİN NASIL YAPILACAĞINI HERKES BİLİR'

Suriye Maliye Bakanlığı eski çalışanlarından 35 yaşındaki Samar, göçmen kadınlığın zorluklarından bahsediyor. Şam’ın kırsallarından Darayya’daki evinden bombalarla uzaklaşmış, 2, 8 ve 13 yaşlarındaki üç kızıyla yalnız başına 14 ayı yollarda geçirmi olan Samar, bir tercüman aracılığıyla Arapça olarak “Onları gözümün önünden bir dakika bile ayırmadım.” diyor. O ve diğer bekar anneler dönüşümlü olarak uyuyup birbirlerini ve kız çocuklarını gözetlemişler.

Ama İzmir’de Yunanistan’a doğru yola çıkmak üzereyken, Samar soyulmuş ve kaçakçıya ödeyecek parası kalmamış. Ömer adlı tıknaz bir adam ücretsiz olarak onu taşıyabileceğini söylemiş, tabi sekse evet derse. Samar, daha önce onun ve diğer göçmen kadınların kaldığı otelde gece  kadınların buna zorlandığını, “odasına gidip bunu yaptığını” duymuş.

Samar; “Herkes kaçakçılara ödemenin iki şekilde yapıldığını bilir. Ya paranızla, ya bedeninizle” diyor.

Öte yandan teklifini kabul etmeyen kadına sinirlenen Ömer isimli insan kaçakçısı, gece Samar’ın odasına dalmış, Samar daha çığlık atıp kaçırmadan onu ve kızlarını tehdit etmiş. Genç kadın, Türkiye’de yaklaşık bir yıl kalıp çalışmış ve yolculuğun geri kalanı için gerekli olan 4 bin Euro'yu biriktirmiş.

'HEMEN HER ERKEK KÖTÜDÜR'

En küçük kızı kucağına kıvrılmış halde otururken Samar vardığı şu sonucu söylüyor; “Dünyada hemen her erkek kötüdür.”

Kentin karşı yakasında, Berlin’in batısındaki Höhne de aynı fikirde, yalnızca çok küçük bir farkla. Höhne, "kolay çözüm yoktur", diyor. Yalnızca kadınların olduğu barınaklar bir seçenek değil çünkü aileler birlikte kalmak istiyor. Bazı kadınlar korunmak için erkeklere dayanıyor, diyor ve ekliyor: “Çoğu erkeğin de travma geçirdiğini unutmamalıyız.”

“Ne siyahla beyaz var, ne şeytanla melek” diyor. “Eğer kadınlara yardım etmek istiyorsak, bunu erkekler için de yapmalıyız.”

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
    • 123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)