• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 24 °C

Taksim mitinginden siyaset dersleri

Taksim mitinginden siyaset dersleri
Miting, miting olarak başarılıydı. Ancak CHP, mitingde kendi farkını netleştiremedi. Türkiye’yi mahvedenin Cemaat ile birlikte Cumhuriyeti boğazlayan AKP olduğu vurgulanmadı. Sokaktaki şeriatçı gösterilerin yarattığı tedirginlik ve tepki ifade edilemedi.

ABC Gazetesi / Haber-Analiz

Başarısız darbe girişimi, ardından AKP’nin bunu bir fırsata çevirme tutumu ve OHAL ilanından sonra, CHP'nin çağrısı üzerine 24 Temmuz’da Taksim’de düzenlenen “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi”, siyasal tarihimizin en büyük kitlesel eylemlerinden birine dönüştü. Mitinge sadece CHP’li kitleler değil, toplumun bütün cumhuriyetçi ve laik kesimleri, başta işçi sendikaları olmak üzere meslek örgütleri ile sol ve sosyalist çevrelerin büyük kesiminin katılması da dikkat çekti.

MİTİNGDEN KARELER

Tarafsız gözlemcilere ve bizim yaptığımız tespitlere göre mitinge 1 milyonu aşkın yurttaş katıldı. Emniyet kaynakları ise katılımın en az 1,5 milyon olduğunu belirtiyor. Durum böyle olunca, bu büyük kitlesel eylemi birçok yönü ve boyutuyla değerlendirmek gerekiyor.

MİTİNG, MİTİNG OLARAK BAŞARILIYDI

Değerlendirmemizi daha net, özlü ve anlaşılır şekilde ifade etmek için maddeler halinde sıralayalım.

Yapılacak ilk değerlendirme şudur; Taksim mitingi başarılıydı. CHP İstanbul İl Yönetiminin, siyaseti ve cumhuriyete inanan büyük kitlerinin eğilimini doğru okuyup hızlı hareket ederek böyle bir miting kararını almakta ne kadar doğru davrandığı ortaya çıktı. Türkiye’nin ihtiyacına doğru yanıt verildiği kanıtlandı.

Bu başarılı hamlenin gerçekleştirilmesinde, CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat'ın belirleyici rolüne ve liderliğine özellikle dikkat çekilmeli. 

Mitingin bir parti etkinliği olarak değil, laiklik yanlısı, darbe ve dikta karşıtı bütün kesimlerin eylemi olarak tasarlanması yerinde bir karardı. Bu nedenle mitinge cumhuriyete inanan merkezdeki kesimler ile, hem darbeye hem de AKP diktasına karşı kesimlerin katılması sağlandı. CHP uzun bir aradan sonra sol ve sosyalist parti, grup ve çevrelerle ortak bir etkinlik yaptı.

PARTİ MERKEZİ, KİTLELERİN VE ÖRGÜTÜN GERİSİNDE
Öyle anlaşılıyor ki, bu mitingin başarılı ve büyük bir kitlesel eylem olacağına katılımcılar ve etkinliğin düzenleyicisi olan İstanbul il örgütü dışında CHP Genel Merkez yöneticilerinin belli bir kesimi de yeterince inanmıyordu. Yanıldıkları ortaya çıktı. Bir milyonu aşkın büyük ve coşkulu bir kitlenin mitinge katılması, toplumsal duyarlığının çok yüksek olduğunun kanıtıydı. CHP merkezinin, İstanbul İl Örgütünün gerisinde kaldığı görülüyordu.

Bu anlamda miting ve eylem başarılıydı. CHP üst yönetimi ise, olan biteni, siyaseti ve kitlelerin eğilimini okumakta başarısızdı. Alanı dolduran bir milyonu aşkın büyük kitle, kürsünün ve yönetimin ilerisindeydi. Diğer bir ifadeyle CHP üst yönetimi, alandaki kitlelerin gerisinde kaldı. Krizi bir fırsata çevirerek bütün ülkede OHAL ilan eden, camileri parti şubesi haline getiren; sokaklarda şeriat ve idam çığlıkları atan, Alevi mahallerine saldıran kalabalıklara duyulan tepki anlaşılamadı.

TEKBİRLE DEMOKRASİ GELMEZ

Tekbirle demokrasi gelmez. Dünyanın hiçbir ülkesine de tekbirle demokrasi gelmedi. Edilen dua ve kılınan namaz dışında sokaklarda, eylemlerde tekbir getirmek, onu bir saldırı sloganına dönüştürmek, dinin siyasallaşmasının en somut örneğidir. Tekbirle ancak şeriat, Taliban ve İhvan rejimleri gelir. Bu olgu net şekilde vurgulanmalıydı. AKP’nin sokakta kurduğu ve toplumun geniş kesimlerini tedirgin eden hegemonyayı kırmanın, bu gelişmeye karşı açık tutum almaktan başka yolu yoktu.

Toplumun büyük kesimi, darbe girişimine karşı olduğu gibi, şimdi daha yakın bir tehlike olarak gördüğü Erdoğan-AKP gericiliğine de büyük tepki duyuyor. Laiklik,hiç olmadığı kadar büyük tehdit altında. Daha önce olur olmaz yerde laiklik vurgusu yapan CHP yönetimi, tam da laikliğin gerçek anlamda değerinin ortaya çıktığı, toplumun bu konudaki duyarlılığın çok yükseldiği bir evrede, bu durumu da doğru okuyamadı. Laiklik vurgusundan anlaşılmaz bir şekilde kaçındı.

LAİKLİK VURGUSU YETERİNCE YAPILMADI

Alanda da laiklik konusundaki duyarlılık çok yüksekti. Örneğin, ünlü şair-yazar Atol Behramoğlu kürsüye çıkıp, “herkes benden bunu vurgulamamı istedi” diye bir ön açıklama yaparak,“laikliğin tehdit altında olduğuna” dikkat çekmesi ve asıl tehlikenin bugünkü iktidardan geldiğine vurgu yapmasının, alanı nasıl dalgalandırdığı, bu sözlerin nasıl pozitif bir karşılık aldığı açıkça görüldü. Adeta bütün meydan ayağa kalktı. Bu nedenle, kürsüden kitlenin bu duygu ve tepkisi yönlendirilmeliydi.

Demokratik kuruluşlar platformunun ortak bildirisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından önce okunmalıydı, bu da yapılmadı. Bu büyük bir hataydı. Çünkü CHP’nin bu eylemi, uzun bir aradan sonra ilk kez, solda kendisine yönelik olarak oluşan ön yargıları kırmıştı. Alanda geniş bir kitle de bu kuruluşların üyelerinden, onların etkisi altındaki kesimlerden, sol ve sosyalist gruplardan oluşuyordu. Bildiri, ancak İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat’ın müdahalesiyle ve miting dağılmak üzereyken okunabildi. (Bu arada, ortak bildiriyi okuyan temsilcinin hitabetinin kötü oluşu ayrı bir sorundu, bu durum konuşmanın etkisini daha da düşürdü.)

AKP VE ERDOĞAN ELEŞTİRİSİ EKSİK KALDI

AKP ve Tayyip Erdoğan eleştirisi mitingde çok eksikti. Fark yeterince konulamadı. Böylece darbeye karşı “demokrasi bloku” gibi fantastik, karşılığı olmayan bir tablo oluştu. Bu tablonun AKP’ye hizmet edeceği anlaşılamadı. Oysa, darbe girişimini yapanlar AKP’nin eski ortakları, 11 yıl Türkiye’yi birlikte yönettikleri dava arkadaşlarıydı. Bu gerçek vurgulanmadı. Oysa, bu olgunun toplumun bilincine kazınması çok önemliydi.

Dolayısıyla CHP, mitingde kendi farkını netleştiremedi. Türkiye’yi mahvedenin Cemaat  ile birlikte Cumhuriyeti boğazlayan AKP olduğu vurgulanmadı. CHP yönetiminin, kendisinin ne söyleyeceğinden çok, başkalarının kendisi hakkında ne söyleyeceğiyle ilgili olduğu anlaşılıyordu. Belli ki, “Aman bize darbeci demesinler” kompleksi ile “Laiklikten başka bir şey bilmiyorsunuz” gibi gerici-liberal eleştiri, çok etkili olmuştu. Oysa, bu her iki eleştiri de CHP’yi kuşatmaya ve etkisiz hale getirmeye yol açıyordu. Bu görülemedi.

Toplumun geniş kesimleri tedirgin. Erdoğan’ın çağrısıyla sokakları dolduran gruplar tekbir getirerek, IŞİD sloganları atarak, İhvan (Müslüman Kardeşler) işaretleri yaparak sokakları terörize ediyor. CHP üst yönetiminin bu durumu görmesi gerekiyor.

AKP KRİZDEN GÜÇLENEREK ÇIKMAYI HESAPLIYOR

CHP yönetimi, AKP ve Erdoğan’ın ısrarlı çağrılarına, AKP’li belediyelerin her türlü hizmeti vermesine (bedava sucuk-ekmek, köfte, meşrubat dağıtılmasına) karşın sokakların dolmadığını, gösteri yapan grupların çok cılız olduğunu gerçeğini görmeli ve bunun üzerinde düşünmelidir. Çünkü,toplumun büyük kısmı bu durumdan rahatsızlık duyuyor ve bu nedenle gericilerin önderlik ettiği darbe protestolarına katılmıyor. CHP mitinginin çok büyük olmasında da insanların, bu alanda kendilerini ifade etme ihtiyacının büyük rol oynadığını görmek gerekiyor. Çeşitli nedenle çekindikleri için gelmeyenlerin de hayli geniş bir kesim olduğu dikkate alınırsa, alanı dolduranların etkisi daha iyi anlaşılır.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 19 Temmuz 2016 günü yaptığı yazılı açıklamada, yukarıda ifade ettiğimiz bütün saptamalar aşağı yukarı vardı. Miting konuşmasından bu bölümlerin neden çıkarıldığı anlaşılamadı.

KILIÇDAROĞLU'NUN KONUŞMASI

Kılıçdaroğlu’nun miting konuşması kendi çizgisi içinde -yukarıda belirtilen eksiklikler bir yana- iyi sayılabilirdi. Ancak, yukarıda sayılan nedenlerle kalabalıklar tam tatmin olmadan alandan ayrıldı. Konuşmada, Gezi direnişi ve 1 Mayıs vurgularının yapılması, Taksim Manifestosu, işkenceye ve teslim olan askerlere yönelik linç olaylarına dikkat çekilmesi yerindeydi. Ayrıca Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarından yargılananların itibarlarının iade edilmesinin istenmesi gibi temalar da önemliydi. Konuşmanın bir Nazım Hikmet şiiriyle bitirilmesi de yakıştı. Çalınan marşlar, söylenen şarkılar, okunan şiirler alana belli bir sol atmosfer kazandırdı, bu doğru. Ancak, kürsüde yapılacak diğer konuşmalarla, asılan pankartlarla yukarıda sözünü ettiğimiz eksikliklerin tamamlanması gerekiyordu. Olmadı.

Siyasette de yaşamda da farkını ortaya koyamayanlar gereksizleşir. Siyasal farkın ortaya konulamadığı, netleştirilemediği bir çizgi, rakibinize ya da karşıtınıza hizmet eder. AKP’nin dikta girişimi görülmeden, bugün bütün dikkatler bu yöne çevrilmeden yapılacak her eylem, iktidarın kendisini konsolide etmesine, Türkiye’yi yönetemez hale geldiği bir tarihsel kesitte, krizden daha da güçlenerek çıkmasına yol açar. Buna izin verilmemeli. Eleştirinin geri çekildiği ve daha güncel olan tehlikenin görülmediği bir siyasal yaklaşım ve eylem çizgisi, AKP’nin iktidarını yeniden sağlamlaştırmasına ve bir sonraki seçimleri de almasını sağlar. Türkiye’yi 2023’e kadar AKP’ye teslim etmenin vebali büyüktür. İşte bu nedenle AKP’liler mitinge katılmak istedi.

DENGELER DEĞİŞEBİLİR

Sonuç olarak; yukarıda sayılan bütün eksikliklerine ve eleştirilerimize karşın, bu mitingin eğer sonrası da getirilirse, darbe girişiminden sonra oluşan tabloyu ve siyasal dengeleri değiştirebileceği açıktır. Bu anlamda başarılıdır. Darbe girişimini bir fırsata çevirmeye çalışan AKP ve Tayyip Erdoğan yönetiminin elinden, sokağın inisiyatifini almak bakımından önemli bir kilometre taşı oluşturabilir. Bu olanak değerlendirilmeli, siyasetin çubuğu bu yana bükülmelidir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)