• BIST 106.449
  • Altın 146,739
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1792
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 35 °C
  • İzmir 36 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 29 °C

Tarih tekerrür ederken: Hepiniz Oradaydınız Be!

Tarih tekerrür ederken: Hepiniz Oradaydınız Be!
Çağlar Ezikoğlu, AKP'de başlayan iç hareketlenmeyi ve Erdoğan'ın 'tek adam' projesinin Saddam Hüseyin ile olan benzerliğini yazdı.

Başlık muhakkak bir şeyler hatırlatıyordur. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı iken Kasım 2013’deki grup toplantısında Ahmet Kaya’ya yapılan linç girişimine ilişkin sözleriydi ve bu girişime destek verip şimdi karşısında duranları kıyasıya eleştiriyordu Erdoğan. Benzer bir durumu bu sefer Erdoğan’ın çevresinde görmekteyiz. Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Suat Kılıç, Sadullah Ergin gibi AKP’nin ağır topları Cumhurbaşkanı’nın tutumunu ve AKP’nin düştüğü hali kıyasıya eleştirmeye başladı son günlerde. Tabi bu eleştirilere müteakip özellikle Saray çevresindeki Ak-Troller tarafından ‘hain’ olarak adlandırmaları uzun sürmedi.

Ama daha da ilginci toplumsal muhalefeti tekeli altına almak isteyen liberal cenah ve Fethullah Gülen Cemaati bu açıklamalara büyük bir ilgi ve şevkle sarıldı. 2010’daki Anayasa değişikliklerinde veya Gezi sürecinde AKP’nin yanında olan bu cenahlar için şaşırtıcı bir hareket değil elbet. Peki ne oldu da, 1 Kasım sonrası %50’lik bir zaferle seçimlerden çıkan AKP’de kazanlar kaynamaya başladı? Daha da önemli bir soru, acaba Erdoğan’ın gücünü kırarak AKP’yi yeniden restore etmeye çalışanlar harekete mi geçti?

Kaçınılmaz Sona Doğru

Erdoğan’ın hikayesi AKP özelinde kaçınılmaz bir sona doğru gidiyor, ‘tek adam’ rejimi serüvenlerinin bilindik sonları gibi. 2010 yılında desteğini aldığı ‘Yetmez Ama Evet’çi güruhu uygun bir yerde tramvayından indiren Erdoğan, daha sonra beraber yürüdükleri Fethullah Gülen Cemaati’ni pasifize etme gayretine girişmiş ve son olarak daha önce beraberliklerini İmralı ve Dolmabahçe’deki görüşmelerle süslediği Kürt siyasi hareketini tamamen bitirmeye yönelmişti. Bütün bu hedeflere az ya da çok bir ilerleme kaydettiğini söylemek yanlış olmaz. Şimdi ise çemberin son halkasına geldik sayılır. Bu halka nedir derseniz, aslında en güzel örneklerinden birisi olan Saddam Hüseyin’in hikayesini verebilirim.  70’li yılların sonunda iktidarı tamamen eline alan Saddam Hüseyin, diktaya giden süreçte en önemli hamlesini 80’li yıllarda Irak Baas Partisi’nde kendisine muhalefet edebileceğini düşündüğü yol arkadaşlarını teker teker idam ettirerek yapmış ve ismini kendi memleketinden alan ‘Tikriti’ kliği ile iktidarı tek elde tutmayı sağlamıştı. Devlet Başkanlığı’nı ele geçirmesinde en büyük desteği veren yol arkadaşlarının yerini, kendi ailesinden gelen ve tamamen güven esasına dayanarak seçtiği insanlar alacaktı. Bu bağlamda bütün diktaların veya ‘tek adam’ rejimlerinin izleyeceği yol az çok benzer olmuştur ki Saddam’ın hikayesi son günlerde daha da bir anlamlı hale geliyor.

Özellikle 17-25 Aralık soruşturmalarından sonra etrafında güveneceği kimse kalmayan Erdoğan’ın çevresinde muhalefetlerinden korktuğu AKP’li önemli isimleri yavaş yavaş pasifize ederek, yerlerine damat kontenjanından isimleri veya yakın-ailevi ilişkilerde bulunduğu isimleri getirdiğini gözlemleyebiliriz. Bu kaçınılmaz sonun son halkaları ise Arınç-Çelik ve benzeri ağır topların oluşturduğu gruptu. Peki bu gruptan yeni bir çözüm veya bir umut çıkar mı? Liberaller veya cemaat mensupları bu isimler üzerinden bize umut mu satmaya çalışıyor yoksa hesapları mı farklı?

Geçmişini Unutanlar Kulübü

Bülent Arınç o meşhur eleştirel açıklamasında, Erbakan Hoca’ya büyük bir sevgi ve saygı beslediğini ve Milli Görüş çizgisinin ne kadar önemli bir değer olduğunu ifade etmiş. Daha önceki yazılarımda da tavsiye ettiğim bir kitap vardı, İslamcı Yavuz Selim’in 2001 yılında çıkardığı ‘Yol Ayrımı’ çok sayıda eski Milli Görüşçü ile yapılan röportajları aktaran bir kitap. İşte kitabın 47.sayfasında Bülent Bey Erbakan ve Milli Görüş hakkında neler demiş bir bakalım;

"… Bu sistem yanlış bir sistem. İnsani bir sistem değil; İslami bir sistem hiç değil. Benim Genel Başkanlık adaylığı konusundaki cüretkarlığım temelinde işte bunlar yatıyor. Ben 30 sene bunu gördüm. Bu dava, bu İslam, bu bilmem ne! Hiçbir şey değil. Saçma sapan bir şey. Bu dört beş tane yolun önünü kapatmış kaya parçası gibi duran insanların eseri. … Bunlar bizi körelttiler. Bize hep engeller çıkarttılar. Hoca, parayı çok seviyor bir de rahatı yerinde olan insanları çok seviyor. Mağdur garip ve mazlumları çok fazla düşünmüyor." (Yavuz Selim, 'Yol Ayrımı' Hiler Yayınları, 2001, s.47)

Aynı kitapta, başta Abdullah Gül olmak üzere, çok sayıda önemli ismin Refah dönemine ve Erbakan’a yönelik ciddi eleştirilerini okuyabilirsiniz. Daha önce yazmış olduğum gibi tarih tekerrür ediyor. Benzer eleştiriler bugün Erdoğan nezdinde yankılanıyor. Elbette buradan ‘acaba yeni bir parti’ mi doğacak beklentisine girmek mantıklı değil. Zira Abdullah Gül veya Arınç ekibi aynı Fazilet Partisi döneminde olduğu gibi parti içinde mücadeleyi ilk yol olarak benimsemeye yönelecek ve parti içinde ayrıştırıcı bir unsur olarak gözükmeyecektir. Aslında Milli Görüş döneminde ‘Yenilikçi’ kanadın Erbakan’ın artan otoritesini ve ‘tek adam’lığını pasifize etme çabasının bir benzerini yaşıyoruz.

Ama burada önemli olan bahse konu isimlerin Türkiye siyaseti içerisinde ‘bir umut’ vaat edip etmediği. Elbette Cemaat’çiler veya YAE’ci liberaller eski muktedir konumlarını özlüyor ve AKP içindeki bu çatlaktan ötürü önlerine fırsat geldiğini düşünüyor olabilirler. Lakin unutulmaması gereken şudur ki, AKP dönemindeki otoriterleşme ve ülkenin gidişatı tek bir günde inşa edilmiş değildi. Bu siyasetçiler nasıl ki geçmişte Erbakan’ı bir kalemde çizip ‘Yenilikçi’ maskesi taktıkları gibi aynı şekilde Erdoğan’ı pasifize ederek ‘demokrat’ maskesi takabilirler ama unuttukları bir gerçek var. Şu anda her fırsatta şikayet edip eleştirdikleri duruma, Türkiye adım adım giderken; ‘hepiniz oradaydınız be’!..

Çağlar Ezikoğlu

Aberystwyth Üniversitesi

Uluslararası Siyaset Departmanı

Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)